BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Birinci Madde
Birinci Madde
Kâinâtta tabiî varlıklardan sayılan tam bileşiklerin usûl ve maddelerini,
tam terkiplerin cinslerini ve türlerini özetle bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir. Oluş ve bozuluşlar
âleminde meydana gelen atmosfer ve üç bileşik (mevâlîd-i selâse), yüksek
mertebedeki ataların düşük mertebedeki analarda oluşan tesiri neticesinde
meydana gelir. Yani ay feleğinin içinde meydana gelen bileşik cisimlerin
tam olanları ve tam olmayanlarının tamamı, (daha önceki maddelerde
saymış olduğumuz) yedi gezegenin dört temel unsurunda (anâsır-ı erba’a)
yaptığı tesirle meydana gelir. Tabiatıyla bu yedi gezegen, gece ve gündüz
(her zaman) Hakk’ın emrine itaatkâr olup boyun eğmektedirler. Bunların
hepsi de şüphesiz Allah’ın kendilerine bahşettiği güç ve kuvvetle hareket
etmekte ve tesir göstermektedir. Nitekim Hak teâlâ Nazm-ı Kerîm’inde
buyurmuştur ki: “ Güneşi, ayı ve yıldızları buyruğuna boyun eğmiş
vaziyette (yaratan O’dur.) İyi bilin ki yaratma ve emir verme O’nundur.
Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir. ” (A’râf, 7/54)
Beyt
Çün yedi erden müdâm hâmiledir çâr zen
Tıfl-ı mevâlîd hem doğmadadır dem-be-dem
Günümüz Türkçesiyle
Yedi erkekten dört kadın daima hâmiledir; bunlardan da her ân üç
bileşikler doğmaktadır.
Ateş, su, hava ve topraktan ibaret olan dört unsurun (anâsır-ı erba’a)
birbiriyle uyumlu bir şekilde kaynaşıp birleşmesinden tam bileşik cisimlerin
-yani üç bileşiğin- birincisi olan madenler meydana gelir; taş çeşitleri de
bunlardandır. İkincisi: Bitki çeşitleridir ki ağaç türleri de bu sınıftandır.
Üçüncüsü: Hayvan cinsi olup insan da bu tür içinde yer alır. Dört unsur
başlangıçta dumanlara, buharlara ve özlere dönüşür ve değişir. Ancak
dumanlar, yer (deki maddeler) in latîf halleridir ki güneşin ısıtmasıyla
havaya yükselip onunla karışırlar. Buharlar ise nehir ve deniz sularının
latîflikleridir ki yine güneşin ısıtması neticesinde havaya yükselip onunla
karışırlar. Buhar ve dumandan, tam olmayan “ yarı bileşikler” meydana
gelir ki yukarıda özellikleri açıklanan atmosfer tabakasıdır.
Suların özleri, kar ve yağmur kütleleridir ki yerin altına çekildiği zaman
orada toprak parçalarıyla karışıp yoğunlaşır. Bundan sonra yerkürenin
derinliklerine tesir eden güneşin harareti, yoğunlaşan söz konusu özleri
kaynatıp maden, bitki ve hayvan maddeleri haline getirir ki bahsi geçen üç
bileşikler, dikkatle inceleyenleri hayrette bırakacak bir tertip ve intizam
içinde birleşip güzel bir düzen ve şaşırtıcı bir uyum içinde sûret
bulmuşlardır. Bütün bunları intizam içinde yapıp yaratan Allah teâlâ,
zâlimlerin onun hakkında söylediği çirkin sıfatlardan münezzehtir. Şu halde
kâinâttaki oluşumun ilk mertebeleri yoğun bir topraktır. Son mertebeleri ise,
temiz bir nefistir ki son derece latîftir. Çünkü madenlerin -oluşumdaki
aşamaları itibâriyle- evveli toprak ve suya, sonrası ise bitkilere bağlıdır.
Bitkilerin öncesi madenlere, sonu hayvanlara bağlıdır. Hayvanların ise
öncesi bitkilere, sonu insana bağlıdır. İnsânî nefislerin ise evveli hayvana ve
sonu da melek sıfatlı temiz nefislere kadar ulaşır. Ve insanın kemâle ermesi
ancak bu mertebede mümkün olur.
Nazm
1-Bu kâinât-ı cihân hep tebeddül eyler ümîd
Semâdan arza dek ve zerrelerle tâ hûrşîd
2-Cihân-ı kevn ü fesâd içre cümle rağbetle
Kemâlini taleb eyler mürebbîden câvîd
3-Kemâl-i hâk, nebât ve kemâli hayvândır
Kemâl-i hayvân insândır oldur asıl nüvîd
4-Kemâl-i âdem olur hem visâl-i aşk-ı cemîl
Ki oldur asl-ı murâdât u gâyet-i her ümîd
5-Çü bahr-ı mevc olur andan buhâr u gaym u matar
Matar ki seyl olur aslın bulur karîb ü ba‘îd
6-Çü aşk seyr ider eşyâyı devr ider dâ’im
Her anda kevn ü fesâd oldu başka halk-ı cedîd
7-O kim cihânı bu hikmetle seyr ider Hakkı
Ol ehl-i dildir o vâsi‘-dil oldı arş-ı mecîd
Günümüz Türkçesiyle
1- Bu cihan, kâinâtı bir ümitle hep değişmektedir. Göklerden yere, tâ
zerrelere kadar umut devşirir.
2-Oluş ve bozuluş cihanı içinde her şey rağbetle; olgunluk ister, ol
Cömert Terbiyeci’den ümitle.
3-Toprağın kemâli bitki, bitkinin kemâli hayvandır. Hayvanın kemâli
insan ki her şeyin gayesi, özü odur.
4-İnsanın kemâli odur ki; Ol Güzel’in aşkına ermek; her muradın aslı
O’dur çünkü, ümidin gayesi O’na varmak.
5-Denizler dalgalanır; buhar olur, bulut olur, yağmur olur. Yağmur ki
sonunda sel olup aslını bulur, uzak ve yakın.
6-Bu aşk sarmalı, eşyayı böylece daima devrân eder. Her an oluş ve
bozuluştur, O her an yeniden yaratmadadır.
7-Kim ki cihanı ibret gözüyle seyreder, Hakkı! O gönül ehlidir; yüce arş
sanki o deryâ gönlün tahtıdır. [102/b]

