Marifetnâme · Haziran 27, 2026

Cennetlerin isimlerini, özelliklerini, sayılarını ve orada akan nehirleri,

KİTABIN MUKADDİMESİ · Birinci Madde Birinci Madde Cennetlerin isimlerini, özelliklerini, sayılarını ve orada akan nehirleri, meyveli ağaçları, yüksek sarayları ve göz alıcı elbiseleri bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki …

KİTABIN MUKADDİMESİ · Birinci Madde

Birinci Madde

Cennetlerin isimlerini, özelliklerini, sayılarını ve orada akan nehirleri,

meyveli ağaçları, yüksek sarayları ve göz alıcı elbiseleri bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki tefsir ve hadis âlimleri şu konuda görüş birliğine

varmışlardır:

Cenâb-ı Hak kudreti ile arş ve kürsînin altında ve yedi kat göklerin

üstünde, arşın nûrundan ve sudan birbirinden üstün sekiz cennet yaratmıştır.

Bunlardan en üstünü Yüce Mevlâ’nın göründüğü makam olan “Adn

cenneti” dir. Birinci cennetin adı, “dârü’l-celâl” dır (ululuk yurdu), beyaz

inciden yaratılmıştır. İkinci cennetin adı, “dârü’s-selâm” dır (esenlik yurdu),

kırmızı yâkuttan yaratılmıştır. Üçüncü cennetin adı, “cennetü’l-me’vâ” dır

(konaklar diyarı), yeşil zebercedden yaratılmıştır. Dördüncü cennetin adı,

“cennetü’l-huld” dür (sonsuzluk yurdu), sarı mercandandır. [6/b] Beşinci

cennetin adı, “cennetü’n-naîm” dir (bolluk diyarı), beyaz gümüşten

yaratılmıştır. Altıncı cennetin adı, “cennetü’l-firdevs” dir (bahçeler diyarı),

kırmızı altındandır. Yedinci cennetin adı, “cennetü’l-karâr” dır (dinlenme

yurdu), emsalsiz kokulu miskten yaratılmıştır. Sekizinci cennetin adı,

“cennetü’l-adn” dir (sonsuzluk bahçeleri), taze inciden yaratılmıştır.

Adn cenneti, surla çevrili bir şehrin ortasında, bir ulu dağın üzerinde olan

iç kale gibi bütün cennetlerin ortasında bulunmakla hepsine komşu ve

yüksek bir mekândır. Cennetteki çoğu nehirlerin kaynağı burasıdır. Adn

cenneti, sıddîkların (hayatta doğruluğu prensip edinmiş dürüst insanların)

ve Kur’ân hafızlarının makãmıdır. Rahmân sıfatının sahibi olan Allah

teâlânın zâtının tecellî ettiği yerdir. Her cennetin bir kapısı vardır; uzunluğu

ve genişliği yüz yıllık mesafedir. Her kapı iki kanatlı olup yekpare sarı

altındandır. Çeşit çeşit renkli mücevherlerle işlenmiş ve binlerce nakışla

süslenmiştir.

Birinci cennetin kapısı üzerinde “Lâ ilâhe illa’llâh Muhammedün

rasûlullah” (Allah’tan başka ilâh yoktur ve Muhammed aleyhisselâm O’nun

rasûlüdür,) yazılıdır. Cennetin diğer kapıları üzerinde ise, “Lâ ilâhe illa’llâh

diyene azap etmek şânıma yakışmaz” yazılıdır.

Yukarıda özellikleri anlatılan cennetlerin toprağı miskten, taşları

mücevherdendir. Bitkileri, renkli çiçekler ve kırmızı za‘ferândır. Binalarının

kerpiçlerinin biri altından, diğeri gümüştendir; harcı anberdir. Sarayları

parlak inciden, köşkleri sarı yâkuttandır. Köşk kapılarının hepsi

mücevherdir. Oradaki her köşkün önünde dört nehir akmaktadır: Biri âb-ı

hayat (hayat pınarı), biri halis süt ırmağıdır. Biri tertemiz cennet şarabı, biri

de süzülmüş bal şerbetidir. Söz konusu nehirlerin çevresi baştan başa taze

meyveli ağaçlarla bezenmiştir. Cennetteki ağaçların dalları kurumaz,

yaprakları dökülüp çürümez; meyveleri hiç tükenmez, ebedî tazedir. Her

biri diğerinden üstün olan sekiz cennette şırıl şırıl akan nice güzel ırmaklar

vardır. Bunlardan biri Rahmet Nehri’ dir ki bütün cennet bahçelerini dolanır.

Rahmet nehri nin suyu cennetteki bütün ırmakların suyundan üstündür ve

lezzeti bal şerbetinden daha tatlıdır. Rengi, kardan daha beyaz ve kumları

inci tanesinden daha değerlidir.

Cennetteki nehirlerin biri de Kevser Irmağı’ dır ki Hak teala onu Habîb-i

Ekrem (s.a.v.) hazretlerine vermiştir. Nitekim Allah teâlâ ona seslenerek:

“(Rasûlüm!) şüphesiz biz sana kevseri verdik.” (el-Kevser, 108/1)

buyurmuştur. Kevserin genişliği üç yüz fersah uzunluğundadır. Kaynağı,

arş-ı âlânın altı olup oradan Sidre ye, S idre den de Firdevs cenneti ne dökülür.

Öyle sür’atli akar ki yaydan fırlayan ok gibi Firdevs-i a’lâ yı ve onun

altında bulunan cennetleri dolaşır. Rengi sütten beyaz, tadı şekerden lezzetli

ve kokusu amberden güzeldir. Ondan bir kez içen bir daha susamaz ve

hiçbir hastalık ve illete yakalanmaz. Lezzeti ebedî damağından gitmez.

Birinci cennetin kapısı yanında, Kevser ırmağının kıyısında, türlü

mücevherlerle süslenmiş renk renk kâseler vardır ki yıldızların sayısından

daha çoktur. Ümmetler haşr olunup sırattan ve cehennemden geçtikten

sonra Habîb-i Ekrem (s.a.v.) cennete girmeden önce ümmetiyle ondan

içeceklerdir. Kevser nehri nin çevresinde parlak inciden ve kırmızı yâkuttan

sıra sıra dizilmiş ulu ağaçlar vardır ki birçok dalı çeşitli sadâlarla terennüm

ederler. Dallar üzerindeki türlü türlü kuşlar, çeşit çeşit dillerle Allah’ı tesbih

ederler.

Cennet nehirlerinin biri de Kâfûr Irmağı’ dır. Biri, tesnîm nehri dir. Biri

Selsebîl Irmağı’ dır. Biri mühürlenmiş ırmak tır (Rahîk-ı Mahtûm). [388]

Burada sayılanların dışında cennetlerde akıp duran binlerce nehir,

etraflarında da çokça meyvesi olan yüz binlerce ulu ağaç vardır.

Cennetlikler için orada değerli kumaşlardan işlemeli binlerce göz alıcı

kaftanlar ve kıymetli elbiseler vardır. Çeşit çeşit lezzetli yiyecekler ve

tertemiz içecekler vardır ki sayısını ancak Allah teâlâ bilir. Cennetin

genişliğine gelince; etrafında sekiz sur olup [7/a] her iki sûrun arası, yer ile

gökler arasındaki genişlik kadar tahmin olunur. Cennetin uzunluğu ise

sınırsız ve nihayetsiz kabul edilmiştir. Bütün cennetlerdeki derecelerin

toplamı, altı bin altı yüz altmış altı olarak kabul edilmiştir. Bu neticeye

Kur’ân-ı

Kerîm’in

âyetlerinin

sayısı

hesap

edilerek

varılmıştır.

Derecelerden her ikisinin arası beş yüz yıllık mesafe olarak hesaplanmıştır.

Çünkü cennetlikler, ezberledikleri Kur’ân âyetleri sayısınca derecelere

ermişlerdir. Şu halde Kur’ân-ı Kerîm’i baştan sona ezberleyenler,

cennetteki derecelerin en yücesine ermişler yani Adn Cenneti’ nin ortasına

varmışlardır.