Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İrfan feyizlerinin yerinin insan kalbinin derinlikleri olduğunu Kur’ân-ı Kerîm’in apaçık…

ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Birinci Madde Birinci Madde İrfan feyizlerinin yerinin insan kalbinin derinlikleri olduğunu Kur’ân-ı Kerîm’in apaçık âyetleriyle anlatır. Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları …

ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Birinci Madde

Birinci Madde

İrfan feyizlerinin yerinin insan kalbinin derinlikleri olduğunu Kur’ân-ı

Kerîm’in apaçık âyetleriyle anlatır.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Hak teala

merhameti

sebebiyle

kullarını

kendilerinden

uzağa

atmamıştır.

Merhametinin yüceliğiyle; devlet, marifet ve muhabbetini, yakınlık ve

beraber bulunma mutluluğunu onlardan esirgememiştir. Bu sebepten insan

gönlünü ve kalbini irfâna makam eylediğini, o pâk zâtıyla kalplere yakın ve

kalpleri gözetici olduğunu, ruhların O’nu yine O’nun hidayetiyle

keyfiyetsiz olarak bulduğunu herkese müjdeleyip duyurmuştur. Nitekim

Kitâb-ı Kerim’inde lütuf ve inayetiyle şöyle buyurmuştur:

“Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım,

dedi.” (Bakara, 2/30) “Sizi yeryüzünde halifeler kılan, O’dur.” (En’âm,

6/165) “Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım.

Bana dua ettiği vakit dua edenin duasını kabul ederim. O halde (kullarım

da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki, doğru yolu bulalar.”

(Bakara, 2/ 186) “Bilin ki Allah kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz

mutlaka onun huzurunda toplanacaksınız.” (Enfâl, 8/24) “Şüphesiz O,

kalplerin özünü bilir.” (Enfâl, 8/43) “Çünkü Rabbim (kullarına) çok

yakındır, (dualarını) kabul edendir.” (Hûd, 11/61) “Hani Rabbin meleklere

demişti ki: “Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan

yaratacağım. Ona şekil verdiğim zaman, siz hemen onun için secdeye

kapanın.” (Hicr, 15/ 28-29) “Biz, hakikaten insanoğlunu şân ve şeref sahibi

kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık;

kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine onları, yarattıklarımızın

birçoğundan cidden üstün kıldık. ” (İsrâ, 17/ 70) “Sana ruhu soruyorlar. De

ki: Ruh, Rabbimin eseridir. Size ilimden ancak az bir şey verilmiştir.” (İsrâ,

17/, 85) “Allah sizi (önce) topraktan, sonra meniden yarattı. Sonra sizi

çiftler (erkek-dişi) kıldı. O’nun bilgisi olmadan hiçbir dişi ne gebe kalır ne

de doğurur.” (Fâtır, 35/11) “Siz, hiçbir şey bilmezken Allah, sizi

analarınızın karnından çıkardı; [193/a] şükredesiniz diye size kulaklar,

gözler ve kalpler verdi.” (Nahl, 16/78) “Allah’ın, göklerde ve yerdeki (nice

varlık ve imkânları) sizin emrinize verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak

size bolca ihsan ettiğini görmediniz mi?” (Lokmân, 31/20) “İyi bilin ki

onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur.)”

(Şuarâ, 26/ 77) “Beni yaratan ve bana doğru yolu gösteren O’dur. Beni

yediren, içiren O’dur. Hastalandığım zaman bana şifâ veren O’dur. Benim

canımı alacak, sonra beni diriltecek O’dur.” (Şuarâ, 26/78-81)

“O (Allah) ki yarattığı her şeyi güzel yapmış ve insanı önce çamurdan

yaratmıştır. Sonra onun zürriyetini, dayanıksız bir suyun özünden üretmiştir.

Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve

sizin

için

kulaklar,

gözler,

kalpler

yaratmıştır.

Ne

kadar

az

şükrediyorsunuz!” (Secde, 32/7-9) “Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı

Allah yarattı.” (Sâffât, 37/ 96) “Attığın zaman sen atmadın, fakat (onu)

Allah attı.” (Enfâl, 8/17) “Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin

kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şahdamarından daha yakınız.”

(Kâf, 50/16) “Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?” (Vâkıa,

56/59) “(Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.” (Necm, 53/11) “Nerede

olursanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.” (Hadîd, 57/4)

“(Rasûlüm!) de ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren

O’dur. Ne az şükrediyorsunuz!” (Mülk, 67/23)

Beyt

1-İste sen de o dostunu sen hâ

Mâsivâyı koy anı bul tenhâ

2-İste sen de onu ki, ol mânâ

Eylemiş cümle âlemi ra‘nâ

3-İste sen de onu ki, Rabbindir

Hem O’dur nûr-ı cümle arz u semâ

4-İste sen de, onu ki, çarh-ı felek

Andan olmuş bu raks ile şeydâ

5-İste sen de onu ki, cümle nebât

Andan almış hezâr neşv ü nemâ

6-İste sen de onu ki, cisme virür

Rûh u idrâk ü his olur dânâ

7-İste Hakkı anı ki, bâkîdir

Hâlık u fânîdir kamu eşyâ

Günümüz Türkçesiyle

1-İste sen de O dostunu sen hâ! Allah’tan gayrısını bırak, sadece O’nu

bul.

2-İste sen de O’nu ki O mânâdır. O ki bütün âlemi süslemiş, güzel

kılmıştır.

3- İste sen de O’nu ki Rabb’indir. İste, O yerin ve göklerin nurudur.

4- İste sen de O’nu! Bu kâinât, bu cümbüş; bu çığlık ve bu coşku

O’ndandır.

5-İste sen de O’nu ki bütün bitkiler; yetişip büyüme özelliğini O’ndan

almıştır.

6- İste sen de O’nu ki insan O’nun verdiği ruh, idrak ve duygularla bilgili

bir varlık olur.

7- İste Hakkı O’nı ki O ebedîdir. Bütün eşya yok olup gidici ve fânîdir.