Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İnsan kalbinin yedi derecesini (etvâr-ı seb’a) [255] ve hallerini bildirir

ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Beşinci Madde Beşinci Madde İnsan kalbinin yedi derecesini (etvâr-ı seb’a) [255] ve hallerini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: İnsan kalbi, …

ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Beşinci Madde

Beşinci Madde

İnsan kalbinin yedi derecesini (etvâr-ı seb’a) [255] ve hallerini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: İnsan kalbi,

nefs-i nâtıka, ruh-ı insânî, insanî hakikat, latîfe-i Rabbaniyye, hatta akl-ı

meâd tabirlerinin hepsi bir şeydir, yani ruhtur. Bu isimler ile adlandırılan

insan kalbi, akl-ı küll olan ruh-ı izafî ile birleştiği zaman dâimî hayatı bulur

ki hayvan ve melek mertebelerini geçip insân-ı kâmil mertebesine ulaşır.

Nitekim Hz. Îsâ (a. s.) buyurmuştur ki: “ Bir kimse iki kere doğmadıkça

manevî âleme (melekûta), göklere ve melekler topluluğuna giremez.” Hz.

Îsâ’nın (a. s.) bahsettiği doğuşun birincisi, senin ana rahminden dünyaya

gelmendir. Yani içinde bulunduğun o darlık ve karanlıktan kurtulmandır.

Ana karnındaki kanlı sulardan temizlenmen ve cisimler dünyasında belli bir

şahıs olarak yerini almandır. Hisler ve kuvvetler ile süslenmiş olarak ortaya

çıkmandır.

Bahsedilen ikinci doğuş ise, hayvanî ve kötü sıfatlardan temizlenmendir.

Nefsin karanlık ve bulanıklarından kurtulup manevî bir temizlik ile melek

özelliği bulmandır. Böylece gönül âlemine gelip melekler topluluğundan

olur ve Hakk’a yakın olanlar (üns) meclisine yol bulursun. O mânâ

âleminde gönül ehlinden olarak, kalbin derecelerini görürsün. Yedi

dereceye (etvâr-ı seb’a) gönülde Hz. Mûsâ (Kelîmullah) gibi münâcâta

erersin. Kalbin her derecesinde bir başka dereceye girersin.

Kalbin ilk derecesinde aklını kullanıp hakkı bâtıldan ayırarak mü’min

olursun. İkinci derecesi sadru’l-kalptir [256] . Bu mertebede düşünce ehlinden

göğsün açılması (inşirâh-ı sadr) [257] zevkini bulursun. Üçüncü derecesi

kalbin sevgisi (hubbetü’l-kalp) mertebesidir. Bu mertebede üzüntü ve

sevinçleri unutup manevî âlemin isteklerine göre uçarsın, o şevk ile

konakları geçersin. Dördüncü derecesi kalbin ruhu ve canıdır (mühcetü’l-

kalb). Rahmân’dan gelen cemâlî sıfatların ilhamları ile nefisten gelen celâlî

sıfatların ilhamlarını bulup sezgi gücü (firâset) ile aralarındaki farkı bilirsin.

Beşinci derecesi şeğaftır [258] . Bu mertebede seni Hakk’ın cezbesi alır ve

dünya sevgisinden tamamen geçerek az gülersin. Altıncı derecesi fuâd’dır.

[259] Bu mertebede Rahmân’dan kalbe gelen mânâlar (vâridat) hâsıl olup

nefsin vesveselerinden kurtularak cemâle mazhar olursun. Yedinci derecesi

süveydâdır. Bu dereceyi doğruluk ve sadâkatle elde ederek sıddıklardan

olursun. Kalbini cemâl aynası ve Hakk’ın nazargâhı olarak bulursun. Nurla,

huzurla ve sevinçle dolarsın. Zaman ve mekândan dışarı çıkarsın. Makãmın

olan en yüce göğe (semâ-yı amâ) yükselirsin. Her şeye gücü yeten Allah’ın

katında peygamberler ile birlikte doğruluk durağına (mak’ad-ı sıdk)

gidersin. Sonsuz olarak orada huzur bulup zevk alırsın.

Nazm

1-Gönül, tîz eyle veda‘-ı cihân-ı kevn ü fesâd

Semâ-yı rûha sefer kıl, sefer mübârek bâd

2-Sefer mübârek olur, aşk iderse istikbal

O şîvelerle melâhatla kılsa hüsn-i reşâd

3-Reşâd odur ki, olur mürtefi‘ mevânî-i vasl

Visâl odur ki, olur müttehid mürîd ü murâd

4-Bu bâkî aşkı taleb kıl, cihân-ı fânîde

Bu ârzû ile vir can de, her çe bâd-â-bâd

5-‘İnân-ı nefs-i nefîsi heveslere virme

Mahabbet eyleye tâ kim sana hep ehl-i vidâd

6-Eger hakâyık-ı eşyâyı kâşif oldınsa

Kodun zemîn-i hakîkatde çok metîn bünyâd

7-‘İyân-ı Kitâb-ı Hudâ’dır derûnun ey Hakkı

Zihî sahâ’if-i tâbân, zihî beyâz u sevâd

Günümüz Türkçesiyle

1-Gönül, tez zamanda bu oluş ve bozuluş (kevn ü fesâd) âlemine veda

eyle. Rûhun semasına sefer eyle, seferin mübarek olsun.

2-Eğer onu aşk karşılarsa, sefer mübarek olur. O işvelerle, tatlılıkla

istikbali güzel bir hidayet yürüyüşü (reşâd) kılar.

3-Reşâd odur ki vuslata mâni engelleri yok eder. Vuslat odur ki isteyenle

isteneni birleştirir.

4-Fânî cihanda, işte bu bâki aşkı talep et. Bu arzu ile can ver de her ne

olursa olsun.

5-Nefsin yularını, nefsin heveslerine verme. Ta ki bütün muhabbet ehli

seni sevsin.

6-Eğer eşyanın hakikatini [260] keşfedebilirsen, hakikat zeminine sağlam

binalar kurdun demektir.

7-İçin, Hudâ Kitabı’ının açıklamasıdır ey Hakkı! Parlayan sayfalar ne

güzel! Beyaz ve siyah ne güzel!