Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İKİNCİ FEN · DÖRDÜNCÜ BAB · BİRİNCİ FASIL · Beşinci Madde

İKİNCİ FEN · DÖRDÜNCÜ BAB · BİRİNCİ FASIL · Beşinci Madde Beşinci Madde Göğüs ve bel omurlarından çıkan sinirleri bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Göğüs omurlarından çıkan …

İKİNCİ FEN · DÖRDÜNCÜ BAB · BİRİNCİ FASIL · Beşinci Madde

Beşinci Madde

Göğüs ve bel omurlarından çıkan sinirleri bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Göğüs

omurlarından çıkan sinirlerin tamamı on iki çift olarak yaratılmıştır.

Bunlardan birinci çiftin çıkış yeri, göğüs omurlarından birincisi ile ikincisi

arasında ortak olan deliklerden bulunmuş ve iki kısma ayrılmıştır. Büyük

kısmı, bel kaslarına ve kaburgalara dağılmıştır. Küçük kısmı, ilk iki

kaburgaya uzanıp oradan boyun sinirlerinin sekizinci çiftinin eşliğinde eller

tarafına gelip kol ve ellere ulaşmıştır. İkinci çiftin çıkış yeri, az önce ifade

edilen ortak delikler olup onlar da iki kısma ayrılmıştır. Bir kısmı kol

derisine yönelip ona dokunma hissi vermiştir. [131/b] Diğer kısmı da kalan

çiftlerle bir araya gelip omuz mafsalını ve beli hareket ettiren kaslara

gitmiştir.

Bel omurlarından doğan sinirlerin (lumbal sinirler) omuza gelmeyen

dalları, bel kaslarına ve kaburga kaslarına gelmiştir. Kaburga omurlarından

biten sinirler, ancak kaburgalar arasında bulunan kaslara ve karın kaslarına

ulaşmıştır. Bu sinirlerin kolları ile beraber, atar ve toplardamarlardan kollar

gelip daha önce açıklanan sinir çıkış yerlerinden tamamen içeri girmişlerdir.

Kasık sinirleri karın ve bel sinirleri ile ortak bulunmuştur. Çünkü kasık

sinirleri iki kısma ayrılmıştır. Birinci kısmı üç çifttir ki kaslar onlarla

bilinmiştir. Diğer kısmı iki çift bilinmiştir ki karın kasları onlardır. Onların

birinci kısmına beyinden inen sinir karışmıştır. İkinci kısmı karından gelen

iki çift kas olmuştur. Onlar iki bacak kısmına büyük kollar gönderip birinci

kısmın ikinci çiftinden onlara kollar gelmiştir. Bir kol da kuyruk sokumu

sinirlerinin (sakrum sinirleri) birincisinden gelip hepsi birbirine karışmıştır.

Bunlardan bazıları kalça kemiğinde kalıp bazıları baldırlara inmiştir.

Bedenin arkasında ve uyluklar içinde damar ve kaslar çok olmakla, kasık

kemiğinden çıkan kasların bedenin arkasından ve uylukların içlerinden

ayaklar tarafına yol olmadığından, ayak kaslarına mahsus sinirlerin bir

kısmı, husyelerin (testislerin) içine inen kanala varıp oradan kasık

adalelerine girmiştir. (Böylece) oradan da diz adalelerine yönelip oradan

dizlerin kaslarına inip gitsin.

Kuyruk sokumu -ki omurganın dibidir- sinirlerinin (sakrum) altı çift oluşu

acayip bir durumdur. Bir çifti kasık adalesine karışmıştır. Kalan beş çift,

sinir ve kuyruk sokumu yanından doğan tek bir sinir, bunlardan hepsi

makat, zeker, mesane ve rahim kaslarına, karın zarına ve kasık kemiğinin

içindeki dışa bakan kısımlarına ve kuyruk sokumundan (sağrı kemiği) gelen

kaslara şu sayılanların hepsi dağılmıştır. Bu fasılda açıklanan sinirlerin

sayısı, daha önce bildirilen kasların sayısı gibi beş yüz otuzdur. Buraya

kadar bildirilen anatomi ilminin incelikleri, her şeyi yoktan var eden Yüce

Allah’ın kudretinin kemâlini gösterir. İnsan cinsine Allah’ın büyük nimet

verdiğine, beden organlarından her an şahitlik gelmektedir. İşte bu şekilde

bir arada bulunan sanatları seyreden kalp gözü (basîret) açık bir kimse,

Yaratıcısını bilmiş olur. Kendini lutuf ve ihsan denizine dalmış bulur.

Mevlâsını can u gönülden sevip her halinde ona yönelmiştir.

[580] . Eski tıpta sinirler iki kısımdır: Birisi ile hissedilir; bunlar duyu

sinirleridir (sensitif sinirler.) İkincisi hareket sinirleridir ki, bunlara “motor

sinirler” de denir. His sinirleri bir şeyi anlamak içindir; bunlar vücuda

çabuk haber iletsin diye latîf ve yumuşak olarak yaratılmışlardır. Hareket

için olanlar, kırılmasın ve âciz kalmasın diye kat kat ve güçlü yaratılmıştır.

( Şemseddîn-i İtâkî’nin Resimli Anatomi Kitabı , s. 156.)

[581] . Eski eserlerde adale-i medâriye-i ecfân denilen, göz kapaklarının

çevresel kaslarından da bahsedilmektedir. Resimli Kâmûs-ı Osmânî , Haz:

Ali Seydî, Matbaa-i Kütüphâne-i Cihan, Dâru’l-Hilâfeti’l-Aliyye, Dersaâdet

1330.

[582] . Derz-i Lâmî’nin sözlük anlamı, “lâmbdoid dikiş”tir.

[583] . Carotid arterlerin çıktığı yerden aşağı iner ve carotid artere ulaşır.

(İtâkî, a.g.e. , 160.)

[584] . Gırtlak yanına geldiğinde birkaç dala ayrılır. (İtâkî, a.g.e. , 160.)

[585] . Gırtlak kaslarına ve başı yukarıya doğru olan kasa gelir; gırtlağı

geçip göğse geldikten sonra, ondan birkaç şube de geri dönüp yukarı çıkar;

“tırcıhâlî” (arytenoid kıkırdak) kıkırdağının açılıp kapanan başı kaslarına

ulaşır. (İtâkî , a.g.e. , 160.)

[586] . Rectus capitis anterior, rectus capitis lateralis ve subboccipital

üçgen.

[587] . Cutaneus sinirleri (küçük occipital ve büyük occipital sinirler. (İbn

Sînâ, a.g.e. , s. 77.)

[588] . Semispinalis capitis, cervecis vs. İkinci boyun siniri aynı zamanda

önden sternomastoid kasa da sinir gönderir. (İbn Sînâ, a.g.e. , s. 77.)

[589] . Cercival plexus’tan gelen üstten dört boyun sinirinin ilk dalıdır.

Plexus sternomastoid kasa gider ve deriye ve kaslara kollar verir. (İbn Sînâ,

a.g.e. , s. 78.)

İkinci çiftin çıkış yeri, birinci omur ile ikincinin arasında ortak olan

deliklerdendir. Ve bu çiftin çoğundan, başta bulunan organlar dokunma

hissini bulmuştur ki başın etrafını tamamen sarıp başın ön tarafına

dolanmıştır. Kulakların etrafındaki dış deride yerleşip açıklanan küçük

çiftin eksiğini tamamlamıştır. Bunun geri kalanı boynun arka tarafındaki

kaslara boyun arkasında olan yassı kasa ulaşmış ve onlarda hareket

bulmuştur.

Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Bedende

olan sinirlerin bazısının fonksiyonu doğrudan (aslî); bazısının fonksiyonu

ise dolaylıdır (ârızî). Sinirlerin doğrudan fonksiyonu şudur ki beyin bunlar

vasıtasıyla diğer organlara his ve hareket verir. Dolaylı fonksiyonu şudur ki

kaslara güç verip bedeni kuvvetlendirmiştir. Sinirlerin ana çıkış yerleri

beyin, uzantılarının son ulaştığı yer ise cilttir. Beyin iki yoldan sinirlerin

başlangıç (bitiş, çıkış) yeri olmuştur.

Altıncı çift, beynin arka tarafından beşinci çifte bitişik olarak doğup derz-

i lâmî’nin (L yivi) sonunda olan delikten çıkarak üç kısma ayrılmıştır. Bir

kısmı, yedinci çiftin hareketine destek olmak için boğaz adalelerine ve dilin

köküne ulaşmıştır. İkinci kısım, omuz adalelerine taksim olunmuştur.

Üçüncü kısım ise önceki ikisinden büyük olup boyun damarının yükseldiği

yerde yükselip ona bağlanmıştır. Ondan [130/b] iç organlara inerken

hançere hizasına gelince, (kendisinden) dallar ayrılmış ve hançereyi

kıkırdakları ile kaldıran uçlarını, üstünde olan adalelere bağlamıştır. Oradan

aşağıya inerken hançere hizasına geldiğinde, ondan yine dallar çıkıp

gırtlağın üçüncü kıkırdağını örtüp açan ve uçları kıvrık olan adalelere

gelmiştir. Onun için tıp bilginlerine göre bunun ismi, asab-ı râci‘ (geri

dönen sinir) olmuştur.

Altıncı çift, beynin arka tarafından beşinci çifte bitişik olarak doğup derz-

i lâmî’nin (L yivi) sonunda olan delikten çıkarak üç kısma ayrılmıştır. Bir

kısmı, yedinci çiftin hareketine destek olmak için boğaz adalelerine ve dilin

köküne ulaşmıştır. İkinci kısım, omuz adalelerine taksim olunmuştur.

Üçüncü kısım ise önceki ikisinden büyük olup boyun damarının yükseldiği

yerde yükselip ona bağlanmıştır. Ondan [130/b] iç organlara inerken

hançere hizasına gelince, (kendisinden) dallar ayrılmış ve hançereyi

kıkırdakları ile kaldıran uçlarını, üstünde olan adalelere bağlamıştır. Oradan

aşağıya inerken hançere hizasına geldiğinde, ondan yine dallar çıkıp

gırtlağın üçüncü kıkırdağını örtüp açan ve uçları kıvrık olan adalelere

gelmiştir. Onun için tıp bilginlerine göre bunun ismi, asab-ı râci‘ (geri

dönen sinir) olmuştur.

. Cercival plexus’tan gelen üstten dört boyun sinirinin ilk dalıdır. Plexus

sternomastoid kasa gider ve deriye ve kaslara kollar verir. (İbn Sînâ, a.g.e. ,

s. 78.)

. Gırtlak kaslarına ve başı yukarıya doğru olan kasa gelir; gırtlağı geçip

göğse geldikten sonra, ondan birkaç şube de geri dönüp yukarı çıkar;

“tırcıhâlî” (arytenoid kıkırdak) kıkırdağının açılıp kapanan başı kaslarına

ulaşır. (İtâkî , a.g.e. , 160.)

. Rectus capitis anterior, rectus capitis lateralis ve subboccipital üçgen.

. Carotid arterlerin çıktığı yerden aşağı iner ve carotid artere ulaşır. (İtâkî,

a.g.e. , 160.)

. Gırtlak yanına geldiğinde birkaç dala ayrılır. (İtâkî, a.g.e. , 160.)

. Cutaneus sinirleri (küçük occipital ve büyük occipital sinirler. (İbn Sînâ,

a.g.e. , s. 77.)

. Semispinalis capitis, cervecis vs. İkinci boyun siniri aynı zamanda önden

sternomastoid kasa da sinir gönderir. (İbn Sînâ, a.g.e. , s. 77.)

. Eski eserlerde adale-i medâriye-i ecfân denilen, göz kapaklarının

çevresel kaslarından da bahsedilmektedir. Resimli Kâmûs-ı Osmânî , Haz:

Ali Seydî, Matbaa-i Kütüphâne-i Cihan, Dâru’l-Hilâfeti’l-Aliyye, Dersaâdet

1330.

. Derz-i Lâmî’nin sözlük anlamı, “lâmbdoid dikiş”tir.

. Eski tıpta sinirler iki kısımdır: Birisi ile hissedilir; bunlar duyu

sinirleridir (sensitif sinirler.) İkincisi hareket sinirleridir ki, bunlara “motor

sinirler” de denir. His sinirleri bir şeyi anlamak içindir; bunlar vücuda

çabuk haber iletsin diye latîf ve yumuşak olarak yaratılmışlardır. Hareket

için olanlar, kırılmasın ve âciz kalmasın diye kat kat ve güçlü yaratılmıştır.

( Şemseddîn-i İtâkî’nin Resimli Anatomi Kitabı , s. 156.)

Birinci çift; birinci omurun iki deliğinden çıkıp sadece baş kaslarına

dağılmıştır. Bu çift ince ve küçük yaratılmıştır. Ta ki çıkış yeri dar olsun ve

omurga kemikleri olduğu hal üzere kalsın.

Beyin sinirlerinin ikinci çifti, açıklanan birinci çiftin çıkış yerinin arka

tarafından doğup gözü kuşatan çukurun deliğinden çıkarak gözbebeği

kaslarına bölünmüştür. Bu çift sinir oldukça kalın olmuştur. Ta ki onun

kalınlığı başlangıç yerine yakınlığından ileri gelen yumuşaklığa yardımcı

olsun ve onunla kuvvet bulup kafa çiftlerini hareket ettirmeye muktedir

olsun.

Altıncı çift, beynin arka tarafından beşinci çifte bitişik olarak doğup derz-

i lâmî’nin (L yivi) sonunda olan delikten çıkarak üç kısma ayrılmıştır. Bir

kısmı, yedinci çiftin hareketine destek olmak için boğaz adalelerine ve dilin

köküne ulaşmıştır. İkinci kısım, omuz adalelerine taksim olunmuştur.

Üçüncü kısım ise önceki ikisinden büyük olup boyun damarının yükseldiği

yerde yükselip ona bağlanmıştır. Ondan [130/b] iç organlara inerken

hançere hizasına gelince, (kendisinden) dallar ayrılmış ve hançereyi

kıkırdakları ile kaldıran uçlarını, üstünde olan adalelere bağlamıştır. Oradan

aşağıya inerken hançere hizasına geldiğinde, ondan yine dallar çıkıp

gırtlağın üçüncü kıkırdağını örtüp açan ve uçları kıvrık olan adalelere

gelmiştir. Onun için tıp bilginlerine göre bunun ismi, asab-ı râci‘ (geri

dönen sinir) olmuştur.

İkinci çiftin çıkış yeri, birinci omur ile ikincinin arasında ortak olan

deliklerdendir. Ve bu çiftin çoğundan, başta bulunan organlar dokunma

hissini bulmuştur ki başın etrafını tamamen sarıp başın ön tarafına

dolanmıştır. Kulakların etrafındaki dış deride yerleşip açıklanan küçük

çiftin eksiğini tamamlamıştır. Bunun geri kalanı boynun arka tarafındaki

kaslara boyun arkasında olan yassı kasa ulaşmış ve onlarda hareket

bulmuştur.

Dördüncü çiftin çıkış yeri, üçüncü omur ile dördüncü omur arasında ortak

olan deliklerden olmuştur. (Yukarıda) bildirilen üçüncü çift gibi bir kısmı

öne bir kısmı arkaya dağılıp öndeki küçük olmakla beşinci çifte karışmıştır.

Arka kısmı arka tarafa doğru dönüp oradan kaslara gidip sensenelere

ulaşmıştır. Baş ile boyun arasında müşterek olan kaslara dallar gönderip

oradan bele kadar inerek son bulmuştur.

Altıncı çift, beynin arka tarafından beşinci çifte bitişik olarak doğup derz-

i lâmî’nin (L yivi) sonunda olan delikten çıkarak üç kısma ayrılmıştır. Bir

kısmı, yedinci çiftin hareketine destek olmak için boğaz adalelerine ve dilin

köküne ulaşmıştır. İkinci kısım, omuz adalelerine taksim olunmuştur.

Üçüncü kısım ise önceki ikisinden büyük olup boyun damarının yükseldiği

yerde yükselip ona bağlanmıştır. Ondan [130/b] iç organlara inerken

hançere hizasına gelince, (kendisinden) dallar ayrılmış ve hançereyi

kıkırdakları ile kaldıran uçlarını, üstünde olan adalelere bağlamıştır. Oradan

aşağıya inerken hançere hizasına geldiğinde, ondan yine dallar çıkıp

gırtlağın üçüncü kıkırdağını örtüp açan ve uçları kıvrık olan adalelere

gelmiştir. Onun için tıp bilginlerine göre bunun ismi, asab-ı râci‘ (geri

dönen sinir) olmuştur.