Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Dördüncü Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Dördüncü Madde Dördüncü Madde Bedenin dört karışımının (ahlât-ı erba‘a) nasıl oluştuğunu bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Bedenin ilk …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Dördüncü Madde

Dördüncü Madde

Bedenin dört karışımının (ahlât-ı erba‘a) nasıl oluştuğunu bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Bedenin ilk

sıvıları olan dört karışım, gıdaların ilk önce onlara dönüştüğü ve vücudun

bölümlerinin gıdasını kendilerinden aldığı, akıcı ve nemli cisimlerdir.

Değerli sıvı karışım dört cinstir ki bunların en iyisi kandır. Ondan sonra

balgam cinsidir. Balgamdan sonra safra cinsidir. Ondan sonra sevdâ

cinsidir. Bu karışımların her birinin normal (tabiî) ve normal olmayan (gayrı

tabiî) kısımları vardır. Normal kan, sıcak ve nemlidir. Rengi kırmızıdır,

tatlıdır. Faydası; et, yağ ve âzâlara besin olmaktır. Normal olmayan kan,

soğuktur ve rengi bulanıktır. Tadı acı olup faydası yoktur.

Normal balgam orta soğukluktadır. Rengi yumurta beyazı gibidir ve

tatlıdır. Faydası; kan olmak ya da kanın yerine geçerek âzâlara gıda

olmaktır. Normal olmayan balgamın mizacı kuru, rengi bozuk ve tadı acıdır.

Böylesi ya tuzlu ya da sirke gibi ekşi olur. Normal safra sıcak, kırmızı renge

meyilli ve yapışkandır. Faydası; kana karışıp yardımcı olarak, bedenin

parçalarını oluşturmaktır. Normal olmayanı, bakır pası renginde yeşilimsi

(cenkâri) olup (bünyede) ateş yapan bir zehirdir. Tabiî sevdâ (kara safra)

tabiî kanın dibinde kalan tortusudur ve tadı tatlıya meyillidir. [110/b]

Meydana gelme mahalli dalaktır. Faydası açlığı ve şehveti uyarmaktır. Tabiî

olmayanına acı sevdâ derler.

Dört karışımın meydana gelişi şöyledir: İlk önce yenen şeyin ağızda

çiğnenmesiyle hazm olunması vardır. Bu işlemde bütün ağız bütün mide ile

bir ve beraberdir. Demek ki çiğnemede hazım kuvveti vardır. Çünkü

çiğnenmiş bir şeyin önceki tadı ve kokusu kaybolur. Çiğnenmiş ve ağız

içinde yayılmış gıda mideye vardığında mide ağzı kapanır ve gıda orada

tamamen hazmedilir. Fakat bu hazım sırf midenin hararetiyle olmaz. Sol

taraftan karaciğerin, sağ taraftan dalağın ve onda olan atardamarların ve

diğer damarların, sıcaklığı bulunan kasların, midenin üstünden kalbin, ve

bunların hepsinin sıcaklığıyla olup (ortalama) iki – üç saatte ilk hazım

gerçekleşir. Midede keşkek suyu gibi bir akışkan öz meydana gelir. Daha

sonra onun kalın kısmı mideden bağırsaklara çıkmaya yol bulur. İncesi ise

mideye bitişik olan damarlar yolundan, karaciğere bitişik olan ince kılcal

damarlar ile süzülüp karaciğere çekilir.

Karaciğer kilidiyle o ince cevherin kilidine ulaşıp sünger gibi dolmuş

olur. Orada hem -yukarıda söylenen- vakit kadar zamanda pişirilir hem de

ikinci hazım meydana gelir. O pişirilmiş şey kırmızı renkli olup onun

yüzünde kaymak gibi bir nesne ve dibinde bir tortu meydana gelir. Eğer

fazla pişerse yanmış bir şey meydana gelir. Az pişerse hint karpuzu gibi bir

şey ortaya çıkar. Orada pişen sıvının yüzeyinde meydana gelen kaymak

safradır, tortu ise sevdâdır. Bu ikisi tabiîdir. Fakat fazla pişmişinin incesi

istenilmeyen safra (safrâ-yı reddiye) ve az pişmişin incesi istenilmeyen

sevdâdır (sevdâ-yı reddiye). Bu ikisi anormaldir. Hint karpuzuna benzeyen

şey normal balgamdır.

Bunların hepsinin en saf ve süzülmüş hali kandır. Fakat onun suyu

fazladır ki karaciğerden ayrılmazdan önce suyu böbreklere indiren damarlar

ile karışıp böbrekler kendilerine besin olacak yağları ve kanları alır ve geri

kalanı mesaneye süzülerek idrar yoluna gider. Kıvamına erişmiş halis kan,

karaciğer üstünden doğan büyük damar tarafından çekilerek ondan doğan

damarlara yol bulup bundan sonra cevâdil denilen daha küçük damarlara,

onlardan sonra daha küçük damarlar olan sevâkî-i cevâdile, ondan sonra

ravâdi-i sevâkî denilen kılcal damarlara, onlardan sonra lif gibi damarlara

yol alarak, onlardan Allah’ın takdiri ile âzâlara sızıp gıda olur.

“Hikmetle her şeyi yaratan Allah’ı, her türlü noksanlıktan tenzih ederiz.

O’nun şânı yücedir.”