BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · İkinci Madde
İkinci Madde
Hava küresinin en alt tabakasında meydana gelen çeşitli rüzgarları ve şu
cihanın yönlerini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Çeşitli rüzgarların
meydana gelmesi, hava unsurunun denizin dibinde farklı yönlere hareket
etmesi ve böylece dalgalar oluşturmasıyla açığa çıkar. Nitekim denizin
yüzeyindeki dalgaların meydana gelmesi de böyle olur bir kısmının, diğer
kısmı farklı yönlere itmesiyle meydana gelir.
Hava unsuru ile su unsuru iki sâkin deniz (gibi durgun) iken, hava
zerreciklerinin hareketleri hafif, su zerreciklerinin hareketleri ise yoğun
olur. Rüzgarların oluşmasının bir sebebi de şudur ki, güneşin tesiriyle veya
bundan başka farklı sebeplerle meydana gelen dumanlar yerden yükselip
soğuk tabakaya vardıklarında, eğer yükselirken sahip oldukları hararet bir
miktar kırılmışsa, bunlar hemen yere düşme kastıyla harekete geçerler. Ve
bu şekilde (içinden geçtikleri) hava denizi de dalgalanır. Böylelikle rüzgar
meydana gelir. Ve eğer bulundukları hararet üzere kalırlarsa, ateş küresine
doğru çıkarlar. Ateş küresi de, o dumanlar içinde bulunan toprağa ait
maddeleri yakıp kalan hava maddeleri yukarıda bahsi geçen devrî
hareketiyle aşağıya geri gönderir. İşte bu iniş hareketiyle [65/a] hava
dalgalanıp rüzgar olur.
Rüzgarların meydana gelme sebeplerinden biri de şudur ki, zemheri
tabakası nda bulunan bulutlar ağırlaşarak, yukarıdan aşağıya doğru (birbirini
iterek) yöneldiklerinde, söz konusu itme hareketiyle (belirli bir) sıcaklığa
ulaşıp havaya dönüşerek başlı başına bir rüzgar olurlar. Bu itme ile hava
tabakası dalgalanıp bizzat kendisi rüzgar olur.
Rüzgarların meydana gelme sebeplerinden biri de şudur ki, bulut
tabakaları birbiri üzerine yığılıp izdiham oluştururlar. Böylece havayı iterek
bir dalgalanma meydana getirirler. Bu da bir rüzgar esintisi meydana getirir.
Veyahut da bulutlar kıvamında uyuşamayıp yoğun tabakalar hafif olanları
ittiğinde, hafif bulutların bir yerden başka yere gitmesiyle hava dalgalanır
ve bu dalgalanma ile rüzgar meydana gelir.
Rüzgarların meydana gelme sebeplerinden biri de şudur ki; havanın
ısınmasıyla bir tarafta yoğunlaşma ve sıkışma olup yoğunlaşma kendi
kütlesine herhangi başka bir cisim katılmaksızın meydana gelen bir
fazlalaşma olduğundan, etrafında bulunan hava kütlesini iter. Çevresindeki
itilen hava kütlesi de kendi civarında bulunanları müteselsil olarak itmeye
başlar ve böyle peşpeşe itilen hava kütlelerinin hareketiyle hava denizi
dalgalanır. Bu itme hareketi azar azar yavaşlayarak uzaklaşınca havadaki
hareketlenme en az seviyesine iner ve nihayetinde iyice durgunlaşır. Mesela
durgun vaziyetteki bir su birikintisinin ortasına taş atıldığında, (taşın
düştüğü noktadan etrafa doğru açılan) bir dalgalanma meydana geldiği gibi,
baştan sâkin olan hava denizi de, yukarıda sözünü ettiğimiz sebeplerin
ortaya çıkmasıyla öyle bir dalgalanmaya uğrar.
Rüzgarların meydana gelme sebeplerinden biri de şudur ki, belirli bir
hava kütlesi bir tarafta yoğunlaşıp toplanınca hava denizinde bir dalgalanma
meydana gelir. Çünkü boşalan bir yerin boş kalması imkânsız olduğundan,
sözünü ettiğimiz hava kütlesi bir yere toplanıp büzüşerek iyice küçüldükçe,
etrafında bulunan hava kütleleri zorunlu olarak, boşalan tarafa hareket eder
ve bu hareketlilik sebebiyle bir rüzgar oluşur. Rüzgarların meydana gelme
sebeplerinden biri de şudur ki, yeryüzünden yükselen duman tabakalarının
bazısı soğuk tabakaya ulaşmadan evvel havaya dönüşüp bir taraftan
diğerine doğru gitmeye başlarlar. İşte bu hareket sebebiyle de rüzgar oluşur.
Yakıcı sam yeli nin oluşması sebebine gelince o, havadaki kızgın gök
taşlarının kalıntılarının hava kütlesiyle karışıp kendi içinde bulunan yakıcı
maddelerin bir araya gelmesinden ortaya çıkan hareketlenmedir. Yahut da
halis ve karışımsız havanın sıcak iklimlere uğrayıp geçmesiyle ısınmasıdır.
Böylece sam yeli meydana gelir.
Kasırga ise, (zevbe’a) dedikleri bir yel dir ki, yeryüzünü süpürüp
devrederek kendine sarılır, bir direk ve sütun gibi dikilerek gökyüzüne
yükselir. Bu rüzgara ümmü züb’a (kasırganın anası) derler. Kasırga
oluşmasının ekseriyetle sebebi şudur ki, zemheri tabakası ndan aşağı doğru
inen rüzgar, bulutlarla karşılaşıp bulutlar çeşitli rüzgarlarla devrân etmekte
iken, inen rüzgar dahi dönmeye başlar ve bu şekilde yere inmiş olur.
Kasırga çalı çırpı, toz toprak (neye rastlarsa önüne katıp) bu şekilde
(fırıldak gibi dönen) bir daire gibi görünür. Bazen öyle olur ki yeryüzünde
farklı yönlerden esen rüzgarlar birbiriyle karşılaşıp biri diğerini esmekten
men edecek gibi kavgaya tutuşarak, yerden kopardıklarıyla kendilerini
müdafaa ederler. İşte o sırada kavganın arasında kalan eşya sıkışıp
bükülerek yukarı doğru minare gibi dikilir. Gûya uzuvları bulunan bir varlık
gibi, âzâları birbirine sarılmış görünür. Bazen öyle olur ki kasırga
denizlerde bir gemiye rastlarsa onu dahi döndürür. Bazı zaman olur, bu
ümmü züb’a ortasına bir kısım bulut tesadüf eder. Kasırga onu döndürürken,
(yerden bakanlara göre bu manzara) muazzam bir hortum gibi görünür.
Yeryüzünde yönlerin sayısına gelince; bu insanlara göre altıdır. Kişinin
üstü, altı, önü, arkası, sağı ve sol tarafıdır. Astronomi bilginleri cihanın dört
yönünü şöyle tesbit etmişlerdir. Güneşin doğduğu yöne doğu, battığı tarafa
batı, yüzünü doğuya dönen bir kişinin sağına güney, soluna ise kuzey
demişlerdir. Ve bu dört cihetin arasına dört yön daha koyup şöylece tespit
etmişlerdir ki, kuzeyle doğu arasına yaz doğusu (kuzeydoğu), doğu ile
güney arasına kış doğusu (güneydoğu), güney ile batı arasına kış batısı
(güneybatı) ve batı ile kuzey arasına da yaz batısı (kuzeybatı) demişlerdir.
[65/b]
Cihânın bu sekiz cihetine, sekiz rüzgar nisbet edilerek tayin edilip doğu,
batı, güney ve kuzey istikãmetlerinden hareket eden dört rüzgarı, asıl
rüzgarlar olarak saymışlardır. Bunların aralarından esen rüzgarlar ise tâlî
rüzgarlar olarak kabul edilmiş, bu rüzgarlar (ın bilinip usûlünce
yararlanılmasıy)la denizlerde gemiler her semte gitmişler ve istenen
sahillere sevk edilmişlerdir. Şimdi, bütün bu rüzgarları sevk edip gönderen
sonsuz kudret sahibi ve her zaman diri olan Allah’ın büyüklüğünü ve
muazzam gücünü bir düşün ki bize gönderdiği bu rüzgarların ağır yüklü
gemileri yürütmesi, bulutları oradan oraya sevk etmesi gibi (bu günkü ilmî
verilerle henüz keşfedilen) binlerce ve pek çok faydaları vardır. (Bu gün)
bunların pek azı bilinmektedir. Çünkü “Rüzgarlar olmasaydı, yeryüzünde
her şey bozulurdu” denilmiştir. Havanın hareketine dair bilgileri bu kadar
açıklamakla yetiniyoruz.
Şimdi burada onun bazı özelliklerini ve çeşitli işlevlerini izah edelim ki,
bir nefes alıp vermede iki ayrı nimete nâil olduğunu herkes bilsin.
Nihayetsiz bir nimet denizi içinde yüzmekte olduğunu herkes ayrı ayrı idrak
etsin ki bunları kendisine bahşeden Kudret Sahibi’ne yani nimetlerin hakîki
sahibine gereğince şükretmeye gayret etsin.

