İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · Birinci Madde
Birinci Madde
İnsan omurgasının birleşimi keyfiyetini [115/b] ve fonksiyonlarını bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Omurga
kemiği pek çok faydalar sağlamak için yaratılmıştır. Birinci faydası,
canlıların hayatını sürdürmesinde muhtaç oldukları omuriliğin kanalı
olmasıdır. Çünkü eğer bütün sinirlerin bitiş yeri beyin olsaydı, insan
kafasının olduğundan çok daha büyük olması gerekirdi. Bu ise bedene ağır
bir yük olurdu. Sinirler organların en sonuna ulaşmakta uzun mesafelere
muhtaç olacaklarından, incinme ve kesilmelere maruz kalmaktan başka,
ağır uzuvları yerlerine çekmekte kuvvetleri az kalacaktı. İşte varlıkları en
güzel şekilde yaratıp onlara sûret veren, şânı yüce ve azîz olan Allah teâlâ
hazretleri, hikmeti ve yardımıyla beyinden bir parça olan omuriliği bedenin
aşağı kısmına erimiş maden gibi akıtarak, omurgayı ona korunmuş bir akış
yeri eylemiştir. Böylece omurga etrafında sinirlerin taksimi ve dağıtımı en
uygun ve en güzel olmuş olsun.
Omurganın bir faydası da budur ki ön tarafında yerleşmiş olan önemli
organların koruyucu kalkanı olmasıdır. Onun için boğumları ve diken gibi
çıkıntıları vardır ki onlara sinsin [572] adı verilmiştir. Omurganın bir faydası
da budur ki beden kemiklerinin yaratılışına esas ve temel teşkil etmiştir.
Nitekim gemi direği gibi olduğu daha önce ifade edilmiştir. Onun için
omurga kemikleri son derece sert ve sağlam olarak yaratılmıştır. Omurganın
diğer bir faydası da odur ki insanın ayağa kalkmasına ve hareketine imkân
vermek için kendi kendine duracak özellikte müstakil kuvvetli bulunmuştur.
Onun için omurga kemiklerinin nizamı omurlarla dizilmiştir. Hepsi tek bir
kemik ya da büyük bir kemik olmayıp dizilişleri en güzel bir şekilde ahsen-i
takvîm [573] üzere olmuştur. Omurlar arasında bulunan eklemler ne özelliğini
bozacak kadar gevşek ne de sağa sola dönüşünü engelleyecek kadar sert
olmayıp aksine bu şekilde bölümler halinde yaratılmıştır. Omurgayı
oluşturan omurlar kemiklerdir ki, ortasından omuriliğin geçeceği delik
bulunan kanallar vardır.
Bazı omurların sağında ve solunda deliğinin iki tarafından dört çıkıntı
bulunduğu tespit edilmiştir ki bunların bazısına yukarı doğru dikme
bazısına da aşağı doğru dikme denilmiştir. Bazı omurun altı çıkıntısı olup
bunların dördü bir tarafında, ikisi de diğer tarafındadır. Bazı omurun ise
sekiz çıkıntısı olduğu müşâhede edilmiştir. Bahsedilen çıkıntıların
faydalarından biri odur ki bunlarla ekleme ait bağlar ile omurlar arası
düzenli olup birinin çıkıntısının başı diğerinin çukuruna girerek sağlamlık
bulur. Omurga kemiği omurlarının bahsedilen çıkıntılarından başka
çıkıntıları da vardır ki onların faydası, çarpışmalardan korumak ve
mukavemetleriyle kalkan vazifesi görmektir. Bu çıkıntılar omurların
uzunluğu üzerine yerleşen sert ve geniş kemiklerdir. Bunların arka tarafa
yerleşmiş olanına şevk ve senâsin denilmiştir. Sağa ve sola yerleşmiş
olanlarına ise kanat (ecniha) derler. Bunlar bedenin uzunluğunda olan sinir,
damar ve kasları muhafaza ederler.
Kaburgaya komşu olan kanatların bir faydası, kaburganın çıkıntılı başı
bunlara geçmiş olup çukurlarıyla bağlanmış olmasıdır. Çünkü her tarafın iki
deliği ve her kaburga kemiğinin iki dışbükey (muhaddeb) çıkıntısı vardır.
Bu omurların orta deliklerinden başka pek çok delikleri vardır ki onlardan
sinirler çıkıp damarlara girerler. Bu delikler onun için omurların iki
tarafından yaratılıp arkasında kalmıştır. Çünkü onda çıkan ve giren
damarları çarpmadan korumak gerekmez. Eğer bahsedilen damarlar ve
sinirler [116/a] omurganın arkasında yaratılsaydı, bedenin tabiî ağırlığıyla
ve isteğe bağlı hareketleriyle meyli olan yerlerde ortaya çıkacağı için zayıf
olurlardı ve onu bağlayamazlardı. Bu koruma için olan çıkıntıların üzerinde
sinirler ve ıslaklığı hâvî olup onu yumuşak ve düz hale getirmiştir ki
bitişmiş olduğu ete eziyet olmasın.
Mafsalların çıkıntılarının sebebi şudur: Onlar birbirlerini takip ile sağlam
tutarlar ve her taraftan bağlarlar. Ancak ön taraftan olan takip son derece
sağlamdır ve arka taraftan olan yumuşaktır. Çünkü ön tarafa eğilme, arka
tarafa eğilip bükülmeden daha fazla lâzım olur. Şu halde omurga
kemiğindeki omurlar takip ve bağlarıyla sağlam olduklarından, tek bir
kemik gibi yerinde sabit olacak şekilde yaratılmışlardır. Eğilme ve
bükülmeyi kabul etmeleri sebebiyle yumuşak ve sölpük olduklarından, çok
sayıda kemik gibi hareket ve eğilme için uygun yaratılmışlardır.
“Her şeyi hikmetle yaratan, şânı yüce Allah’ı her türlü noksanlıktan
tenzih ederiz.”

