İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · İkinci Madde
İkinci Madde
Boyun kemiklerini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Boyun
kemikleri soluk borusuna hizmet için yaratılmış olup soluk borusu pek çok
faydalar sağlamak için yaratılmıştır. Boyun omurlarının ve omurga
omurlarının üst kısmının altında olan omur üzerine yüklenildiği için her
omur kendi yüklenicisinden daha küçük ve daha hafif yaratılmıştır. Ta ki
organların hareketleri yaratılış hikmetine uygun gerçekleşmiş olsun.
Sakrum kemiği omurga kemiklerinin en aşağısında ve sonundadır. O,
hepsinden daha büyük ve daha sağlam olarak yaratılmıştır. Ana rahminde
(diğer) kemiklerin oluşmasından önce o meydana gelmiştir. Kabirde de
bütün kemiklerin hepsinden sonra çürüyüp toprak olur diye bilinir. Boyun
kemiği içindeki omuriliğin yukarısı, yer altındaki kanallar gibi çok fazla ve
katı olduğu için boyun omurlarının delikleri (çukurları) geniş yaratılmıştır.
Çünkü sinirlerin taksim olduğu yerde yukarı tarafa ait olan, aşağı tarafa
ait olandan daha fazladır. Boyun omurlarının küçük ve deliklerinin geniş
olması ince cisimlerini gerektirdiğinden hepsinden sağlam ve güçlü
yaratılmıştır. Omurgaların başı, göğüs kaburga kemiklerinin ucu küçük
olarak ve iki yanları büyük ve ikişer başlı olarak yaratılmıştır. Bu omurların
harekete olan ihtiyacı sabit durmaya ihtiyacından daha fazla olduğundan,
boyun omurları alttaki mafsallarından daha yumuşak ve sölpük
yaratılmıştır. Bu mafsalların sağlamlığa fazla ihtiyaçları olmadığı için alt
taraftaki omur gibi, yukarı ve aşağı tarafa dikilmiş olan mafsal çıkıntıları
gibi büyük ve geniş olmayıp küçük yaratılmışlardır.
Boyun omurlarının sayısının yedi olması, uzunluğunun dengeli olması
içindir. Bu omurların birincisi hariç her birinin bahsedilen minval üzere on
birer çıkıntısı vardır ki bunlar birer sinsine ve ikişer dal ve ikişer cenâh ve
yukarı tarafa dikilmiş olan dörder çıkıntı mafsal ve aşağı tarafa dikilmiş
dörder çıkıntı mafsallardır. Sinirlerin çıkış yerinin dairesel çukuru her iki
omur arasında yarımşar şekilde bölünmüştür. Birinci omur ile ikinci
omurun diğer omurlarda bulunmayan bazı özellikleri vardır.
Çünkü başın sağa ve sola olan hareketi, kendisi ve birinci omur arasında
bulunan mafsal ile birlikte gerçekleşir. Başın öne ve arkaya olan hareketi
kendisiyle ikinci omur arasında bulunan mafsal ile meydana gelir. Birinci
mafsal, ilk omurun dikmesi üzerinde sabit olmuştur. Bu omurun üst
tarafında iki çukuru vardır ki onlara kafa kemiğinin iki çıkıntılı tarafları
girmiştir. [116/b]
Bu iki çıkıntının birisi çukurundan dışarı çıkıp, öbürü çukuruna tamamen
batsa, baş ondan tarafa meyledip o tarafa eğilir. İkinci mafsal, ikinci
omurdadır. Bu omurun ön tarafında uzun bir çıkıntı yaratılmıştır ki ilk
omurun omuriliğinin önünde olan deliğinden nüfuz edip kafa kemiğinde
bulunan omuruna ulaşır. Bahsi geçen çıkıntı anlatılan omurun deliğinden
geçip sözü edilen omura girse, baş ön tarafa meylederek eğri olur.
Sözü edilen çıkıntı, deliğinden dışarı çıkarsa, baş düz durur. Eğer çıkıntı
deliğinden de çıkarsa, baş arka tarafına meyilli olur. İkinci omurun
arkasında da kısa bir çıkıntı vardır. Ancak birinci omurgada olan delik
içinde hareket edip onu geçmez. Birinci omurun özelliği şudur ki çıkıntısı
olmaz. Olmamasının faydası şudur ki ağır olmadığı için etrafına
yerleştirilmiş olan sinirlere ve kasların pek çoğuna zarar vermez.
Bahsedilen çukur kafa kemiğinde gömülü gibi olduğundan kanatlara da
ihtiyacı yoktur.
Çünkü sinirlerin bitiş yerine yakın olup yerleri dar olduğundan, kanatların
olmaması Hakk’ın bir hikmetidir. Bu çukurun özellikleri şunlardır ki
sinirler ondan doğar, diğer omurlar gibi iki tarafından ve ortak
çukurlarından doğmazlar. Ancak arka kısmının üst tarafından iki delikten
hepsi lif gibi ince oldukları halde dışarı çıkarlar. Uzadıkça tedrîcen
katılaşarak, yerlerine göre kalınlaşıp sağlamlaşırlar. İkinci omurun kısa
çıkıntısı üst arka kısmında bulunup onda sinirlerin çıkış delikleri mümkün
olamadığından, bunun delikleri çıkıntının yanlarından yapılmıştır.
İkinci omurun çıkıntıları kuvvetli bağlarla birinci omura bağlanmıştır. Baş
mafsalı, birinci omur ile yumuşaklık ve esneklik kazanmıştır. İkinci omur
ile diğer omurların mafsallarından esnek kılınmıştır. Çünkü bu iki mafsal ile
yapılan baş hareketlerine ihtiyaç, daha şiddetli ve daha çoktur. Bunların
hepsi Allah teâlânın sanatı cümlesindendir.
“Hikmetiyle her şeyi en güzel şekilde yaratıp sûret veren Allah’ı tesbih
ederiz. O’nun şânı yüce ve nimetleri herkesi şâmildir. O’ndan başka ilâh
yoktur.”

