Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Beşinci Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Beşinci Madde Beşinci Madde Denizin, karadaki ve denizlerdeki canlılara olan faydalarını ve kendi içinde bulunan canlıların bazı özelliklerini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Beşinci Madde

Beşinci Madde

Denizin, karadaki ve denizlerdeki canlılara olan faydalarını ve kendi

içinde bulunan canlıların bazı özelliklerini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Bütün denizlerin

suları acıdır. Ancak okyanusların kuzey kıyılarında ve güney sahillerinde

bulunan suları, içilebilecek derecede tatlıdır. Onun da sebebi şudur ki güney

ve kuzey kutbunda bulunan muazzam dağlardan büyük nehirler ve çok

miktarda seller denizlere doğru akıp kutuplardaki okyanuslara dökülür.

(Bununla birlikte) kutupların çıkış düğümü noktalarına nurlu güneş gayet

uzak olduğundan, o bölgelere tesiri pek azdır ve güneşin bu iki bölgedeki

harareti gayet zayıftır. Bu sebepledir ki söz konusu iki denizdeki latîf su

zerrecikleri [76/a] havaya çekilmez, suları kendine mahsus tadıyla kalır.

Yine bu sebepledir ki güney ve kuzey kutbu bölgelerinden gelen gemilerin

getirdikleri yük, tuzlu denizlerden gelen gemilerin ancak yarısı kadar çeker.

Çünkü tuzlu suların cevheri yoğun olduğu için, ağır gemileri taşıyacak

kuvveti içinde barındırır. Ancak tatlı suların cevheri latîf olduğu için, ağır

gemileri üzerinde taşımaya (tuzlu sular kadar) tahammülü olmayıp tuzlu

denizlerdeki gibi yükü ağır olan gemileri batırır.

Tatlı su içinde seyahat etmek, tuzlu suda seyahat etmekten daha kolaydır.

Çünkü latîf suları yarıp geçmek, yoğun suları yarmaktan daha kolaydır.

Onun içindir ki suyu tatlı olan denizlerin dalgaları, tuzlu denizlerin

dalgalarından daha büyük olur. Bunlar bazen kabarıp bulutlara çıkar (gibi

yükselir), bazen de sâkinleşip kendi mekânına çekilir.

Deniz suyunun tuzlu olmasının faydaları pek çoktur. Bunların en çok

bilineni şudur ki söz konusu yoğunluk sebebiyle gemiler rahatça yol alır;

sahilden sahile gidip gelir. Yine bu tuzluluk sebebiyle (deniz suyunun)

kokusu hoş olur. (Dalgalara bağlı hareketlilik sebebiyle) kokuşmadığı için,

suyun derinliklerinde ve yüzeyine yakın yerlerinde yaşayan canlılar yok

olup gitmezler, selâmette kalırlar.

Çünkü durgun sular tatlı olsa, uzun süren bekleyiş sebebiyle tatları

bozulur ve kokusu (içinde barınan canlıları) helâk edici bir hal alır. Hak

teâlâ insanlar faydalansınlar diye, inâyetiyle denizleri hareketli kılmıştır ki,

içindeki türlü nimetlerle berâber onları insanın emrine âmâde kılmıştır.

Onun içinden çeşitli taşlar, inci, mercan, mıknatıs, anber, sünger gibi faydalı

nesneler ve nice taze (balık) etleri çıkartılır.

Yeryüzünde bulunan canlı türlerinden daha fazla canlı türü denizlerin

derinliklerinde mevcuttur. Ancak hava unsuru su unsurundan daha latîf

olduğu için hava ile terbiye olunan kara canlıları, su ile terbiye olunan deniz

canlılarından daha latîf ve daha zariftir. Hatta daha güzeldir ve hürmete

lâyıktır. Denizlerdeki canlılar pekçok türüyle iki kısma ayrılmıştır.

Bunlardan bir kısmının akciğeri bulunmaz. Balık çeşitlerinde olduğu gibi.

Bunların hava teneffüs etmeye ihtiyaçları bulunmaz. Çünkü bunların tabiatı,

suda yaşamaya uygun bir şekilde yaratılmıştır. Bu türdekilerin hava teneffüs

etmeye ihtiyaçları olmadığı gibi, ses ve sedâları da yoktur. Çünkü canlılarda

hava teneffüs etme ve ses çıkarma gibi hususiyetler ancak akciğerde

bulunan nefes borusu ile mümkün olur.

Halbuki akciğeri bulunmayan bir canlının ne nefes alıp vermesi

mümkündür, ne de ses çıkarması. İkinci kısımdakilerin akciğerleri

olduğundan, hem nefes alıp verirler ve hem de kurbağa cinsinde olduğu gibi

ses çıkartırlar. Balık türlerinden bir balık vardır ki cüssesi insan misalidir ve

onun son kısmı (belden aşağısı) çataldır. Onun işi, deniz canlılarıyla kavga

edip savaşmaktır. Gerçi cüssede üç adam kadar olduğu bilinmiştir, fakat

bütün deniz canlılarına gâlip gelir. O timsah adıyla bilinir.

Deniz canlılarının en büyüğü (hût) adlı bir balıktır ki büyük gemilerden

daha büyük görünmüştür. Hak teâlâ, hikmetiyle deniz canlılarını da -kara

hayvanları gibi- bazısını yiyici ve bazısını yenilen yaratıp yenilenleri daha

çok yaratmıştır ki nesilleri tükenmesin. Denizlerin derinliklerinde sedef

adında bir canlı bulunur ki baharın tam ortasında deniz yüzeyine çıkıp

ağzını açıp Nisan yağmurundan beş on damla kadar aldıktan sonra tekrar

denizlerin dibine dalar ve o damlacıklardan Allah’ın izniyle inci taneleri

oluşur.

“Yağmur damlalarını inciye dönüştüren Allah teâlâyı tenzih ederiz. O, her

türlü noksan sıfatlardan münezzehtir.”