Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · İkinci Madde

İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · İkinci Madde İkinci Madde Boyun kemiklerini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Boyun kemikleri soluk borusuna hizmet için yaratılmış olup …

İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · İkinci Madde

İkinci Madde

Boyun kemiklerini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Boyun

kemikleri soluk borusuna hizmet için yaratılmış olup soluk borusu pek çok

faydalar sağlamak için yaratılmıştır. Boyun omurlarının ve omurga

omurlarının üst kısmının altında olan omur üzerine yüklenildiği için her

omur kendi yüklenicisinden daha küçük ve daha hafif yaratılmıştır. Ta ki

organların hareketleri yaratılış hikmetine uygun gerçekleşmiş olsun.

Sakrum kemiği omurga kemiklerinin en aşağısında ve sonundadır. O,

hepsinden daha büyük ve daha sağlam olarak yaratılmıştır. Ana rahminde

(diğer) kemiklerin oluşmasından önce o meydana gelmiştir. Kabirde de

bütün kemiklerin hepsinden sonra çürüyüp toprak olur diye bilinir. Boyun

kemiği içindeki omuriliğin yukarısı, yer altındaki kanallar gibi çok fazla ve

katı olduğu için boyun omurlarının delikleri (çukurları) geniş yaratılmıştır.

Çünkü sinirlerin taksim olduğu yerde yukarı tarafa ait olan, aşağı tarafa

ait olandan daha fazladır. Boyun omurlarının küçük ve deliklerinin geniş

olması ince cisimlerini gerektirdiğinden hepsinden sağlam ve güçlü

yaratılmıştır. Omurgaların başı, göğüs kaburga kemiklerinin ucu küçük

olarak ve iki yanları büyük ve ikişer başlı olarak yaratılmıştır. Bu omurların

harekete olan ihtiyacı sabit durmaya ihtiyacından daha fazla olduğundan,

boyun omurları alttaki mafsallarından daha yumuşak ve sölpük

yaratılmıştır. Bu mafsalların sağlamlığa fazla ihtiyaçları olmadığı için alt

taraftaki omur gibi, yukarı ve aşağı tarafa dikilmiş olan mafsal çıkıntıları

gibi büyük ve geniş olmayıp küçük yaratılmışlardır.

Boyun omurlarının sayısının yedi olması, uzunluğunun dengeli olması

içindir. Bu omurların birincisi hariç her birinin bahsedilen minval üzere on

birer çıkıntısı vardır ki bunlar birer sinsine ve ikişer dal ve ikişer cenâh ve

yukarı tarafa dikilmiş olan dörder çıkıntı mafsal ve aşağı tarafa dikilmiş

dörder çıkıntı mafsallardır. Sinirlerin çıkış yerinin dairesel çukuru her iki

omur arasında yarımşar şekilde bölünmüştür. Birinci omur ile ikinci

omurun diğer omurlarda bulunmayan bazı özellikleri vardır.

Çünkü başın sağa ve sola olan hareketi, kendisi ve birinci omur arasında

bulunan mafsal ile birlikte gerçekleşir. Başın öne ve arkaya olan hareketi

kendisiyle ikinci omur arasında bulunan mafsal ile meydana gelir. Birinci

mafsal, ilk omurun dikmesi üzerinde sabit olmuştur. Bu omurun üst

tarafında iki çukuru vardır ki onlara kafa kemiğinin iki çıkıntılı tarafları

girmiştir. [116/b]

Bu iki çıkıntının birisi çukurundan dışarı çıkıp, öbürü çukuruna tamamen

batsa, baş ondan tarafa meyledip o tarafa eğilir. İkinci mafsal, ikinci

omurdadır. Bu omurun ön tarafında uzun bir çıkıntı yaratılmıştır ki ilk

omurun omuriliğinin önünde olan deliğinden nüfuz edip kafa kemiğinde

bulunan omuruna ulaşır. Bahsi geçen çıkıntı anlatılan omurun deliğinden

geçip sözü edilen omura girse, baş ön tarafa meylederek eğri olur.

Sözü edilen çıkıntı, deliğinden dışarı çıkarsa, baş düz durur. Eğer çıkıntı

deliğinden de çıkarsa, baş arka tarafına meyilli olur. İkinci omurun

arkasında da kısa bir çıkıntı vardır. Ancak birinci omurgada olan delik

içinde hareket edip onu geçmez. Birinci omurun özelliği şudur ki çıkıntısı

olmaz. Olmamasının faydası şudur ki ağır olmadığı için etrafına

yerleştirilmiş olan sinirlere ve kasların pek çoğuna zarar vermez.

Bahsedilen çukur kafa kemiğinde gömülü gibi olduğundan kanatlara da

ihtiyacı yoktur.

Çünkü sinirlerin bitiş yerine yakın olup yerleri dar olduğundan, kanatların

olmaması Hakk’ın bir hikmetidir. Bu çukurun özellikleri şunlardır ki

sinirler ondan doğar, diğer omurlar gibi iki tarafından ve ortak

çukurlarından doğmazlar. Ancak arka kısmının üst tarafından iki delikten

hepsi lif gibi ince oldukları halde dışarı çıkarlar. Uzadıkça tedrîcen

katılaşarak, yerlerine göre kalınlaşıp sağlamlaşırlar. İkinci omurun kısa

çıkıntısı üst arka kısmında bulunup onda sinirlerin çıkış delikleri mümkün

olamadığından, bunun delikleri çıkıntının yanlarından yapılmıştır.

İkinci omurun çıkıntıları kuvvetli bağlarla birinci omura bağlanmıştır. Baş

mafsalı, birinci omur ile yumuşaklık ve esneklik kazanmıştır. İkinci omur

ile diğer omurların mafsallarından esnek kılınmıştır. Çünkü bu iki mafsal ile

yapılan baş hareketlerine ihtiyaç, daha şiddetli ve daha çoktur. Bunların

hepsi Allah teâlânın sanatı cümlesindendir.

“Hikmetiyle her şeyi en güzel şekilde yaratıp sûret veren Allah’ı tesbih

ederiz. O’nun şânı yüce ve nimetleri herkesi şâmildir. O’ndan başka ilâh

yoktur.”