İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · Üçüncü Madde
Üçüncü Madde
Göğüs omurlarını bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Göğüs
omurları kaburga kemiklerine bitişik olup can organlarını içinde toplayan,
muhafaza eden kemiklerdir. Bunlar on iki omurdur ki on birinin hem spinal
çıkıntıları hem de transvers çıkıntıları vardır. Ancak bir tanesinin transvers
çıkıntısı yoktur. Sinsineleri birbirine eşit değildir. Çünkü bunlardan kalp
gibi organların en önemlisine yakın olup bitişeni en büyük ve en kuvvetli
olanıdır. Bu omurların transvers çıkıntıları diğerlerinden daha sağlamdır.
Kaburgalar onlara erişemez. Göğsün yedi üst omurlarının çıkıntıları büyük
ve transvers çıkıntıları kalın ve sağlam bulunmuştur. Ta ki bunlar,
organların hükümdarı olan kalbi tam bir özenle muhafaza etmiş olsunlar.
Çünkü bu omurların cisimleri spinal ve transversal çıkıntılarına
yönelmiştir. Bunların eklem çıkıntıları kısa ve geniş bir biçimde
bulunmuştur. Onuncu omurun bir üstündeki omurun üst tarafına [117/a] ait
çıkıntı mafsallarında lokma çukurları vardır. Ve aşağı tarafa ait çıkıntıların
yumruları o çukurlara girip sinsineleri aşağıya eğilmiştir. Onuncu omurun
spinal çıkıntısı kubbe gibi basıktır. Çıkıntı mafsallarının iki tarafında olan
iki çukuru lokmasızdır. Çünkü üst kısmın altından birlikte lokmalanmıştır.
Onuncunun alt kısmının lokmaları üst tarafına meyilli, çukurları aşağı
tarafına meyillidir. Sinsineleri üst tarafına eğilmiştir. On ikinci omurun
transvers çıkıntısı olmaz. Çünkü onda kaburga var iken buna ihtiyaç
duymaz. Mide zarının ucu, on ikinci omura bitişiktir. Bu omurun üst kısmı
çok küçük olduğu için sağlamlık için fazla mafsal çıkıntısına muhtaç
olmaktan müstağnîdir. Göğüs omuru boyun omurundan daha büyük olduğu
için müşterek delikleri iki omur arasında beraber taksim olunmayıp tedrîcen
üstte fazla ve aşağıda eksik olur. Sinir deliği tamamıyla onuncu omurdadır.
Göğsün diğer omurları ve iki uyluk arası olan bel bölgesinin bütün
omurları, bu bahsi geçen deliği tamamıyla kuşattığı için, onların olmalarıyla
sinirlerin çıkışı için bu omurgaların sağ ve solunda birer oyuk yaratılmıştır.
Bel bölgesi omurlarının üzerinde spinal çıkıntısı ve geniş transvers çıkıntısı
vardır. Mafsal çıkıntılarının alt kısımlarına ve koruyucu çıkıntıya benzer
genişliktedir. Bel omurlarının kemikleri beş tanedir. Sakrum kemiği ile ile
birlikte omurganın tamamına taban gibi olup direğin önü ve kasık
kemiğinin taşıyıcısı ve iki ayak sinirlerinin doğuş yeri olmuştur. Sakrum
kemiği üçtür ki onlar bütün omurlardan daha sert ve mafsalları daha sağlam
ve kanatları daha geniştir. Sinirler için ön ve arka taraflarında özel delikleri
vardır ki kalça kemiği mafsalı onlara mani olmasın ve onları ezmesin.
Sakrum kemiği daha önce açıklanan bel bölgesi kemiklerine benzer.
Kuyruk sokumu kemiği üç tane kıkırdak gibi yumuşak omurdan meydana
gelmiştir ki bunların uzantıları ve çıkıntıları yoktur. Boyun omurları gibi
küçük olduklarından sinirler omurlar arasındaki müşterek deliklerden çıkar.
Fakat üçüncü omurun ucundan bir sinir çıkar.
Buraya kadar bildirilenlerden anlaşılmıştır ki omurganın bütün hepsi tek
bir nesne gibidir. Çıkıntılar ve diğer şekiller ise dairesel biçimdedir.
Çünkü çarpma ve çarpışmanın tehlikelerine maruz kalmaktan en uzak
şekiller, dairesel şekillerdir. Onun için omurganın omurlarının yukarıda
olanının başı aşağıya, aşağıda olanının başı yukarıya yönelmiş olup orta
omur olan onuncusunda hepsi toplanmıştır. Onuncu omur, omurganın
uzunluğu hasebiyle çıkıntıların ortası olup iki cihetin birbirine dönmüştür.
Böylece iki taraftan da dokuzuncu sayılan omur, onuncunun üzerine
toplanarak düzen bulur. Boyun omurları ile birlikte omurga omurlarının
tamamı yirmi altı tanedir.
“Hikmetli Yaratıcı’yı her türlü noksanlıktan tenzih ederiz.”

