KİTABIN MUKADDİMESİ · Birinci Madde
Birinci Madde
Cennetlerin isimlerini, özelliklerini, sayılarını ve orada akan nehirleri,
meyveli ağaçları, yüksek sarayları ve göz alıcı elbiseleri bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki tefsir ve hadis âlimleri şu konuda görüş birliğine
varmışlardır:
Cenâb-ı Hak kudreti ile arş ve kürsînin altında ve yedi kat göklerin
üstünde, arşın nûrundan ve sudan birbirinden üstün sekiz cennet yaratmıştır.
Bunlardan en üstünü Yüce Mevlâ’nın göründüğü makam olan “Adn
cenneti” dir. Birinci cennetin adı, “dârü’l-celâl” dır (ululuk yurdu), beyaz
inciden yaratılmıştır. İkinci cennetin adı, “dârü’s-selâm” dır (esenlik yurdu),
kırmızı yâkuttan yaratılmıştır. Üçüncü cennetin adı, “cennetü’l-me’vâ” dır
(konaklar diyarı), yeşil zebercedden yaratılmıştır. Dördüncü cennetin adı,
“cennetü’l-huld” dür (sonsuzluk yurdu), sarı mercandandır. [6/b] Beşinci
cennetin adı, “cennetü’n-naîm” dir (bolluk diyarı), beyaz gümüşten
yaratılmıştır. Altıncı cennetin adı, “cennetü’l-firdevs” dir (bahçeler diyarı),
kırmızı altındandır. Yedinci cennetin adı, “cennetü’l-karâr” dır (dinlenme
yurdu), emsalsiz kokulu miskten yaratılmıştır. Sekizinci cennetin adı,
“cennetü’l-adn” dir (sonsuzluk bahçeleri), taze inciden yaratılmıştır.
Adn cenneti, surla çevrili bir şehrin ortasında, bir ulu dağın üzerinde olan
iç kale gibi bütün cennetlerin ortasında bulunmakla hepsine komşu ve
yüksek bir mekândır. Cennetteki çoğu nehirlerin kaynağı burasıdır. Adn
cenneti, sıddîkların (hayatta doğruluğu prensip edinmiş dürüst insanların)
ve Kur’ân hafızlarının makãmıdır. Rahmân sıfatının sahibi olan Allah
teâlânın zâtının tecellî ettiği yerdir. Her cennetin bir kapısı vardır; uzunluğu
ve genişliği yüz yıllık mesafedir. Her kapı iki kanatlı olup yekpare sarı
altındandır. Çeşit çeşit renkli mücevherlerle işlenmiş ve binlerce nakışla
süslenmiştir.
Birinci cennetin kapısı üzerinde “Lâ ilâhe illa’llâh Muhammedün
rasûlullah” (Allah’tan başka ilâh yoktur ve Muhammed aleyhisselâm O’nun
rasûlüdür,) yazılıdır. Cennetin diğer kapıları üzerinde ise, “Lâ ilâhe illa’llâh
diyene azap etmek şânıma yakışmaz” yazılıdır.
Yukarıda özellikleri anlatılan cennetlerin toprağı miskten, taşları
mücevherdendir. Bitkileri, renkli çiçekler ve kırmızı za‘ferândır. Binalarının
kerpiçlerinin biri altından, diğeri gümüştendir; harcı anberdir. Sarayları
parlak inciden, köşkleri sarı yâkuttandır. Köşk kapılarının hepsi
mücevherdir. Oradaki her köşkün önünde dört nehir akmaktadır: Biri âb-ı
hayat (hayat pınarı), biri halis süt ırmağıdır. Biri tertemiz cennet şarabı, biri
de süzülmüş bal şerbetidir. Söz konusu nehirlerin çevresi baştan başa taze
meyveli ağaçlarla bezenmiştir. Cennetteki ağaçların dalları kurumaz,
yaprakları dökülüp çürümez; meyveleri hiç tükenmez, ebedî tazedir. Her
biri diğerinden üstün olan sekiz cennette şırıl şırıl akan nice güzel ırmaklar
vardır. Bunlardan biri Rahmet Nehri’ dir ki bütün cennet bahçelerini dolanır.
Rahmet nehri nin suyu cennetteki bütün ırmakların suyundan üstündür ve
lezzeti bal şerbetinden daha tatlıdır. Rengi, kardan daha beyaz ve kumları
inci tanesinden daha değerlidir.
Cennetteki nehirlerin biri de Kevser Irmağı’ dır ki Hak teala onu Habîb-i
Ekrem (s.a.v.) hazretlerine vermiştir. Nitekim Allah teâlâ ona seslenerek:
“(Rasûlüm!) şüphesiz biz sana kevseri verdik.” (el-Kevser, 108/1)
buyurmuştur. Kevserin genişliği üç yüz fersah uzunluğundadır. Kaynağı,
arş-ı âlânın altı olup oradan Sidre ye, S idre den de Firdevs cenneti ne dökülür.
Öyle sür’atli akar ki yaydan fırlayan ok gibi Firdevs-i a’lâ yı ve onun
altında bulunan cennetleri dolaşır. Rengi sütten beyaz, tadı şekerden lezzetli
ve kokusu amberden güzeldir. Ondan bir kez içen bir daha susamaz ve
hiçbir hastalık ve illete yakalanmaz. Lezzeti ebedî damağından gitmez.
Birinci cennetin kapısı yanında, Kevser ırmağının kıyısında, türlü
mücevherlerle süslenmiş renk renk kâseler vardır ki yıldızların sayısından
daha çoktur. Ümmetler haşr olunup sırattan ve cehennemden geçtikten
sonra Habîb-i Ekrem (s.a.v.) cennete girmeden önce ümmetiyle ondan
içeceklerdir. Kevser nehri nin çevresinde parlak inciden ve kırmızı yâkuttan
sıra sıra dizilmiş ulu ağaçlar vardır ki birçok dalı çeşitli sadâlarla terennüm
ederler. Dallar üzerindeki türlü türlü kuşlar, çeşit çeşit dillerle Allah’ı tesbih
ederler.
Cennet nehirlerinin biri de Kâfûr Irmağı’ dır. Biri, tesnîm nehri dir. Biri
Selsebîl Irmağı’ dır. Biri mühürlenmiş ırmak tır (Rahîk-ı Mahtûm). [388]
Burada sayılanların dışında cennetlerde akıp duran binlerce nehir,
etraflarında da çokça meyvesi olan yüz binlerce ulu ağaç vardır.
Cennetlikler için orada değerli kumaşlardan işlemeli binlerce göz alıcı
kaftanlar ve kıymetli elbiseler vardır. Çeşit çeşit lezzetli yiyecekler ve
tertemiz içecekler vardır ki sayısını ancak Allah teâlâ bilir. Cennetin
genişliğine gelince; etrafında sekiz sur olup [7/a] her iki sûrun arası, yer ile
gökler arasındaki genişlik kadar tahmin olunur. Cennetin uzunluğu ise
sınırsız ve nihayetsiz kabul edilmiştir. Bütün cennetlerdeki derecelerin
toplamı, altı bin altı yüz altmış altı olarak kabul edilmiştir. Bu neticeye
Kur’ân-ı
Kerîm’in
âyetlerinin
sayısı
hesap
edilerek
varılmıştır.
Derecelerden her ikisinin arası beş yüz yıllık mesafe olarak hesaplanmıştır.
Çünkü cennetlikler, ezberledikleri Kur’ân âyetleri sayısınca derecelere
ermişlerdir. Şu halde Kur’ân-ı Kerîm’i baştan sona ezberleyenler,
cennetteki derecelerin en yücesine ermişler yani Adn Cenneti’ nin ortasına
varmışlardır.

