KİTABIN MUKADDİMESİ · Üçüncü Madde
Üçüncü Madde
Geceyi, gündüzü, güneşin secdelerini; Güneş ve ay tutulmalarını bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki tefsir ve hadis âlimlerinin ekseriyeti şöyle
demişlerdir: Her gün güneşin batma vakti olduğunda, gece için görevli olan
melek, gecenin siyah mücevherini semâdan doğu tarafına asıp yavaş yavaş
ufuklara gönderip yaydıkça, gündüz için görevli olan melek de ağır ağır
gündüzün beyaz mücevherini gökyüzüne kaldırır. Böylece gecenin
mücevherleri ufukları kaplar ve karanlık gece ortaya çıkar. Son derece
parlak olan güneş batınca, onu tutmakla görevli melekler, güneşi gökten
göğe sür’atle kaldırıp iki saat içinde arş-ı azamın altına götürürler. Güneş
burada, kâinâtın Rahmân olan Rabbine secde edip melekler de onunla
birlikte secdeye varırlar. Cebrâil (a.s.), arşın nûrundan güneşe bir günlük
nûr elbisesini giydirir.
Sonra gecenin vakti dolunca, güneşin doğma vaktinden iki saat önce
gündüz için tayin edilen melek, gündüzün beyaz mücevherini ufuktan doğu
tarafına asıp yavaş yavaş ufuklara gönderip yaydıkça, gece için görevli
melek dahi yavaş yavaş gecenin siyah mücevherini semâya kaldırır. Tâ ki
gündüzün beyaz mücevheri bütün ufukları kaplayıp cihanı aydınlatır.
Güneşi taşımakla görevli melek de onu sür’atle bir gökten diğer göğe
indirip iki saat içinde o günkü doğduğu noktaya getirir. Sonra o parlak
güneş doğduğunda, onunla birlikte tayin edilmiş olan üç yüz altmış güneş
meleği tesbih ve tehlil ederek doğar ve kanatlarını yayarlar. Nûrlu güneşi o
günün belirlenmiş saat ve dakikaları miktarınca hareket ettirerek batıya
doğru götürür giderler. İşte bu minval üzere nûrlu güneş, batıdan batıp
doğuş yerinden doğar; kıyamet yaklaşıncaya değin bu şekilde gelip gitmeye
devam eder. Kıyamet yaklaşınca üç gün kadar arşın altında bekleyip
dördüncü günü batıdan doğsa gerektir. Bu durum, kıyametin kopması için
sayılan şartların en meşhuru ve kıyamet alâmetlerinin en büyüğüdür.
Güneşin batıdan doğmasından sonra artık tövbeler kabul olunmaz. Küfür ve
isyandan pişman olmak bir fayda sağlamaz.
Hak teâlâ güneşin ve ayın tutulmaları için belirli vakitler takdir etmiştir ki
yeryüzünde bulunan kullar güneşin ve ayın uğradığı değişimleri görüp
uyansınlar, Allah’a yönelip tövbe etsinler.
Güneş tutulmasının vaktine gelince, nûrlu güneş arabasından inip
gökyüzüne doğru denize gider. Eğer tamamen o denize düşerse, tam güneş
tutulması gerçekleşir. Güneşin yıldızları örten ışığı ortadan kalkar,
yıldızların en büyüğü ortaya çıkar. Ve eğer güneşin yarısı gök yüzü denizine
düşerse, düştüğü yer kadarında tutulma meydana gelir. Güneş tutulması
anında güneş melekleri iki kısma ayrılır. Bir kısmı tesbih ederek onu
arabasından yana çekerler. Diğer bir kısmı yine tesbih ederek arabayı
güneşe doğru yaklaştırırlar. Yine bu sırada güneşi batıya doğru alıp giderler.
Bu şekilde iki üç saat miktarı bir zamanda güneşi önceki gibi arabasına
koyarlar. Sonra nûrlu güneşi, dünyaya ışık verirken battığı yere doğru
çekerler.
Ayın tutulması vakti geldiğinde aynı şekilde güzel ay arabasından gök
yüzü denizinin derinliğine ya tamamen ya da kısmen düşer ve düştüğü
miktarda tutulma meydana gelir. O sırada onu hareket ettirmekle görevli
melekler dahi iki kısma ayrılırlar. Yukarıda anlatıldığı üzere ayı tekrar
arabasına koyarlar. Ay tekrar parlar; karanlık geceyi aydınlatır ve melekler
onu alıp tekrar battığı yere götürürler. Ay ve güneş tutulmasının bir çok
faydaları vardır. Bunlardan biri şudur; güneşi ve ayı tanrı edinenlerin
sözlerinin asılsızlığı [10/a] ortaya çıkar. Çünkü değişime uğrayan nesne
tanrı olamaz. Güneşin, ayın görünmediği son üç günde kendi parlaklığını
gösterip de tutulması ve ayın da dolunay halindeyken tutulmasının onun
eksilmeye yakın olduğuna delâlet ettiği gibi, “her kemâle erenin zevâle
uğraması kesindir” sözü gereği bolluk içinde bulunan kemâl sahibi
kimselere, belâdan emin olmamaları ve Hazret-i Hakka yönelmeleri
gerektiğini gösterir. Nitekim Habîb-i Ekrem (s.a.v.): “Güvende olmayı
umarak belâ içinde olmayı (sınanmayı) , emniyet halinde iken belâdan
(imtihan edilmekten) daha çok severim” [407] buyurmuştur. Çünkü Allah bir
kuluna ancak belâ (denemek) için emniyet hissi verir.
Güneş ve ay tutulmalarının bir faydası da şudur; Kıyamet gününde kimi
yüzlerin beyaz ve kimi yüzlerin de siyah olacağını hatırlayıp kul o güne
hazırlıklı olur ve her zaman Hakk’ın rızasını gözetmek gerektiğini unutmaz.
Güneş ve ay tutulmalarını gözlemleyenlerin günahlarından tövbe edip
bağışlanma dileyerek Allah’a yönelmeleri gerekir.

