BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde
Dördüncü Madde
Bizi kuşatan havada meydana gelen tabiî değişimleri bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Bizi kuşatan havada
şüphesiz, tabiî ve tabiî olmayan değişiklikler olur ve bazen tabiî akımların
tam tersi olan değişimler de olur.
Tabiî değişimlere gelince; bunlar esasen mevsimlere bağlı olarak
meydana gelen değişmelerdir. Çünkü [66/a] mevsimlerin her birinde (hava)
değişime uğrar ve farklı bir mizaca bürünür. Mesela bahar mevsiminde
onun mizacı mutedil, Yazın sıcak, Sonbahar’da mutedile yakın, Kışın ise
gayet soğuk olur.
Gerçi tıp bilginlerine göre, bu dört mevsimin her birinde mevsimlerin
mizacı ve günleri bölgelere ve iklimlere göre değişiklik arz eder. [Kış her
bölgede aynı sertlikte olmadığı gibi, iki bahardaki geçişler de her iklimde
aynı şekilde itidal üzere değildir.] Lâkin müneccimler, [bölgesel çaplı] bu
kãbil farklılıklara itibar etmezler.
Çünkü onlara göre dört mevsimin meydana gelmesi şu şekilde olur: –
büyük nurlu- güneşin, batıya yönelik hareketiyle burçlar feleğinin dörtte
birine (nokta-i itidal-i rabî‘) ulaşma zamanı İlkbahar’dır. Bu da onun, Koç,
Boğa ve İkizler burçlarında bulunduğu zamana tekãbül eder. Yengeç, Aslan
ve Başak burçlarında iken de yaz mevsimidir. Terazi, Akrep ve Yay
burçlarında iken Sonbahar’dır. Oğlak, Kova ve Balık burçlarında iken de
Kış mevsimidir.
Dört mevsimin birbirinden farklı oluşuna gelince; bu tamamen -büyük
nurlu- güneşin zenit noktasına yakın ve çıkış düğümüne uzaklığına bağlıdır.
Şu halde Yaz mevsiminin sıcak olması, güneşin çıkış düğümüne yakın olup
şualarının kuvvetli olmasındandır. Çünkü yaz mevsiminde bu şuaların
yansımaları bölgelere göre dar veya dik açılar şeklinde olmayıp hepsi geniş
açılarla yere düşerler. Veyahut da düştükleri noktalar üzerinde aynı açılarla
geri dönerler. Bu durumda şualar gayet yoğun olup hararetleri iki kat
olduğu için, bizi kuşatan havayı da gayet sıcak ederler.
Bunun da asıl sebebi şudur ki; Güneş şualarının düştüğü yerlerin bazısı,
silindir ve koni şeklinde (şuanın geri dönüşünü engelleyici bir yapıda) olur.
Gûya güneşin şuaları onun merkezinden çıkıp karşısında bulunan nesnenin
içine nüfuz etmiş olur. Şuaların çıktığı yerlerin bazısı basit ile kuşatılmış
veyahut kuşatılmışa yakın mesâbesindedir. Halbuki şuaların kuvvetinin
etkisi, “partes” indedir (semt). [519] Çünkü ona tesir, her yönde yönelmeye
uygundur. Etrafa yakın olan yerlere tesiri zayıf olur. Çünkü biz, (Güneş
ışınlarının
dünyaya
düşmesi
açılarına
göre)
kuzey
yarımkürede
bulunuyoruz. Bu sebeple, yaz mevsiminde güneş şualarının ya sehminde
veya sehmine yakın olduğu bir coğrafyada bulunuyoruz.
Kış mevsiminde ise, (Güneş şualarının) düştüğü yerlerin ya çevresinde ya
da çevresine yakın yerde bulunuyoruz. Onun içindir ki yaz mevsiminde
güneşin kursu kendi yörüngesinde çıkış düğümü noktasına yükselip yerden
uzak olsa dahi bölgemize ışığı kuvvetli gelir, harareti etkili olur. Kış
mevsiminde ise güneşin kütlesi kendi yörüngesinde yerberiye çekilip yere
yakın olduğu halde bizim bölgemize ışığı zayıf gelir. Havanın mizacı da
gayet soğuk olur. Yaz mevsiminde güneşin kursu (solar disk), bizim çıkış
düğümü noktamıza gayet yakın olur. Kış mevsiminde ise, çıkış düğümü
noktamıza oldukça uzak bulunur. Ancak İlkbahar’da ve Sonbahar’da güneş
şualarının düştüğü açılar, yukarıda sözü edilen çevreler arasındaki
mesafenin ortasında oldukları için sıcaklık ve soğukluk gayet ılımlı olur.
Nitekim bu durum aşağıda açıklanmıştır.

