DÖRDÜNCÜ FASIL · Beşinci Madde
Beşinci Madde
Hayvanî nefsin insan bedeninde zikrettiğimiz hizmetçilerinden, ahlâkın
menşei olan, gazap ve şehvet kuvvetlerini tafsilatıyla bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri [140/a] şöyle demişlerdir: Bir
hareket ki bir zararı uzaklaştırmak veya başkasını mağlup etmek için
hayvanî nefisten gelerek, yürekte hâsıl olmuşsa, onun adı gazap (kızgınlık)
kuvveti olmuştur. Bu gazap, o zararı uzaklaştırmayı veya başkasını mağlup
etmeyi kendisine iş ve meslek edinmiştir. Gazabın yerleşim yeri ve işlerinin
çıkış yeri yürek olmuştur. Gazabın orta derecesi (itidali) şecaattir ki
bununla, gayret ve azimle yapılacak işlere başlanmış olur. Şecaat güzel bir
huy olup dinde ve insanlıkta kıymetli ve değerli kabul edilmiştir. Gazabın
aşırısı (ifrâtı) tehevvürdür [8] ki onunla yapılması gerekli olmayan işlere
girişilir ki, bu kötü huylardandır.
Gazabın azlığı (tefrît) korkaklık cübndür [9] ki korkaklığın olduğu yerde
başlanacak işlerden kaçınılır. Bu huy da bir önceki huy gibi kötü ahlâktan
bulunmuştur. Bir hareket ki bir fayda temin etmek veya bir lezzete
kavuşmak için hayvanî nefisten yürekte bulunmuştur, o harekete şehvânî
kuvveti adı verilmiştir. Şehvet kuvvetinin bütün gayreti ve sanatı, bir çıkar
elde etmek ve istediğini ele geçirmek bilinmiştir. Şehvet kuvvetinin
yerleşim yeri ve işinin merkezi, yürek bilinmiştir.
Şehvetin ortası (itidal) iffettir [10] ki onunla dîne ve insanlığa uygun olan
heves ve isteklere başlanılır. İffet güzel ahlâktandır. Şehvetin aşırısı (ifrât)
şerehtir [11] ki, onunla dîne ve insanlığa yakışmayan çirkin isteklere girişilir.
Şereh, kötü huylardandır. Şehvetin azlığı (tefrît), humûddur [12] ki insanda
humûd olursa yapması gereken beşerî arzu ve istekleri de yerine getirmez
olur. Bu huy da önceki huy gibi kötü ahlâktan bilinmiştir.
Yukarıda açıklanan gazap ve şehvet kuvvetleri, biraz sonra izah edilecek
insânî nefsin hükmü altına girip bir köle gibi her halde her emrine itaat edip
boyun bükerlerse, ikisi de orta yollu (mutedil) olup bunlardan iki güzel huy
elde edilir ki bunların biri şecaat, diğeri iffettir. Gazap ve şehvetine gâlip ve
mâlik olan insânî nefis, hür ve kâmildir. Eğer iş aksine olursa yani gazap ve
şehvet, insânî nefse gâlip gelip onu hükümleri altına alıp köle ve hizmetçi
gibi çalıştırırlarsa, o zaman gazap ve şehvet orta yoldan (itidalden)
ayrılırlar. İkisinden dört kötü ahlâk meydana gelir ki; onlar; öfke (tehevvür),
korkaklık (cübn), açgözlülük (şereh) ve düşkünlük (humûd)tür. Nice kötü
ahlâk bu dört ahlâktan doğar ve çoğalır. Gazap ve şehvete mağlup olan
insânî nefis, esir ve noksanlıklar içerisindedir ki kendini bilmez câhildir.
Hatta Mevlâ’sından da gâfildir.
“Ey Allah’ım! Sen bizi göz açıp kapayacak kadar, hatta ondan da az bir
zamanda, nefsimize bırakma! Bizim tarafımızdan ol! Bizim karşımızda
olma! Bizi huzurunla ve bereketinle rızıklandır.”
Beyt
Çün nefs-i behîmî kulıyız, kıl bizi âzâd
Kul eyle sana, kıl şehvet ü gazâba mâlik
Günümüz Türkçesiyle
Hayvâni nefsin kölesi olmuşuz. Allah’ım sen bizi kurtar ve
özgürlüğümüzü ver. Bizi sadece kendine kul eyle, öfke ve şehvetimize
sahip olmamızı sağla.

