Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · İkinci Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · İkinci Madde İkinci Madde Hava küresinin en alt tabakasında meydana gelen çeşitli rüzgarları ve şu cihanın yönlerini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · İkinci Madde

İkinci Madde

Hava küresinin en alt tabakasında meydana gelen çeşitli rüzgarları ve şu

cihanın yönlerini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Çeşitli rüzgarların

meydana gelmesi, hava unsurunun denizin dibinde farklı yönlere hareket

etmesi ve böylece dalgalar oluşturmasıyla açığa çıkar. Nitekim denizin

yüzeyindeki dalgaların meydana gelmesi de böyle olur bir kısmının, diğer

kısmı farklı yönlere itmesiyle meydana gelir.

Hava unsuru ile su unsuru iki sâkin deniz (gibi durgun) iken, hava

zerreciklerinin hareketleri hafif, su zerreciklerinin hareketleri ise yoğun

olur. Rüzgarların oluşmasının bir sebebi de şudur ki, güneşin tesiriyle veya

bundan başka farklı sebeplerle meydana gelen dumanlar yerden yükselip

soğuk tabakaya vardıklarında, eğer yükselirken sahip oldukları hararet bir

miktar kırılmışsa, bunlar hemen yere düşme kastıyla harekete geçerler. Ve

bu şekilde (içinden geçtikleri) hava denizi de dalgalanır. Böylelikle rüzgar

meydana gelir. Ve eğer bulundukları hararet üzere kalırlarsa, ateş küresine

doğru çıkarlar. Ateş küresi de, o dumanlar içinde bulunan toprağa ait

maddeleri yakıp kalan hava maddeleri yukarıda bahsi geçen devrî

hareketiyle aşağıya geri gönderir. İşte bu iniş hareketiyle [65/a] hava

dalgalanıp rüzgar olur.

Rüzgarların meydana gelme sebeplerinden biri de şudur ki, zemheri

tabakası nda bulunan bulutlar ağırlaşarak, yukarıdan aşağıya doğru (birbirini

iterek) yöneldiklerinde, söz konusu itme hareketiyle (belirli bir) sıcaklığa

ulaşıp havaya dönüşerek başlı başına bir rüzgar olurlar. Bu itme ile hava

tabakası dalgalanıp bizzat kendisi rüzgar olur.

Rüzgarların meydana gelme sebeplerinden biri de şudur ki, bulut

tabakaları birbiri üzerine yığılıp izdiham oluştururlar. Böylece havayı iterek

bir dalgalanma meydana getirirler. Bu da bir rüzgar esintisi meydana getirir.

Veyahut da bulutlar kıvamında uyuşamayıp yoğun tabakalar hafif olanları

ittiğinde, hafif bulutların bir yerden başka yere gitmesiyle hava dalgalanır

ve bu dalgalanma ile rüzgar meydana gelir.

Rüzgarların meydana gelme sebeplerinden biri de şudur ki; havanın

ısınmasıyla bir tarafta yoğunlaşma ve sıkışma olup yoğunlaşma kendi

kütlesine herhangi başka bir cisim katılmaksızın meydana gelen bir

fazlalaşma olduğundan, etrafında bulunan hava kütlesini iter. Çevresindeki

itilen hava kütlesi de kendi civarında bulunanları müteselsil olarak itmeye

başlar ve böyle peşpeşe itilen hava kütlelerinin hareketiyle hava denizi

dalgalanır. Bu itme hareketi azar azar yavaşlayarak uzaklaşınca havadaki

hareketlenme en az seviyesine iner ve nihayetinde iyice durgunlaşır. Mesela

durgun vaziyetteki bir su birikintisinin ortasına taş atıldığında, (taşın

düştüğü noktadan etrafa doğru açılan) bir dalgalanma meydana geldiği gibi,

baştan sâkin olan hava denizi de, yukarıda sözünü ettiğimiz sebeplerin

ortaya çıkmasıyla öyle bir dalgalanmaya uğrar.

Rüzgarların meydana gelme sebeplerinden biri de şudur ki, belirli bir

hava kütlesi bir tarafta yoğunlaşıp toplanınca hava denizinde bir dalgalanma

meydana gelir. Çünkü boşalan bir yerin boş kalması imkânsız olduğundan,

sözünü ettiğimiz hava kütlesi bir yere toplanıp büzüşerek iyice küçüldükçe,

etrafında bulunan hava kütleleri zorunlu olarak, boşalan tarafa hareket eder

ve bu hareketlilik sebebiyle bir rüzgar oluşur. Rüzgarların meydana gelme

sebeplerinden biri de şudur ki, yeryüzünden yükselen duman tabakalarının

bazısı soğuk tabakaya ulaşmadan evvel havaya dönüşüp bir taraftan

diğerine doğru gitmeye başlarlar. İşte bu hareket sebebiyle de rüzgar oluşur.

Yakıcı sam yeli nin oluşması sebebine gelince o, havadaki kızgın gök

taşlarının kalıntılarının hava kütlesiyle karışıp kendi içinde bulunan yakıcı

maddelerin bir araya gelmesinden ortaya çıkan hareketlenmedir. Yahut da

halis ve karışımsız havanın sıcak iklimlere uğrayıp geçmesiyle ısınmasıdır.

Böylece sam yeli meydana gelir.

Kasırga ise, (zevbe’a) dedikleri bir yel dir ki, yeryüzünü süpürüp

devrederek kendine sarılır, bir direk ve sütun gibi dikilerek gökyüzüne

yükselir. Bu rüzgara ümmü züb’a (kasırganın anası) derler. Kasırga

oluşmasının ekseriyetle sebebi şudur ki, zemheri tabakası ndan aşağı doğru

inen rüzgar, bulutlarla karşılaşıp bulutlar çeşitli rüzgarlarla devrân etmekte

iken, inen rüzgar dahi dönmeye başlar ve bu şekilde yere inmiş olur.

Kasırga çalı çırpı, toz toprak (neye rastlarsa önüne katıp) bu şekilde

(fırıldak gibi dönen) bir daire gibi görünür. Bazen öyle olur ki yeryüzünde

farklı yönlerden esen rüzgarlar birbiriyle karşılaşıp biri diğerini esmekten

men edecek gibi kavgaya tutuşarak, yerden kopardıklarıyla kendilerini

müdafaa ederler. İşte o sırada kavganın arasında kalan eşya sıkışıp

bükülerek yukarı doğru minare gibi dikilir. Gûya uzuvları bulunan bir varlık

gibi, âzâları birbirine sarılmış görünür. Bazen öyle olur ki kasırga

denizlerde bir gemiye rastlarsa onu dahi döndürür. Bazı zaman olur, bu

ümmü züb’a ortasına bir kısım bulut tesadüf eder. Kasırga onu döndürürken,

(yerden bakanlara göre bu manzara) muazzam bir hortum gibi görünür.

Yeryüzünde yönlerin sayısına gelince; bu insanlara göre altıdır. Kişinin

üstü, altı, önü, arkası, sağı ve sol tarafıdır. Astronomi bilginleri cihanın dört

yönünü şöyle tesbit etmişlerdir. Güneşin doğduğu yöne doğu, battığı tarafa

batı, yüzünü doğuya dönen bir kişinin sağına güney, soluna ise kuzey

demişlerdir. Ve bu dört cihetin arasına dört yön daha koyup şöylece tespit

etmişlerdir ki, kuzeyle doğu arasına yaz doğusu (kuzeydoğu), doğu ile

güney arasına kış doğusu (güneydoğu), güney ile batı arasına kış batısı

(güneybatı) ve batı ile kuzey arasına da yaz batısı (kuzeybatı) demişlerdir.

[65/b]

Cihânın bu sekiz cihetine, sekiz rüzgar nisbet edilerek tayin edilip doğu,

batı, güney ve kuzey istikãmetlerinden hareket eden dört rüzgarı, asıl

rüzgarlar olarak saymışlardır. Bunların aralarından esen rüzgarlar ise tâlî

rüzgarlar olarak kabul edilmiş, bu rüzgarlar (ın bilinip usûlünce

yararlanılmasıy)la denizlerde gemiler her semte gitmişler ve istenen

sahillere sevk edilmişlerdir. Şimdi, bütün bu rüzgarları sevk edip gönderen

sonsuz kudret sahibi ve her zaman diri olan Allah’ın büyüklüğünü ve

muazzam gücünü bir düşün ki bize gönderdiği bu rüzgarların ağır yüklü

gemileri yürütmesi, bulutları oradan oraya sevk etmesi gibi (bu günkü ilmî

verilerle henüz keşfedilen) binlerce ve pek çok faydaları vardır. (Bu gün)

bunların pek azı bilinmektedir. Çünkü “Rüzgarlar olmasaydı, yeryüzünde

her şey bozulurdu” denilmiştir. Havanın hareketine dair bilgileri bu kadar

açıklamakla yetiniyoruz.

Şimdi burada onun bazı özelliklerini ve çeşitli işlevlerini izah edelim ki,

bir nefes alıp vermede iki ayrı nimete nâil olduğunu herkes bilsin.

Nihayetsiz bir nimet denizi içinde yüzmekte olduğunu herkes ayrı ayrı idrak

etsin ki bunları kendisine bahşeden Kudret Sahibi’ne yani nimetlerin hakîki

sahibine gereğince şükretmeye gayret etsin.