BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · İkinci Madde
İkinci Madde
Gözetlenip tespit edilmiş yıldızlar (kevâkib-i mersûde) ile bulunan
burçların isimlerini, şekillerini ve dört üçlünün (müsellesât-ı erba’a) [478]
tabiatlarını bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri (ehl-i hey’et) demişlerdir ki
on iki burcun (burûc-i isnâ aşer) her birinde mesela, kavun şeklinin her bir
bölümü ortasındaki gibi, yani sekizinci feleğin on iki kısmının orta
bölümünde, tespit edilmiş yıldızların (kevâkib-i mersûde) topluca
görünümleri bir şekle benzer görülüp o görünüm burçların isimlerine isim
verme sebebi sayılmıştır. Mesela, koç burcu (burc-ı hamel); sekizinci
feleğin sahasında öyle bir dilim (hisse) şeklini andırır ki; onun ortasında
gözlemlenen yıldızlar, birer çizgi ile birbirine bağlansa, ondan koç şekli
görünür. Nitekim, diğer burçların isimlendirilmeleri de bunun gibi olmuştur.
Sekizinci feleğin boşluğunu tamamen dolduran sayısız yıldız kürelerinden
eski filozofların gözlemlerine göre, toplam bin yirmi iki ışıklı yıldızı
(kevâkib-i münîr) ihtiva eden ve çeşitli canlılara ve başka şeylere benzer
kırk sekiz sûret bulunduğu tahayyül edilmiştir ki üç yüz kırk altı
gözlemlenmiş yıldızı ihtiva eden on iki sûret, herkesçe bilinen on iki burca
isimlerini vermiştir.
Sözü edilen sûretlerin yirmi bir tanesi kuşağın (mıntıka) kuzeyinde olup
onlarda üç yüz altmış altı yıldız tesbit edilmiştir. Kırk sekiz sûretin geri
kalan on beşi, kuşağın (mıntıka) güneyinde olup gözetlenenlerden üç yüz on
altı yıldızın da bu sahada olduğu belirlenmiştir. Bu şekilde, yukarıda sözü
edilen bin yirmi iki yıldız tamamen belirlenmiş olmaktadır.
Ek (Zeyl): [479]
Bilinmelidir ki merhum müellif İbrahim Hakkı Hazretleri’nin söylediği
gibi yıldızlar iki kısma ayrılmakta olup bunlardan bir kısmına sabit
yıldızlar, diğerlerine de gezegenler adı verilmektedir.
Bir kısım yıldızlara sabit denilmesinin sebebi şudur ki bunların birbirine
olan uzaklığı daima eşit olup bunlar arasındaki mesafenin hiçbir zaman
artıp eksilmemesi sebebiyle bu ismi almışlardır. İşte onlar bu bölümde
anlattığımız sabit feleklerdir.
Diğer kısımdakilere gezegenler tabir edilmesinin sebebi şudur ki bu
gezegenler başka başka yürüyüp hareket ettikçe birbirine bazen uzak ve
bazen de yakın olurlar. Bunların tamamı yedi gezegendir ve her biri ayrı bir
felekte bulunur. İş bu gezegenler, bazen bir yerde toplanıp küme olup ufuk
dairesinin birbirine karşı olan derecelerinde karşı karşıya gelirler.
Sabit yıldızların sayısına gelince; sonraki dönem filozoflarına göre, bin
yüz on iki adet olup bunların ışıklı cisimler oldukları delillerle isbat
edilmiştir.
Bunların birbirinden ayırt edilip her birine ayrı isim verilmesi imkân
dahilinde olmadığından, bilginler [bu sahanın mütehassısları] bunlar
içindeki grupları altmışa bölmüş ve bunların her birine belli bir şekle göre
isimler
vermişlerdir.
Söz
konusu
isimlendirmede
öncelikle,
eski
filozoflardan meşhur olanların adları tercih edilmiştir. Sonra bazı hayvan,
bitki ve âlet isimleri verilmiştir.
[Yukarıdaki maddede] tasvir olunan felekleri gösterir küre şeklinde
görüleceği üzere (sözü edilen) seksen şeklin her biri, esasen birkaç
yıldızdan ve varsayılan bir topluluktan ibaret olup bunların on ikisi burçlar
kuşağında bulunmaktadır. Sayılan yıldızlardan üç yüz kırk altısını ihtiva
eden on iki burcun isimleri şunlardır:
Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak,
Kova, Balık.
Burçlar kuşağının kuzeyinde ise üç yüz altmış yıldız gözlemlenmiş olup
bunlardan ancak yirmi biri çeşitli sûretlere benzetilmiştir. İsimleri şunlardır:
Küçük Ayı, Büyük Ayı, Tinîn, Keykavus, Avâh, Câî, Sülbük, Kuş, Kürsî
Sahibi, Bersâvuş, Mümessik, Hevâ, Hayyetü’l-Hevâ, Sehm, Akâb, Nesr,
Delfin, Birinci Kısrak, İkinci Kısrak, Mir’ât-ı Müselsile, Müselles-i Şimâlî.
Güneydeki dört yüz altı yıldıza gelince; bunların da yirmi yedi tanesi
çeşitli sûretlere benzetilmiş olup isimleri şunlardır:
Kaytas, Cebbâr, Nehir, Tavşan, Büyük Köpek, Küçük Köpek, Gemi,
Şucâ‘, Batya, Karga, Kaytoros, Seb‘ (Siba’), Muhammere, İklîl, Kuzey
Balığı, Ankâ, Garnavuk, Gulâm-ı Hindî, Tâvus, Hurma, Müselles-i Cenûbî,
Deniz Köpeği, Kurtçuk, Kanatlı Balık, Ejderhâ, Karga, Nûh Güvercini.
Bu tertip üzere yukarıda isimlerini saydığımız yıldızlar, toplam altmış
adet olup bu şekillerde bin yüz iki yıldızın var olduğu hesap edilmiştir.
Ancak bunların sadece gözle görülebilenler olması iktizâ eder. Farazâ,
saman yolunda bulunan yıldızların sayıları tespit edilememiş olması
hasebiyle yıldızların bazısının büyük ve bazısının da küçük görünmeleri
sebebinin, yeryüzüne olan mesafeleriyle ilgili olup olmadığı henüz
bilinmemektedir. Doğrusunu ancak Allah teâlâ bilir. (Zeyl burada sona
erdi.)
Burçlar
kuşağında
(mıntıkatü’l-burûc)
bulunup
bazı
şekillere
benzetilmekle meşhur olan yıldızların [iklimlerle olan ilgisine göre, üçerli
guruplar halinde] isimleri şöyledir: Koç (hamel), Boğa (sevr; bull, taurus)
ve Cevzâ (twins; gemini). Bu sonuncusuna İkizler burcu da derler. Yengeç
(seretân), Aslan (esed) ve Başak (sünbüle). Sonuncuya Azrâ (Kız Burcu)
dahi derler. Terâzi (mîzân), Akrep ve Yay (kavs). Sonuncuya Atan veya
Atıcı (râmi) de derler. Oğlak (Cedy), Kova (delv) ve Balık (hût). Sonuncuya
Semektân da derler.
Bahsi geçen burçların altısı ekvator dairesinin (daire-i mu’addelü’n-
nehâr) kuzeyinde bulunur ve bunlara, kuzey burçları (burûc-i şimâliyye)
denir. Diğer altısı dahi güney yarımkürede bulunur ve bunlara da, güney
burçları (burûc-i cenûbiyye) denir. Kuzey burçları; Koç (hamel), Boğa
(sevr), İkizler (cevzâ), Yengeç (seretân), Aslan (esed), Başak (sünbüle).
Güney burçları; Terâzi (mîzân), Akreb, Yay (kavs), Oğlak (Cedy), Kova
(delv), Balık (hût). On iki burcun dördüne değiştiren (munkalibe), dördüne
sâbite , dördüne de cesetlenen/vücutlanan (mütecesside) derler.
Değiştirenler (burûc-i munkalibe); Koç, Yengeç, Terazi ve Oğlak
burçlarıdır. Bu dördüne şu sebeple değiştiren denir ki bunlarda zaman bir
mevsimden bir mevsime geçer. Nitekim Güneş Koç burcunda iken, zaman
kıştan bahara döner, Yengeç burcuna girince zaman, bahardan yaza döner,
Terazi’ye girdiği vakit, zaman yazdan Sonbahar’a dönmüş olur. Neticede
Oğlak burcuna girince, zaman Sonbahar’dan tekrar kışa döner. Şu halde,
Koç burcunun başlangıcına İlkbahar noktası (i’tidâl-i rebî’), Yengeç
burcunun başlangıcına yaz dönümü (inkılâb-ı sayfî), Terazi’nin başlangıcına
Sonbahar noktası (i’tidâl-i harîfî) ve Oğlak burcunun başlangıcına da kış
dönümü (inkılâb-ı şitâvî) derler.
Sabit burçlar; Boğa, Aslan, Akrep ve Kova’dır. Bunlara şu sebeple sâbite
denilmiştir ki; [36/b] ne değiştirenler gibi değişme noktasında kalırlar, ne
de cesetlenen-vücutlanan (mütecesside) gibi iki halde karışık olurlar.
Cesetlenen/vücutlanan burçlar (mütecesside); İkizler, Başak, Yay ve Balık
burçlarıdır ki bunlara mütecesside denilmesinin sebebi şudur; Güneş söz
konusu burçların paralelinde iken, bunların her birinde zaman, içinde
bulunduğu durum ile diğer durum arasında karışmış olur. Nitekim, İkizler
burcunda zaman İlkbahar iken, yaz mevsimine dönüp yazla karışmış olur.
Başak burcunda ise zaman, yazda iken Sonbahar’a karışmış olur. Yay
burcunda Sonbahar’da iken, kış mevsimi ile karışmış olur. İkizler’de ise,
kış mevsiminde bulunurken İlkbaharla karışmış olur.
Sonraki dönem filozoflarına göre; on iki burçla yedi gezegen, dört esas
unsur (toprak, ateş, su ve hava) gibi, her biri diğerlerinden farklı tabâatlara
sahiptir ki onlar her üç burcu [diğerlerine nazaran] değişik tabiatta bulup
buna burçlar üçlüsü (müsellesât-ı burûc) demişlerdir. Mesela; Koç, Aslan
ve Yay burçlarına ateş üçlüsü (müsellese-i nâriye) derler. [Sonraki dönem
filozoflarına göre] bunlardan her birinin tabiatı sıcaklık ve kuruluktur.
Boğa, Başak ve Oğlak burçlarına toprak üçlüsü (müsellese-i turâbiyye)
derler ki bunların her birinin tabiatı, soğukluk ve kuruluktur. İkizler, Terâzi
ve Kova burçlarına hava üçlüsü (müselles-i hevâiyye) derler ki bunların her
birinin tabiatı sıcaklık ve rutûbettir. Yengeç, Akrep ve Balık burçlarına ise
su üçlüsü (müsellese-i mâiyye) derler ve bunların her birinin tabiatı rutûbet
ve soğukluktur. Bu durumda on iki burcu; ateş tabiatlı burçlar (nârî),
toprak tabiatlı burçlar (türâbî), hava tabiatlı burçlar (havâî) ve su tabiatlı
burçlar (âbî) şeklinde sınıflandırmışlardır.
Bir diğer mesele şudur ki on iki burcun bazısı erkek (müzekker) ve bazısı
dişi (mü’ennes) tabiatlıdır ve bunlardan bir kısmı gündüze, bir kısmı da
geceye nispet edilmiştir. Burçlardan altısı erkek, altısı dişi tabiatlıdır. Erkek
tabiatlı burçlar; Koç, İkizler, Aslan, Terazi, Yay ve Kovadır. Bunlar tek
burçlardır (burûc-ı müfrede.)
Dişi tabiatlı burçlar; Boğa, Yengeç, Başak, Akrep, Oğlak ve Balıktır.
Bunlar çift burçlardır (burûc-i müzevvece.) Koç burcundan başlayarak
sırası ile sayarken; burçların biri erkek, diğeri dişi kabul edilir. On iki
burcun erkek ve dişi oluşu, bu metotla sayılır. O halde; nârî üçlü ve havâî
üçlü aynı zamanda erkek tabiatlı burçlar olup hâkî üçlü ve âbî üçlünün ise
dişi tabiatlı oldukları kabul edilmiş ve erkek tabiatlı burçlar gündüze, dişi
tabiatlılar ise geceye nispet edilmiştir.

