Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Birinci Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Birinci Madde Birinci Madde Hava unsurunun en alt tabakasındaki bazı durumları bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar ve astronomi bilginleri ittifakla şöyle demişlerdir: …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Birinci Madde

Birinci Madde

Hava unsurunun en alt tabakasındaki bazı durumları bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar ve astronomi bilginleri ittifakla şöyle

demişlerdir: Hava unsurunun alt tabakası, ateş tabakasına nisbetle dördüncü

tabakadır ve bu tabakanın havası muhtelif hareketlerle hareketlidir.

Kalınlığı ve derinliği yaklaşık olarak on altı fersahtan fazla bir mesafedir.

Bu alt tabaka öyle yoğun bir hava katmanıdır ki yeryüzüne ve suya komşu

denecek derece olup ikisine düşen Güneş ışınları ve yıldızların

yansımalarının sıcaklığı tesiriyle mutedildir. Bu hava tabakasına

denizlerden gelen soğuk esinti değişime uğrar ve bir etkisi kalmaz.

Gökkuşağı, hale, duman, kırağı (jâle), sabah, şafak, gece, gündüz ve

rüzgarlar; bunların hepsi bu tabakada meydana gelir. Eğer bu tabaka

yukarıda sözü edildiği gibi mutedil olmasaydı, bunun toprak ve sudan almış

olduğu soğukluk zemheri tabakasından daha şiddetli olurdu. Nitekim kutup

altında Güneş zenit noktasından uzak bulunduğu için, hava öyle bir

derecede soğuk olur ki, orada denizler donar, kar (ve buzlar)la kaplı

olmayan hiçbir yer kalmaz. Şiddetli soğukların tesiriyle orada (bölgeye

uyum sağlayabilenlerin dışında) bitkiler ve hayvanlar helâk olur. O

bölgenin imarı mümkün olmaz.

Hava küresi üç tabakaya taksim olup bunlardan en yüksekte olanı, ateş

küresine yakın olmakla gayet sıcaktır. Orta tabaka, aşağıdan yükselen su

buharlarına komşu olması sebebiyle aşırı derece soğuktur. En alt tabaka ise,

toprağa ve suya komşudur; ancak şuaların yansımasıyla tabiatı ılımlı hale

gelmiştir. Onun için bu tabakaya rüzgar küresi (küre-i nesîm) derler. Buhar

ve dumanlarla karışmış olduğundan, buhar küresi ve duman küresi de

derler. Bu tabakanın havası yoğun olduğundan Güneş ışığı ancak bu

tabakaya geldiğinde açığa çıkar ve yeryüzünün gölgesi bu tabakada

seyredip döner. Onun için bu tabakaya, gece küresi veya gündüz küresi de

denilmiştir. Bu kürenin rengi(nin özelliği sebebiyle)dir ki gökyüzü mavi

görünür. Çünkü filozofların çoğunluğuna göre, bu tabakanın üstünde

gündüz ve gece olmaz. Güneşin ve diğer yıldızların ışıkları, nurları bunda –

ay küresinin yoğun cirminden başka- latîf cisimlerde yansımaz; ortaya

çıkmaz. Ancak, (yukarıda söz konusu ettiğimiz diğer) yıldızların

gündüzleri, pâk bir nur gibidir ki “O ne batıya nispet edilebilir, ne de

doğuya.” (Bk. en-Nûr 24/35) Oralarda ne sabah kavramı vardır ne de

akşam. “ Allah teâlâ nûrunu dilediğine hidâyet eder. ” (Nûr, 24/35)

Bu tabakanın yeryüzüne olan yüksekliği, yukarıda açıklanan kalınlığı

kadardır ki bunun da on altı fersahtan fazlaca olduğu hesap edilmiştir.