Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Dördüncü Madde

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Dördüncü Madde Dördüncü Madde Feleklerde ve yeryüzünde meydana gelen çeşitli hâdiseleri zabt edip açıklamak için, âlem küresi üzerinde varsayılan on büyük daireyi bildirir. Ey …

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Dördüncü Madde

Dördüncü Madde

Feleklerde ve yeryüzünde meydana gelen çeşitli hâdiseleri zabt edip

açıklamak için, âlem küresi üzerinde varsayılan on büyük daireyi bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri feleklerde ve yeryüzünde

meydana gelen hâdiseleri tespit etmek ve bunların birbiriyle bağlantısını

açıklamak için, âlem küresi üzerinde çeşitli dairelerin kutupları ile birlikte

mevcut olduğunu ispat etmişlerdir. [454] Sonra bu meşhur daireleri iki kısma

ayırıp; bir kısmını büyük daireler (devâir-i ızâm) bir kısmını küçük daireler

(devâir-i sıgâr) addetmişlerdir. Büyük daire (daire-i azîme) odur ki; –

yukarıda açıklandığı üzere- âlem küresini ortadan ikiye ayırıp merkezi hiç

şüphesiz âlemin merkezidir. Küçük daire (daire-i sagîre) odur ki âlemi iki

eşit kısma ayırmaz. Bunlardan bir kaçı kendi küresine oranla büyük ise de,

onlara küçük daire denir. Değirmi kuşaklar (manâtık-ı tedâvir) gibi.

Büyük daireler on tanedir:

1-Ekvator, (daire-i mu‘addelü’n-nehâr.)

2-Burçlar kuşağı dairesi (daire-i mıntıkatü’l-burûc.)

3-Dört kutuptan geçen daire (daire-i mârretün bi’l-aktâbi’l-erbe‘a.)

4-Ufuk dairesi (daire-i ufuk.)

5-Meridyen dairesi (daire-i nısfu’n-nehâr.) [455]

6-Yükseklik dairesi (daire-i irtifâ.) [456]

7-Birinci azimut dairesi (daire-i evvel-i sümût.) [457]

8-Dikaçıklık dairesi (daire-i meyl.) [458]

9-Enlem dairesi (daire-i arz.)

10-Görünür gök ortası dairesi (dâ’ire-i vasat-ı semâ’ü’r-rü’ye.) [459]

Yukarıda sayılan meşhur dairelerden bazıları, âlem küresi üzerine ondan

bağımsız ve hareketli olarak konulmuştur. Bazısı ise ona bitişik ve sabit

olarak yerleştirilmiştir.

Âlem küresinden ayrı ve hareketli olan büyük daireler altı tanedir.

Bunlardan biri; ufuk dairesi (daire-i ufuk), biri Meridyen dairesi (daire-i

nısfu’n-nehâr), biri yükseklik dairesi (daire-i irtifâ), biri birinci azimut

dairesi (daire-i evvel-i sümût), biri dikaçıklık dairesi (daire-i meyl) ve biri

de enlem dairesidir (daire-i arz.) Âlem küresine bitişik ve sabit olan

dairelere gelince bunlar; yukarıda sayılan altı dairenin dışında kalan büyük

ve küçük dairelerdir.

[Yukarıda isimleri sayılan on büyük dairenin açıklanması şöyledir:] [33/a]

Birinci daire Ekvatordur. (daire-i muaddilü’n-nehâr) buna dik küre (felek-

i müstakîm) de denir. Onun için buna ekinoks çizgisi (gündüzün eşitliği)

derler ki Güneş bu daireye teğet olunca, doksanıncı enlem (kutuplar) hariç,

dünyanın her yerinde gece ve gündüz takrîben birbirine eşit olur. Bu

dairenin üzerinden yeryüzüne çizilen daireye ise, ekvator derler. Çünkü

felek onda, (belirlenmiş olan) uzaklığını koruyarak dolap gibi döner. Yani

ekvator dairesinin şu âlemi böldüğü farz olunursa; bu durumda ekvator

(hatt-ı istivâ), yeryüzü üzerinde bu döngüden meydana gelen dairenin

çevresidir.

Ekvatora paralel olan dairelere ise, günlük döngü (medârât-ı yevmiye) [460]

derler. Bunlar, varlığı kabul edilmiş (mevhûm) küçük dairelerdir ki büyük

felekte bulunduğu farz olunan her bir noktadan feleğin dönmesiyle, onun

üzerinde iki kutbu bulunan âlemin kutbu ile mıntıkası olan ekvatorun

arasına çizilir. Bu daireler günlük hareketleriyle çizildiklerinden, bunlara

günlük dönüş yerleri (medârât-ı yevmiye) denir.

İkinci daire: Burçlar kuşağı dairesi (daire-i mıntıkatü’l-burûc; ekliptik

zoydak). Buna burçlar feleği dairesi (felek-i bürûc) da denir. On iki burcun,

bu feleğin üzerinde bulunduğundan, bir adı da burçlar dairesidir. Buna

paralel bulunan dairelere “enlem daireleri” (medârât-ı arz) derler. Çünkü bir

yıldızın merkezi, söz konusu dairelerden birinin düzlemi üzerinde

bulunursa, burçlar dairesine göre muhakkak güneyine veya kuzeyine

meyletmiş olur. Bu durumda o yıldızın arzı, o daire ile burçlar dairesi

arasında olan mesafedir. Nitekim bu enlem daireleri de (yukarıda anlatılan)

günlük döngü daireleri (medârât-ı yevmiye) gibi küçük dairelerdir. Çünkü

burçlar feleğinin iki kutbu, aynı zamanda burçlar dairesinin (dairetü’l-

burûc) iki kutbudur, âlemin iki kutbu olan ekvatorun kutuplarından

başkadır.

O halde şöyle olması lâzımdır ki; Ekvator (daire-i muaddilü’n-nehâr) ile

burçlar dairesi, şu âlemin çevresi üzerinde bulunan iki karşılıklı noktada

kesişirler ki söz konusu noktaların arasındaki mesafelerin her birinden

yarım daire meydana gelir.

Çünkü burçlar dairesi, ekvator (daire-i muaddilü’n-nehâr) gibi büyüktür.

O noktaların biri ki; burçlar feleğinin ekvatordan (daire-i muaddilü’n-nehâr)

kuzeye doğru olan meyli, ondan başlar; buna da İlkbahar ekinoksu (nokta-i

itidal-i rebî‘-i; gün eşitliği) [461] denir. (21 Mart) Çünkü Güneş o noktaya

geldiği vakit, dünyada yaşanabilen bölgelerin İlkbahar İlkbahar mevsimi

görülür. Bunun karşılığında bulunan noktaya, Sonbahar ekinoksu (nokta-i

itidal-i harîf; gün eşitliği) [462] denir. (21 Aralık)

Yine öyle olması lâzımdır ki; Burçlar dairesinin ekvatordan (daire-i

muaddilü’n-nehâr) en son uzaklığı (nihaî mesafe), yukarıda sözünü

ettiğimiz yarı dairelerin yarısında iki noktada olur ki biri kuzey kutbundadır

(kutb-ı şimâli) ve ona yaz dönencesi (nokta-i inkılâb-ı sayfî) derler, diğeri

güney kutbundadır ve ona da kış dönencesi (nokta-i inkılâb-ı şitâvî) derler.

[463]

Şu halde, bu iki kesişme noktası (tekâtu‘) ve iki en son uzaklık (nihaî

mesafe) noktası ile burçlar dairesinin dört noktası belirlenmiştir ki bunlarla

dörtte bire bölünmüştür.

Bu dört çeyrekten bitişik iki çeyreğin her biri üzerinde iki nokta

bulunduğu farz olunmuştur ki bu noktalarla söz konusu çeyrekler üçer eşit

parçaya bölünmüştür. Bundan sonra da, altı büyük dairenin varlığı kabul

edilmiştir ki hepsi karşılıklı iki noktada yani iki burç kutbu (kutb-ı burûc)

üzerinde kesişmiştir.

Üçüncü daire: dört kutuptan (aktâb-ı erba’a) geçen dairedir. Yukarıda sözü

edilen altı daireden biridir ve bunun âlem küresi üzerinde bulunan iki kutbu,

iki ekinoks (nokta-i itidal) noktasını teşkil eder. Ve bu daire âlemin iki

kutbundan, iki kutup burcundan ve iki dönence noktasından (nokta-i

inkılâb) geçmiştir. Onun için buna iki küre (ekvator ve ekliptiğin kutupları)

ile sınırlanmış daire (dairetü’l-mahtût alâ aktâbi’l-felekeyn) derler.

Var olduğu farz edilen altı daireden biri de odur ki iki orta noktadan geçer

ve bunların kutupları iki dönence noktası (nokta-i inkılâb) olmuştur. Altı

daireden geri kalan dört dairenin ise, (yukarıda sözü edilen) dört çeyrek

üzerinde farz olunan dört noktadan ve bu dördünün karşısında bulunan

[33/b] diğer dört noktadan geçmişlerdir.

Bunların kutupları da, burçlar dairesi üzerinde farz olunan noktalardır. Şu

halde sekizinci felek, söz konusu altı daire ile birlikte on iki kısım olmuştur.

Ve on iki kısmın her birini, iki yarım daire kuşatmıştır. Bunlardan her bir

kısım da, burçlar kuşağında (mıntıka-i burûc) bulunan burçlar yayı (kavs-i

burûc) adıyla şöhret bulmuştur.

Onun için sekizinci feleğin adı burçlar feleği (felekü’l-burûc) olmuştur.

Ve bu altı dairenin geçtikleri noktalardan âlemi kestiği farz olunsa, büyük

felek ile benzer feleklerin (eflâk-ı mümessile) hepsi on iki burca bölünmüş

olur.

Dördüncü daire: ufuk dairesidir. Bu, hareket eden bir dairedir ki feleğin

görünen yarısı ile görünmeyen yarısını ayırmıştır. Ufuk dairesine bakarak

çeşitli yıldızların doğuş ve batış noktaları tespit edilip bilinmiştir. Bunun iki

kutbu; başucu (zenit) ve ayak ucu (nadîr) tabir olunan iki noktadır.

Ve bu ufuk dairesi gün dönümünü (muaddel-i nehâr) iki farklı noktada

kesmiştir ki birine doğu noktası (nokta-i maşrık) ve doğu gün eşitleyici

(matla‘-ı itidal); diğerine batı noktası (nokta-i mağrib) ve batı gün eşitleyici

(mağrib-i itidal) derler. Bu iki nokta arasını birleştiren doğru çizgiye (hatt-ı

müstakîm) ise, doğu ve batı çizgisi (hatt-ı maşrık ve mağrib), doğu ve batı

gün eşitleyicisi (hatt-ı itidal) derler.

Bu ufuk dairesinin burçlar dairesiyle kesiştiği iki noktaya, doğan (Tâli‘;

yükselen) ve batan (gârib; alçalan) denir. Doğu noktası ile burçlar dairesi

arasında veya yıldız merkezi (merkez-i kevkeb) arasında, ufuk dairesinden

meydana gelen açıya (kavs-i aksar), doğu genişliği (siatü’l-maşrık) [464]

derler. Yine batı noktası ile onların arasında bulunan açıya (kavs- aksar) ise,

batı genişliği (siatü’l-mağrib) [465] derler. Ufuk dairesine paralel bulunan

küçük dairelere kemerli köprüler (mukandarât) derler. Ufuk dairesinin

üstünde bulunan dairelere, yükseklik köprüleri (mukantarât-ı irtifâ); altında

bulunanlara ise alçaklık köprüleri (mukandarât-ı inhitât) derler.

Beşinci daire: meridyen dairesidir. (daire-i nısf-ı nehâr) Bu da hareket

eden büyük bir dairedir ki âlemin iki kutbunun zenit ve nadîr (kadem)

noktalarından geçmiştir. Bunun iki kutbu; doğu noktası (nokta-i maşrık) ve

batı noktasındadır (nokta-i mağrib.) Meridyen dairesi, (yukarıda sözünü

ettiğimiz) ufuk dairesini iki noktada kesmiştir ki bunlardan biri güney

noktası, diğeri kuzey noktasıdır. Söz konusu iki noktanın arasını birleştiren

çizgiye ise; meridyen çizgisi (hatt-ı nısfı’n-nehâr), zevâl çizgisi (hattu’l-

zevâl), güney ve kuzey çizgisi (hattu’l-cenûb ve’ş-şimâl) derler.

Burada sözünü ettiklerimizin tamamı, (önceki maddelerde bahsettiğimiz)

dokuz âlem in dışında olan şeylerdir.

Altıncı daire: Yükselme dairesidir (daire-i irtifâ): Bunun bir adı da,

azimut dairesidir (daire-i semtiyye.) Hareket eden büyük bir dairedir. Zenit

ve nadîrden (kadem) geçip öyle bir çizginin tepesinden döner ki o çizgi

âlemin merkezinden gelip güneşin merkezinden veya yıldızdan geçerek, üst

feleğin (felek-i âlâ) yüzeyine kadar çıkmıştır.

Yükselme dairesi (daire-i irtifâ), ufuk dairesini dik açılarla (zevâyâ-yı

kaime) iki noktadan kesmiştir ki bu noktalar sabit olmayıp ufuk dairesi

üzerinde yıldızın ve güneşin hareketli bulunması (intikal) sebebiyle yer

değiştirirler. Bunların her birine (nokta-i semt) [466] derler. Bu noktalarla

doğu ve batı noktaları arasında ufuk dairesinde meydana gelen açıya (kavs)

da, nadîr noktası (kavs-i semt) [467] derler. Bu iki nokta (nokta-i semt) ile

güney ve kuzey noktaları arasında bulunan açıya ise, başucunun bütünü

(zenit; tamam-ı semt) [468] derler. Ve bu yükseklik dairesi (daire-i irtifâ),

meridyen dairesidir ki (daire-i nısf-ı nehâr) bir gün ve gecede iki kez

çakışır.

Yedinci daire: daire-i evvel-i sumûttur. Bu da hareket eden büyük bir

dairedir. Zenit ve nadîr noktalarından, doğu ve batı noktalarından geçer.

Bunun kutupları, güney ve kuzey noktalarıdır. Ve bu daire-i evvel-i sumût,

meridyen dairesi (daire-i nısf-ı nehâr) ile zenit ve nadîr noktalarında dik

açılar (zevâyâ-yı kaime) [34/a] üzere kesişmiştir.

Âlem küresi bu daire ile meridyen dairesi (daire-i nısf-ı nehâr) ve ufuk

dairesi (daire-i ufuk) hep birlikte sekiz kısım olmuştur ki bunlardan dördü

ufuk üzerinde, dördü ufkun altındadır. Bu daireye onun için, birinci azimut

dairesi (evvel-i sumût) derler ki yükselme dairesi (daire-i irtifâ) bununla

aynı hizaya gelince; onun kavs-i semti (güney açısı) ve tamam-ı semti

kalmaz.

Meridyen dairesine (daire-i evveli’s-sumût) teğet geçen (mümâs) günlük

yörüngeye (medâr-ı yevmî) medâr-ı belde (boşluk yörüngesi) derler ki

orada olanların zenit yörüngesidir.

Sekizinci daire: dikaçıklık dairesidir. (daire-i meyl) Bu da, hareketli

büyük bir dairedir. Ekvatorun (hatt-ı istivâ/ muaddelü’n-nehâr) iki

kutbundan geçmiştir. Ekvatordan yıldızın uzaklığı (bu’d-ı kevkeb) ve

burçlar kuşağının eğimi (meyl-i mıntıkatı’l-burûc) bununla bilinmiştir.

Buna, birinci cüz’î eğim (meyl-i evvel) [469] dairesi de denilmiştir.

Dokuzuncu daire: enlem dairesidir. (daire-i arz) Bu da hareket eden büyük

bir dairedir. Burçlar feleğinin iki kutbundan geçip o hattın [470] baş

tarafından geçmiştir ki o hat âlemin merkezinden gelip yıldızın

merkezinden (merkez-i kevkeb) geçer ve burçlar feleğinin yüzeyine kadar

çıkmıştır. Enlem dairesi ile, yıldızın enlemi bilinmiştir. Ekvatordan

(muaddilü’n-nehâr), burçlar feleğinin ikinci cüz’î eğimi (meyl-i sâni) [471]

bununla bulunmuştur.

Onuncu daire: görünür gök (ortası) dairesidir. (daire-i vasat-ı semâ-i

rü’yet) Bu daire, burçlar kuşağının (mıntıkatü’l-burûc; felekü’l-burûc) ve

ufuk dairelerinin (daire-i ufuk) kutuplarından geçmiştir. Bunun iki kutbu,

doğuş noktası (nokta-i tâli‘; nokta-i maşrık) [472] ve batış noktalarıdır.

(nokta-i gârib; nokta-i mağrib) [473] . Ufuk dairesi ile ekliptik (kutb-ı

mıntıkati’l-burûc) arasında ya da aksiyle bu dairede oluşan dar açı (kavs-i

aksar), görünen iklim enlemidir. (arz-ı iklîm-i rü’yet) [474] Bu bölümde

büyük daireleri (devâir-i ızâm) açıklamakla yetinip kalan küçük daireleri

yeri geldikçe îzah etmek bize daha hoş geldi.