Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İnsan bedeninde olan hayvânî nefsi ve onun bedende bulunan

DÖRDÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde İnsan bedeninde olan hayvânî nefsi ve onun bedende bulunan hizmetçilerinden, beş duyu organını tafsilatıyla bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle …

DÖRDÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

İnsan bedeninde olan hayvânî nefsi ve onun bedende bulunan

hizmetçilerinden, beş duyu organını tafsilatıyla bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Hayvânî

nefis bir kuvvetten ibarettir ki bütün bedene sirâyet etmiştir. Beden, onun

isteği ile hareket edip onun hissiyle eşyayı bilmiştir. Bu hayvânî nefsin

yukarıda bildirilen hizmetçilerinden başka on iki hizmetçisi daha vardır ki

bunların on tanesi on duygulardır (havâss-ı aşere). Biri gazap ve biri

şehvettir. On duygudan beşi, bedenin dışındadır ki bunların yerleşim yerleri;

kulak, göz, burun, dil ve bütün deridir. Ve beşi içtedir ki onların yerleşim

yerleri, beynin boşluklarıdır. Onlar; ortak duyu (hiss-i müşterek) [5] , hayal,

aşırı şüphe (vehim), fikir ve hatırda tutmadır (hıfz). Bu on hissin her birinin

kendisine mahsus bir vazifesi vardır ki onun işi o hizmettir. [138/b]

Dış duyguların (havâss-ı hamse-i zâhire) biri işitme, biri görme, biri

koklama, biri tatma, biri de dokunma kuvvetleridir. İşitme kuvvetinin

görevi ses ve harfleri duyup sesleri birbirinden ayırıp sınıflandırmaktır. Ve

ancak bunun vasıtası ile söz işitilip anlama seviyesine ulaşılır. Bu idrak

melekesi ise sadece bu kuvvete mahsustur ki diğer kuvvetler bundan âciz

kalmışlardır. İşitme kuvvetinin yerleşim yeri; kulak içinde kulak deliği

olmuştur ki orası bir nohut kabı kadar zarf içinde latîf buhar ile dolmuştur.

Görme kuvvetinin vazifesi şudur: Şekil ve renkleri görüp idrak eder ki

beyaz ile siyah, uzun ile kısa, büyük ile küçük, yakın ile uzak, güzel ile

çirkin ve aydınlık ile karanlık gibi sıfatları birbirinden ayırıp sınıflandırır.

Bu idrak melekesi yalnız bu kuvvetin şânına mahsus olmuştur ki diğer

kuvvetler bu idrakten âciz kalmışlardır. Bu kuvvetin yerleşim yeri göz

bebeğidir. Koklama kuvvetinin görevi şudur ki, güzel kokular ile çirkin

kokuları birbirinden ayırıp sınıflandırmıştır. Bu idrak sadece bu duyguya

mahsus bir kuvvet olmuştur ki diğer duygular bundan âciz olmuşlardır. Bu

kuvvetin yerleşim yeri, beynin ön kısmında meme başı gibi iki tane et

parçasıdır.

Tatma kuvvetinin görevi şudur: Eşyanın tadını almak olmuştur. Bunun

için acıyı tatlıdan, ekşiyi tuzludan ayırmak, bütün yemek ve meyvelerin tat

ve lezzetlerini anlamak bu kuvvete mahsus olmuştur. Bu idrak ancak bu

kuvvetin şânından olmuştur. Diğer kuvvetler bu lezzet ve tadı almaktan âciz

kalmışlardır. Tatma kuvvetinin yerleşim yeri, boğazın iç kısmı ile dilin

üstünde yayılan adale olmuştur. Dokunma kuvvetinin vazifesi şudur ki:

Yumuşağı sertten, sıcağı soğuktan, yaşı kurudan, hafifi ağırdan ayırıp

temyiz etmek olmuştur. Bu idrak, ancak bu kuvvetle meydana gelmiştir ki

diğer kuvvetlerin bunu idrakten nasipleri olmamıştır. Bu kuvvetin yerleşim

yeri, bütün bedenin dış yüzeyi olmuştur. Fakat el ayâsında ve parmaklarda

çok belirgin olup orta parmağın ucunda ise en yüksek dereceye ulaşmıştır.

Bu vaziyet ve tertip Hâlık ve Bârî olan Allah teâlânın kudretinin kemâlini

ve büyük nimetlerini açıklayıp ortaya koymuştur. Hayret ehli bu ilâhî

sanattan nice ibret almışlardır.

“Yarattıklarını hikmetle yaratan (Sâni‘ ve Hakîm) Allah’ı tesbih ederiz. O

insanı en güzel sûrette yaratmış ve bize kulaklar, gözler ve gönül

bahşetmiştir. şânı yüce Allah’tan başka gerçek mânâda güç ve kudret sahibi

yoktur.”