BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde
Üçüncü Madde
Jüpiter yıldızının Episikl feleğini, hareketleri ve yapısı ile birlikte bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri bu Jüpiter yıldızının
durumlarını açıklama konusunda, önceden belirlenip tayin edilmiş bulunan
bilgilerle yetinmeyip yere şâmil olmayan başka küçük bir feleğin varlığını
ispat ederek ona Episikl (felek-i tedvîr) demişlerdir. Bahsi geçen Episikl,
Jüpiter yıldızının Ortakmermezli küresinin, içinde yere şâmil olmayan
küçük bir felektir ki bunun şekli yıldızın kendisini taşıyan ve dış merkezli
olan ikinci feleğe eğimli kuşağına dahil ve o derece gömülmüştür ki taşıyıcı
kürenin iki yüzeyinin çapı ve tedvîr-i satheyn ise, taşıyıcı feleğe teğettir.
Episikl felek, bir tek yüzeyle kuşatılmış dolu bir küresel cisimdir. Kendi
mekânında ve eğimli yörüngenin cisminde, kendine mahsus hareketiyle
batıdan doğuya doğru hiç durmadan dönüp bir tarafında çakılmış vaziyette
bulunan Jüpiter’i de kendi hareketiyle birlikte döndürür. Bahsi geçen
feleğin kendi merkezi çevresinde olan batıya yönelik hareketiyle Jüpiter’i
bir gün ve bir gecede kendi kuşağının üç yüz altmış derecesinden takrîben
bir derece kadar mesafe alıp ileriye götürmüş olur. Yani güneşin ortalama
bir hareketi miktarı onu hareket ettirmiş olur ki senede bir defa devresini
tamamlamış olur. Ve bu harekete; yıldızın kendi farklı hareketi (hareket-i
ihtilâf-ı kevkeb) ve yıldızın kendine mahsus hareketi (hareket-i hâssa-i
kevkeb) derler. Jüpiter yıldızı da, bir yüzeyle kuşatılmış kürevî bir cisimdir;
içi doludur ve ışıklıdır.
Taşıyıcı kürenin cisminde öyle bir şekilde gömülmüştür ki taşıyıcı
yıldızın iki kutbunun ortasında [43/b] bir tarafta bulunan kuşağında ortak
bir noktada Episikl feleğe temas etmiştir. Yani bu yıldız tamamen Episikl
felekte bulunup yüzeyi dahî, yüzeyine teğettir. Taşıyıcı kürenin bir
tarafında, Episikl feleğin kendine mahsus dönüşü gibi, bunun da Episikl
tarafında olmak üzere kendi merkezi etrafında durmadan dönmekte
olduğunu, gökbilimcilerin (erbâb-ı irsâd) çoğu müşâhade edip; “Göklerde
hareketsiz bir cisim yoktur” demişlerdir.

