ÜÇÜNCÜ FASIL · Beşinci Madde
Beşinci Madde
Ecvef damarının, karaciğerden bedenin aşağı kısmına inen büyük
kısmının dallarını ve faydalarını bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Ecvefin inen
kısmı -ki büyük koludur- karaciğerden çıkınca, arka omurga kemiğine
doğru uzanıp orada kemiğe dayanmadan önce büyük bir damar ayrılıp
kılcal damarlara bölünmüştür. Sağ böbreğin zarına ulaşıp orada ve etrafında
dağılmıştır. Hepsine gıda vermiştir. Sonra bu inen kısımdan büyük bir
damar ayrılıp kılcal damarlar halinde dağılmıştır. Sol böbreğe gelip onun
zarına ulaşarak oralarda ve yakınlarında yayılmıştır. Hepsine bu kol ile gıda
gelmiştir. Sonra inen bu kısımdan (vena cava descendends) iki büyük damar
ayrılmıştır ki onlara “tali’ayn” (renal ven) ismi münasip görülmüştür.
Bunlar gıda vermek için böbreklerin içine girerler.
Çünkü açıklanan atardamarlar gibi, bu “talia”lar da böbreklerin gıdasını
çekmişlerdir ki karaciğerin kan suyu onlara gıda olarak gelmiştir. Bu
“talia”nın solundan bir damar ayrılıp erkek ve kadınlarda sol yumurtaya
inmiştir. Bir damar da sağından çıkıp sağ yumurtaya ulaşmıştır.
İki böbrekten iki tenâsül uzvuna sağdan sağ taraftakine ve soldan sol
taraftakine gelen iki damar bel kemiği yönüne mün’atif (bir tarafa dönen)
ve şekilleri gizli olduğundan, iki böbrekten onlarda yumurtalara akan halis
kan, sıcaklıkla pişip olgunlaşır. Daha önce kırmızı kan iken beyaz “sperm”
haline gelmiştir. İki damar da omurgasından iki testise ulaşmıştır. Bu
bahsedilen damarların hepsi zekerde, fercde [136/b] ve rahmin
derinliklerinde kaybolmuşlardır. Daha sonra bu inen kısım omurga
kemiğine yapışarak inerken, her bir omurgada ondan yine şubeler
ayrılmıştır ki bazılara o omurgaların içine girip “ilik”te son bulmuştur.
Bazıları ise yanında olan kaslara dağılmıştır. Bazıları da iki “hâsıra”ya (boş
böğür) gelerek, karın kaslarında son bulmuştur. İşte bu inen kısım,
zikredilen bütün özellikleriyle sırt omurlarının sonuna eriştiğinde, onda iki
kısım ortaya çıkmıştır ki bir kısmı sağ uyluğa ve bir kısmı sol uyluğa yol
bulmuştur.
Bu iki kısım uyluğa inmeden önce her birinden on tabaka damar
ayrılmıştır. Birinci tabakaları iki “sırt”a gelmiştir. İkinci tabakaları, saç
kılları misali pek çok ince damara ayrılıp Kasları örten ve koruyan ince
zarların aşağı tarafında dağılmıştır. Üçüncü tabakaları kuyruk sokumu
kemiği üzerinde olan kaslara dağılmıştır. Dördüncü tabakaları, makad
kasları ve kuyruk sokumu kemiği üzerinde taksim olmuştur. Beşinci
tabakaları, makadın kaslarında kuyruk sokumu kemiğinde dışa yönelip
orada taksim olmuştur.
Kadınlarda ise, rahmin içlerine yönelip bazısı onda öne bitişik olan
kısımlarda dağılmıştır. Kalanları mesane tarafına gelip iki kısım olmuştur.
Bunlardan biri mesanede dağılıp biri mesanenin boyun kısmına gelmiştir.
Bu beşinci tabaka erkeklerde çok olmuştur ki hem mesaneyi kaplayıp hem
de zeker olmuştur. Altıncı tabakaları kasık kemiği üzerinde olan kaslara
yönelip orada dağılmıştır. Yedinci tabakaları, karın üzerinde uzunlamasına
bedene giden kaslara ulaşmıştır. Bu damarlar o damarların etrafına
bitişmiştir ki onlar göğüsten karın boşluğuna inmişlerdir. Bu damarların
aslından, kadınlarda dört damar çıkıp dört taraftan rahme gelmiştir.
Onlardan sekizinci damar, erkek ve dişi tenâsül organlarına gelmiştir. İşte
bu damar ile dişi tenâsül uzvu (rahim) erkek tenâsül uzvuna eş olmuştur.
Sekizinci tabakaları, erkeklerde zekere ve kadınlarda rahme gelip onlarda
dağılmıştır. Dokuzuncu tabakaları, derin but kaslarına inip onlarda
dağılmıştır. Onuncu tabakaları, iki “hâsıra”ya (boş böğür) çıkıp iki ellerin
tarafından inen damarın etrafına ulaşmıştır. Hepsinden bir büyük kısım hâsıl
olup yumuşak kaslara inerek oradan dağılmıştır ki yirmi tabakaya kadar
ulaşarak orada nihayet bulmuştur. İşte bu damarların bu şekilde
dağılmasında, ehl-i hayret için nice ibretler vardır.
“Damarlardaki kanı nehirler gibi akıtan, bir ve kahhâr olan Allah’ı
tesbih ederiz.”

