Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · BİRİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Üçüncü Madde

BİRİNCİ FEN · BİRİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Dört unsurda meydana gelen dönüşüm ve başkalaşımın delillerini; maden, bitki ve insanın doğuşunu ve bunların arasında vasıta olan varlıkları bildirir. …

BİRİNCİ FEN · BİRİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Dört unsurda meydana gelen dönüşüm ve başkalaşımın delillerini; maden,

bitki ve insanın doğuşunu ve bunların arasında vasıta olan varlıkları bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Dört unsurda

meydana gelen başkalaşımın delîlleri gayet açıktır.

Ateşin havaya dönüştüğünün açık delili şudur ki mumlar yanınca alevleri

yukarı doğru çıkıp havaya dönüşürler. Şayet ateş havaya dönüşmüş

olmasaydı, mumların alevleri kesintisiz bir ışık hüzmesi şeklinde parıldayıp

hava küresinin ortasında bir çizgi gibi yükselip ateş küresine bitişirdi. Şu

kadar var ki bu alevlerin kuruluğu, havanın yaşlığına oranla azdır. Bu

sebeple o anda ateşin kuruluğu havanın yaşlığına dönüşerek söz konusu

alevler havaya dönüşürler.

Havanın suya dönüşmesine delil: İlkbahar ve Sonbahar mevsimlerinde

sabah vaktinde bitkiler üzerinde olan şebnem ve çiğ ve (kırağı) denilen

yaşlıktır. İşte o, şebnem ve kırağı aslında seher vaktinde soğuyup suya

dönüşen havadır. Çünkü havanın sıcaklığı, suyun soğukluğuna dönüşse; o

vakit hava su olur.

Suyun toprağa dönüşmesinin delili: yağmur damlaları inince toprağa

ulaşan ilk damlalar toprak olup görünmez olur. Nitekim bu hal, her zaman

hemen gözlemlenebilir. Çünkü o sırada yağan yağmur damlalarının yaşlığı,

toprağın kuruluğuna oranla az olduğundan mağlup olup damlaların yaşlığı

toprağın kuruluğuna dönüşerek su toprak olur. Ne zaman ki yağmur

damlaları çoğalarak yaşlık artarsa, işte o zaman su toprak değil çamur olur.

Toprağın ateş olduğunun açık delîli şudur: Bitkiler ve ağaçlar dört

unsurdan oluşmakla birlikte toprak özellikleri daha üstündür. Odun ateşte

yandığında parçaları ateşe dönüşerek toprak kısmından geriye pek az kül

kalır. Bazı yörelerde odun yerine taş kömürü yakarlar. Bunun külü daha az

kalır.

Hak teâlânın emri ve yönlendirmesi ile gökler ve yıldızlar dönüp hareket

ederek dört unsuru söz konusu istihâle (başkalaşım) kuralına göre birbirine

karıştırıp yoğururlar. Böylece dört ana unsurun birleşmesi ve karışımından,

önce madenler, ondan bitkiler, ondan da canlılar meydana gelmiştir.

Canlılar olgunluğa ulaştığında insan yaratılmıştır. Bu mürekkep cisimlerin

sıralanan dört mertebesi arasında arada olan mürekkep cisimler de vardır.

Şöyle ki madenlerle bitkiler arasında orta yerde bulunan cisim mercandır.

Çünkü mercanlar katılıkta taş [19/a] gibidir. Bitkiler gibi zerre zerre denizin

dibinden biterek suyun yüzüne çıkarlar. Çıkınca da kuruyup yaprak olurlar.

Bitkilerle hayvanlar arasında yer alan ara canlı hurma ağacıdır. Çünkü o

bitki olmasına rağmen hayvanlar gibi erkeğine yakın olmadıkça hurma

olmaz. Kezâ başı kesilince helâk olur; kuruyarak ne yapraığı ne de meyvesi

kalır. Hayvanlarla insanlar arasında yer alan ara canlıya en açık örnek

maymundur. [428] Çünkü kılları ve kuyruğunun haricinde dışı ve içi bütün

organlarıyla insana benzer. Bu orta canlıların varlığında ki hikmet şudur:

söz konusu canlılardan her birinin kendi mertebelerinin en aşağısından en

üst derecesine erip varlıkların mertebeleri o silsile ile düzene girerek

insanlık derecesinde nihayet bulur. Buna göre âlemde cihanın en seçkin

varlığı insan yaratılmıştır.

Yedi ulvî felekler (baba), dört aşağı suflî ananın (dört esas unsur) ve üç

mürekkep (bileşik) cisimlerin (madenler, bitkiler ve canlılar) neticelerinin

özü insan bedenidir. Belki her iki cihanın yaratılışındaki sebep ve gaye,

ancak (Hazret-i insan) insaniyet mertebesidir. Felekler, unsurlar ve

mürekkepler; insanın kabuğu, zarfı ve kabıdır. İnsan hepsinin iliği, içi ve

özünün özü mesâbesindedir. Bütün varlıklar insanın hizmetkârıdır. Çünkü

insan, hizmet ve ikram edilmeye lâyıktır. Varlık içindeki makãmı onurlu,

şerefli ve saygın bir konumdadır. Çünkü o, bütün yaratılmışlar içinde

biriciktir; hepsinden güzel ve bilgilidir.