İKİNCİ FEN · DÖRDÜNCÜ BAB · BİRİNCİ FASIL · Beşinci Madde
Beşinci Madde
Göğüs ve bel omurlarından çıkan sinirleri bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Göğüs
omurlarından çıkan sinirlerin tamamı on iki çift olarak yaratılmıştır.
Bunlardan birinci çiftin çıkış yeri, göğüs omurlarından birincisi ile ikincisi
arasında ortak olan deliklerden bulunmuş ve iki kısma ayrılmıştır. Büyük
kısmı, bel kaslarına ve kaburgalara dağılmıştır. Küçük kısmı, ilk iki
kaburgaya uzanıp oradan boyun sinirlerinin sekizinci çiftinin eşliğinde eller
tarafına gelip kol ve ellere ulaşmıştır. İkinci çiftin çıkış yeri, az önce ifade
edilen ortak delikler olup onlar da iki kısma ayrılmıştır. Bir kısmı kol
derisine yönelip ona dokunma hissi vermiştir. [131/b] Diğer kısmı da kalan
çiftlerle bir araya gelip omuz mafsalını ve beli hareket ettiren kaslara
gitmiştir.
Bel omurlarından doğan sinirlerin (lumbal sinirler) omuza gelmeyen
dalları, bel kaslarına ve kaburga kaslarına gelmiştir. Kaburga omurlarından
biten sinirler, ancak kaburgalar arasında bulunan kaslara ve karın kaslarına
ulaşmıştır. Bu sinirlerin kolları ile beraber, atar ve toplardamarlardan kollar
gelip daha önce açıklanan sinir çıkış yerlerinden tamamen içeri girmişlerdir.
Kasık sinirleri karın ve bel sinirleri ile ortak bulunmuştur. Çünkü kasık
sinirleri iki kısma ayrılmıştır. Birinci kısmı üç çifttir ki kaslar onlarla
bilinmiştir. Diğer kısmı iki çift bilinmiştir ki karın kasları onlardır. Onların
birinci kısmına beyinden inen sinir karışmıştır. İkinci kısmı karından gelen
iki çift kas olmuştur. Onlar iki bacak kısmına büyük kollar gönderip birinci
kısmın ikinci çiftinden onlara kollar gelmiştir. Bir kol da kuyruk sokumu
sinirlerinin (sakrum sinirleri) birincisinden gelip hepsi birbirine karışmıştır.
Bunlardan bazıları kalça kemiğinde kalıp bazıları baldırlara inmiştir.
Bedenin arkasında ve uyluklar içinde damar ve kaslar çok olmakla, kasık
kemiğinden çıkan kasların bedenin arkasından ve uylukların içlerinden
ayaklar tarafına yol olmadığından, ayak kaslarına mahsus sinirlerin bir
kısmı, husyelerin (testislerin) içine inen kanala varıp oradan kasık
adalelerine girmiştir. (Böylece) oradan da diz adalelerine yönelip oradan
dizlerin kaslarına inip gitsin.
Kuyruk sokumu -ki omurganın dibidir- sinirlerinin (sakrum) altı çift oluşu
acayip bir durumdur. Bir çifti kasık adalesine karışmıştır. Kalan beş çift,
sinir ve kuyruk sokumu yanından doğan tek bir sinir, bunlardan hepsi
makat, zeker, mesane ve rahim kaslarına, karın zarına ve kasık kemiğinin
içindeki dışa bakan kısımlarına ve kuyruk sokumundan (sağrı kemiği) gelen
kaslara şu sayılanların hepsi dağılmıştır. Bu fasılda açıklanan sinirlerin
sayısı, daha önce bildirilen kasların sayısı gibi beş yüz otuzdur. Buraya
kadar bildirilen anatomi ilminin incelikleri, her şeyi yoktan var eden Yüce
Allah’ın kudretinin kemâlini gösterir. İnsan cinsine Allah’ın büyük nimet
verdiğine, beden organlarından her an şahitlik gelmektedir. İşte bu şekilde
bir arada bulunan sanatları seyreden kalp gözü (basîret) açık bir kimse,
Yaratıcısını bilmiş olur. Kendini lutuf ve ihsan denizine dalmış bulur.
Mevlâsını can u gönülden sevip her halinde ona yönelmiştir.
[580] . Eski tıpta sinirler iki kısımdır: Birisi ile hissedilir; bunlar duyu
sinirleridir (sensitif sinirler.) İkincisi hareket sinirleridir ki, bunlara “motor
sinirler” de denir. His sinirleri bir şeyi anlamak içindir; bunlar vücuda
çabuk haber iletsin diye latîf ve yumuşak olarak yaratılmışlardır. Hareket
için olanlar, kırılmasın ve âciz kalmasın diye kat kat ve güçlü yaratılmıştır.
( Şemseddîn-i İtâkî’nin Resimli Anatomi Kitabı , s. 156.)
[581] . Eski eserlerde adale-i medâriye-i ecfân denilen, göz kapaklarının
çevresel kaslarından da bahsedilmektedir. Resimli Kâmûs-ı Osmânî , Haz:
Ali Seydî, Matbaa-i Kütüphâne-i Cihan, Dâru’l-Hilâfeti’l-Aliyye, Dersaâdet
1330.
[582] . Derz-i Lâmî’nin sözlük anlamı, “lâmbdoid dikiş”tir.
[583] . Carotid arterlerin çıktığı yerden aşağı iner ve carotid artere ulaşır.
(İtâkî, a.g.e. , 160.)
[584] . Gırtlak yanına geldiğinde birkaç dala ayrılır. (İtâkî, a.g.e. , 160.)
[585] . Gırtlak kaslarına ve başı yukarıya doğru olan kasa gelir; gırtlağı
geçip göğse geldikten sonra, ondan birkaç şube de geri dönüp yukarı çıkar;
“tırcıhâlî” (arytenoid kıkırdak) kıkırdağının açılıp kapanan başı kaslarına
ulaşır. (İtâkî , a.g.e. , 160.)
[586] . Rectus capitis anterior, rectus capitis lateralis ve subboccipital
üçgen.
[587] . Cutaneus sinirleri (küçük occipital ve büyük occipital sinirler. (İbn
Sînâ, a.g.e. , s. 77.)
[588] . Semispinalis capitis, cervecis vs. İkinci boyun siniri aynı zamanda
önden sternomastoid kasa da sinir gönderir. (İbn Sînâ, a.g.e. , s. 77.)
[589] . Cercival plexus’tan gelen üstten dört boyun sinirinin ilk dalıdır.
Plexus sternomastoid kasa gider ve deriye ve kaslara kollar verir. (İbn Sînâ,
a.g.e. , s. 78.)
İkinci çiftin çıkış yeri, birinci omur ile ikincinin arasında ortak olan
deliklerdendir. Ve bu çiftin çoğundan, başta bulunan organlar dokunma
hissini bulmuştur ki başın etrafını tamamen sarıp başın ön tarafına
dolanmıştır. Kulakların etrafındaki dış deride yerleşip açıklanan küçük
çiftin eksiğini tamamlamıştır. Bunun geri kalanı boynun arka tarafındaki
kaslara boyun arkasında olan yassı kasa ulaşmış ve onlarda hareket
bulmuştur.
Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Bedende
olan sinirlerin bazısının fonksiyonu doğrudan (aslî); bazısının fonksiyonu
ise dolaylıdır (ârızî). Sinirlerin doğrudan fonksiyonu şudur ki beyin bunlar
vasıtasıyla diğer organlara his ve hareket verir. Dolaylı fonksiyonu şudur ki
kaslara güç verip bedeni kuvvetlendirmiştir. Sinirlerin ana çıkış yerleri
beyin, uzantılarının son ulaştığı yer ise cilttir. Beyin iki yoldan sinirlerin
başlangıç (bitiş, çıkış) yeri olmuştur.
Altıncı çift, beynin arka tarafından beşinci çifte bitişik olarak doğup derz-
i lâmî’nin (L yivi) sonunda olan delikten çıkarak üç kısma ayrılmıştır. Bir
kısmı, yedinci çiftin hareketine destek olmak için boğaz adalelerine ve dilin
köküne ulaşmıştır. İkinci kısım, omuz adalelerine taksim olunmuştur.
Üçüncü kısım ise önceki ikisinden büyük olup boyun damarının yükseldiği
yerde yükselip ona bağlanmıştır. Ondan [130/b] iç organlara inerken
hançere hizasına gelince, (kendisinden) dallar ayrılmış ve hançereyi
kıkırdakları ile kaldıran uçlarını, üstünde olan adalelere bağlamıştır. Oradan
aşağıya inerken hançere hizasına geldiğinde, ondan yine dallar çıkıp
gırtlağın üçüncü kıkırdağını örtüp açan ve uçları kıvrık olan adalelere
gelmiştir. Onun için tıp bilginlerine göre bunun ismi, asab-ı râci‘ (geri
dönen sinir) olmuştur.
Altıncı çift, beynin arka tarafından beşinci çifte bitişik olarak doğup derz-
i lâmî’nin (L yivi) sonunda olan delikten çıkarak üç kısma ayrılmıştır. Bir
kısmı, yedinci çiftin hareketine destek olmak için boğaz adalelerine ve dilin
köküne ulaşmıştır. İkinci kısım, omuz adalelerine taksim olunmuştur.
Üçüncü kısım ise önceki ikisinden büyük olup boyun damarının yükseldiği
yerde yükselip ona bağlanmıştır. Ondan [130/b] iç organlara inerken
hançere hizasına gelince, (kendisinden) dallar ayrılmış ve hançereyi
kıkırdakları ile kaldıran uçlarını, üstünde olan adalelere bağlamıştır. Oradan
aşağıya inerken hançere hizasına geldiğinde, ondan yine dallar çıkıp
gırtlağın üçüncü kıkırdağını örtüp açan ve uçları kıvrık olan adalelere
gelmiştir. Onun için tıp bilginlerine göre bunun ismi, asab-ı râci‘ (geri
dönen sinir) olmuştur.
. Cercival plexus’tan gelen üstten dört boyun sinirinin ilk dalıdır. Plexus
sternomastoid kasa gider ve deriye ve kaslara kollar verir. (İbn Sînâ, a.g.e. ,
s. 78.)
. Gırtlak kaslarına ve başı yukarıya doğru olan kasa gelir; gırtlağı geçip
göğse geldikten sonra, ondan birkaç şube de geri dönüp yukarı çıkar;
“tırcıhâlî” (arytenoid kıkırdak) kıkırdağının açılıp kapanan başı kaslarına
ulaşır. (İtâkî , a.g.e. , 160.)
. Rectus capitis anterior, rectus capitis lateralis ve subboccipital üçgen.
. Carotid arterlerin çıktığı yerden aşağı iner ve carotid artere ulaşır. (İtâkî,
a.g.e. , 160.)
. Gırtlak yanına geldiğinde birkaç dala ayrılır. (İtâkî, a.g.e. , 160.)
. Cutaneus sinirleri (küçük occipital ve büyük occipital sinirler. (İbn Sînâ,
a.g.e. , s. 77.)
. Semispinalis capitis, cervecis vs. İkinci boyun siniri aynı zamanda önden
sternomastoid kasa da sinir gönderir. (İbn Sînâ, a.g.e. , s. 77.)
. Eski eserlerde adale-i medâriye-i ecfân denilen, göz kapaklarının
çevresel kaslarından da bahsedilmektedir. Resimli Kâmûs-ı Osmânî , Haz:
Ali Seydî, Matbaa-i Kütüphâne-i Cihan, Dâru’l-Hilâfeti’l-Aliyye, Dersaâdet
1330.
. Derz-i Lâmî’nin sözlük anlamı, “lâmbdoid dikiş”tir.
. Eski tıpta sinirler iki kısımdır: Birisi ile hissedilir; bunlar duyu
sinirleridir (sensitif sinirler.) İkincisi hareket sinirleridir ki, bunlara “motor
sinirler” de denir. His sinirleri bir şeyi anlamak içindir; bunlar vücuda
çabuk haber iletsin diye latîf ve yumuşak olarak yaratılmışlardır. Hareket
için olanlar, kırılmasın ve âciz kalmasın diye kat kat ve güçlü yaratılmıştır.
( Şemseddîn-i İtâkî’nin Resimli Anatomi Kitabı , s. 156.)
Birinci çift; birinci omurun iki deliğinden çıkıp sadece baş kaslarına
dağılmıştır. Bu çift ince ve küçük yaratılmıştır. Ta ki çıkış yeri dar olsun ve
omurga kemikleri olduğu hal üzere kalsın.
Beyin sinirlerinin ikinci çifti, açıklanan birinci çiftin çıkış yerinin arka
tarafından doğup gözü kuşatan çukurun deliğinden çıkarak gözbebeği
kaslarına bölünmüştür. Bu çift sinir oldukça kalın olmuştur. Ta ki onun
kalınlığı başlangıç yerine yakınlığından ileri gelen yumuşaklığa yardımcı
olsun ve onunla kuvvet bulup kafa çiftlerini hareket ettirmeye muktedir
olsun.
Altıncı çift, beynin arka tarafından beşinci çifte bitişik olarak doğup derz-
i lâmî’nin (L yivi) sonunda olan delikten çıkarak üç kısma ayrılmıştır. Bir
kısmı, yedinci çiftin hareketine destek olmak için boğaz adalelerine ve dilin
köküne ulaşmıştır. İkinci kısım, omuz adalelerine taksim olunmuştur.
Üçüncü kısım ise önceki ikisinden büyük olup boyun damarının yükseldiği
yerde yükselip ona bağlanmıştır. Ondan [130/b] iç organlara inerken
hançere hizasına gelince, (kendisinden) dallar ayrılmış ve hançereyi
kıkırdakları ile kaldıran uçlarını, üstünde olan adalelere bağlamıştır. Oradan
aşağıya inerken hançere hizasına geldiğinde, ondan yine dallar çıkıp
gırtlağın üçüncü kıkırdağını örtüp açan ve uçları kıvrık olan adalelere
gelmiştir. Onun için tıp bilginlerine göre bunun ismi, asab-ı râci‘ (geri
dönen sinir) olmuştur.
İkinci çiftin çıkış yeri, birinci omur ile ikincinin arasında ortak olan
deliklerdendir. Ve bu çiftin çoğundan, başta bulunan organlar dokunma
hissini bulmuştur ki başın etrafını tamamen sarıp başın ön tarafına
dolanmıştır. Kulakların etrafındaki dış deride yerleşip açıklanan küçük
çiftin eksiğini tamamlamıştır. Bunun geri kalanı boynun arka tarafındaki
kaslara boyun arkasında olan yassı kasa ulaşmış ve onlarda hareket
bulmuştur.
Dördüncü çiftin çıkış yeri, üçüncü omur ile dördüncü omur arasında ortak
olan deliklerden olmuştur. (Yukarıda) bildirilen üçüncü çift gibi bir kısmı
öne bir kısmı arkaya dağılıp öndeki küçük olmakla beşinci çifte karışmıştır.
Arka kısmı arka tarafa doğru dönüp oradan kaslara gidip sensenelere
ulaşmıştır. Baş ile boyun arasında müşterek olan kaslara dallar gönderip
oradan bele kadar inerek son bulmuştur.
Altıncı çift, beynin arka tarafından beşinci çifte bitişik olarak doğup derz-
i lâmî’nin (L yivi) sonunda olan delikten çıkarak üç kısma ayrılmıştır. Bir
kısmı, yedinci çiftin hareketine destek olmak için boğaz adalelerine ve dilin
köküne ulaşmıştır. İkinci kısım, omuz adalelerine taksim olunmuştur.
Üçüncü kısım ise önceki ikisinden büyük olup boyun damarının yükseldiği
yerde yükselip ona bağlanmıştır. Ondan [130/b] iç organlara inerken
hançere hizasına gelince, (kendisinden) dallar ayrılmış ve hançereyi
kıkırdakları ile kaldıran uçlarını, üstünde olan adalelere bağlamıştır. Oradan
aşağıya inerken hançere hizasına geldiğinde, ondan yine dallar çıkıp
gırtlağın üçüncü kıkırdağını örtüp açan ve uçları kıvrık olan adalelere
gelmiştir. Onun için tıp bilginlerine göre bunun ismi, asab-ı râci‘ (geri
dönen sinir) olmuştur.

