BEŞİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · İkinci Madde
İkinci Madde
İnsan âlemini büyük âleme benzetme, kimi organlarını da yeryüzüne
benzetme yolunu bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki irfân ehli şöyle demişlerdir: İnsan bedeni küçük
âlem (âlem-i asgar), ruhu ise büyük âlem (âlem-i ekber) dir. Çünkü âlemde
ne yaratılmışsa hepsinin örneği insan vücudunda bulunmuştur. İnsanın
cismi ve ruhu bütün âlemin bir kopyasıdır ki iki âlem tamamıyla bir insanda
mevcut ve âşikâr bilinmiştir. Mesela bütün hissedilen, cansız (cemâdât)
varlıklara misal, insanın organlarıdır. Hayvanlar âlemine misal, insanın
huylarıdır. Dört mevsime misal, insanın dişleridir. Sayılar ile tertip ve
düzene misal, insanın his ve kabiliyetleridir. Âlem-i berzaha [24] misal,
insanın düşünceleri, fikirleri ve hatıralarıdır. Âlem-i melekûta [25] misal,
insanın canı ve gönlüdür. Bu benzetmelerin sonu yoktur. Değil bu kitaba,
belki böyle yüz kitaba bile sığmaz. Fakat Allah’ın ârif kulunun kalbine
sığar. Bu makãmda ancak güneşten bir zerre, deryâdan bir damla
açıklayabiliriz. Ta ki bu insanın en büyük âlem (âlem-i ekber) olduğu
anlaşılıp kendi nefsini bilmesine (marifet-i nefs) delil olup Hakk’ı tanımaya
tâlip olanlara kolaylık olsun. Ancak, âlemin bir özeti olan insanın şerefli
bedeni, yeryüzü ile gökler değerindedir ki bu cihandır. Ay ve yıl kadardır ki
zamandır. [147/b] Ülkeler, beldeler kadardır ki mekândır.
İnsan bedeninin yeryüzüne bir benzerliği şöyledir: Yeryüzünde dağlar
olduğu gibi bedende de kemikler vardır. Yeryüzünde ağaçlar ve bitkiler
olduğu gibi, bedende de saç, baş ve organlar vardır. Bir benzerliği de şudur
ki: Yeryüzünde değişik memleketler olduğu gibi bedende de değişik
organlar vardır. Yeryüzünde depremler olduğu gibi, bedende de birtakım
titremeler, yankılar ve hapşırıklar vardır. Yeryüzünde derelerde ve vâdilerde
akan nehirler olduğu gibi, bedende damarlar içinde akan kan vardır.
Yeryüzünde çeşitli kalitede su kaynakları ve içme suyu kaynakları olduğu
gibi, bedende de acı kulak suyu kaynağı, tuzlu göz suyu kaynağı, nâhoş
burun suyu kaynağı ve tatlı ağız suyu kaynağı vardır. Kulak kirinin acı
olmasındaki hikmet şudur: İnsan uykuda iken kulağına herhangi bir haşere
girmek istediğinde, kulak suyunun acılığından etkilenip geri dönsün,
uyuyan kimsenin kulağına girip de ona zarar vermesin. Göz suyunun tuzlu
olması gözbebeği yağındandır. Yağ ise tuzsuz kalınca bozulur. Göz
pınarlarının suyu tuzlu olmuştur ki gözbebeği taze kalıp her vakit aydınlık
olsun. Burundaki sümük şunun için nâhoştur ki onda olan koku alma
duygusu (meşâm), güzel kokulardan etkilenip lezzet bulsun.
Çünkü eşya, zıtları ile tanınır şeklinde bilinmiştir. Ağız suyunun hoş
olması, dilde olan tatma kuvvetinin daima lezzet alma yeteneğine sahip
olması içindir.
İnsan bedeninde bulunan ilâhî hikmetler nihayetsizdir. Bu makãmda
ancak iki âlemin birbirine mukayese ve benzetmesine çalışılmıştır. Nitekim
dış dünyada bulunan varlıklar, insanın iç dünyasında (âlem-i insan) olan
organlara örnek görülmüştür.
Rubâî
Ey nüsha-i nâme-i ilâhî ki toyî
Ve’y âyine-i cemâl-i şâhî ki toyî
Bîrûn zi-to nîst her çi der-âlem hest
Ez-hod be-taleb her ânçi hâhî ki toyî
Rubâî (nin tercümesi)
Sen Allah’ın sırlarının nüshasısın ey İnsan! Sen sultânî güzelliğin
aynasısın. Âlemde ne varsa senin dışında değildir. Ne istersen kendinden
iste; aradığın da bizzat sensin!

