Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İnsan kalbinin kendi âleminden uyku ve ölümle, kalbin tasfiyesiyle ve ilhamla…

ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Yedinci Madde Yedinci Madde İnsan kalbinin kendi âleminden uyku ve ölümle, kalbin tasfiyesiyle ve ilhamla nasiplendiğini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle …

ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Yedinci Madde

Yedinci Madde

İnsan kalbinin kendi âleminden uyku ve ölümle, kalbin tasfiyesiyle ve

ilhamla nasiplendiğini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Gönülden berzah

âlemine pencereler açıldığına iki açık delil vardır ki biri rüyâda görülen

vâkıa, diğeri ilham hatıralarıdır.

Birinci delil uykudaki vâkıadır. İnsan uyuduğunda gönül pencereleri

açılır. Melekût âlemi içinde levh-i mahfûzdan, ileriki zamanlarda kendisine

gelecek şeyleri, halleri idrak eder. Bu durumu ya açık görür ki aynen

gerçekleşir ya da misalle görür ki ancak tabir ile bilinir. Beden duyularının

pencereleri, uyku ile örtülmüş olursa veya gönül aynası kötü huyların

kirlerinden temizlenerek cilâlanırsa, levh-i mahfûzun karşısına gelinir ve

onda yazılmış olan manevî suretler ve gayba ait işler kalp aynasına akseder.

Nice acayip şekilleri ve garip halleri seyreder, onları kendinde bulur.

Eğer insan uykudan gelip gönül hissedilenler ile meşgul olup yani kendi

âlemine

teveccüh

edemezse

ya

da

hayvanî

nefsin

kirlerinden

temizlenemezse, gönül kendi âleminde kuşatılmış olur ve hiçbir şey

seyredemez. Gerçekten de uyku esnasında bedenin dış duyuları etkisiz kalır,

fakat hayal kuvveti o durumda etkisiz kalmayıp gönül aynasından akseden

suretleri muhafaza [202/b] eder. O suretler hayalle zabt edildiği için açıkça

belli olmayıp ancak rüya hayalleri ile görünür. Ancak ölüm hâlinde,

bedenin hisleri tamamen kesilmiş olduğundan, cisim perdesi aradan

kalkarak, gönül melekût âlemini şimşek parlaması gibi seyredebilir. Gayb

âleminin sırlarından gereği gibi haberdar olur.

İkinci delil havâtır-ı ilhamdır. Kalbine düşünceler doğmayan ve fikrî

tesirleri olmayan hiçbir kimse yoktur. Yani herkes görüp işitmediği şeyleri

ilham yoluyla anlayabilir. Fakat gönül, melekût âleminde iken ondan yüz

çevirip bu şehâdet âleminde bedenin dış duyularının pencerelerinden

hissedilen varlıklarla meşgul olduğundan yahut hayvanî sıfatlarla

kirlendiğinden, kendi âleminden perdelenmiş ve vatanının seyrinden

yasaklanmış olur. Onun için ilham hâtıralarının ona nereden geldiğini

göremeyip hayrette kalır. Ancak kendisine gönderilen pencerelerden

anlayarak idrak edebilir.

Nazm

1-Ârifin âyîne-i kalbi musaffâ görünür

Vech-i dildârı ol âyînede peydâ görünür

2-Kendüyi görse ol âyînede küdret bulunur

Anı seyr eylese, ol âyîne asfâ görünür

3-Zahr-ı âyînede mahfîce nigâh eyler ana

Cân virür zevk ile çün ol ruh-ı zîbâ görünür

4-Aşk sevdâsına düş, dil kapısın bekle gice

Kim temâşâ-geh-i dilber bu süveydâ görünür

5-İsm-i cân-perverini şevk ile tekrâr idenin

Dil ü cânında iyân nûr-ı müsemmâ görünür

6-Nazar-ı himmet-i uşşâka görünmez dü cihân

Hüsn-i ma‘şûk ile hayretde o şeydâ görünür

7-Dolsa dil sâğarı ey Hakkı mey-i aşk ile havz

Anda hüsn-i ruh-ı sâkî ne hüveydâ görünür

Günümüz Türkçesiyle

1-Ârifin kalp aynası cilâlı görünür. Sevgilinin yüzü o aynada parlak

görünür.

2-Kendini görse o aynada, bulanık görünür. Onu seyreylese o ayna, parlak

görünür.

3-Aynanın ardından gizlice bakar ki ona; Can verir zevk ile çünkü o

güzelin yanağı görünür.

4-Aşk sevdasına düş, gece gönül kapısını bekle ki; sevgilinin seyredildiği

yer, bu kara nokta görünür.

5-Can verenin ismini şevk ile tekrar edenin; gönlünde ve canında nur -ı

müsemmâ apaçık görünür.

6-Âşığın himmetli nazarına iki cihan görünmez. Mâşuk’un güzelliğiyle

hayrette o şeydâ görünür.

7-Dolsa gönül kadehi ey Hakkı; aşk şarabıyla, havuz olsa; sâkînin

yanağının cemâli, onda ne güzel görünür.