BEŞİNCİ FASIL · İkinci Madde
İkinci Madde
İnsan vücudundaki diğer organların şekillerinin hikmetini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: İnsan türünün
dengeli bir biçimde dik olması ve iki ayak üzerinde güzel güzel yürümesi,
onu doğrultmak ve üstün kılmak içindir.
Omuz ve kollarının (sâid) [17] bu şekilde olması, sevdiğini kucaklaması
içindir. Ellerin, parmakların ve tırnakların böyle büyük bir sanat eseri olarak
yaratılmaları, yüz binlerce fayda ve hüner içindir. Başparmağın kalın ve
kısa olması, dört parmağa karşı bir yere konulduğunda dayanıklı olması
içindir.
Tırnakların büyük ve yumuşak olması, organların derisini kaşımaya,
çözülecek şeyleri çözmeye, toplanacak şeyleri toplamaya ve parçalanacak
şeyleri parçalamaya yardımcı olması, çarpma ve darbelerde bükülerek
dönüş yapabilmeleri içindir. Memeler erkeklerde güzellik ve yakışıklılık
için olup kadınlarda güzellik, süs ve çocuklara süt emzirmek içindir.
Memelerin göğüste olması, otururken çocuk emzirmesi kolay olsun içindir.
İnsan cildinin latîf ve ince olması, ondan kolayca ter akıp beden ve ruhun
rahat bulması içindir. Deri, vücuttaki iç organları örtmek ve dış organları
süslemek içindir. Et, vücudun iç kısmını korumak ve dışını güzelleştirmek
içindir. Göbek deliği etraftaki havanın vücudun içine girip ruha ferahlık
vermesi içindir. Koltuk altı ve kasıklarda yer yer kıl olması, deliklerinden
dört unsurun pis koku ve iltihâbını dışarı atmak içindir. Aksırmak, iltihâbın
yukarı çıkan kısmının beyne gitmesine engel olmak içindir. Öksürmek,
balgamın soğukluğunu yürekten gidermek içindir. Gülmek, gönlün içinde
olan sevinç ve hayreti ortaya çıkarmak içindir. Ağlamak, gönüldeki dert ve
üzüntüyü ifade etmek içindir.
Titreme sinirlerin gevşemesi ve boşalmasından olur ki tertipli olma ve
kuvvet bulma isteğinden ileri gelir. Esnemek, yemek ve uyku isteğinden
ileri gelir. Rüya, beyin damarlarının dinlenmesi ve gevşemesidir ki [142/b]
gıdaların buharının yukarı yükselmesi içindir. Uyku ise bedenin rahat edip
kuvvetlerin
dinlenmesi,
gıdaların
hazmolunması
ve
organlarının
olgunlaşması içindir. Omurganın tek kemik olmayıp bahsedildiği üzere
omurgalar dizisi halinde olması, her tarafa eğilmek, dönmek ve yay gibi
bükülebilmek içindir.
Şehvet; Yeme isteği, cinsî münasabette bulunma arzusunu doğurur. Cinsî
münasabet isteği neticesinde çocuk dünyaya gelir. Eğer Hallâk-ı zü’l-Celâl,
çocuğun dünyaya gelmesini bu lezzete bağlı ve kayıtlı kılmasaydı hiç kimse
irâdesiyle bu fitne ve belâlara yönelmezdi. Sonucunda insan nesli kesilir,
yeryüzünde kimse kalmazdı…. [143/a]
Zarta; Yani kavara (yellenmek) gelmesi, midede gıdadan hâsıl olup kalbe
ve karına ağırlık veren pis kokulu havanın çıkıp gitmesi içindir. Uyluk
kaslarının kalın olması, ayaklara güç vermek, tedrîcen incelerek, üst ve
alttaki organları birbirlerine uygun kılmak içindir. Diz ve topukların bu
şekilde olmaları, her türlü yürüyüş ve oturmanın mümkün olması içindir.
Ayakların öne doğru uzun olması ve ayak parmaklarının bu şekilde
yaratılması, dört ayaklılar gibi ayakta durabilmek ve yürümenin bir karar
üzere dengede olması içindir.
Şimdiye kadar açıklanan organların hikmet ve faydaları, insanın
vücudundaki fayda ve hikmetin çok az bir kısmıdır. Bütün cisimlerin en
kuvvetlisi, en tamamı, en ehemmiyetlisi, en doğrusu, en güzeli, en sağlamı,
en mükemmeli ve en büyük sanat hârikasının insan bedeni olduğuna delil
“ İnsan Rabb’inin binâsıdır. Onu yıkan lanetlenmiştir” hadîs-i şerifidir.
Nitekim Hak teâlâ Kelâm-ı Kadîm’inde; “Biz, hakikaten insanoğlunu
şân ve şeref sahibi kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve
denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik. Yine onları,
yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün tuttuk” (İsrâ, 17/70)
buyurmuştur. Şu halde, insan cinsinin âlemin efendisi ve üstünü olduğunu
Allah teâlâ âleme duyurmuştur.
“İnsanı, en güzel şekilde yaratan Allah’ı tesbih ederiz. O, her türlü ayıp
ve kusurdan münezzehtir. Yaratıcıların en güzeli olan Allah’ın şânı
yücedir.”
Nazm
1-Muîn itdi bu mâ’nâyı hüccet ü burhân
Ki zübde-i dü cihandır hazret-i insân
2-Hezâr kerre sana bu sözi didim tahkîk
Ki kendi kadrini bil, ey hulâsa-i devrân
3-Bilinse meşreb-i irfân hayât-ı can bulunur
Ki ayn-ı âb-ı hayât oldı meşreb-i irfân
Günümüz Türkçesiyle
1-Muîn olan Allah bu mânâyı delil ve burhân kılıp buyurdu ki: İnsan iki
cihanın da özüdür.
2-Bin defa sana söyledim muhakkak şu sözü: “Kendi kıymetini bil! Ey
yaratılmışların özü!”
3-İrfân yolunun kaynağı bilinse, hayat kaynağı bulunur. Zaten âb-ı hayatı
bulan irfân yolunu tutmuştur.

