Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İnsan vücudundaki diğer organların şekillerinin hikmetini bildirir

BEŞİNCİ FASIL · İkinci Madde İkinci Madde İnsan vücudundaki diğer organların şekillerinin hikmetini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: İnsan türünün dengeli bir biçimde dik olması ve iki …

BEŞİNCİ FASIL · İkinci Madde

İkinci Madde

İnsan vücudundaki diğer organların şekillerinin hikmetini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: İnsan türünün

dengeli bir biçimde dik olması ve iki ayak üzerinde güzel güzel yürümesi,

onu doğrultmak ve üstün kılmak içindir.

Omuz ve kollarının (sâid) [17] bu şekilde olması, sevdiğini kucaklaması

içindir. Ellerin, parmakların ve tırnakların böyle büyük bir sanat eseri olarak

yaratılmaları, yüz binlerce fayda ve hüner içindir. Başparmağın kalın ve

kısa olması, dört parmağa karşı bir yere konulduğunda dayanıklı olması

içindir.

Tırnakların büyük ve yumuşak olması, organların derisini kaşımaya,

çözülecek şeyleri çözmeye, toplanacak şeyleri toplamaya ve parçalanacak

şeyleri parçalamaya yardımcı olması, çarpma ve darbelerde bükülerek

dönüş yapabilmeleri içindir. Memeler erkeklerde güzellik ve yakışıklılık

için olup kadınlarda güzellik, süs ve çocuklara süt emzirmek içindir.

Memelerin göğüste olması, otururken çocuk emzirmesi kolay olsun içindir.

İnsan cildinin latîf ve ince olması, ondan kolayca ter akıp beden ve ruhun

rahat bulması içindir. Deri, vücuttaki iç organları örtmek ve dış organları

süslemek içindir. Et, vücudun iç kısmını korumak ve dışını güzelleştirmek

içindir. Göbek deliği etraftaki havanın vücudun içine girip ruha ferahlık

vermesi içindir. Koltuk altı ve kasıklarda yer yer kıl olması, deliklerinden

dört unsurun pis koku ve iltihâbını dışarı atmak içindir. Aksırmak, iltihâbın

yukarı çıkan kısmının beyne gitmesine engel olmak içindir. Öksürmek,

balgamın soğukluğunu yürekten gidermek içindir. Gülmek, gönlün içinde

olan sevinç ve hayreti ortaya çıkarmak içindir. Ağlamak, gönüldeki dert ve

üzüntüyü ifade etmek içindir.

Titreme sinirlerin gevşemesi ve boşalmasından olur ki tertipli olma ve

kuvvet bulma isteğinden ileri gelir. Esnemek, yemek ve uyku isteğinden

ileri gelir. Rüya, beyin damarlarının dinlenmesi ve gevşemesidir ki [142/b]

gıdaların buharının yukarı yükselmesi içindir. Uyku ise bedenin rahat edip

kuvvetlerin

dinlenmesi,

gıdaların

hazmolunması

ve

organlarının

olgunlaşması içindir. Omurganın tek kemik olmayıp bahsedildiği üzere

omurgalar dizisi halinde olması, her tarafa eğilmek, dönmek ve yay gibi

bükülebilmek içindir.

Şehvet; Yeme isteği, cinsî münasabette bulunma arzusunu doğurur. Cinsî

münasabet isteği neticesinde çocuk dünyaya gelir. Eğer Hallâk-ı zü’l-Celâl,

çocuğun dünyaya gelmesini bu lezzete bağlı ve kayıtlı kılmasaydı hiç kimse

irâdesiyle bu fitne ve belâlara yönelmezdi. Sonucunda insan nesli kesilir,

yeryüzünde kimse kalmazdı…. [143/a]

Zarta; Yani kavara (yellenmek) gelmesi, midede gıdadan hâsıl olup kalbe

ve karına ağırlık veren pis kokulu havanın çıkıp gitmesi içindir. Uyluk

kaslarının kalın olması, ayaklara güç vermek, tedrîcen incelerek, üst ve

alttaki organları birbirlerine uygun kılmak içindir. Diz ve topukların bu

şekilde olmaları, her türlü yürüyüş ve oturmanın mümkün olması içindir.

Ayakların öne doğru uzun olması ve ayak parmaklarının bu şekilde

yaratılması, dört ayaklılar gibi ayakta durabilmek ve yürümenin bir karar

üzere dengede olması içindir.

Şimdiye kadar açıklanan organların hikmet ve faydaları, insanın

vücudundaki fayda ve hikmetin çok az bir kısmıdır. Bütün cisimlerin en

kuvvetlisi, en tamamı, en ehemmiyetlisi, en doğrusu, en güzeli, en sağlamı,

en mükemmeli ve en büyük sanat hârikasının insan bedeni olduğuna delil

“ İnsan Rabb’inin binâsıdır. Onu yıkan lanetlenmiştir” hadîs-i şerifidir.

Nitekim Hak teâlâ Kelâm-ı Kadîm’inde; “Biz, hakikaten insanoğlunu

şân ve şeref sahibi kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve

denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik. Yine onları,

yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün tuttuk” (İsrâ, 17/70)

buyurmuştur. Şu halde, insan cinsinin âlemin efendisi ve üstünü olduğunu

Allah teâlâ âleme duyurmuştur.

“İnsanı, en güzel şekilde yaratan Allah’ı tesbih ederiz. O, her türlü ayıp

ve kusurdan münezzehtir. Yaratıcıların en güzeli olan Allah’ın şânı

yücedir.”

Nazm

1-Muîn itdi bu mâ’nâyı hüccet ü burhân

Ki zübde-i dü cihandır hazret-i insân

2-Hezâr kerre sana bu sözi didim tahkîk

Ki kendi kadrini bil, ey hulâsa-i devrân

3-Bilinse meşreb-i irfân hayât-ı can bulunur

Ki ayn-ı âb-ı hayât oldı meşreb-i irfân

Günümüz Türkçesiyle

1-Muîn olan Allah bu mânâyı delil ve burhân kılıp buyurdu ki: İnsan iki

cihanın da özüdür.

2-Bin defa sana söyledim muhakkak şu sözü: “Kendi kıymetini bil! Ey

yaratılmışların özü!”

3-İrfân yolunun kaynağı bilinse, hayat kaynağı bulunur. Zaten âb-ı hayatı

bulan irfân yolunu tutmuştur.