BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Birinci Madde
Birinci Madde
Hava unsurunun en alt tabakasındaki bazı durumları bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar ve astronomi bilginleri ittifakla şöyle
demişlerdir: Hava unsurunun alt tabakası, ateş tabakasına nisbetle dördüncü
tabakadır ve bu tabakanın havası muhtelif hareketlerle hareketlidir.
Kalınlığı ve derinliği yaklaşık olarak on altı fersahtan fazla bir mesafedir.
Bu alt tabaka öyle yoğun bir hava katmanıdır ki yeryüzüne ve suya komşu
denecek derece olup ikisine düşen Güneş ışınları ve yıldızların
yansımalarının sıcaklığı tesiriyle mutedildir. Bu hava tabakasına
denizlerden gelen soğuk esinti değişime uğrar ve bir etkisi kalmaz.
Gökkuşağı, hale, duman, kırağı (jâle), sabah, şafak, gece, gündüz ve
rüzgarlar; bunların hepsi bu tabakada meydana gelir. Eğer bu tabaka
yukarıda sözü edildiği gibi mutedil olmasaydı, bunun toprak ve sudan almış
olduğu soğukluk zemheri tabakasından daha şiddetli olurdu. Nitekim kutup
altında Güneş zenit noktasından uzak bulunduğu için, hava öyle bir
derecede soğuk olur ki, orada denizler donar, kar (ve buzlar)la kaplı
olmayan hiçbir yer kalmaz. Şiddetli soğukların tesiriyle orada (bölgeye
uyum sağlayabilenlerin dışında) bitkiler ve hayvanlar helâk olur. O
bölgenin imarı mümkün olmaz.
Hava küresi üç tabakaya taksim olup bunlardan en yüksekte olanı, ateş
küresine yakın olmakla gayet sıcaktır. Orta tabaka, aşağıdan yükselen su
buharlarına komşu olması sebebiyle aşırı derece soğuktur. En alt tabaka ise,
toprağa ve suya komşudur; ancak şuaların yansımasıyla tabiatı ılımlı hale
gelmiştir. Onun için bu tabakaya rüzgar küresi (küre-i nesîm) derler. Buhar
ve dumanlarla karışmış olduğundan, buhar küresi ve duman küresi de
derler. Bu tabakanın havası yoğun olduğundan Güneş ışığı ancak bu
tabakaya geldiğinde açığa çıkar ve yeryüzünün gölgesi bu tabakada
seyredip döner. Onun için bu tabakaya, gece küresi veya gündüz küresi de
denilmiştir. Bu kürenin rengi(nin özelliği sebebiyle)dir ki gökyüzü mavi
görünür. Çünkü filozofların çoğunluğuna göre, bu tabakanın üstünde
gündüz ve gece olmaz. Güneşin ve diğer yıldızların ışıkları, nurları bunda –
ay küresinin yoğun cirminden başka- latîf cisimlerde yansımaz; ortaya
çıkmaz. Ancak, (yukarıda söz konusu ettiğimiz diğer) yıldızların
gündüzleri, pâk bir nur gibidir ki “O ne batıya nispet edilebilir, ne de
doğuya.” (Bk. en-Nûr 24/35) Oralarda ne sabah kavramı vardır ne de
akşam. “ Allah teâlâ nûrunu dilediğine hidâyet eder. ” (Nûr, 24/35)
Bu tabakanın yeryüzüne olan yüksekliği, yukarıda açıklanan kalınlığı
kadardır ki bunun da on altı fersahtan fazlaca olduğu hesap edilmiştir.

