BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Beşinci Madde
Beşinci Madde
En büyük ışık kaynağı olan güneşte, küçük ışık kaynağı ay sebebiyle
meydana gelen tutulmayı küçük ışık kaynağı olan ayda yeryüzünün araya
girmesiyle oluşan tutulmayı ve ay ile yerötesi arasına güneşin girmesini;
yeröte, yerberi ve ayın düğüm noktasının hareketlerini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri şöyle demişlerdir: Bu ay
küresi, yapısı itibâriyle yoğun ve karanlık olduğundan, Güneşle bir araya
geldiği vakitte ve bir de eğimli feleğinde meydana gelen çıkış düğümü ve
iniş düğümleri yanında, burçlar kuşağındaki seyri esnasında güneşin yoluna
rastlarsa, ayın kütlesi bizimle güneşin arasına girmiş olup Güneş ışığının
tamamını veya bir kısmını bizden perdelemiş olur. İşte Güneş tutulması
(küsûf-i şems) denilen hâdise budur. Ve Güneş yüzeyinde o sırada meydana
gelen siyahlık, esasen ayın cisminin rengidir ki Güneş tutulması sırasında
güneşin kararması batı cihetinden başlar. Çünkü ayın batıya yönelik
hareketi, güneşin batıya doğru olan hareketine göre daha hızlıdır. Bu
sebeple ay, batıdan gelip güneşe yetişir ve yeryüzü ile güneşin arasına girip
engel olur. Bundan sonra ay, güneşi geçtikçe, gidişinin hızından dolayı,
nurlu Güneş tekrar batıdan parlamaya başlar. Güneş tutulması ayın
gölgesinden oluştuğu içindir ki Güneş tutulması her zaman ayın muhâk
vaktine mahsus olur, başka zamanlarda aslâ meydana gelmez.
Ay tutulmasının açıklaması şudur ki; Eğer ay küresinin çıkış düğümü ve
iniş düğümü (zeneb), burçlar kuşağından iki kısmın karşısında, yani söz
konusu hizalarda Güneşle karşılaşırsa; yerküre bu ikisinin arasına girip
engel olur ve ayın güneşe dönük olan yüzeyine yeryüzünün gölgesi [54/a]
düşer. Güneşin ışığı ayın tamamına veya yerin gölgesinin düştüğü kadarına
ulaşamayıp Ay kendine mahsus aslî karanlığı üzere kalır. İşte ay tutulması
(küsûf-i kamer) denilen hâdisenin aslı budur. Ayın kararması veya
parlamaya başlaması, ilk önce doğu tarafından başlar. Çünkü güneşin
doğuya olan hareketiyle birlikte hareket eden dünyanın koni şeklindeki
gölgesinin batısına, ayın batıya yönelik hareketiyle öncelikle batıdan
ulaşmış olur. Ayın, ilk önce doğu tarafı dünyanın gölgesi dahiline girmiş
olup önce o gölgeye giren tarafta tutulma başlar. Aynı şekilde ayın ilk önce
doğusu karanlıktan çıkıp karanlığa ilk giren taraf da burası olur. Yani ayda
tutulma doğu cihetinden başladığı gibi, aydınlanmaya başlaması da
öncelikle o taraftan gelişir. Tutulmanın bu minval üzere olması, yerin
gölgesi sebebi iledir ki tutulmalar daima ayın bedir ve dolunay hallerinde
olur. Başka vakitlerde tutulma meydana gelmez.
Ve yine güneşe nisbetle ayda meydana gelen değişik durumlardan biri de
şudur ki; Güneş ortalama hareketiyle hareket ettikçe, ayın yeröte noktası ile
Episikl feleğinin merkezi arasında daima aracılık eder. Çünkü ayın
episiklinin merkezi kendi yerötesinde bulunurken, güneşin merkezi ile
burçlar feleğinden bir noktada birbirlerine yakın olsalar; bundan sonra söz
konusu noktadan ayın iniş düğümüyle eğimli feleğinin burçların doğuşunun
aksine olan hareketleri ve ayın yeröte noktasının doğudan batıya doğru ve
episiklinin merkezi, o noktadan itibaren Burçların doğuşuna uygun olarak
batıdan doğuya doğru gider. Güneş de bu esnada aynı sıra üzere batıdan
doğuya hareket eder.
Allah’ın ezelî takdiriyle bu iki hareket, ayın yeröte noktası ile batı
cihetine doğru, taşıyıcı kürenin episiklin merkezinin hareketiyle de yine
doğu istikãmetine doğru öyle bir tarzda hareket ederler ki; nurlu Güneş
daima bu ikisi arasında aracı olarak bulunur. Ve bu aracılıktan dolayı şu
lâzım gelir ki; ayın Episikl feleğinin merkezi, Güneş ile iki dörtlüğü (terbî‘)
zamanlarında, kendi yerberisinde bulunur. Karşılaşma (istikbâl) [509]
konumunda ve kavuşum konumu (ictimâ‘) [510] vakitlerinde ay, daima kendi
yerötesinde bulunur. Bu durumda ayın Episikl feleğinin merkezi, ortalama
olarak seyreden her bir devrinde iki kere yerötesine yükselip iki kere de
yerberisine iner. Şüphesiz bütün bu değişim ve oluşumlar; “Güçlü ve her
şeyi hakkıyla bilen Allah’ın dilemesiyle olmaktadır.” (Yâsin, 36/38) O
Yaratıcı ve yarattıklarında hikmet sahibi olan Allah’ın şânı yücedir. Gücü
erişilmezdir. O kerem sahibidir, bütün kemâl sıfatların sahibidir.
Ayın yeröte ve yerberi noktaları eğimli feleği ile birlikte, çıkış düğümü ve
iniş düğümleri ise ortakmermezli küresi ile birlikte hareket etmeleri
sebebiyle, diğer yıldızların yeröte ve yerberi noktaları gibi, burçlar
feleğindeki yerleri belirli değildir. Belki, söz konusu eğimli ve
ortakmermezli küresinin hareketleriyle berâber dönerek hareket halinde
bulunurlar.

