Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Bizi kuşatan hava kütlesinin bedenlerimize ve ruhlarımıza olan tesirlerini ve faydalarını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Bizi kuşatan hava kütlesinin bedenlerimize ve ruhlarımıza olan tesirlerini

ve faydalarını bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Cenâb-ı Hakk’ın

emriyle bizi çepeçevre kuşatmış bulunan havanın başta bedenlerimize

olmak üzere pek çok etkisi olduğu gayet açıktır. Bu hava, bedenlerimizin ve

ruhlarımızın birer unsuru olması sebebiyle ruhlarımıza ulaşıp etkin bir

denge unsuru gibi sıhhatimize ve âfiyette bulunmamıza tesir etmiştir. Bu

itibarla havanın tesiriyle ruhlarımızda meydana gelen denge unsuru iki

işleme bağlıdır ki, bunlardan biri rahatlandırma (tervîh), diğeri

temizlemedir (tenkiye).

Rûhu râhatlandırması şöyle olur: Ruhun mizacı gereği olan harareti

(içerde) tutulması arttıkça ruh sıkışır. Sıkışma şiddetlendikçe, ona

akciğerden canlandırma için hava ve bitişiğinde bulunan nabız

mesâmelerinden nefes verilir. Çünkü bizi kuşatan hava kütlesi, ruhumuzun

azîz mizacına göre gayet soğuktur.

Havanın sadme si ruha ulaşıp ikisi birbirine karıştığında, yaşamamızı

sağlayan nefes kabul edilmiş olur. Ruhu yeteneğinden ruhu alıkoyarak kötü

mizaca sebep olan ateşe dönüşmesi engellenmiş olur. Buharında bulunan

rutûbetli cevheri mahvolmaktan kurtulur.

Temizlenmeye gelince, bu, bedenin en değerli karışımı gibi olan ruhun

(ayırt edici yeteneğiyle, içimize çektiğimiz) havanın duman buharını ayırıp

(nefes geri çıkarken tekrar) onu teslim eylemesidir. Bu durumda, burna

çekilen havanın belli bir dengeyi sağlaması, nefes alma sırasında havanın

ruh üzerine gelmesiyle olur. Temizlenme nefes verme sırasında havanın

candan çıkmasıyla olur. Çünkü dengeyi temin için alınan havanın ilk kez

gelişi anında soğuk olması lâzımdır. Bu hava içeride uzun süre kalıp ruhun

mizacıyla karışarak ısınırsa, ilk girdiği andaki faydalı hali gider ve (bu tür

bekleyip kokuşmuş) havadan ruh arınmak ister. Yeni havaya ihtiyaç duyar

ki temiz hava akciğere gelip öncekinin yerini alsın. Bu durumda mecburen

önceki havayı çıkarmak lâzım gelir. Ta ki ondan sonra gelecek havaya yer

açılsın. Dışarı çıkan hava ile birlikte ruh, fazla cevherleri dışarı itmiş olsun.

Hava mutedil ve saf olup ruhun mizacına ters olan acayip cevherler ona

karışmadığı müddetçe bu vasıfları hâiz olan havanın vazifesi, yukarıda

anlatıldığı üzere bedenleri ve ruhu rahatlandırıp arındırmakla sıhhat ve

âfiyete sebep olmaktır. Bedenleri ve ruhu (kokuşup bozulmaktan) muhafaza

etmektir. Eğer hava bozulur ve kokuşursa, bu takdirde onun işi de bedenlere

ve ruhlara zarar vermek olur. Gerçekte zarar ve fayda veren Yaratıcı ve

doğru yolu gösterici olan Allah teâlâ olduğu halde O, bedenlerdeki ve

ruhlardaki oluş ve bozuluşları hava gibi (bir takım) sebeplere bağlamıştır.