ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Birinci Madde
Birinci Madde
İrfan feyizlerinin yerinin insan kalbinin derinlikleri olduğunu Kur’ân-ı
Kerîm’in apaçık âyetleriyle anlatır.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Hak teala
merhameti
sebebiyle
kullarını
kendilerinden
uzağa
atmamıştır.
Merhametinin yüceliğiyle; devlet, marifet ve muhabbetini, yakınlık ve
beraber bulunma mutluluğunu onlardan esirgememiştir. Bu sebepten insan
gönlünü ve kalbini irfâna makam eylediğini, o pâk zâtıyla kalplere yakın ve
kalpleri gözetici olduğunu, ruhların O’nu yine O’nun hidayetiyle
keyfiyetsiz olarak bulduğunu herkese müjdeleyip duyurmuştur. Nitekim
Kitâb-ı Kerim’inde lütuf ve inayetiyle şöyle buyurmuştur:
“Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım,
dedi.” (Bakara, 2/30) “Sizi yeryüzünde halifeler kılan, O’dur.” (En’âm,
6/165) “Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım.
Bana dua ettiği vakit dua edenin duasını kabul ederim. O halde (kullarım
da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki, doğru yolu bulalar.”
(Bakara, 2/ 186) “Bilin ki Allah kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz
mutlaka onun huzurunda toplanacaksınız.” (Enfâl, 8/24) “Şüphesiz O,
kalplerin özünü bilir.” (Enfâl, 8/43) “Çünkü Rabbim (kullarına) çok
yakındır, (dualarını) kabul edendir.” (Hûd, 11/61) “Hani Rabbin meleklere
demişti ki: “Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan
yaratacağım. Ona şekil verdiğim zaman, siz hemen onun için secdeye
kapanın.” (Hicr, 15/ 28-29) “Biz, hakikaten insanoğlunu şân ve şeref sahibi
kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık;
kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine onları, yarattıklarımızın
birçoğundan cidden üstün kıldık. ” (İsrâ, 17/ 70) “Sana ruhu soruyorlar. De
ki: Ruh, Rabbimin eseridir. Size ilimden ancak az bir şey verilmiştir.” (İsrâ,
17/, 85) “Allah sizi (önce) topraktan, sonra meniden yarattı. Sonra sizi
çiftler (erkek-dişi) kıldı. O’nun bilgisi olmadan hiçbir dişi ne gebe kalır ne
de doğurur.” (Fâtır, 35/11) “Siz, hiçbir şey bilmezken Allah, sizi
analarınızın karnından çıkardı; [193/a] şükredesiniz diye size kulaklar,
gözler ve kalpler verdi.” (Nahl, 16/78) “Allah’ın, göklerde ve yerdeki (nice
varlık ve imkânları) sizin emrinize verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak
size bolca ihsan ettiğini görmediniz mi?” (Lokmân, 31/20) “İyi bilin ki
onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur.)”
(Şuarâ, 26/ 77) “Beni yaratan ve bana doğru yolu gösteren O’dur. Beni
yediren, içiren O’dur. Hastalandığım zaman bana şifâ veren O’dur. Benim
canımı alacak, sonra beni diriltecek O’dur.” (Şuarâ, 26/78-81)
“O (Allah) ki yarattığı her şeyi güzel yapmış ve insanı önce çamurdan
yaratmıştır. Sonra onun zürriyetini, dayanıksız bir suyun özünden üretmiştir.
Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve
sizin
için
kulaklar,
gözler,
kalpler
yaratmıştır.
Ne
kadar
az
şükrediyorsunuz!” (Secde, 32/7-9) “Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı
Allah yarattı.” (Sâffât, 37/ 96) “Attığın zaman sen atmadın, fakat (onu)
Allah attı.” (Enfâl, 8/17) “Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin
kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şahdamarından daha yakınız.”
(Kâf, 50/16) “Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?” (Vâkıa,
56/59) “(Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.” (Necm, 53/11) “Nerede
olursanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.” (Hadîd, 57/4)
“(Rasûlüm!) de ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren
O’dur. Ne az şükrediyorsunuz!” (Mülk, 67/23)
Beyt
1-İste sen de o dostunu sen hâ
Mâsivâyı koy anı bul tenhâ
2-İste sen de onu ki, ol mânâ
Eylemiş cümle âlemi ra‘nâ
3-İste sen de onu ki, Rabbindir
Hem O’dur nûr-ı cümle arz u semâ
4-İste sen de, onu ki, çarh-ı felek
Andan olmuş bu raks ile şeydâ
5-İste sen de onu ki, cümle nebât
Andan almış hezâr neşv ü nemâ
6-İste sen de onu ki, cisme virür
Rûh u idrâk ü his olur dânâ
7-İste Hakkı anı ki, bâkîdir
Hâlık u fânîdir kamu eşyâ
Günümüz Türkçesiyle
1-İste sen de O dostunu sen hâ! Allah’tan gayrısını bırak, sadece O’nu
bul.
2-İste sen de O’nu ki O mânâdır. O ki bütün âlemi süslemiş, güzel
kılmıştır.
3- İste sen de O’nu ki Rabb’indir. İste, O yerin ve göklerin nurudur.
4- İste sen de O’nu! Bu kâinât, bu cümbüş; bu çığlık ve bu coşku
O’ndandır.
5-İste sen de O’nu ki bütün bitkiler; yetişip büyüme özelliğini O’ndan
almıştır.
6- İste sen de O’nu ki insan O’nun verdiği ruh, idrak ve duygularla bilgili
bir varlık olur.
7- İste Hakkı O’nı ki O ebedîdir. Bütün eşya yok olup gidici ve fânîdir.

