BİRİNCİ FEN · BİRİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Üçüncü Madde
Üçüncü Madde
Dört unsurda meydana gelen dönüşüm ve başkalaşımın delillerini; maden,
bitki ve insanın doğuşunu ve bunların arasında vasıta olan varlıkları bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Dört unsurda
meydana gelen başkalaşımın delîlleri gayet açıktır.
Ateşin havaya dönüştüğünün açık delili şudur ki mumlar yanınca alevleri
yukarı doğru çıkıp havaya dönüşürler. Şayet ateş havaya dönüşmüş
olmasaydı, mumların alevleri kesintisiz bir ışık hüzmesi şeklinde parıldayıp
hava küresinin ortasında bir çizgi gibi yükselip ateş küresine bitişirdi. Şu
kadar var ki bu alevlerin kuruluğu, havanın yaşlığına oranla azdır. Bu
sebeple o anda ateşin kuruluğu havanın yaşlığına dönüşerek söz konusu
alevler havaya dönüşürler.
Havanın suya dönüşmesine delil: İlkbahar ve Sonbahar mevsimlerinde
sabah vaktinde bitkiler üzerinde olan şebnem ve çiğ ve (kırağı) denilen
yaşlıktır. İşte o, şebnem ve kırağı aslında seher vaktinde soğuyup suya
dönüşen havadır. Çünkü havanın sıcaklığı, suyun soğukluğuna dönüşse; o
vakit hava su olur.
Suyun toprağa dönüşmesinin delili: yağmur damlaları inince toprağa
ulaşan ilk damlalar toprak olup görünmez olur. Nitekim bu hal, her zaman
hemen gözlemlenebilir. Çünkü o sırada yağan yağmur damlalarının yaşlığı,
toprağın kuruluğuna oranla az olduğundan mağlup olup damlaların yaşlığı
toprağın kuruluğuna dönüşerek su toprak olur. Ne zaman ki yağmur
damlaları çoğalarak yaşlık artarsa, işte o zaman su toprak değil çamur olur.
Toprağın ateş olduğunun açık delîli şudur: Bitkiler ve ağaçlar dört
unsurdan oluşmakla birlikte toprak özellikleri daha üstündür. Odun ateşte
yandığında parçaları ateşe dönüşerek toprak kısmından geriye pek az kül
kalır. Bazı yörelerde odun yerine taş kömürü yakarlar. Bunun külü daha az
kalır.
Hak teâlânın emri ve yönlendirmesi ile gökler ve yıldızlar dönüp hareket
ederek dört unsuru söz konusu istihâle (başkalaşım) kuralına göre birbirine
karıştırıp yoğururlar. Böylece dört ana unsurun birleşmesi ve karışımından,
önce madenler, ondan bitkiler, ondan da canlılar meydana gelmiştir.
Canlılar olgunluğa ulaştığında insan yaratılmıştır. Bu mürekkep cisimlerin
sıralanan dört mertebesi arasında arada olan mürekkep cisimler de vardır.
Şöyle ki madenlerle bitkiler arasında orta yerde bulunan cisim mercandır.
Çünkü mercanlar katılıkta taş [19/a] gibidir. Bitkiler gibi zerre zerre denizin
dibinden biterek suyun yüzüne çıkarlar. Çıkınca da kuruyup yaprak olurlar.
Bitkilerle hayvanlar arasında yer alan ara canlı hurma ağacıdır. Çünkü o
bitki olmasına rağmen hayvanlar gibi erkeğine yakın olmadıkça hurma
olmaz. Kezâ başı kesilince helâk olur; kuruyarak ne yapraığı ne de meyvesi
kalır. Hayvanlarla insanlar arasında yer alan ara canlıya en açık örnek
maymundur. [428] Çünkü kılları ve kuyruğunun haricinde dışı ve içi bütün
organlarıyla insana benzer. Bu orta canlıların varlığında ki hikmet şudur:
söz konusu canlılardan her birinin kendi mertebelerinin en aşağısından en
üst derecesine erip varlıkların mertebeleri o silsile ile düzene girerek
insanlık derecesinde nihayet bulur. Buna göre âlemde cihanın en seçkin
varlığı insan yaratılmıştır.
Yedi ulvî felekler (baba), dört aşağı suflî ananın (dört esas unsur) ve üç
mürekkep (bileşik) cisimlerin (madenler, bitkiler ve canlılar) neticelerinin
özü insan bedenidir. Belki her iki cihanın yaratılışındaki sebep ve gaye,
ancak (Hazret-i insan) insaniyet mertebesidir. Felekler, unsurlar ve
mürekkepler; insanın kabuğu, zarfı ve kabıdır. İnsan hepsinin iliği, içi ve
özünün özü mesâbesindedir. Bütün varlıklar insanın hizmetkârıdır. Çünkü
insan, hizmet ve ikram edilmeye lâyıktır. Varlık içindeki makãmı onurlu,
şerefli ve saygın bir konumdadır. Çünkü o, bütün yaratılmışlar içinde
biriciktir; hepsinden güzel ve bilgilidir.

