Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · İkinci Madde

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · İkinci Madde İkinci Madde Gözetlenip tespit edilmiş yıldızlar (kevâkib-i mersûde) ile bulunan burçların isimlerini, şekillerini ve dört üçlünün (müsellesât-ı erba’a) [478] …

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · İkinci Madde

İkinci Madde

Gözetlenip tespit edilmiş yıldızlar (kevâkib-i mersûde) ile bulunan

burçların isimlerini, şekillerini ve dört üçlünün (müsellesât-ı erba’a) [478]

tabiatlarını bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri (ehl-i hey’et) demişlerdir ki

on iki burcun (burûc-i isnâ aşer) her birinde mesela, kavun şeklinin her bir

bölümü ortasındaki gibi, yani sekizinci feleğin on iki kısmının orta

bölümünde, tespit edilmiş yıldızların (kevâkib-i mersûde) topluca

görünümleri bir şekle benzer görülüp o görünüm burçların isimlerine isim

verme sebebi sayılmıştır. Mesela, koç burcu (burc-ı hamel); sekizinci

feleğin sahasında öyle bir dilim (hisse) şeklini andırır ki; onun ortasında

gözlemlenen yıldızlar, birer çizgi ile birbirine bağlansa, ondan koç şekli

görünür. Nitekim, diğer burçların isimlendirilmeleri de bunun gibi olmuştur.

Sekizinci feleğin boşluğunu tamamen dolduran sayısız yıldız kürelerinden

eski filozofların gözlemlerine göre, toplam bin yirmi iki ışıklı yıldızı

(kevâkib-i münîr) ihtiva eden ve çeşitli canlılara ve başka şeylere benzer

kırk sekiz sûret bulunduğu tahayyül edilmiştir ki üç yüz kırk altı

gözlemlenmiş yıldızı ihtiva eden on iki sûret, herkesçe bilinen on iki burca

isimlerini vermiştir.

Sözü edilen sûretlerin yirmi bir tanesi kuşağın (mıntıka) kuzeyinde olup

onlarda üç yüz altmış altı yıldız tesbit edilmiştir. Kırk sekiz sûretin geri

kalan on beşi, kuşağın (mıntıka) güneyinde olup gözetlenenlerden üç yüz on

altı yıldızın da bu sahada olduğu belirlenmiştir. Bu şekilde, yukarıda sözü

edilen bin yirmi iki yıldız tamamen belirlenmiş olmaktadır.

Ek (Zeyl): [479]

Bilinmelidir ki merhum müellif İbrahim Hakkı Hazretleri’nin söylediği

gibi yıldızlar iki kısma ayrılmakta olup bunlardan bir kısmına sabit

yıldızlar, diğerlerine de gezegenler adı verilmektedir.

Bir kısım yıldızlara sabit denilmesinin sebebi şudur ki bunların birbirine

olan uzaklığı daima eşit olup bunlar arasındaki mesafenin hiçbir zaman

artıp eksilmemesi sebebiyle bu ismi almışlardır. İşte onlar bu bölümde

anlattığımız sabit feleklerdir.

Diğer kısımdakilere gezegenler tabir edilmesinin sebebi şudur ki bu

gezegenler başka başka yürüyüp hareket ettikçe birbirine bazen uzak ve

bazen de yakın olurlar. Bunların tamamı yedi gezegendir ve her biri ayrı bir

felekte bulunur. İş bu gezegenler, bazen bir yerde toplanıp küme olup ufuk

dairesinin birbirine karşı olan derecelerinde karşı karşıya gelirler.

Sabit yıldızların sayısına gelince; sonraki dönem filozoflarına göre, bin

yüz on iki adet olup bunların ışıklı cisimler oldukları delillerle isbat

edilmiştir.

Bunların birbirinden ayırt edilip her birine ayrı isim verilmesi imkân

dahilinde olmadığından, bilginler [bu sahanın mütehassısları] bunlar

içindeki grupları altmışa bölmüş ve bunların her birine belli bir şekle göre

isimler

vermişlerdir.

Söz

konusu

isimlendirmede

öncelikle,

eski

filozoflardan meşhur olanların adları tercih edilmiştir. Sonra bazı hayvan,

bitki ve âlet isimleri verilmiştir.

[Yukarıdaki maddede] tasvir olunan felekleri gösterir küre şeklinde

görüleceği üzere (sözü edilen) seksen şeklin her biri, esasen birkaç

yıldızdan ve varsayılan bir topluluktan ibaret olup bunların on ikisi burçlar

kuşağında bulunmaktadır. Sayılan yıldızlardan üç yüz kırk altısını ihtiva

eden on iki burcun isimleri şunlardır:

Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak,

Kova, Balık.

Burçlar kuşağının kuzeyinde ise üç yüz altmış yıldız gözlemlenmiş olup

bunlardan ancak yirmi biri çeşitli sûretlere benzetilmiştir. İsimleri şunlardır:

Küçük Ayı, Büyük Ayı, Tinîn, Keykavus, Avâh, Câî, Sülbük, Kuş, Kürsî

Sahibi, Bersâvuş, Mümessik, Hevâ, Hayyetü’l-Hevâ, Sehm, Akâb, Nesr,

Delfin, Birinci Kısrak, İkinci Kısrak, Mir’ât-ı Müselsile, Müselles-i Şimâlî.

Güneydeki dört yüz altı yıldıza gelince; bunların da yirmi yedi tanesi

çeşitli sûretlere benzetilmiş olup isimleri şunlardır:

Kaytas, Cebbâr, Nehir, Tavşan, Büyük Köpek, Küçük Köpek, Gemi,

Şucâ‘, Batya, Karga, Kaytoros, Seb‘ (Siba’), Muhammere, İklîl, Kuzey

Balığı, Ankâ, Garnavuk, Gulâm-ı Hindî, Tâvus, Hurma, Müselles-i Cenûbî,

Deniz Köpeği, Kurtçuk, Kanatlı Balık, Ejderhâ, Karga, Nûh Güvercini.

Bu tertip üzere yukarıda isimlerini saydığımız yıldızlar, toplam altmış

adet olup bu şekillerde bin yüz iki yıldızın var olduğu hesap edilmiştir.

Ancak bunların sadece gözle görülebilenler olması iktizâ eder. Farazâ,

saman yolunda bulunan yıldızların sayıları tespit edilememiş olması

hasebiyle yıldızların bazısının büyük ve bazısının da küçük görünmeleri

sebebinin, yeryüzüne olan mesafeleriyle ilgili olup olmadığı henüz

bilinmemektedir. Doğrusunu ancak Allah teâlâ bilir. (Zeyl burada sona

erdi.)

Burçlar

kuşağında

(mıntıkatü’l-burûc)

bulunup

bazı

şekillere

benzetilmekle meşhur olan yıldızların [iklimlerle olan ilgisine göre, üçerli

guruplar halinde] isimleri şöyledir: Koç (hamel), Boğa (sevr; bull, taurus)

ve Cevzâ (twins; gemini). Bu sonuncusuna İkizler burcu da derler. Yengeç

(seretân), Aslan (esed) ve Başak (sünbüle). Sonuncuya Azrâ (Kız Burcu)

dahi derler. Terâzi (mîzân), Akrep ve Yay (kavs). Sonuncuya Atan veya

Atıcı (râmi) de derler. Oğlak (Cedy), Kova (delv) ve Balık (hût). Sonuncuya

Semektân da derler.

Bahsi geçen burçların altısı ekvator dairesinin (daire-i mu’addelü’n-

nehâr) kuzeyinde bulunur ve bunlara, kuzey burçları (burûc-i şimâliyye)

denir. Diğer altısı dahi güney yarımkürede bulunur ve bunlara da, güney

burçları (burûc-i cenûbiyye) denir. Kuzey burçları; Koç (hamel), Boğa

(sevr), İkizler (cevzâ), Yengeç (seretân), Aslan (esed), Başak (sünbüle).

Güney burçları; Terâzi (mîzân), Akreb, Yay (kavs), Oğlak (Cedy), Kova

(delv), Balık (hût). On iki burcun dördüne değiştiren (munkalibe), dördüne

sâbite , dördüne de cesetlenen/vücutlanan (mütecesside) derler.

Değiştirenler (burûc-i munkalibe); Koç, Yengeç, Terazi ve Oğlak

burçlarıdır. Bu dördüne şu sebeple değiştiren denir ki bunlarda zaman bir

mevsimden bir mevsime geçer. Nitekim Güneş Koç burcunda iken, zaman

kıştan bahara döner, Yengeç burcuna girince zaman, bahardan yaza döner,

Terazi’ye girdiği vakit, zaman yazdan Sonbahar’a dönmüş olur. Neticede

Oğlak burcuna girince, zaman Sonbahar’dan tekrar kışa döner. Şu halde,

Koç burcunun başlangıcına İlkbahar noktası (i’tidâl-i rebî’), Yengeç

burcunun başlangıcına yaz dönümü (inkılâb-ı sayfî), Terazi’nin başlangıcına

Sonbahar noktası (i’tidâl-i harîfî) ve Oğlak burcunun başlangıcına da kış

dönümü (inkılâb-ı şitâvî) derler.

Sabit burçlar; Boğa, Aslan, Akrep ve Kova’dır. Bunlara şu sebeple sâbite

denilmiştir ki; [36/b] ne değiştirenler gibi değişme noktasında kalırlar, ne

de cesetlenen-vücutlanan (mütecesside) gibi iki halde karışık olurlar.

Cesetlenen/vücutlanan burçlar (mütecesside); İkizler, Başak, Yay ve Balık

burçlarıdır ki bunlara mütecesside denilmesinin sebebi şudur; Güneş söz

konusu burçların paralelinde iken, bunların her birinde zaman, içinde

bulunduğu durum ile diğer durum arasında karışmış olur. Nitekim, İkizler

burcunda zaman İlkbahar iken, yaz mevsimine dönüp yazla karışmış olur.

Başak burcunda ise zaman, yazda iken Sonbahar’a karışmış olur. Yay

burcunda Sonbahar’da iken, kış mevsimi ile karışmış olur. İkizler’de ise,

kış mevsiminde bulunurken İlkbaharla karışmış olur.

Sonraki dönem filozoflarına göre; on iki burçla yedi gezegen, dört esas

unsur (toprak, ateş, su ve hava) gibi, her biri diğerlerinden farklı tabâatlara

sahiptir ki onlar her üç burcu [diğerlerine nazaran] değişik tabiatta bulup

buna burçlar üçlüsü (müsellesât-ı burûc) demişlerdir. Mesela; Koç, Aslan

ve Yay burçlarına ateş üçlüsü (müsellese-i nâriye) derler. [Sonraki dönem

filozoflarına göre] bunlardan her birinin tabiatı sıcaklık ve kuruluktur.

Boğa, Başak ve Oğlak burçlarına toprak üçlüsü (müsellese-i turâbiyye)

derler ki bunların her birinin tabiatı, soğukluk ve kuruluktur. İkizler, Terâzi

ve Kova burçlarına hava üçlüsü (müselles-i hevâiyye) derler ki bunların her

birinin tabiatı sıcaklık ve rutûbettir. Yengeç, Akrep ve Balık burçlarına ise

su üçlüsü (müsellese-i mâiyye) derler ve bunların her birinin tabiatı rutûbet

ve soğukluktur. Bu durumda on iki burcu; ateş tabiatlı burçlar (nârî),

toprak tabiatlı burçlar (türâbî), hava tabiatlı burçlar (havâî) ve su tabiatlı

burçlar (âbî) şeklinde sınıflandırmışlardır.

Bir diğer mesele şudur ki on iki burcun bazısı erkek (müzekker) ve bazısı

dişi (mü’ennes) tabiatlıdır ve bunlardan bir kısmı gündüze, bir kısmı da

geceye nispet edilmiştir. Burçlardan altısı erkek, altısı dişi tabiatlıdır. Erkek

tabiatlı burçlar; Koç, İkizler, Aslan, Terazi, Yay ve Kovadır. Bunlar tek

burçlardır (burûc-ı müfrede.)

Dişi tabiatlı burçlar; Boğa, Yengeç, Başak, Akrep, Oğlak ve Balıktır.

Bunlar çift burçlardır (burûc-i müzevvece.) Koç burcundan başlayarak

sırası ile sayarken; burçların biri erkek, diğeri dişi kabul edilir. On iki

burcun erkek ve dişi oluşu, bu metotla sayılır. O halde; nârî üçlü ve havâî

üçlü aynı zamanda erkek tabiatlı burçlar olup hâkî üçlü ve âbî üçlünün ise

dişi tabiatlı oldukları kabul edilmiş ve erkek tabiatlı burçlar gündüze, dişi

tabiatlılar ise geceye nispet edilmiştir.