Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İnsanın kendi vücudundan Hâlık’ın varlığını idrak etmesinin yolunu bildirir

BEŞİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · Birinci Madde Birinci Madde İnsanın kendi vücudundan Hâlık’ın varlığını idrak etmesinin yolunu bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki irfân ehli şöyle demişlerdir: İnsan kendi vücuduna dikkatlice …

BEŞİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · Birinci Madde

Birinci Madde

İnsanın kendi vücudundan Hâlık’ın varlığını idrak etmesinin yolunu

bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki irfân ehli şöyle demişlerdir: İnsan kendi

vücuduna dikkatlice baktığında Hâlık’ının varlığını bilir ve “ârif-i billâh”

olur. İnsan şöyle bir düşünse; bu vücudundan henüz bir haber ve eser yok

iken, kendi vücudunun şimdiki halini görüp bilse ve kendi yaratılışına

dikkatlice baksa, hiç şüphesiz bilir ki bundan önce iki damla sperm idi. Ne

eti vardı ne de yağı; ne kemiği vardı ne de damarı; ne kanı vardı ne de canı;

ne aklı vardı ne de izânı. Ancak Allah’ın mükemmel yaratmasıyla sonradan

zâhirde birtakım acayiplikler ve bâtında birtakım tuhaflıklar meydana gelip

nice hünerli uzuvlarla ve güzel bir yaratılışla süslenmekten nasibini almıştır.

Çünkü insan bu söylenilenleri anlar ve muhakkak bilir ki cihanın bütün

zerrelerine sahip ve hepsinde tesir edici ve fâil bir yaratıcısı var. O, bütün

eşyanın zâhir ve bâtınını bilir ve her şeyi kuşatır. Her cismin her uzvunda,

her zerresinde, her zamanda; kudreti, hikmeti ve rahmeti mükemmel bir

şekilde devamlı olarak sürüp gider.

İnsan her ne kadar kendi beden yapısının mükemmelliğine, âzâlarının

fonksiyonlarının çokluğuna dikkat ederse; Hâlık’ının bilgisi ve Mevlâ’sının

muhabbeti o kadar ziyadeleşir. İnsan vücudunda sınırlı ve sayılı olarak

bulunan organlar, hisler, kuvvetler, ilimler, fenler ve sanatların hepsinin

Hazret-i Allah’ın insan cinsine lutuf ve cömertliğinden olduğunu bilir.

Bütün bunların yüce Allah’ın herkesi şâmil olan merhametiyle

esirgeyiciliğinden olduğunu anlar. Nitekim Ezelî Kelâm’ında “Çünkü

Allah, insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir” (Bakara, 2/143)

buyurmuştur. Habîb-i Ekrem (s.a.v.) “Muhakkak Allah kuluna çok

merhametlidir. Bebeğine süt emziren bir anneden daha şefkatlidir” buyurup

Hak teâlânın âlemlerin Rabbi ve merhamet edenlerin en merhametlisi

olduğunu duyurmuştur. Anlatıldığı şekilde bir varlık bilgisi; Hayy ve Vedûd

olan Allah’ı bilmeye anahtar ve ayna olmakla mümkündür.

Allah’ım! Görünen âlemdeki yakınlığınla kendi vücudundan bizlere

kendimizi bilme irfânını ve ilmini nasip eyle! Ey Vedûd!

Nazm

1-Vücûd, cûd-ı ilâhî, hayat-bahş-ı kerîm

Nefes atıyye-i rahmet, kelâm fazl-ı kadîm

Beden binâ-yı Hudâ, ruh nefha-i tekrîm

Kuvâ vedî’a-i kudret, havâs sun‘-ı Hakîm

Bu kâr-hânede bilsem neyim, benim nem var

2-Bu kâr-hânede bir başka kâr u bârım yok

Ne var ise cümle anındır bir özge varım yok

Cihâna gelmede gitmekde ihtiyârım yok

Benim neyim diyecek elde bir medârım yok

Bu kâr-hânede bilsem neyim, benim nem var

3-Ademden itdi beni kudret-i ber-âverde

Gıdâmı eyledi âmâde rahm-i mâderde

Nevâl-i zâhir ü bâtınla itdi perverde

Benimle çekdi zuhûr-ı cemâline perde

Bu kâr-hânede bilsem neyim, benim nem var

Günümüz Türkçesiyle

1-İlâhî vücudun cömertliği hayat verir; nefes bir rahmet, konuşma ezelî

bir ihsan. Beden Hakk’ın binası, ruh yüce bir nefes; kãbiliyetler ve hisler,

kudretinin emaneti. Bu dünyada bilsem neyim, benim nem var?

2-Bu dünyada başka bir iş ve uğraşım yok; her şey O’nundur bir varlığım

yok. Dünyaya gelip gitmede irâdem yok; elde benim diye övünecek bir

şeyim yok. Bu dünyada bilsem neyim, benim nem var?

3-Kudretiyle yokluktan yarattı beni; ana karnında gıdamı hazır etti. Gizli

ve açık nimetlerle büyüttü; cemâlinin zuhûruna beni perde eyledi. Bu

dünyada bilsem neyim, benim nem var?