Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Üçüncü Madde

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Dünyanın yuvarlak olduğu kãidesi üzerine kurulan bazı acayip meseleleri bildirir. Ey azîz! Astronomi bilginleri şöyle demişlerdir: Yeryüzünün yuvarlak …

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Dünyanın yuvarlak olduğu kãidesi üzerine kurulan bazı acayip meseleleri

bildirir.

Ey azîz! Astronomi bilginleri şöyle demişlerdir: Yeryüzünün yuvarlak

olduğu konusunda astronomi ilmi verileri içinde, insanın hayretle takip

edeceği pek çok meseleler vardır ki hem sorulur hem de cevâbı hayretle

karşılanır.

Birinci mesele: bir günün üç şahsa göre farklı olmasıdır. Mesela; bir yerde

bulunan üç kişiden biri doğu yönünde gidip diğeri batıya yönelse ve üçüncü

şahıs bir yere gitmeyip bulunduğu noktada kalsa. Farklı yönlere giden iki

kişinin düz bir yolda ve aynı hızla ilerleyip doğuya giden batıdan, batıya

giden doğudan bir [haftada ve aynı] günde gelip yerinde sabit duran kişinin

bulunduğu noktada buluşmuş olsalar. Bu durumda o gün, yerinde duran

kişiye göre Cuma, batıya giden kişiye göre Perşembe, doğuya giden şahsa

göre ise Cumartesi’dir.

Burada işin sırrı şudur ki; Sürekli batı yönünde giden kişi, yedi gün

boyunca yürümüş olsa, onun yürüyüşü güneşin hareketi yönüne uygun

düştüğü için, yerinde sabit duranın gün batımına göre onun gün batımı

vakti, dünyanın bir gündeki döngüsünün yedide biri kadar geç olur.

Dolayısıyla her günkü bu gecikmelerin toplamından, yedi günün sonunda

bir gün bir gece eksilmiş olur. Bu sebeple, ayrıldığı noktaya geldiği gün,

ona göre Perşembe’dir.

Aynı şekilde doğu yönüne giden kişinin yürüyüşü ise güneşin hareketine

ters yöndedir. Onun durumu, batıya gidenin aksinedir. Ona göre gün batımı,

yerinde duran kişiden yedide bir kadar önce olup söz konusu eksikliklerden

yedi günde bir gün ve bir gece fazlalık olup ona göre geliş günü

Cumartesi’dir.

İkinci mesele şudur ki; Yeryüzünün bir noktasında derin bir kuyu ve onun

üzerinde yüksek bir minare bulunsa. Kuyunun dibindeki bir kabı, su ile

doldurup aynı miktardaki suyu aynı hacimdeki kaba minarenin ucunda

doldursak, su söz konusu kaba o yükseltide fazla gelip taşar. Çünkü merkez

daireden uzaklaştıkça, yumrulma yayı azalır. Halbuki dört unsurun cüzleri

nerede olursa olsun, âlem küresinden bir damladır. Şu halde, (su

doldurduğumuz) kâsenin ağzında bulunan dairenin kavsi, kuyunun dibinde

iken (minaredekine nispetle) yer merkezine yakın olup eğri olur. [32/b]

Minarenin tepesinde ise kabın ağzı düz olmakla bir miktar su taşar.

Üçüncü mesele şudur ki; Mesela, yüksek bir minare şerefesinin iki farklı

noktasından yere iki taş atılsa. Taşların düştükleri noktaları tespit ettikten

sonra, düştükleri iki yer arasında bulunan uzaklığı, şerefeden atıldıkları

yerler ile mukayese etsek, düşüş noktaları arası, şerefedeki iki nokta

arasından az olur.

Mesela şerefenin iki yanı arası, on zirâ‘ [beş metre] olsa, taşların düştüğü

yerlerin mesafesi bundan az olur. Aynı şekilde, iki duvarın tabanları

arasındaki mesafe ile yukarıdan ölçülen uzaklıkları aynı değildir. Çünkü,

yukarıdan aşağıya doğru uzatılan iki şakülün, başlangıç ve bitiş noktaları

birbirine eşit olmaz, yere yaklaştıkça birbirine yakınlıkları artar. Ve eğer

onları sürekli uzatma imkânı olsa, yerin merkezinde birleşirlerdi.

Yine dünyanın yuvarlaklığı meselesinde dînî bazı sorular sorulur.

Birinci mesele: Zeyd, İngiliz gemileriyle kutuplara gitmiş olsa. Orada altı

ay gece, altı ay gündüz olmakla, beş vakit namazın zamanlarını hangi esasa

göre belirleyecek ve Ramazan orucunu nasıl tutacaktır?

İkinci mesele: Zeyd ile Amr, kıyamet alâmetlerinden olan güneşin batıdan

doğması konusunda tartışıp Zeyd bu konuyu astronomi ilminin kuralları ile

açıklamak gerekir dese. Amr ise buna karşı çıksa. Buna mukãbil Zeyd,

savunduğu şeyde ısrar edip dese ki;

“ Takıyyüddîn Râsıd ’in görüşüne göre; Zodyak (mıntakatü’l-burûc) [448] ,

meyl-i küllî’den [449] geçip uzun bir aradan sonra kademeli olarak, ufuk-ı

istivâya [450] aynı hizada olup diğer gezegenlerin mıntıkaları [451] da onun

gibi aynı hizada olmakla Güneş batıdan doğmuş olur. Nitekim bu gün bile,

altmış altıncı enlemde (ard-arz) [452] Güneş batıdan doğmaktadır” deyip

[güneşin batıdan doğmasını ilmî gerekçelere dayandırarak] böyle açıklasa.

Amr kendi görüşünde ısrar ederek; “Konuyu bu şekilde açıklamak mümkün

ve doğru değildir. Eğer mümkün olacaksa, hanımım boş olsun” diye şart

koşsa. Bu durumda Amr’ın hanımı boş olur mu?

Üçüncü mesele: Zeyd, yeryüzünde Mekke’den başka bir şehir vardır ki

orada da dört yön kıbledir. O yer Mekke-i Mükerreme’nin ayak ucu

noktasındadır (semt-i kadem) [453] dese. Amr, buna karşı çıkınca, ikisi de

inatlaşıp; “Eğer benim sözüm doğru değilse, kölem âzâd olsun” diye şartlı

yemin etmiş olsalar, bunlardan hangisinin yemini bozulur?

Bu üç meselenin cevabı verilmemiştir.