BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Dördüncü Madde
Dördüncü Madde
Cisim ve ruhun iniş ve yükselişinin keyfiyetini, bedenin duraklarını
geçerek insan ruhunun geri dönüşünü, bedenin bozulma ve değişimlerini ve
ruhun bâkî kalışını bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki hikmet ehli bilginler şöyle demişlerdir:
Eğer bir kimse kendine takdir edilen âkıbetini araştırmak ve dönüş
konaklarını geçerek aslına geri gitmek isterse, şunu bilmelidir ki insan,
ihtiyarlığından önce olgunluk çağında idi, olgunluk çağından önce gençlik
çağında idi, gençlikten önce çocukluk çağında idi, çocukluktan önce ana
rahminde cenin idi, cenin olmadan önce mudga idi, mudgadan önce alaka
idi, alakadan önce rahimde birleşmiş nutfe idi, nutfeden önce baba sulbünde
ve ana göğsünde sperm idi, meniden önce damarlar içinde kan idi, ondan
önce ana ve babanın gıdası idi, gıda olmadan önce hayvan idi, hayvan
olmadan önce bitki idi, bitki olmadan önce dört unsurun parçaları ve
birleşik toprak idi, topraktan önce mutlak cisim idi, mutlak cisimden önce
(küllî) tabiat idi, ondan önce soyut (mücerret) cevher idi.
O kimse ki (manevî ) hallerle bu makãma erişmiştir, o cismânî ve ruhanî
yolu tamamıyla geçip gitmiştir. Karanlık ve aydınlık bütün perdeleri
kaldırmıştır; kendi nefsini anlayıp bilmiştir. Mevlâ’sını tanıyıp bulmuştur.
Geldiği yeri ve döneceği yeri bilerek, nereden gelip nereye gittiğinin farkına
varmıştır. Ârif-i billâh ve vâsıl-ı ilallâh olmuştur. Bu ruhanî mi‘râc ile onun
her müşkili hallolmuş, her muradı hâsıl olmuştur. Bu ifadeden anlaşılan
şudur ki: Gerçi insan ruhu, fiilleriyle bedene yakındır, fakat zâtıyla (aslen)
bedenden farklıdır ve ona zıttır. Çünkü ruh bir hal üzere bâkî kalan soyut
(mücerret) bir cevherdir. Beden ise her an değişir ve fanîdir. Ruh şu cihetle
bedenden ayrı ve farklıdır ki o, bedenin menzillerinin hepsini geçip (iyi ile
kötüyü) birbirinden temyiz etmiştir. Bu vesileyle başlangıç ve dönüş yolunu
tefekkür edip sonunu hatırlayarak işin sonuna gitmiştir. Tahkik ve yakîn ile
hallerin hakikatine ermiştir. Şu halde, bunun gibi bir kimse bir şeyi ölçüp
takdir edebilirse, o kimse o şeyin aynı değil gayrıdır.
Ruhun cisimden ayrı olduğuna dair hikmet kitaplarında deliller çoktur. Bu
mânâda lafı uzatmaya hiç lüzum yoktur. Fakat bu makama uygun delil
şudur ki ruh, ancak beden beş yaşında iken olan ruhtur. Fakat beden o beden
değildir. Çünkü o beden nice şekle girip nice sıfatlar edinmiştir. Uzunlukta,
genişlikte ve derinlikte hareket ederek büyümüştür. Önce genç iken şimdi
yaşlı olmuştur. Önce kilolu iken şimdi zayıf olmuştur. Önce ince iken şimdi
kalın olmuştur. Şu halde yaşlı olan beden gerçekte gençlikteki bedenden
başkadır. Genç olan beden de çocukluktaki halinden başkadır. Hâlbuki
beden bunca değişim ve farklılığı yaşarken ruh yine ilk halinde kalır.
İnsanın tabiî ölümü anında ayrıldığı bedeni kabirde ve mahşerde bulur.
Onunla ya cehennemde azap bulur ya da Cennette nimetlere kavuşur.

