Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İnsan kalbinin Marifetullah ile izzet ve lezzet bulduğunu, Rahmân’ın muhabbeti ile iki…

ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Onuncu Madde Onuncu Madde İnsan kalbinin Marifetullah ile izzet ve lezzet bulduğunu, Rahmân’ın muhabbeti ile iki cihanda mesud olduğunu bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah …

ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Onuncu Madde

Onuncu Madde

İnsan kalbinin Marifetullah ile izzet ve lezzet bulduğunu, Rahmân’ın

muhabbeti ile iki cihanda mesud olduğunu bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: İnsan kalbinin

yüceliği ve lezzeti, Allah’ı tanımasıdır (marifetullah). En büyük nimeti ve

saadeti ise Allah sevgisidir. Çünkü her şeyin zevk ve mutluluğu, lezzet ve

huzuru, kendi tabiatı gereği kendi cinsine ulaşmasıdır. Nitekim kulağın

lezzeti, güzel sesler ile nağmeler ve güzel melodiler işitilmesindedir. Gözün

lezzeti, güzel suretler ve hoş şeyler seyredilmesindedir. Beynin lezzeti, türlü

türlü güzel kokular koklanmasındadır. Şehvet zevkinin lezzeti, yeme-içme,

uyku gibi nefsanî isteklerdir. Öfkenin lezzeti, sövüp sayma ve dövme ile

düşmandan intikam almadadır. Aynı şekilde aklın lezzeti, eşyanın

hakikatleri ve mânâların inceliklerini anlamadadır. Gönül, Hakk’ın cemâl

ve celâlinin seyrinden memnun olduğu için onun lezzeti, eşyanın en

lezzetlisine kavuşmadadır.

Şu halde, gönülden ibaret olan insanın lezzet ve saadeti, ancak Allah’ı

tanıma (marifetullah) ve Allah’ı sevmededir. İçinde marifetullah sevdâsı ve

Allah sevgisi isteği olmayan gönül, ancak duyu organlarının isteyicisi ve

şehvetlerin takipçisi olur. O gönül, faydalı yiyeceklere karşı bir isteği

olmayan, fakat toprak ve benzeri gıda olmayan [204/a] şeyleri yemeye

isteği olan bir hastaya benzer. Böyle bir hasta eğer derhal tedavi olup

faydalı gıdalara karşı bir iştah kazanmazsa, o bozuk mizac ile kalıp zararlı

şeyler yiyerek günden güne hastalığı tabiatına galip olur. Sonunda ölür ve

cismi yok olur. Dünya mutluluğu elinden gider. Aynı şekilde kalbi hasta

olan bir kimse Rabbânî ilimlerle, iyiliklerle, Allah’ı zikir ve fikir ile kalbini

tedavi etmez, kendisinde marifetullah sevdâsı ve Allah sevgisi isteği

oluşmasına gayret göstermezse, o bozuk fikirler ile başbaşa kalıp dünya

meşguliyeti ve Allah’tan uzaklaştıran şeylere rağbet ettiği için, her an kötü

vasıflı hastalıklar kalbine galip olur. Allah korusun, gafletle gönlü

mahvolup ebedî saadet elinden gider. Çünkü deniz dalgaları gibi olan geçici

hisler ile vücuda gelen geçici lezzetlerin hepsi doğal bir ölümle kesilir ve

elden gider. Ancak marifetullahın yüceliği ve kalbe bağlanmış olan Allah

sevgisi lezzeti, bâki kalır. Beş dış duyu ölüm ile ortadan kalkarsa, kalbin

nuru ve ışığı galip olup Hakk’ın cemâlini görme arzusu fazlalaşır.

Nazm

1-Gönül kimin mey-i mey-hânesin sorarsın sen

Kimin dü dîde-i mestânesin sorarsın sen

2-Ne hânümanları yakmış bu aşk-ı âlem-sûz

Kimin bu âteş ile hânesin sorarsın sen

3-Hezâr Kayser ü Hâkan ü Husrev oldı revân

Kimin ribât ile efsânesin sorarsın sen

4-Hezâr kân ile deryâ senin fakîrin iken

Kimin cevâhir-i dür-dânesin sorarsın sen

5-Cihân misâl-i fenerdir ki, şem‘isin ey cân

Kimin bu şem‘ile pervânesin sorarsın sen

6-Bu cümle âleme cânsın, kamuya cânânsın

Kimin bu hüsn ile cânânesin sorarsın sen

7-Yüceldi kasr-ı cinânın çü sakf-ı arş-ı Mecîd

Kimin bu kasr ile kâşânesin sorarsın sen

8-Sana çü hâl ola; subhânî a‘zemü şe’nî

Kimin bu hâl ile âyînesin sorarsın sen

9-Senin ki, cür‘a-i câmın denizdir, ey Hakkı

Kimin bu câm ile peymânesin sorarsın sen

Günümüz Türkçesiyle

1-Gönül, kimin meyhânesindeki şarabı sorarsın sen? Kimin mest olmuş

iki gözünü sorarsın sen?

2-Âlemi yakan bu aşk, ne hâneler yakmış. Kimin bu ateş ile hânesini

sorarsın sen?

3-Binlerce Kayser, Hâkan ve Hüsrev gelip geçtiler. Kimin konağını, kimin

efsânesini sorarsın sen?

4-Binlerce hazine ile deryalar senin fakirin iken; kimin mücevherini, inci

tanesini sorarsın sen?

5-Cihan fener misalidir ki içindeki mum sensin ey can! Kimin bu mum ile

pervânesini sorarsın sen?

6-Bu cümle âleme cansın, herkese cânânsın; Kimin bu güzellikle hânesini

sorarsın sen?

7-Yüceldi gönül kasrın, Mecid olan Allah’ın arşı gibi; Kimin bu kasr ile

kâşânesini sorarsın sen?

8-Sana şu hâl ola ki; “Zâtımı tesbih ederim, şânım ne yücedir! ” [270]

Kimin bu hâl ile âyinesini sorarsın sen?

9-Senin ki kadehin içindeki okyanustur ey Hakkı! Kimin bu kadehle,

içkisini sorarsın sen?