Marifetnâme · Haziran 27, 2026

Geceyi, gündüzü, güneşin secdelerini; Güneş ve ay tutulmalarını bildirir

KİTABIN MUKADDİMESİ · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Geceyi, gündüzü, güneşin secdelerini; Güneş ve ay tutulmalarını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki tefsir ve hadis âlimlerinin ekseriyeti şöyle demişlerdir: Her gün güneşin …

KİTABIN MUKADDİMESİ · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Geceyi, gündüzü, güneşin secdelerini; Güneş ve ay tutulmalarını bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki tefsir ve hadis âlimlerinin ekseriyeti şöyle

demişlerdir: Her gün güneşin batma vakti olduğunda, gece için görevli olan

melek, gecenin siyah mücevherini semâdan doğu tarafına asıp yavaş yavaş

ufuklara gönderip yaydıkça, gündüz için görevli olan melek de ağır ağır

gündüzün beyaz mücevherini gökyüzüne kaldırır. Böylece gecenin

mücevherleri ufukları kaplar ve karanlık gece ortaya çıkar. Son derece

parlak olan güneş batınca, onu tutmakla görevli melekler, güneşi gökten

göğe sür’atle kaldırıp iki saat içinde arş-ı azamın altına götürürler. Güneş

burada, kâinâtın Rahmân olan Rabbine secde edip melekler de onunla

birlikte secdeye varırlar. Cebrâil (a.s.), arşın nûrundan güneşe bir günlük

nûr elbisesini giydirir.

Sonra gecenin vakti dolunca, güneşin doğma vaktinden iki saat önce

gündüz için tayin edilen melek, gündüzün beyaz mücevherini ufuktan doğu

tarafına asıp yavaş yavaş ufuklara gönderip yaydıkça, gece için görevli

melek dahi yavaş yavaş gecenin siyah mücevherini semâya kaldırır. Tâ ki

gündüzün beyaz mücevheri bütün ufukları kaplayıp cihanı aydınlatır.

Güneşi taşımakla görevli melek de onu sür’atle bir gökten diğer göğe

indirip iki saat içinde o günkü doğduğu noktaya getirir. Sonra o parlak

güneş doğduğunda, onunla birlikte tayin edilmiş olan üç yüz altmış güneş

meleği tesbih ve tehlil ederek doğar ve kanatlarını yayarlar. Nûrlu güneşi o

günün belirlenmiş saat ve dakikaları miktarınca hareket ettirerek batıya

doğru götürür giderler. İşte bu minval üzere nûrlu güneş, batıdan batıp

doğuş yerinden doğar; kıyamet yaklaşıncaya değin bu şekilde gelip gitmeye

devam eder. Kıyamet yaklaşınca üç gün kadar arşın altında bekleyip

dördüncü günü batıdan doğsa gerektir. Bu durum, kıyametin kopması için

sayılan şartların en meşhuru ve kıyamet alâmetlerinin en büyüğüdür.

Güneşin batıdan doğmasından sonra artık tövbeler kabul olunmaz. Küfür ve

isyandan pişman olmak bir fayda sağlamaz.

Hak teâlâ güneşin ve ayın tutulmaları için belirli vakitler takdir etmiştir ki

yeryüzünde bulunan kullar güneşin ve ayın uğradığı değişimleri görüp

uyansınlar, Allah’a yönelip tövbe etsinler.

Güneş tutulmasının vaktine gelince, nûrlu güneş arabasından inip

gökyüzüne doğru denize gider. Eğer tamamen o denize düşerse, tam güneş

tutulması gerçekleşir. Güneşin yıldızları örten ışığı ortadan kalkar,

yıldızların en büyüğü ortaya çıkar. Ve eğer güneşin yarısı gök yüzü denizine

düşerse, düştüğü yer kadarında tutulma meydana gelir. Güneş tutulması

anında güneş melekleri iki kısma ayrılır. Bir kısmı tesbih ederek onu

arabasından yana çekerler. Diğer bir kısmı yine tesbih ederek arabayı

güneşe doğru yaklaştırırlar. Yine bu sırada güneşi batıya doğru alıp giderler.

Bu şekilde iki üç saat miktarı bir zamanda güneşi önceki gibi arabasına

koyarlar. Sonra nûrlu güneşi, dünyaya ışık verirken battığı yere doğru

çekerler.

Ayın tutulması vakti geldiğinde aynı şekilde güzel ay arabasından gök

yüzü denizinin derinliğine ya tamamen ya da kısmen düşer ve düştüğü

miktarda tutulma meydana gelir. O sırada onu hareket ettirmekle görevli

melekler dahi iki kısma ayrılırlar. Yukarıda anlatıldığı üzere ayı tekrar

arabasına koyarlar. Ay tekrar parlar; karanlık geceyi aydınlatır ve melekler

onu alıp tekrar battığı yere götürürler. Ay ve güneş tutulmasının bir çok

faydaları vardır. Bunlardan biri şudur; güneşi ve ayı tanrı edinenlerin

sözlerinin asılsızlığı [10/a] ortaya çıkar. Çünkü değişime uğrayan nesne

tanrı olamaz. Güneşin, ayın görünmediği son üç günde kendi parlaklığını

gösterip de tutulması ve ayın da dolunay halindeyken tutulmasının onun

eksilmeye yakın olduğuna delâlet ettiği gibi, “her kemâle erenin zevâle

uğraması kesindir” sözü gereği bolluk içinde bulunan kemâl sahibi

kimselere, belâdan emin olmamaları ve Hazret-i Hakka yönelmeleri

gerektiğini gösterir. Nitekim Habîb-i Ekrem (s.a.v.): “Güvende olmayı

umarak belâ içinde olmayı (sınanmayı) , emniyet halinde iken belâdan

(imtihan edilmekten) daha çok severim” [407] buyurmuştur. Çünkü Allah bir

kuluna ancak belâ (denemek) için emniyet hissi verir.

Güneş ve ay tutulmalarının bir faydası da şudur; Kıyamet gününde kimi

yüzlerin beyaz ve kimi yüzlerin de siyah olacağını hatırlayıp kul o güne

hazırlıklı olur ve her zaman Hakk’ın rızasını gözetmek gerektiğini unutmaz.

Güneş ve ay tutulmalarını gözlemleyenlerin günahlarından tövbe edip

bağışlanma dileyerek Allah’a yönelmeleri gerekir.