Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İnsan bedeninin zaman ve mekâna yani ay, yıl ve bir ülkeye benzetilmesini ve orada ruhun…

BEŞİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Dördüncü Madde Dördüncü Madde İnsan bedeninin zaman ve mekâna yani ay, yıl ve bir ülkeye benzetilmesini ve orada ruhun sultana benzeyiş ve benzeyişini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki …

BEŞİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Dördüncü Madde

Dördüncü Madde

İnsan bedeninin zaman ve mekâna yani ay, yıl ve bir ülkeye

benzetilmesini ve orada ruhun sultana benzeyiş ve benzeyişini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki ehl-i irfân şöyle demişlerdir: İnsan bedeninin ay

ve yıla bir benzerliği şudur ki bir senede dört mevsim olduğu gibi, bedende

de dört karışım (ahlât-ı erba’a) vardır. Bunlardan balgam, ilkbahar mevsimi

gibi ıslak ve soğuktur. Safra, yaz mevsimi gibi sıcak ve kurudur. Kan,

Sonbahar gibi sıcak ve ıslaktır. Sevdâ, kış mevsimi gibi ıslak ve soğuktur.

Bir benzerliği de şudur ki ilkbahara çocukluk yılları, yaz mevsimine gençlik

yılları, Sonbahar’a olgunluk çağı, kışa da ihtiyarlık yılları benzemektedir.

Bir benzerliği de şudur ki bir yılda on iki ay olduğu gibi, bedende de on iki

menfez (delik) vardır. Bir haftada yedi gün olduğu gibi, bedende de yedi

tane -daha önce zikri geçen- organlar vardır. Bir senede üç yüz altmış altı

gün olduğu gibi, bedende de o kadar kan damarı vardır.

Bedenin bir ülkeye benzemesi de şudur ki bir ülkenin bir pâdişâhı olur.

Sonra veziri, emniyet müdürü ve müslüman olmayan vatandaşlarından

vergi alan görevlisi (cizyedâr) olur. Pâdişâhın ayrıca yüce divanı,

memleketi, atı, halkı, hazinedârı, gece bekçileri, elçileri, atını yeden

seyisleri, casusları ve bilginleri (hükemâ) olur. Şehir içinde sanatkârlar olur.

Mesela mimar, mühendis, marangoz, değirmenci, fırıncı, doktor, kasap,

kuyumcu ve çöpçü vesairesi olduğu gibi, insan bedeninde de bunların

hepsinin benzeri vardır ki insan ruhu bu âlemin pâdişâhıdır. Nazarî akıl,

büyük vezirdir. Gazap kuvveti, emniyet müdürüdür. Şehvet kuvveti,

cizyedârıdır.

Bu pâdişâhın tahtının kurulduğu yer, kalbin (süveydâ) tam ortasıdır.

Memleketi, bu açık bedendir. Bineği, hayvanî nefsidir. Halkı, bedenin

organlarıdır. Hazinedârı, tutma (mâsike) kuvvetidir. Gece bekçileri, iki

gözlerdir. Elçileri, iki kulaktır. At yedici (seyis)leri, iki ellerdir. Casusu,

koklama kuvvetidir. Bilginleri tatma kuvvetidir.

Bedende sanatkârlar da vardır ki mimarı, amelî akıldır. Mühendisi

tabiattır. Marangoz, câzibedir. Değirmenci, dişlerdir. Fırıncı, hazmetme

kuvvetidir. Doktor, temyiz kuvvetidir. Kasap, tasavvur kuvvetidir.

Kuyumcu, büyütme kuvvetidir ki beden şehrine neşv ü nemâ verip zengin

eder. Çöpçüsü, boşaltım sistemidir ki beden şehrinden fazlalık ve pislikleri

çıkartıp temizler. Ülkenin diğer sanatkârlarının misali, bedenin diğer

kuvvetleridir. Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi insan ruhu, vücut

şehrinin sultanı ve beden ülkesinde Hazret-i Hayy-i Vedûd’un halifesidir.

Nazm

Seyyid-i âlemdir âdem, gayrıdan sevdâyı kes

Zâhidin vehmi ırâkdan gerçi sevk eyler feres

Dilde dildârın misâli mahmil içre yârdır

Bu ma‘iyyetden habîr olmaz, figân eyler ceres

Günümüz Türkçesiyle

Âlemin efendisi, insandır başkasından ümidi kes. Ham softanın vesvesesi,

uzaktan at sevkidir. Gönüldeki sevgili, kafes içindeki yâr gibi gider. Bundan

habersiz olan çan, ayrılıktan inler.