Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İnsan bedeninde olan tabiî ve nebâtî nefisleri ve onların hizmetçileri kabul

DÖRDÜNCÜ FASIL · İkinci Madde İkinci Madde İnsan bedeninde olan tabiî ve nebâtî nefisleri ve onların hizmetçileri kabul edilen kuvvetleri tafsilatıyla bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle …

DÖRDÜNCÜ FASIL · İkinci Madde

İkinci Madde

İnsan bedeninde olan tabiî ve nebâtî nefisleri ve onların hizmetçileri kabul

edilen kuvvetleri tafsilatıyla bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Anne

karnından şehâdet âlemine (dünyaya) gelen çocuk dört ruh (can) ile doğar.

O dört ruhun biri tabiî nefis, biri nebâtî nefis, biri hayvânî nefis ve biri

insânî nefis olarak bilinmiştir.

Tabiî (natural) nefis: Bir kuvvetten ibarettir ki cismin parçalarını

muhafaza edip onların birbirinden ayrılmalarına engel olmuştur. Bütün

beden bu nefsin yerleşim yeri olarak yaratılmıştır. Bunun iki hizmetçisi

vardır ki birine hafiflik, diğerine ağırlık tabirleri kullanılmıştır. Hafiflik

kuvveti çevre ve muhit tarafına meyilli olan kuvvettir. Ağırlık kuvveti onun

aksidir yani o merkeze doğru meyilli olan kuvvettir.

Nebâtî (bitkisel) nefis: Bir kuvvetten ibarettir ki cismi uzunluk, genişlik

ve derinlikte uzatıp büyüten miktarını artırır. Bu nefsin yerleşim yeri

karaciğerdir. Yukarıda bahsi geçen tabiî nefis, iki hizmetçisi ile beraber bu

nebâtî nefsin hizmetini yerine getirmektetir. Nebâtî nefsin bunlardan başka,

yalnız kendine mahsus dokuz hizmetçisi vardır ki bunlar çekme (câzibe),

tutma (mâsike), sindirme (hâzıme), ayırma (mümeyyize), dışarı atma

(dâfi‘a), üreme (müvellide), şekil verme (musavvire), gıda alma (gâdiye) ve

büyüme, artma (nâmiye) kuvvetleridir.

Câzibe : bir kuvvettir ki faydalı gıdaları dışarıdan bedenin içine çeker

denilmiştir. Câzibe kuvveti bu işi, kendi yerleşim yeri olan midenin üst

ağzının uzunlamasına lifi ile yerine getirir.

Mâsike : bir kuvvettir ki gıdayı midede tutar. [138/a] Mâsike kuvveti, bu

işi kendi yerleşim yeri olan midenin aşağı ağzındaki enine eğik lif ile yapar.

Hâzıme : bir kuvvettir ki câzibe kuvvetinin bedene aldığı ve mâsike

kuvvetinin tuttuğu faydalı gıdaları, halden hale sokup değiştirir. Öyle bir

kıvama getirir ki üreme kuvvetinin ileride açıklanacak işi için hazır duruma

getirir. Geri kalanı karışıp âzâların gıdası olur. Bu oluşuma sindirim adını

vermişlerdir. Bu kuvvet, bu oluşum ve karışımı, kendi yerleşim yerleri olan

mide, karaciğer ve damarlar içinde onların hararetiyle yapar.

Mümeyyize : bir kuvvettir ki gıda pişirilince yoğun olanlarını incesinden

ayırır. Mümeyyize kuvveti bu işi, kendi yerleşim yeri olan midenin iç yüzü

ile yapar.

Dâfi‘a : bir kuvvettir ki gıdalardan, beslenmeye lâyık ve uygun olmayan

fazlalığı yahut yeterinden fazlasını, iki (bilinen) yoldan yahut bu işe uygun

olan kanallardan dışarı çıkarır. Nitekim ağaç da zamkı dışarı atar. Ancak,

eğer böyle bir yol müsait değilse, fazlalık madde üstün bir âzâdan daha

düşük bir âzâya, daha sert bir organdan daha yumuşak bir organa iletilir.

Dâfi‘a kuvveti bu işleri, mide altında yerleşmiş olan sıkı ve enli lifin bir

kirişinde toplayarak yapar.

Müvellide : bir kuvvettir ki gıdaların, en latîfini toplar. Ta ki o latîf

gıdalardan o cismin bir benzeri hâsıl olsun. Nitekim bu toplanmış gıda

bitkilerde tohum, canlılarda sperm (nutfe) adını alır. Bu kuvvet iki çeşittir.

Bir kısmı, erkek ve dişide meniyi meydana getirir. Bir kısmı, rahmin içine

gelen nutfede olan kuvveti, birbirinden ayırarak, her organa mahsus bir

mizac elde edilene kadar karıştırır. Müvellide kuvveti bu işi, kendi yerleşim

yeri olan bedendeki damarında işler.

Musavvire : bir kuvvettir ki Hakk’ın kudreti ile bütün organların

şekillenmesi, karışımları, ölçüleri, durumları, boşlukları ve deliklerinin

sonuna kadar alâkalı olan her işi görüp korumak için, gıda türlerinde

tasarruf sahibi olup onu cisme benzetir. Musavvire kuvveti bu işi, kendi

yerleşim yerleri olan atardamarlar içinde yapar.

Gâdiye : bir kuvvettir ki alınmış gıdayı, yiyenin benzerliğine döndürüp

bedeninden parçalara ayrılanı verir. Gâdiye kuvveti bu işi, kendi yerleşim

yerleri olan bütün organlarda yapar.

Nâmiye : bir kuvvettir ki cismin her tarafını tabiî oranı ve uygunluğu

üzere arttırır. Büyümesine yardımcı olur. Bedene giren gıda ile büyür

gelişir. Nâmiye kuvveti bu işi, kendi yerleşim yerleri olan bütün bedende

işler.

Bu iki nefis, adı geçen hizmetçileriyle birlikte, biraz sonra anlatılacak

hayvânî nefsin (hayvânî ruhun) hizmetçileri olmuşlardır. Hakîm ve Kãdir

olan Allah’ın emriyle hepsi o nefse boyun eğerek, ona itaat etmişlerdir.

Hayvânî nefis de, insan ruhunun (nefs-i nâtıka) bineği olmuştur.

“Onu bizim emrimize verip bizi ona hizmetçi etmeyen Allah teâlâ her ayıp

ve kusurdan münezzehtir. Kuşkusuz bizler Rabb’imize döndürüleceğiz.

Allah’ı tesbih ederiz.”