BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Dördüncü Madde
Dördüncü Madde
Bedenin dört karışımının (ahlât-ı erba‘a) nasıl oluştuğunu bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Bedenin ilk
sıvıları olan dört karışım, gıdaların ilk önce onlara dönüştüğü ve vücudun
bölümlerinin gıdasını kendilerinden aldığı, akıcı ve nemli cisimlerdir.
Değerli sıvı karışım dört cinstir ki bunların en iyisi kandır. Ondan sonra
balgam cinsidir. Balgamdan sonra safra cinsidir. Ondan sonra sevdâ
cinsidir. Bu karışımların her birinin normal (tabiî) ve normal olmayan (gayrı
tabiî) kısımları vardır. Normal kan, sıcak ve nemlidir. Rengi kırmızıdır,
tatlıdır. Faydası; et, yağ ve âzâlara besin olmaktır. Normal olmayan kan,
soğuktur ve rengi bulanıktır. Tadı acı olup faydası yoktur.
Normal balgam orta soğukluktadır. Rengi yumurta beyazı gibidir ve
tatlıdır. Faydası; kan olmak ya da kanın yerine geçerek âzâlara gıda
olmaktır. Normal olmayan balgamın mizacı kuru, rengi bozuk ve tadı acıdır.
Böylesi ya tuzlu ya da sirke gibi ekşi olur. Normal safra sıcak, kırmızı renge
meyilli ve yapışkandır. Faydası; kana karışıp yardımcı olarak, bedenin
parçalarını oluşturmaktır. Normal olmayanı, bakır pası renginde yeşilimsi
(cenkâri) olup (bünyede) ateş yapan bir zehirdir. Tabiî sevdâ (kara safra)
tabiî kanın dibinde kalan tortusudur ve tadı tatlıya meyillidir. [110/b]
Meydana gelme mahalli dalaktır. Faydası açlığı ve şehveti uyarmaktır. Tabiî
olmayanına acı sevdâ derler.
Dört karışımın meydana gelişi şöyledir: İlk önce yenen şeyin ağızda
çiğnenmesiyle hazm olunması vardır. Bu işlemde bütün ağız bütün mide ile
bir ve beraberdir. Demek ki çiğnemede hazım kuvveti vardır. Çünkü
çiğnenmiş bir şeyin önceki tadı ve kokusu kaybolur. Çiğnenmiş ve ağız
içinde yayılmış gıda mideye vardığında mide ağzı kapanır ve gıda orada
tamamen hazmedilir. Fakat bu hazım sırf midenin hararetiyle olmaz. Sol
taraftan karaciğerin, sağ taraftan dalağın ve onda olan atardamarların ve
diğer damarların, sıcaklığı bulunan kasların, midenin üstünden kalbin, ve
bunların hepsinin sıcaklığıyla olup (ortalama) iki – üç saatte ilk hazım
gerçekleşir. Midede keşkek suyu gibi bir akışkan öz meydana gelir. Daha
sonra onun kalın kısmı mideden bağırsaklara çıkmaya yol bulur. İncesi ise
mideye bitişik olan damarlar yolundan, karaciğere bitişik olan ince kılcal
damarlar ile süzülüp karaciğere çekilir.
Karaciğer kilidiyle o ince cevherin kilidine ulaşıp sünger gibi dolmuş
olur. Orada hem -yukarıda söylenen- vakit kadar zamanda pişirilir hem de
ikinci hazım meydana gelir. O pişirilmiş şey kırmızı renkli olup onun
yüzünde kaymak gibi bir nesne ve dibinde bir tortu meydana gelir. Eğer
fazla pişerse yanmış bir şey meydana gelir. Az pişerse hint karpuzu gibi bir
şey ortaya çıkar. Orada pişen sıvının yüzeyinde meydana gelen kaymak
safradır, tortu ise sevdâdır. Bu ikisi tabiîdir. Fakat fazla pişmişinin incesi
istenilmeyen safra (safrâ-yı reddiye) ve az pişmişin incesi istenilmeyen
sevdâdır (sevdâ-yı reddiye). Bu ikisi anormaldir. Hint karpuzuna benzeyen
şey normal balgamdır.
Bunların hepsinin en saf ve süzülmüş hali kandır. Fakat onun suyu
fazladır ki karaciğerden ayrılmazdan önce suyu böbreklere indiren damarlar
ile karışıp böbrekler kendilerine besin olacak yağları ve kanları alır ve geri
kalanı mesaneye süzülerek idrar yoluna gider. Kıvamına erişmiş halis kan,
karaciğer üstünden doğan büyük damar tarafından çekilerek ondan doğan
damarlara yol bulup bundan sonra cevâdil denilen daha küçük damarlara,
onlardan sonra daha küçük damarlar olan sevâkî-i cevâdile, ondan sonra
ravâdi-i sevâkî denilen kılcal damarlara, onlardan sonra lif gibi damarlara
yol alarak, onlardan Allah’ın takdiri ile âzâlara sızıp gıda olur.
“Hikmetle her şeyi yaratan Allah’ı, her türlü noksanlıktan tenzih ederiz.
O’nun şânı yücedir.”

