Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Beşinci Madde

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Beşinci Madde Beşinci Madde En büyük ışık kaynağı olan güneşte, küçük ışık kaynağı ay sebebiyle meydana gelen tutulmayı küçük ışık kaynağı olan ayda yeryüzünün araya …

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Beşinci Madde

Beşinci Madde

En büyük ışık kaynağı olan güneşte, küçük ışık kaynağı ay sebebiyle

meydana gelen tutulmayı küçük ışık kaynağı olan ayda yeryüzünün araya

girmesiyle oluşan tutulmayı ve ay ile yerötesi arasına güneşin girmesini;

yeröte, yerberi ve ayın düğüm noktasının hareketlerini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri şöyle demişlerdir: Bu ay

küresi, yapısı itibâriyle yoğun ve karanlık olduğundan, Güneşle bir araya

geldiği vakitte ve bir de eğimli feleğinde meydana gelen çıkış düğümü ve

iniş düğümleri yanında, burçlar kuşağındaki seyri esnasında güneşin yoluna

rastlarsa, ayın kütlesi bizimle güneşin arasına girmiş olup Güneş ışığının

tamamını veya bir kısmını bizden perdelemiş olur. İşte Güneş tutulması

(küsûf-i şems) denilen hâdise budur. Ve Güneş yüzeyinde o sırada meydana

gelen siyahlık, esasen ayın cisminin rengidir ki Güneş tutulması sırasında

güneşin kararması batı cihetinden başlar. Çünkü ayın batıya yönelik

hareketi, güneşin batıya doğru olan hareketine göre daha hızlıdır. Bu

sebeple ay, batıdan gelip güneşe yetişir ve yeryüzü ile güneşin arasına girip

engel olur. Bundan sonra ay, güneşi geçtikçe, gidişinin hızından dolayı,

nurlu Güneş tekrar batıdan parlamaya başlar. Güneş tutulması ayın

gölgesinden oluştuğu içindir ki Güneş tutulması her zaman ayın muhâk

vaktine mahsus olur, başka zamanlarda aslâ meydana gelmez.

Ay tutulmasının açıklaması şudur ki; Eğer ay küresinin çıkış düğümü ve

iniş düğümü (zeneb), burçlar kuşağından iki kısmın karşısında, yani söz

konusu hizalarda Güneşle karşılaşırsa; yerküre bu ikisinin arasına girip

engel olur ve ayın güneşe dönük olan yüzeyine yeryüzünün gölgesi [54/a]

düşer. Güneşin ışığı ayın tamamına veya yerin gölgesinin düştüğü kadarına

ulaşamayıp Ay kendine mahsus aslî karanlığı üzere kalır. İşte ay tutulması

(küsûf-i kamer) denilen hâdisenin aslı budur. Ayın kararması veya

parlamaya başlaması, ilk önce doğu tarafından başlar. Çünkü güneşin

doğuya olan hareketiyle birlikte hareket eden dünyanın koni şeklindeki

gölgesinin batısına, ayın batıya yönelik hareketiyle öncelikle batıdan

ulaşmış olur. Ayın, ilk önce doğu tarafı dünyanın gölgesi dahiline girmiş

olup önce o gölgeye giren tarafta tutulma başlar. Aynı şekilde ayın ilk önce

doğusu karanlıktan çıkıp karanlığa ilk giren taraf da burası olur. Yani ayda

tutulma doğu cihetinden başladığı gibi, aydınlanmaya başlaması da

öncelikle o taraftan gelişir. Tutulmanın bu minval üzere olması, yerin

gölgesi sebebi iledir ki tutulmalar daima ayın bedir ve dolunay hallerinde

olur. Başka vakitlerde tutulma meydana gelmez.

Ve yine güneşe nisbetle ayda meydana gelen değişik durumlardan biri de

şudur ki; Güneş ortalama hareketiyle hareket ettikçe, ayın yeröte noktası ile

Episikl feleğinin merkezi arasında daima aracılık eder. Çünkü ayın

episiklinin merkezi kendi yerötesinde bulunurken, güneşin merkezi ile

burçlar feleğinden bir noktada birbirlerine yakın olsalar; bundan sonra söz

konusu noktadan ayın iniş düğümüyle eğimli feleğinin burçların doğuşunun

aksine olan hareketleri ve ayın yeröte noktasının doğudan batıya doğru ve

episiklinin merkezi, o noktadan itibaren Burçların doğuşuna uygun olarak

batıdan doğuya doğru gider. Güneş de bu esnada aynı sıra üzere batıdan

doğuya hareket eder.

Allah’ın ezelî takdiriyle bu iki hareket, ayın yeröte noktası ile batı

cihetine doğru, taşıyıcı kürenin episiklin merkezinin hareketiyle de yine

doğu istikãmetine doğru öyle bir tarzda hareket ederler ki; nurlu Güneş

daima bu ikisi arasında aracı olarak bulunur. Ve bu aracılıktan dolayı şu

lâzım gelir ki; ayın Episikl feleğinin merkezi, Güneş ile iki dörtlüğü (terbî‘)

zamanlarında, kendi yerberisinde bulunur. Karşılaşma (istikbâl) [509]

konumunda ve kavuşum konumu (ictimâ‘) [510] vakitlerinde ay, daima kendi

yerötesinde bulunur. Bu durumda ayın Episikl feleğinin merkezi, ortalama

olarak seyreden her bir devrinde iki kere yerötesine yükselip iki kere de

yerberisine iner. Şüphesiz bütün bu değişim ve oluşumlar; “Güçlü ve her

şeyi hakkıyla bilen Allah’ın dilemesiyle olmaktadır.” (Yâsin, 36/38) O

Yaratıcı ve yarattıklarında hikmet sahibi olan Allah’ın şânı yücedir. Gücü

erişilmezdir. O kerem sahibidir, bütün kemâl sıfatların sahibidir.

Ayın yeröte ve yerberi noktaları eğimli feleği ile birlikte, çıkış düğümü ve

iniş düğümleri ise ortakmermezli küresi ile birlikte hareket etmeleri

sebebiyle, diğer yıldızların yeröte ve yerberi noktaları gibi, burçlar

feleğindeki yerleri belirli değildir. Belki, söz konusu eğimli ve

ortakmermezli küresinin hareketleriyle berâber dönerek hareket halinde

bulunurlar.