ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · İkinci Madde
İkinci Madde
İnsan kalbinin irfânın makamı olduğunu, kalbine yönelenin huzur ve
ünsiyeti bulduğunu kudsî hadisler ile bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostlarının bildirdiğine göre, Hak teala
kudsî hadislerinde kullarına ezelî lütfuyla şöyle buyurmuştur: “ Ben yere ve
göğe sığmam, ancak mü’min kulumun gönlüne sığarım.” “ Ey Âdemoğu!
Gönlünde yolculuk yap! Daha ilk adımda beni bulursun.” “ Ey Âdemoğlu!
Manevî yolculuktan men edilen, bedenî yolculuğa düçar olur ve böyle olan
da ancak benden uzaklaşır. ” “ Ey Âdemoğlu! Vücudunda bir et parçası
vardır. O et parçasında bir kalp vardır. Kalpte ruh vardır. Ruhta sır vardır.
Sırda nûr vardır. Nurda ise ben varım.” “ Ey Âdemoğlu! Kâinâtın yaratıcısı
benim. Benim insanın sırrının (kalbinin) hâricinde mekânım yoktur.” “ Ey
Âdemoğlu! Dünyadan yüz çeviren âhirete yönelmiştir. Âhiretten yüz çeviren
bana yönelmiştir. Bana yönelen ise cisimden ruha, ruhtan da sırra girerek
bana ulaşır.”
“ Ey Âdemoğlu! Benim yüce huzuruma varmak isteyen, mülk, melekût ve
ceberût âlemlerine iltifat etmesin. Bunlardan birinden memnun olan, benim
yüce huzurumdan kovulanlardandır. Çünkü mîrâc, ancak benim gayrimden
uzaklaşarak yükselme ve bana kavuşma suretiyle ünsiyet bulmandır. Benim
öyle kullarım vardır ki ben onları cennet, cehennem, sevap, günah için
yaratmadım. Ben onları sırf muhabbetim için yarattım. Onlar bana
kavuşma (likã) isteği ile yanıp tutuşan bekã ehlidir. Ey kulum! Ben senin
içinim, sen kimin içinsin? Ben seninleyim, sen kiminlesin?
Ey kulum! Eğer bana gönlün ile gelirsen sana rızam vardır. Eğer bana
kalbin ile gelirsen, sana cemâlim ve likâm vardır.” “ Ey Dâvud! Ben sana
lâzım olan elinim. O halde sana lâzım olan elinin kıymetini bil!” “ Ey
Âdemoğlu! Ben sizin dış görünüşünüze ve güzelliklerinize bakmam. Ben
sizin kalplerinize ve niyetlerinize bakarım.” “ Dünya sevgisi Âdemoğlunun
kalbini kuşatmasaydı, elbette göklerin melekûtunu seyrederdi. Eğer
Âdemoğlunun kalbini kapatıp örten şeyler olmasaydı, elbette beni her
zaman kendisine yakın bulurdu. ”
“ Ey Âdemoğlu! Bana bir karış yaklaşana ben bir adım yaklaşırım. Bana
bir adım yaklaşana [193/b] ben bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek
gelene ben koşarak giderim.” “ Kulum bana nafilelerle yaklaşır, öyle ki ben
onu severim. Ben kimi seversem, onun duyan kulağı, gören gözü, konuşan
dili, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benimle işitir, benimle görür, benimle
konuşur, benimle tutar, benimle yürür. Benden bir şey isterse ona veririm.
Kul kendisine farz kıldığım şeylerde yaklaştığı kadar hiçbir şeyde bana
yaklaşamaz.” “ Ey Âdemoğlu! Ben senin kusurlarını örterek sana
yaklaşıyorum. Sen ise gafletle benden kaçıyorsun.” “ Ey Âdemoğlu! Eğer
kardeşlerin ve dostların senin günahlarının kokusunu almış olsalardı,
elbette seninle oturmazlardı. Ben ise yumuşaklıkla ayıpları örterim.”
“ Ey Âdemoğlu! Sabaha çıktığında hangisinin senin nazarında daha büyük
olduğunu bilemediğin iki nimet ile olursun: Günahlarının insanlardan
gizlenmiş olması mı, yoksa onlardan sana gelecek meth ü senâlar mı? Eğer
insanlar senin hakkında benim bildiklerimi bilselerdi elbette hiçbir kimse
seninle konuşmazdı. Ben ise rahmetimle günahları affederim. ”
“ Ey Âdemoğlu! Konuştuğun kelimede, baktığın yerde, işittiğin seste,
kokladığın kokuda, tuttuğun şeyde, attığın adımda, aklına getirdiğin şeyde,
üzüldüğünde ve sevinç duyduğunda mutlaka ben seninle beraberim. Ne
yaptığını biliyorum. Kalbine bakıyorum. Sana çok yakınım. Senin içinin ve
dışının bütün zerrelerine yakınım. Seni kuşatmış vaziyetteyim. Seni
korumaktayım ve senin bütün işlerinde tasarruf sahibiyim. O halde bana
şükret ve bana ibadet et. Bana gel. Bana tevekkül et. İşlerini bana bırak.
Benden ve kendinden râzı ve memnun ol. O zaman ben seni severim ve sana
yeterim. Nerede olursan ol, beni kendinle bulursun. Eğer sen benimle
olursan, ben de senin benimle olduğun kadar seninle olurum.”
Şiir
1-Ene’l-matlûbu fe’tlubnî tecidnî
Ve in tetlub sivâ’î lem tecidnî
2-Ene’l-maksûdu lâ taksud sivâ’î
Kesîru’l-hayri fe’tlubnî tecidnî
3-Ene’r-Rabbu’l-lezî yahşâ azâbî
Cemî‘u’l-halkı fe’tlubnî tecidnî
4-Ene’l-ma‘bûdu lâ-ta‘bud sivâ‘î
Ene’l-Cebbâru fe’tlubnî tecidnî
5-Ene’l-llâhu’l-lezî lâ-şey’e mislî
Ene’d-deyyânu fe’tlubnî tecidnî
6-Ene’l-meliku’l-muheyminu celle kadrî
Azîmu’l-mulki fe’tlubnî tecidnî
7-Ene meliku’l-mulûki ve kulli mülkin
Liye’l-mîrâsu fe’tlubnî tecidnî
8-Ene kable’d-duhûri ve kable kablî
Ve ba‘de’l-ba‘di fe’tlubnî tecidnî
9-Ene’l-vehhâbu yâ abdî serî‘an
Ve fi’l-ahdi fe’tlubnî tecidnî
10-Ene li’l-abdi erhamu min ahîhî
Ve min ebeveyhi fe’tlubnî tecidnî
11-Tecidunî fî sevâdi’l-leyli abdî
Karîben minke fe’tlubnî tecidnî
12-Tecidunî fî-sucûdike hîne ted‘û
Ve hîne tekûmu fe’tlubnî tecidnî
13-Tecidunî râhimen birran ra’ûfâ
Bi külli’l-halkı fe’tlubnî tecidnî
14-Tecidunî vâhiden sameden azîmâ
Kesîru’l-birri fe’tlubnî tecidnî
15-Tecidunî musteğâsen bî-muğîsâ
Ene’l-kahhâru fe’tlubnî tecidnî
16-Tecidunî vâsi‘an bi’l-halki abdî
Ene’l-hallâku fe’tlubnî tecidnî
17-Ene’l-lehfânu nâdânî kezîmâ
Ekul lebbeyke fe’tlubnî tecidnî
18-İza’l-muztarru kâle elâ terânî
Nazartu ileyhi fe’tlubnî tecidnî
19-İzâ abdî asânî lem yecidnî
Serî‘u’l-ahzi fe’tlubnî tecidnî [194/a]
20-Ve in huve tâbe lî-tubtu aleyhi
Ene’t-tevvâbu fe’tlubnî tecidnî
21-E-ta‘rifu sâtiran li’l-aybi ğayrî
Ene’s-settâru fe’tlubnî tecidnî
22-E-ta‘rifu ğâfiran li’z-zenbi ğayrî
Ene’l-Gaffâru fe’tlubnî tecidnî
23-E-te‘rifu men yeğîsu’l-halka ğayrî
Mine’n-nîrâni fe’tlubnî tecidnî
24-E-ta‘rifu munkıze gayrı serî‘an
Mine’l-helekâti fe’tlubnî tecidnî
25-E-ta‘rifu men yekul li’ş-şey’i ğayrî
Bi-kun feyekûnu fe’tlubnî tecidnî
26-E-ta‘rifu men lehû ismun ke ismî
Ene’r-rahmân fe’tlubnî tecidnî
27-Ehlun fi’l-halkı men yu‘tî cezîlâ
Sivâ’î leyse fe’tlubnî tecidnî
28-E-tezkuru leyleten nâdeyte sirrâ
E-lem esme‘uke fe’tlubnî tecidnî
29-Fe-lâ yuneccîke yâ abdî sivâ’î
Mine’n-nîrâni fe’tlubnî tecidnî
30-Ve lem yuhilleke bi’l-firdevsi ğayrî
Ene’r-rezzâku fe’tlubnî tecidnî
31-Ve erhamu min ıbâdî men asânî
Bi-cehlin minhu fe’tlubnî tecidnî
32-Ve ukrimu men yetûbu ileyye havfâ
Liye’l-ikramu fe’tlubnî tecidnî
33-Liye’l-âlâ’u ve’n-ne‘mâ’u abdî
Liye’l-hayrâtu fe’tlubnî tecidnî
34-Liye’d-dunyâ vemâ fîhâ cemî‘â
Liye’l-melekûtu fe’tlubnî tecidnî
35-Ve men mislî ve eyne yekûnu mislî
Fe-leyse yekûnu fe’tlubnî tecidnî
36-Ta‘azzeznî fe-lem turakkıt mislî
Ve lestu terâhu fe’tlubnî tecidnî
37-Helumme ileyye ve lâ taksud sivâ’î
Ene’l-mennânu fe’tlubnî tecidnî
38-Se-eğfiru li’l-ibâdı ve lâ ubâlî
Gadâtu’l-haşri fe’tlubnî tecidnî
39-Ve ukrimu men urîdu bilâ-hisâbî
Ene’l-vehhâbu fe’tlubnî tecidnî
40-Ene’l-ferdu’l-mudebbiru fevka’l-arşî
Bi-ğayri’l-keyfi fe’tlubnî tecidnî
Şiir (in tercümesi)
1-İstediğin benim; ara, bulursun beni. Benden başkasını ararsan,
bulamazsın beni.
2-Maksûd [192] benim, başkasını gaye edinme! Pek çok hayırlar bendedir;
ara bulursun beni.
3- Bütün yaratılmışların azabından korktuğu Rab benim; ara bulursun
beni.
4-Mabûd [193] benim, başkasına kulluk etme. Ben Cebbâr’ım; [194] ara
bulursun beni.
5-Ben öyle Allah’ım ki benzerim hiçbir şey yoktur. Deyyân [195] olan
benim; ara bulursun beni.
6-Melik, Müheymin [196] benim; kudretim yüce, saltanatım en büyüktür;
ara bulursun beni.
7-Ben sultanlar sultanıyım. Ve mülkün tamamı benim mirasımdır; ara
bulursun beni.
8-Ben zaman öncesiyim; öncelerin öncesi. Sonranın da sonrası; ara
bulursun beni.
9-Ben Vehhab’ım [197] ey kulum! Verdiğim sözü süratle ifâ ederim; ara
bulursun beni.
10-Kuluma kardeşinden daha merhametliyim, ebeveyninden de; ara
bulursun beni.
11-Kulum, gecenin karanlığında bulursun beni. Sana senden yakınım; ara
bulursun beni.
12-Secdelerinde yalvarırken bulursun beni. Kıyamda da ara; bulursun
beni.
13-Merhametli, iyilik sahibi, bağışlayıcı bulursun. Bütün yaratılmışlara
karşı; ara bulursun beni.
14-Beni Vâhid, Samed ve Azîm olarak bulursun. Çok iyilik sâhibi olarak,
ara bulursun beni.
15-Beni yardımcın bulursun. Yardım bendendir. Ben Kahhârım; ara
bulursun beni.
16-Kulum! Mahlûkatı kuşatıcı bir ilâh olarak bulursun beni. Yaratıcı
benim; ara bulursun beni.
17-Kul pişmanlıkla beni çağırırsa; Öfkemi yenerek derim ki, buyur!; Ara
bulursun beni.
18- Çaresiz kalan derse; beni görmüyor musun? Nazar ederim ona, ara
bulursun beni.
19-Kulum isyan edince, beni bulamaz. Yakalamam çabuktur; ara bulursun
beni.
20-Bana tövbe ederse, tövbesini kabul ederim. Ben tevvâbım, [198] ara
bulursun beni.
21-Bilir misin; ayıpları gizleyen benden başkası var mı? Ayıpları örten
benim, ara bulursun beni.
22-Bilir misin; günahları affeden benden başkası var mı? Bağışlayıcı
benim, ara bulursun beni.
23-Bilir misin; benden başka kim insanlara yardım edip onları ateşten
kurtarır? Ara bulursun beni.
24-Bilir misin; benden başka tehlikelerden süratle kurtaran biri var mı?
Ara bulursun beni.
25- Bilir misin; benden başka kim bir şeye “Ol” deyince o iş oluverir?
Ara bulursun beni.
26- Bilir misin; benim ismim gibi ismi olan var mı? Ben Rahmân’ım, ara
bulursun beni.
27-Benim gibi halka çok ihsan eden var mı? Benden başka yoktur, ara
bulursun beni.
28-Bir gecen var mı ki; gizlice nidâ ettin ve ben seni duymadım. Ara
bulursun beni.
29- Ey kulum, benden başka kimse seni ateşten kurtaramaz; ara bulursun
beni.
30- Benden başkası Firdevs’te hulle giydiremez. Ben Razzak’ım, ara
bulursun beni.
31- Kullarımdan bilmeden isyan edene merhamet ederim. Ara bulursun
beni.
32- Benden korkarak tövbe edeni bağışlarım. İkram sâhibi benim, ara
bulursun beni.
33-Kulum! İhsanlar ve nimetler hep benimdir, hayırlar benimdir; ara
bulursun beni.
34-Dünya ve içindekilerin hepsi benimdir, melekût benim; ara bulursun
beni.
35-Benzerim var mı? Nerde benim gibisi? Olamaz, ara bulursun beni.
36-Beni azîz bil. Benim gibi süsleyen yoktur, misli görülmüş değilim. Ara
bulursun beni.
37-Bana gel, benden başkası maksudun olmasın. Ben Mennân’ım; [199] ara
bulursun beni.
38- Yarın mahşer gününde, kullarımı şüphesiz bağışlayacağım. Ara
bulursun beni.
39-Dilediğime cömertçe, hesapsız veririm. Ben Vehhâb’ım; [200] ara
bulursun beni.
40-Bir tekim, müdebbirim; [201] arşımın fevkindeyim. Tarifsiz olarak, ara
bulursun beni.

