BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Üçüncü Madde
Üçüncü Madde
Dünyanın yuvarlak olduğu kãidesi üzerine kurulan bazı acayip meseleleri
bildirir.
Ey azîz! Astronomi bilginleri şöyle demişlerdir: Yeryüzünün yuvarlak
olduğu konusunda astronomi ilmi verileri içinde, insanın hayretle takip
edeceği pek çok meseleler vardır ki hem sorulur hem de cevâbı hayretle
karşılanır.
Birinci mesele: bir günün üç şahsa göre farklı olmasıdır. Mesela; bir yerde
bulunan üç kişiden biri doğu yönünde gidip diğeri batıya yönelse ve üçüncü
şahıs bir yere gitmeyip bulunduğu noktada kalsa. Farklı yönlere giden iki
kişinin düz bir yolda ve aynı hızla ilerleyip doğuya giden batıdan, batıya
giden doğudan bir [haftada ve aynı] günde gelip yerinde sabit duran kişinin
bulunduğu noktada buluşmuş olsalar. Bu durumda o gün, yerinde duran
kişiye göre Cuma, batıya giden kişiye göre Perşembe, doğuya giden şahsa
göre ise Cumartesi’dir.
Burada işin sırrı şudur ki; Sürekli batı yönünde giden kişi, yedi gün
boyunca yürümüş olsa, onun yürüyüşü güneşin hareketi yönüne uygun
düştüğü için, yerinde sabit duranın gün batımına göre onun gün batımı
vakti, dünyanın bir gündeki döngüsünün yedide biri kadar geç olur.
Dolayısıyla her günkü bu gecikmelerin toplamından, yedi günün sonunda
bir gün bir gece eksilmiş olur. Bu sebeple, ayrıldığı noktaya geldiği gün,
ona göre Perşembe’dir.
Aynı şekilde doğu yönüne giden kişinin yürüyüşü ise güneşin hareketine
ters yöndedir. Onun durumu, batıya gidenin aksinedir. Ona göre gün batımı,
yerinde duran kişiden yedide bir kadar önce olup söz konusu eksikliklerden
yedi günde bir gün ve bir gece fazlalık olup ona göre geliş günü
Cumartesi’dir.
İkinci mesele şudur ki; Yeryüzünün bir noktasında derin bir kuyu ve onun
üzerinde yüksek bir minare bulunsa. Kuyunun dibindeki bir kabı, su ile
doldurup aynı miktardaki suyu aynı hacimdeki kaba minarenin ucunda
doldursak, su söz konusu kaba o yükseltide fazla gelip taşar. Çünkü merkez
daireden uzaklaştıkça, yumrulma yayı azalır. Halbuki dört unsurun cüzleri
nerede olursa olsun, âlem küresinden bir damladır. Şu halde, (su
doldurduğumuz) kâsenin ağzında bulunan dairenin kavsi, kuyunun dibinde
iken (minaredekine nispetle) yer merkezine yakın olup eğri olur. [32/b]
Minarenin tepesinde ise kabın ağzı düz olmakla bir miktar su taşar.
Üçüncü mesele şudur ki; Mesela, yüksek bir minare şerefesinin iki farklı
noktasından yere iki taş atılsa. Taşların düştükleri noktaları tespit ettikten
sonra, düştükleri iki yer arasında bulunan uzaklığı, şerefeden atıldıkları
yerler ile mukayese etsek, düşüş noktaları arası, şerefedeki iki nokta
arasından az olur.
Mesela şerefenin iki yanı arası, on zirâ‘ [beş metre] olsa, taşların düştüğü
yerlerin mesafesi bundan az olur. Aynı şekilde, iki duvarın tabanları
arasındaki mesafe ile yukarıdan ölçülen uzaklıkları aynı değildir. Çünkü,
yukarıdan aşağıya doğru uzatılan iki şakülün, başlangıç ve bitiş noktaları
birbirine eşit olmaz, yere yaklaştıkça birbirine yakınlıkları artar. Ve eğer
onları sürekli uzatma imkânı olsa, yerin merkezinde birleşirlerdi.
Yine dünyanın yuvarlaklığı meselesinde dînî bazı sorular sorulur.
Birinci mesele: Zeyd, İngiliz gemileriyle kutuplara gitmiş olsa. Orada altı
ay gece, altı ay gündüz olmakla, beş vakit namazın zamanlarını hangi esasa
göre belirleyecek ve Ramazan orucunu nasıl tutacaktır?
İkinci mesele: Zeyd ile Amr, kıyamet alâmetlerinden olan güneşin batıdan
doğması konusunda tartışıp Zeyd bu konuyu astronomi ilminin kuralları ile
açıklamak gerekir dese. Amr ise buna karşı çıksa. Buna mukãbil Zeyd,
savunduğu şeyde ısrar edip dese ki;
“ Takıyyüddîn Râsıd ’in görüşüne göre; Zodyak (mıntakatü’l-burûc) [448] ,
meyl-i küllî’den [449] geçip uzun bir aradan sonra kademeli olarak, ufuk-ı
istivâya [450] aynı hizada olup diğer gezegenlerin mıntıkaları [451] da onun
gibi aynı hizada olmakla Güneş batıdan doğmuş olur. Nitekim bu gün bile,
altmış altıncı enlemde (ard-arz) [452] Güneş batıdan doğmaktadır” deyip
[güneşin batıdan doğmasını ilmî gerekçelere dayandırarak] böyle açıklasa.
Amr kendi görüşünde ısrar ederek; “Konuyu bu şekilde açıklamak mümkün
ve doğru değildir. Eğer mümkün olacaksa, hanımım boş olsun” diye şart
koşsa. Bu durumda Amr’ın hanımı boş olur mu?
Üçüncü mesele: Zeyd, yeryüzünde Mekke’den başka bir şehir vardır ki
orada da dört yön kıbledir. O yer Mekke-i Mükerreme’nin ayak ucu
noktasındadır (semt-i kadem) [453] dese. Amr, buna karşı çıkınca, ikisi de
inatlaşıp; “Eğer benim sözüm doğru değilse, kölem âzâd olsun” diye şartlı
yemin etmiş olsalar, bunlardan hangisinin yemini bozulur?
Bu üç meselenin cevabı verilmemiştir.

