BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Beşinci Madde
Beşinci Madde
Kamerî seneyi ve (ayın yörüngesinde dönmesine göre başlangıç ve
bitişleri tespit edilen) şer’î kamerî ayları, Arabî ayların isimlerini, Arabî ve
Rûmî ayların ilk günlerini (gurre) bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar ve matematik bilginleri ittifakla şöyle
demişlerdir: Kamerî sene, on iki kamerî aydan ibarettir. Her kamerî ay, ayın
güneşe göre kabul edilen konumundan, -kendi batıya yönelik hareketiyle-
ayrıldığı andan itibaren başlayıp yine önceki konumuna gelinceye kadar
geçen zaman dilimidir.
Ayın güneşten varsayılan konumlarının ortaya çıkması hali hilâl dir ve dînî
işlerde belirleyici olan, hilâlin görünmesidir. Araplara göre ayın başlangıcı
(gurre-i şehr), hilâlin görünmesidir. Ancak hilâlin görünmesi, bölgelere göre
farklılık arz eder. Onun içindir ki matematik bilginleri kamerî ayın
başlangıcını, güneş ile ayın kavuşmasından (ictimâ‘) ve muhâkından kabul
etmişlerdir. Ve bir kamerî ayın süresi, iki kavuşma (ictimâ‘) arasıdır,
günlerinin sayısı yirmi dokuz buçuk gündür.
Kamerî senenin tamamı üç yüz elli dört gündür. Buna bir günün beşte biri
ve altıda biri kadar ilâve edilir. Bu durumda kamerî sene, Güneş senesinden
on gün ve yirmi buçuk saat noksandır. Kamerî yılın başlangıcı
Muharrem’dir. Kamerî sene, rûmî güneş senesinden yukarıda sözü edilen
miktar kadar eksik olduğundan, bir yılda yaklaşık on bir gün kadar
(başlangıç tarihi itibariyle önce gelir.
Mesela bir yılda Mart ile Muharrem aylarının başlangıcı aynı güne denk
gelse, hicrî tarihin 1154 senesinde olduğu gibi Nevrûz Bayramı ile Aşura
günü aynı güne denk gelse hiç şüphesiz ertesi yıl Muharrem’in hilâli,
Mart’ın başlangıcından on bir gün önce görünür.
Bu şekilde kamerî aylar her sene on bir gün önce başlamasıyla, otuz üç
yılda bir devresini tamamlar ve yine Muharrem’in başlangıcı, Mart’ın
başlangıcına denk gelir. Ancak bir kamerî sene, söz konusu güneş seneleri
içinde kaybolur.
Çünkü otuz üçüncü Mart, ancak otuz dördüncü Muharrem’le denk gelir.
Söz konusu kamerî aylar, yukarıda anlatıldığı üzere dört mevsimi sırasıyla
devredip bir karar üzere bir mevsimde durmazlar. Bu sebepledir ki kamerî
aylar herhangi bir mevsime mensup olmazlar.
Şu halde, Kamerî senede her iki ay bir çift sayılır ve bunlardan birinin
yirmi dokuz, diğerinin otuz çektiği kabul edilip sene başlangıcı da (yukarıda
izah edildiği üzere) Muharrem’den başlatılır.
Kamerî takvime esas olan Arabî ayların adlarına gelince; İlk ay sayılan
Muharrem bir muhterem aydır ki onuncu günü Aşura Bayramı ’dır. Onun
arkadaşı hayırlı Safer ayı (Saferü’l-Hayr) diye bilinir. Bundan sonra
Rabîu’l-Evvel gelir. O ne muazzam bir aydır ki on ikinci gecesi, Habib-i
Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem’in doğduğu gecedir. Onu takip eden
hürmetli ay, Rabîu’l-Ahir’dir. Bundan sonra gelen Cemâziye’l-Evvel güzel
bir aydır ki adaşı Cemâziye’l-Âhir’dir.
Bundan sonra gelen Sağır Receb (Receb-i asam ve bir söyleyişe göre
Recebü’l-Ferd), talep edilen bir aydır. Çünkü onun ilk Cuma gecesi [Bu
günkü telakkîye göre Perşembe günü akşamı] Reğâib Kandili’dir. Receb’in
yakını hayır hasenât ayı Şaban’dır ki onun on beşinci gecesi Berat
Kandili ’dir. Bundan sonra gelen Ramazan-ı Şerif öyle mübarek bir aydır ki
yirmi yedisi Kadir Gecesi ’dir.
Ramazan’ın takipçisi, mutluluk ayı Şevval’dir ki onun ilk günü Ramazan
Bayramı ’dır. Bundan sonra Zi’l-Ka’de gelir ve onun arkadaşı Zi’l-
Hicce’dir. Bunun da onuncu günü Hacılar (Kurban) Bayramı ’dır. Zi’l-
Hicce, aynı zamanda, senenin son ayıdır. [71/a] Burada , Arabî ve Rûmî
ayların ilk günlerinin nasıl bulunacağını ikişer beytle anlatan şiirimiz
“Ğurrenâme” nin bölüm sonu olması münasip görülmüştür. Bu hevâlardan
hevesimiz yorulmuştur.
Nazm
1-Hakk’a hamd ü Habîbine selâm it
Her ayda rûz-ı şeb sâ‘at be sâ‘at
2-Çün dört beyt iki gurre mücmelidir
Hurûfun şehr-i hâkim bilmelidir
3-Şuhûr-ı hâkimin cem‘ itmelisin
İki hafta ânınla gitmelisin
4-O mecmû‘ı ne günde kim bulursun
O şehrin gurresin ol gün bulursun
5-Kaçında şehr-i rûmın gurredir bil
Burûc eyyâmına andan nazar kıl
6-Bul anda rûmîden hem şehr-i şer‘î
Burûcı aslî bil, her şehr-i fer‘î
7-Mukaddem beyt on iki kelimedir tâm
Hurûfudur şuhûr-ı şer‘a erkâm
8-İkinci beyti sekiz kelimedir al
Hurûfun şehr-i şer‘a hâkim-i sâl
9-Üçüncü beyttir tertîb-i manzûm
Şuhûr-ı rûmîdir ânınla ma‘lûm
10-On iki kelimedir beyt on iki ay
Evâ’il-i hurûfi şehr erkâmıdır sây
11-Şuhûr-ı rûma âzâr birle bed’ it
Muharrem’den şuhûr-ı şer‘î say git
12-Şuhûr-ı rûma tâbi‘ beyt-i rabi‘
Ve yekşenbe hurûfun oldu câmi‘
13-Çü yirmi sekiz hurûf oldı her yıl
Şuhûr-ı rûma hâkimdir biri bil
14-Ehec zed-bûd o sekiz harf olur kim
Şuhûr-ı şer‘a her yıl biri hâkim
15-Çü hicret-i sâlî bin yüz altmış ve beş
Bu şehrin hâkimi vardır rakam şeş
16-Bu sâl içre çün âzâr gurre buldı
Eced cîmîde rûma hâkim oldı
17-Çün altmış altı olur sâl-i hicret
İki hâkim iki dâl olur elbet
18-Bu tertîb üzre hâkimler gider kim
Ehec zed bûdek olmuş devr-i dâ’im
19-Ve lâkin hâkim-i rûm ahrafı çün
Bu sâl-i hicrî ile devr itdigıyçün
20-Bu sâlin eşhurı eyler tahavvül
Otuz üç yılda bir yıldır tedâhül
21-Mutâbık gelse Âzer’le Muharrem
Bu hicret sâlini, bir tarh it ol dem
22-Çün gurre-nâmeler nazm itdi Hakkı
Şuhûr-ı dehr ile bil, sun‘-ı Hakk’ı
Günümüz Türkçesiyle
1-Hakk’a hamd ve Habibi’ne selâm et. Her ay, her gece, her gündüz; saat
saat.
2-Dört beyitte Hicrî ve Rûmî’nin gurre si [530] özetlendi. Ebced le harflerin,
aylara hâkimiyeti belirlendi.
3-Önce bulunduğun ayın harflerini topla. Bundan sonra öylece, tam iki
hafta bekle.
4-İyi bak topladığına, hangi günde bulduysan; ayın başlangıcı o gündür,
bilmelisin.
5-Rûmî’nin kaçında gurre dir, bunu bil. Sonra burç günlerini bundan çıkar,
öyle bul.
6-Rûmî aylardan bul ki Hicrî ayın kaçıdır; sen burçları esas al, aylar işin
ayrınıtısıdır.
7-Aşağıdakilerin ilk beyti on iki kelimedir tam; kamerî ayların sayıları,
bunun harf sayısıdır tamam.
Birinci Beyt
Zihî bâkî cihan, her şey var ânda
Bu dünyâyı hele, zeyn itme canda
Günümüz Türkçesiyle
Nasıl bâkî olabilir, her şey var ama bu cihanda. Sakın hâ! Aldanıp
süsleme bu dünyayı canda.
8-İkinci beyt ki sekiz kelimedir; öylece say. Bunun ilk harflerini kamerî
aylara hâkim say.
İkinci Beyt
Olursa da hemân cismin ziyanda
Dü kânı bulagör, virân dükânda
Günümüz Türkçesiyle
Zararda olsa da cismin, olsa da ziyanda; gönlü ve canı buluver, vîrân
dükkânda.
9-Üçüncü beyt, düzenlenmiş bir manzumedir. Rûmî aylar onunla bellidir,
onunla bilinir.
Üçüncü Beyt
Hep eşyâ kim cihanda var O’na dâl
Zihî bâkî, heme zâil cev ü kal
Günümüz Türkçesiyle
Cihandaki her şey O’nun varlığına delil; yalnızca O bâkîdir, O’ndan
gayrısı yok olup gidicidir.
10-On iki kelimedir dördüncü beyt, on iki ay; beytin ilk harflerini ayların
sayılarına say.
Dördüncü Beyt
Bil ebced vez ebed hevvez beced hez
Ebec hevvez eced hev hâkim-i sâl
Günümüz Türkçesiyle
Cümâdelâhire, Safer, Rebî’ülevvel, Şaban; Cumâdelûlâ, Muharrem.
11-Rûmî aylara Mart ile başla ve öyle git. Hicrî ayları Muharrem’den
sayıp devam et.
12-Dördüncü beyti bil ki Rûmî aylara tabidir. O, Yekşenbe (Pazar) günü
harflerinin toplamı kadardır.
13-Yirmi sekiz harfin her biri oldur ki şunu bil; Rûmî aylardan birine
hâkimdir her biri, öyle bil.
14-“Ehec, zed, bûd” [531] daki sekiz harf odur ki; hicrî aylara her yıl,
bunlardan biri hakim olur.
15-Bin yüz atmış beştir şimdi, Hicrî sene. Bu ayın hâkimi ise altıdır,
bilsene.
16-Bu yıl içinde bil ki Mart ayı gurre buldu. “Eced” deki “cim” harfi,
Rûmî aya hakim oldu.
17-Bin yüz atmış altı olunca hicrî sene; İkisinin de hâkimi iki “dal” olur
bilsene.
18-Bu tertip üzere değişen harfler, sırayla hâkimdir. “Ehec, zed, bûd” ile
olmakta bu devr-i daim.
19-Ancak bu Rûmî ayların harfleri ki çünkü. Bu Hicrî yıl ile daima devr
ettiği için.
20-Bu yılın ayları değişir durur. Otuz üç yılda bir yıl geçiş olur.
21-Bir yılda Mart’la Muharrem denk gelse; O zaman Hicrî yılı “bir” diye
saymak gerekir.
22-İyi bil! bu “Gurrenâme”yi nazmetti Hakkı. Ayların değişiminde gör
sanatı, seyreyle Hakkı!
[523] . “Fesübhâne’s-sâni‘i’l-hakîm celle celâlühû ve amme nevâluhû ve
lâ ilâhe ve gayruhû.”
[524] . Bkz. el-En’âm 6/96.
[525] . “Fe sübhâne fâliki’l-isbâhi ve Hâlıkı zılâli’l-eşbâhi.”
[526] . “Sübhâne mukallibi’l-leyli ve’n-nehâri ve’s-sâ‘âti ve’l ezmân.”
[527] . Bu konuyla ilgili olarak eski kültürden daha fazla bilgi almak için
bkz. Kitâbü’l-ezmeniti ve’l-emkine Ebû Ali el-Merzûkî (453) Dâru’l-
kitâbi’l-İslâmî, Kâhire; İbn Âsım, Kitâbu’l-Envâ’ ve’l-Ezmine ve Ma’rifet
A’yâni’l-Kevâkib , Haz: Hüseyin Elmalı, Türkiye Diyânet Vakfı Yayınları
Ankara 1997.
[528] . Bunların rakamlarla açıklaması: 31+31+32+31+31+31 (187);
60+29+29+60 (178)
[529] . “Subhâneke mükevveni’l-ekvâni ve mukallibi’d-duhûri ve’l-ezmâni
ve mükevviri’s-sînîne ve’ş-şuhûri ve’s-sâ‘âti ve’l-avâni ve müdevviri’l-eflâkı
ve’n-nücûmi ve’l-erkâni celle şânuhû.”
[530] . Gurre: Ayın ilk günü, başlangıcı demektir.
[531] . Söz konusu sekiz harf şunlardır: “ Elif, he, cim, ze, dal, be, vav,
dal”.
Hakîki güneş senesini, burçlara ve yıldızlara göre ayların durumlarını ve
Rûmî ayların isimlerini bildirir.
“Yaratıcı, yarattıklarında hikmet, izzet ve celâl sahibi ve kendinden başka
hiçbir ilâh bulunmayan Allah teâlâyı tesbih ederiz. O’nun şânı yücedir; her
türlü noksan sıfatlardan münezzehtir.”
“Karanlıkları yarıp sabahları ortaya çıkaran” ve cisimlerin benzerleri
olan gölgeleri yaratan Allah teâlâyı tesbih ederiz; O her türlü noksan
sıfatlardan münezzehtir.”
“(Allah’ım!) Seni tesbih ederiz; bütün noksan sıfatlardan tenzih ederiz.
Sen ki (ol emriyle bütün) varlıkları yaratansın. Asırları, zamanı, yılları,
ayları, saatleri ve ölçüleri (evirip çevirerek halden hale) döndürensin.
Galaksileri, gezegenleri, yıldızları ve uyduları yörüngelerinde (tesbih
taneleri misali) çevirensin. Senin şânın yücedir.”
.
Bunların
rakamlarla
açıklaması:
31+31+32+31+31+31
(187);
60+29+29+60 (178)
. Bu konuyla ilgili olarak eski kültürden daha fazla bilgi almak için bkz.
Kitâbü’l-ezmeniti ve’l-emkine Ebû Ali el-Merzûkî (453) Dâru’l-kitâbi’l-
İslâmî, Kâhire; İbn Âsım, Kitâbu’l-Envâ’ ve’l-Ezmine ve Ma’rifet A’yâni’l-
Kevâkib , Haz: Hüseyin Elmalı, Türkiye Diyânet Vakfı Yayınları Ankara
1997.
. “Sübhâne mukallibi’l-leyli ve’n-nehâri ve’s-sâ‘âti ve’l ezmân.”
. “Fe sübhâne fâliki’l-isbâhi ve Hâlıkı zılâli’l-eşbâhi.”
. Söz konusu sekiz harf şunlardır: “ Elif, he, cim, ze, dal, be, vav, dal”.
. Gurre: Ayın ilk günü, başlangıcı demektir.
. “Subhâneke mükevveni’l-ekvâni ve mukallibi’d-duhûri ve’l-ezmâni ve
mükevviri’s-sînîne ve’ş-şuhûri ve’s-sâ‘âti ve’l-avâni ve müdevviri’l-eflâkı
ve’n-nücûmi ve’l-erkâni celle şânuhû.”
. Bkz. el-En’âm 6/96.
. “Fesübhâne’s-sâni‘i’l-hakîm celle celâlühû ve amme nevâluhû ve lâ
ilâhe ve gayruhû.”
“Geceleri, gündüzleri, saatleri ve zamanı döndüren Allah’ı tesbih ederiz.
O her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir.”
14-“Ehec, zed, bûd” daki sekiz harf odur ki; hicrî aylara her yıl, bunlardan
biri hakim olur.
Altı ay, yüz seksen yedi gündür. Kısa aylar ise yüz yetmiş sekiz gündür
“Karanlıkları yarıp sabahları ortaya çıkaran” ve cisimlerin benzerleri
olan gölgeleri yaratan Allah teâlâyı tesbih ederiz; O her türlü noksan
sıfatlardan münezzehtir.”
2-Dört beyitte Hicrî ve Rûmî’nin gurre si özetlendi. Ebced le harflerin,
aylara hâkimiyeti belirlendi.
[71/b]
[72/a]

