Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · Üçüncü Madde

İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Göğüs omurlarını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Göğüs omurları kaburga kemiklerine bitişik olup can organlarını …

İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Göğüs omurlarını bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Göğüs

omurları kaburga kemiklerine bitişik olup can organlarını içinde toplayan,

muhafaza eden kemiklerdir. Bunlar on iki omurdur ki on birinin hem spinal

çıkıntıları hem de transvers çıkıntıları vardır. Ancak bir tanesinin transvers

çıkıntısı yoktur. Sinsineleri birbirine eşit değildir. Çünkü bunlardan kalp

gibi organların en önemlisine yakın olup bitişeni en büyük ve en kuvvetli

olanıdır. Bu omurların transvers çıkıntıları diğerlerinden daha sağlamdır.

Kaburgalar onlara erişemez. Göğsün yedi üst omurlarının çıkıntıları büyük

ve transvers çıkıntıları kalın ve sağlam bulunmuştur. Ta ki bunlar,

organların hükümdarı olan kalbi tam bir özenle muhafaza etmiş olsunlar.

Çünkü bu omurların cisimleri spinal ve transversal çıkıntılarına

yönelmiştir. Bunların eklem çıkıntıları kısa ve geniş bir biçimde

bulunmuştur. Onuncu omurun bir üstündeki omurun üst tarafına [117/a] ait

çıkıntı mafsallarında lokma çukurları vardır. Ve aşağı tarafa ait çıkıntıların

yumruları o çukurlara girip sinsineleri aşağıya eğilmiştir. Onuncu omurun

spinal çıkıntısı kubbe gibi basıktır. Çıkıntı mafsallarının iki tarafında olan

iki çukuru lokmasızdır. Çünkü üst kısmın altından birlikte lokmalanmıştır.

Onuncunun alt kısmının lokmaları üst tarafına meyilli, çukurları aşağı

tarafına meyillidir. Sinsineleri üst tarafına eğilmiştir. On ikinci omurun

transvers çıkıntısı olmaz. Çünkü onda kaburga var iken buna ihtiyaç

duymaz. Mide zarının ucu, on ikinci omura bitişiktir. Bu omurun üst kısmı

çok küçük olduğu için sağlamlık için fazla mafsal çıkıntısına muhtaç

olmaktan müstağnîdir. Göğüs omuru boyun omurundan daha büyük olduğu

için müşterek delikleri iki omur arasında beraber taksim olunmayıp tedrîcen

üstte fazla ve aşağıda eksik olur. Sinir deliği tamamıyla onuncu omurdadır.

Göğsün diğer omurları ve iki uyluk arası olan bel bölgesinin bütün

omurları, bu bahsi geçen deliği tamamıyla kuşattığı için, onların olmalarıyla

sinirlerin çıkışı için bu omurgaların sağ ve solunda birer oyuk yaratılmıştır.

Bel bölgesi omurlarının üzerinde spinal çıkıntısı ve geniş transvers çıkıntısı

vardır. Mafsal çıkıntılarının alt kısımlarına ve koruyucu çıkıntıya benzer

genişliktedir. Bel omurlarının kemikleri beş tanedir. Sakrum kemiği ile ile

birlikte omurganın tamamına taban gibi olup direğin önü ve kasık

kemiğinin taşıyıcısı ve iki ayak sinirlerinin doğuş yeri olmuştur. Sakrum

kemiği üçtür ki onlar bütün omurlardan daha sert ve mafsalları daha sağlam

ve kanatları daha geniştir. Sinirler için ön ve arka taraflarında özel delikleri

vardır ki kalça kemiği mafsalı onlara mani olmasın ve onları ezmesin.

Sakrum kemiği daha önce açıklanan bel bölgesi kemiklerine benzer.

Kuyruk sokumu kemiği üç tane kıkırdak gibi yumuşak omurdan meydana

gelmiştir ki bunların uzantıları ve çıkıntıları yoktur. Boyun omurları gibi

küçük olduklarından sinirler omurlar arasındaki müşterek deliklerden çıkar.

Fakat üçüncü omurun ucundan bir sinir çıkar.

Buraya kadar bildirilenlerden anlaşılmıştır ki omurganın bütün hepsi tek

bir nesne gibidir. Çıkıntılar ve diğer şekiller ise dairesel biçimdedir.

Çünkü çarpma ve çarpışmanın tehlikelerine maruz kalmaktan en uzak

şekiller, dairesel şekillerdir. Onun için omurganın omurlarının yukarıda

olanının başı aşağıya, aşağıda olanının başı yukarıya yönelmiş olup orta

omur olan onuncusunda hepsi toplanmıştır. Onuncu omur, omurganın

uzunluğu hasebiyle çıkıntıların ortası olup iki cihetin birbirine dönmüştür.

Böylece iki taraftan da dokuzuncu sayılan omur, onuncunun üzerine

toplanarak düzen bulur. Boyun omurları ile birlikte omurga omurlarının

tamamı yirmi altı tanedir.

“Hikmetli Yaratıcı’yı her türlü noksanlıktan tenzih ederiz.”