Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · Dördüncü Madde

İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · Dördüncü Madde Dördüncü Madde Kaburga kemiklerini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Kaburga kemikleri kuşatmış oldukları solunum organlarını …

İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL · Dördüncü Madde

Dördüncü Madde

Kaburga kemiklerini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Kaburga

kemikleri kuşatmış oldukları solunum organlarını ve sindirim organlarının

yukarı kısımlarını korumak üzere yaratılmıştır. Bunlara ağırlık olmamak

için, bir kısmına gelen bir zararın tamamına ulaşmaması için besin, gazlar

ile dolu midenin geniş mekâna ihtiyacı olduğunda kolay açılmak [117/b]

için ve nefes alıp verme işine tayin edilen göğüs kaslarını ayırmak için

kaburgalar, ayrı ayrı kemikler şeklinde olup hepsi tek bir kemik olmamıştır.

Göğüs kemiği, vücut organlarının önderi sayılan kalbi ve ona bağlı bulunan

diğer organları kuşatmıştır. Çünkü değerli organlara bir zarar gelmesinin

tesiri çok fazla olduğundan, onları dikkat ve ihtiyatla korumak lâzımdır.

Onun için üst taraftaki geniş kaburgalar, kendi içlerinde olan solunum

sistemi organları üzerinde göğüs bölgesinde birleşip baş âzâyı (kalp) her

cihetten korumak üzere etrafını tamamen kuşatmışlardır. Sindirim

organlarına yakın olan alt taraftaki kaburgalar, arka tarafından ele alınmış

bir kalkan gibi karaciğer dalak ve diğer organları korumak içindir ki bunlar

birbirine bitişik olmayıp kademe kademe birbirlerinden ayrılmışlardır. Şu

halde yukarıdaki kaburgaların uçları arası birbirine yakın, en aşağıdakilerin

ise uzaktır. Böylece midenin yeri geniş olup sindirim ve solunumla dolu

olduğunda zorluk ve sıkıntı vermesin.

Yukarı taraftaki yedi kaburga, göğüs kaburgaları diye adlandırılmıştır.

Bunlar her yönden yedişer kaburgadır ki orta taraflarındaki ikisi en büyük

ve uzun, uçlardakiler ise kısa yaratılmıştır. Çünkü bu şekil, her taraftan

solunum organlarını en iyi şekilde kuşatır bulunmuştur. Bu kaburgalar

yumrulukları üzere ilk önce aşağı tarafa meyledip oradan yukarı tarafa

dönerek göğüs kemiklerine bitiştirmişlerdir ki böylece içine aldıkları mekân

genişlemiş olsun. Nitekim bahsi geçen kaburgaların her birinden iki çıkıntı

omurganın her bir tarafında olan iki içsel omura girerek iki katlı mafsal

olmuştur. Bu gibi yedi kaburganın göğüs kafesi kemikleri ile olan

birleşimleri aynen omurga kemikleri ile olan birleşimleri gibi şekil almıştır.

Geri kalan beş kısa kaburga ise sırt kaburgaları ve yalancı kaburgalardır.

Bunların baş kısımları kıkırdak ile korunmuş olup çarpışmadan uzaktırlar.

Kırılmaktan emindirler. Sertlik ile yumuşaklık arasında dengeli, kıkırdak

cisim ile yumuşak organlara ulaşarak zarar vermezler. Göğüs kafesi yedi

kemikten meydana gelmiştir. Onun tek bir kemik olmaması, hafiflik içindir

diye bilinmiştir. Kendisi yumuşak kıkırdak ile bağlanmış olup mafsalları

sağlam yaratılmıştır. Böylece solunum organları genişlediğinde rahatlıkla

yardımları bulunmuş olsun. Bu kemiklerin sayıları, kendilerine bitişik olan

kaburgaların sayısınca yedi tanedir. Göğüs kemiğinin en altına geniş ve

kıkırdaklı bir kemik bitişmiştir ki onun alt tarafı daire gibi olup hançere

benzediği için hançer kemiği adıyla bilinmiştir. Onun faydaları; mideyi

koruma, göğüs kemiği ile yumuşak organlar arasına yerleşip sert ile

yumuşağın arasını birleştirmede alâka kurmaktır.

“Her şeyi yaratıp en güzel şekilde sûret veren Allah’ı noksan sıfatlardan

tenzih ederiz. O’nun şânı yücedir.”