Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İnsan âlemini büyük âleme benzetme, kimi organlarını da yeryüzüne benzetme yolunu bildirir

BEŞİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · İkinci Madde İkinci Madde İnsan âlemini büyük âleme benzetme, kimi organlarını da yeryüzüne benzetme yolunu bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki irfân ehli şöyle demişlerdir: İnsan bedeni …

BEŞİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · İkinci Madde

İkinci Madde

İnsan âlemini büyük âleme benzetme, kimi organlarını da yeryüzüne

benzetme yolunu bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki irfân ehli şöyle demişlerdir: İnsan bedeni küçük

âlem (âlem-i asgar), ruhu ise büyük âlem (âlem-i ekber) dir. Çünkü âlemde

ne yaratılmışsa hepsinin örneği insan vücudunda bulunmuştur. İnsanın

cismi ve ruhu bütün âlemin bir kopyasıdır ki iki âlem tamamıyla bir insanda

mevcut ve âşikâr bilinmiştir. Mesela bütün hissedilen, cansız (cemâdât)

varlıklara misal, insanın organlarıdır. Hayvanlar âlemine misal, insanın

huylarıdır. Dört mevsime misal, insanın dişleridir. Sayılar ile tertip ve

düzene misal, insanın his ve kabiliyetleridir. Âlem-i berzaha [24] misal,

insanın düşünceleri, fikirleri ve hatıralarıdır. Âlem-i melekûta [25] misal,

insanın canı ve gönlüdür. Bu benzetmelerin sonu yoktur. Değil bu kitaba,

belki böyle yüz kitaba bile sığmaz. Fakat Allah’ın ârif kulunun kalbine

sığar. Bu makãmda ancak güneşten bir zerre, deryâdan bir damla

açıklayabiliriz. Ta ki bu insanın en büyük âlem (âlem-i ekber) olduğu

anlaşılıp kendi nefsini bilmesine (marifet-i nefs) delil olup Hakk’ı tanımaya

tâlip olanlara kolaylık olsun. Ancak, âlemin bir özeti olan insanın şerefli

bedeni, yeryüzü ile gökler değerindedir ki bu cihandır. Ay ve yıl kadardır ki

zamandır. [147/b] Ülkeler, beldeler kadardır ki mekândır.

İnsan bedeninin yeryüzüne bir benzerliği şöyledir: Yeryüzünde dağlar

olduğu gibi bedende de kemikler vardır. Yeryüzünde ağaçlar ve bitkiler

olduğu gibi, bedende de saç, baş ve organlar vardır. Bir benzerliği de şudur

ki: Yeryüzünde değişik memleketler olduğu gibi bedende de değişik

organlar vardır. Yeryüzünde depremler olduğu gibi, bedende de birtakım

titremeler, yankılar ve hapşırıklar vardır. Yeryüzünde derelerde ve vâdilerde

akan nehirler olduğu gibi, bedende damarlar içinde akan kan vardır.

Yeryüzünde çeşitli kalitede su kaynakları ve içme suyu kaynakları olduğu

gibi, bedende de acı kulak suyu kaynağı, tuzlu göz suyu kaynağı, nâhoş

burun suyu kaynağı ve tatlı ağız suyu kaynağı vardır. Kulak kirinin acı

olmasındaki hikmet şudur: İnsan uykuda iken kulağına herhangi bir haşere

girmek istediğinde, kulak suyunun acılığından etkilenip geri dönsün,

uyuyan kimsenin kulağına girip de ona zarar vermesin. Göz suyunun tuzlu

olması gözbebeği yağındandır. Yağ ise tuzsuz kalınca bozulur. Göz

pınarlarının suyu tuzlu olmuştur ki gözbebeği taze kalıp her vakit aydınlık

olsun. Burundaki sümük şunun için nâhoştur ki onda olan koku alma

duygusu (meşâm), güzel kokulardan etkilenip lezzet bulsun.

Çünkü eşya, zıtları ile tanınır şeklinde bilinmiştir. Ağız suyunun hoş

olması, dilde olan tatma kuvvetinin daima lezzet alma yeteneğine sahip

olması içindir.

İnsan bedeninde bulunan ilâhî hikmetler nihayetsizdir. Bu makãmda

ancak iki âlemin birbirine mukayese ve benzetmesine çalışılmıştır. Nitekim

dış dünyada bulunan varlıklar, insanın iç dünyasında (âlem-i insan) olan

organlara örnek görülmüştür.

Rubâî

Ey nüsha-i nâme-i ilâhî ki toyî

Ve’y âyine-i cemâl-i şâhî ki toyî

Bîrûn zi-to nîst her çi der-âlem hest

Ez-hod be-taleb her ânçi hâhî ki toyî

Rubâî (nin tercümesi)

Sen Allah’ın sırlarının nüshasısın ey İnsan! Sen sultânî güzelliğin

aynasısın. Âlemde ne varsa senin dışında değildir. Ne istersen kendinden

iste; aradığın da bizzat sensin!