BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Beşinci Madde
Beşinci Madde
Bizi kuşatan hava tabakasında meydana gelen tabiî olmayan semâvî
değişimleri bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Bizi kuşatan hava
tabakasında meydana gelen gayri tabiî değişimlerin bazısı semâvî sebeplere
ve bazısı da yeryüzünden kaynaklanan (tabiî) sebeplere bağlıdır.
Semâvî sebeplere bağlı olan hava değişimleri yıldızların tesiriyle
meydana gelen değişimler gibidir. Çünkü bazen ışıklı yıldızlar belli bir
yerde toplanıp güneşle ile bir araya gelmeleri vakti gelince, zenit noktası
veya yakın bulundukları beldelerdeki havayı aşırı derecede ısıtırlar. Bazen
de zenit noktasından gayet uzakta olup havanın ısınması noksan olur ve bu
şekilde havanın ısınmasında müsâmetenin tesirinden, müsâmetenin
devamının ve yakınlaşmanın devamının tesirleri [66/b] daha çoktur.
Yeryüzünden kaynaklanan sebeplerle gelince; bunlardan bazısı bölgelerin
enlemi ile ve bazısı da o bölgenin bulunduğu mekânın yüksekliği ya da
alçaklığı (rakım) ile alâkalıdır. Bazısı dağlarla alâkalıdır, bazısı denizlerle.
Bir kısmı rüzgara bağlıdır, bir kısmı da toprak yapısını ilgilendiren
sebeplerle meydana gelir.
Bölgelerin enlemlerine bağlı olarak meydana gelen hava değişimleri gayet
açıktır. Çünkü herhangi bir bölge ki kuzey tarafındaki yörüngesinin çıkış
düğümü Yengeç dönencesine (medâr-ı seretân) güney tarafındaki
yörüngesinin çıkış düğümü Oğlak dönencesine (medâr-ı cedy) yakın ise, o
bölgelerin yaz mevsimi, ekvator tarafındaki bölgelerin yaz mevsimi ile
güneye ve kuzeye meyilli olan bölgelerin yazından daha sıcaktır. Ekvatorun
dairesi altında bulunan ülkelerin havasının mizacı itidale yakındır. Çünkü
buralarda havanın ısınmasının semâvî sebebi büyük ışık kaynağı güneşin
zenite gelmesidir. Halbuki bu şuaların çıkış düğümünden dik açılarla
gelmesi, iklimin sıcaklığına tek başına çok tesir etmez. Belki şuaların dik
açılarla çıkış düğümünden gelmesinin devamlılığı daha çok tesir eder. İşte
bu sebeple, gün ortasında görülen güneşin sıcaklığının şiddeti, ikindi
vaktinden önce iyice artar ve bunun içindir ki güneşin çıkış düğümü Yengeç
burcundan meyledip bunun biraz altında olan yerlerde etkisini gösterse,
sıcaklığı
yine
şiddetli
olur.
O
meylin
ortakmermezli
küresinde
bulunduğundan henüz Yengeç burcunun çıkış düğümü noktasına
ulaşmamıştır.
Mesela güneş, ikizler burcunun çıkış düğümü noktası civarında iken
havaya olan tesirinden, Aslan burcunun çıkış düğümü noktasına geldiğinde
daha çok tesir eder. Çünkü Aslan burcunun çıkış düğümü noktasında iken
güneş ışınlarının dik açılarla yere gelmesi, devamlılık arz eder. Halbuki
ekvatora çakışmış bulunan diğer bölgelerde güneş birkaç gün (şuaları dik
açılarla yere gelecek şekilde) çıkış düğümü noktasında bulunur ve hızla o
noktadan uzaklaşır. Çünkü ekinoks noktasının (nokta-i itidal) yakınında
olan cüz’î eğimdeki artış, gündönümü noktasında (nokta-i inkılâb) bulunan
cüz’î eğimin artışından çok büyüktür. Ve gündönümü noktasında olan
artışın hareketi üç dört günle sınırlı olmaz. Şüphesiz ki güneş orada bir
müddet yakın bir mekânda kalır. Havanın ısınmasına etki eder. Bütün
bunlardan şu husus bilinir: o ülkeler ki en büyük eğim (meyl-i küllî) [520]
enlemlerine yakındır. İşte oralar, yeryüzünün en sıcak bölgeleridir.
Bunlardan sonra gelen en sıcak bölgeler ise, buraların kutuplarından tarafta
bulunan yanlarında ve ekvatordan yana bulunan taraflarında on beşer
dereceye kadar olan enlemde bulunan bölgelerdir.
Yukarıda sözü edilen iki dönüm noktası (inkılâb-ı sayfî ve inkılâb-ı şitâvî)
arasında bulunan bölgeler de bunlar gibidir.

