Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · İKİNCİ FASIL · İkinci Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · İKİNCİ FASIL · İkinci Madde İkinci Madde Hava küresinin üst tabakasında olduğu gözlenen kâinât boşluğunu (atmosfer) bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar ve astronomi bilginleri …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · İKİNCİ FASIL · İkinci Madde

İkinci Madde

Hava küresinin üst tabakasında olduğu gözlenen kâinât boşluğunu

(atmosfer) bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar ve astronomi bilginleri ittifakla şöyle

demişlerdir: Hava unsurunun üst tabakasının yukarı tarafında, kuyruklu

yıldızlar (kevâkib-i zü’l-eznâb) ve kayan yıldızlar (envâ-ı şihâb) oluşur.

Ancak kayan yıldız zannedilen (şihâb) [518] ateş kütlesinin esas maddesi,

latîf bir dumandır ki bunlar, Güneş ışığının vurmasıyla yerden havaya

yükselen ve yükseliş esnasında soğuk tabakasından etkilenmeden geçerek

ateş küresine ulaşabilen duman kütleleridir. Eğer söz konusu dumanın alt

tarafı yerden tamamen alâkasını kesmiş ise, pamuk fitilinin mum alevinin

ucuna dokununca yanması gibi, o latîf duman da birden alevlenip ateşe

dönüşür ve çok hızlı yandığı için hemen sönüyor gibi görünür. Çünkü söz

konusu ateşin parlaması, ilk önce dumanın üst tarafına düşüp sonuna kadar

yanmaya devam etmesi sebebiyledir. Halbuki o parıltı dumanın diğer

tarafına vardığında, o tarafa doğru uzadığı halde, (bir uçtan bir uca çakmış)

fişek gibi hızla hareket etmiş görünür ki şihab/ateş kütlesi denilen şeyin aslı

budur. Yukarıda bahsi geçen parlama sırasında dumandan yere ait parçalar

ayrışıp halis olarak ateş unsuru renksiz bir şekilde kalınca, göze görünmez

olur. Eğer ateş tabakasına ulaşan duman, yoğun ve koyu ise, ateş ona

dokunduğu zaman koyuluğu bir süre daha öylece kalır. (Bazen) günlerce ve

hatta aylarca sönmeyip dumanın maddesinin gereği olan renk ile ortaya

çıkar. Bu paralma ya örgülü saç şeklinde ya top gibi yuvarlak ya iniş

düğümlü yıldız (kevkeb-i zû-zeneb;) ya kısa bir ok veya dik koni

şekillerinde yahut da herhangi bir hayvan sûretinde görünür. Eğer duman

maddesi çok yoğun ise, ateş küresine ulaştığı zaman ondan öyle büyük bir

ateş alevi ortaya çıkar ki göklerin derinlikleri ve yeryüzü aydınlanır ki

niyâzın bunlardır.

Meşhurdur ki Hazret-i İsa (a. s.) zamanından çok [63/b] sonra gök

yüzünde kuzey kutbu tarafında parlayan bir ateş zuhûr etmiş ve tam bir sene

öylece görüldüğü yerde kalmıştır. O ateşin dumanıyla oluşan karanlık

yeryüzünü öylesine kaplamıştı ki gündüzün ilk dokuz saatinden sonra hiç

kimse bir şey göremezdi. Gökyüzünden sürekli kül benzeri toz parçacıkları

yağardı ve o ateşin altı hizasında hiçbir insan duramazdı. “Gazabına

uğramaktan, Allah’a sığınırız.”

Eğer yeryüzünden ateş tabakasına ulaşabilen duman yoğun ve oldukça

kalın bir tabaka halinde olup alt tarafı da yeryüzüne bitişik olursa, bu

durumda -sönmekte bulunan kandilin dumanı ile üzerinde bulunan ateşe ait

son parçaların aşağıya inerek sönen lambayı yeniden tutuşturmaları gibi-

ateş unsuru da o dumandan tutuşarak onunla aşağıya, yeryüzüne kadar iner

ki buna (tabiî) yangın derler. Çünkü bütünüyle kâinâtı kuşatan hava boşluğu

(atmosfer), dört unsurdan karışmaksızın saf olarak meydana gelir. Onun için

yukarıda zikredilenler, o unsurların karışmasıyla meydana gelmiş olan

karışım ve oluşumlarla meydana gelen diğer üç unsur gibi olmayıp bir

zaman yerlerinde sabit durmazlar. Hemen bir anda bozuşum ve değişime

uğrarlar. Şekillerini muhafaza edemeyip sık sık başka sûretlere bürünürler.

Kısa sürede başka bir hale geçerler.