Marifetnâme · Haziran 27, 2026

Karaciğerden biten bâb damarının (kapı damarı) dallarını ve faydalarını

ÜÇÜNCÜ FASIL · Birinci Madde Birinci Madde Karaciğerden biten bâb damarının (kapı damarı) dallarını ve faydalarını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Sâkin damarların bütün hepsi …

ÜÇÜNCÜ FASIL · Birinci Madde

Birinci Madde

Karaciğerden biten bâb damarının (kapı damarı) dallarını ve faydalarını

bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Sâkin

damarların bütün hepsi karaciğerden ortaya çıkmıştır. Karaciğerden ilk önce

iki damar meydana gelmiştir ki biri karaciğerin içbükey (konkav)

kısmından meydana gelmiştir. Ve onun en önemli faydası, mideden

karaciğere besin çekmek olmuştur. Bu damar tıp uzmanları arasında “Bâb”

(kapı damarı) diye şöhret bulmuştur. İkinci damar, karaciğerin tümsek

yüzeyinden yani dış tarafından çıkmıştır. Ve onun en önemli faydası, diğer

organlara karaciğerden gıda ulaştırıp dağıtmak olmuştur. Bu damar “Ecvef”

adını almıştır.

Kapı damarının karaciğer boşluğuna dalmış olan kısmı, ilk önce beş

kısma ayrılmıştır [134/a] ve karaciğerin dışbükey kısmına geldiğinde

şubelere ayrılmıştır. Bir şubesi öd kesesine gitmiş ve bunun şubeleri ağacın

yeraltındaki kökleri gibi karaciğerin iç yüzünde yayılmıştır. “Bâb”ın (kapı

damarı) karaciğerin derinliğine bitişik olan kısmı, ondan ayrıldığında sekiz

kısma ayrılmıştır. Bunlardan iki kısmı küçük ve altı kısmı büyük olmuştur.

İki küçük kısmın biri on iki parmak bağırsağı diye isimlendirilen bağırsağa

ulaşmıştır. Ondan gıda çekegelmiştir. Bundan da şubeler ortaya taksim olup

pankreas denilen cisme dağılmıştır. İkinci kısmı midenin aşağı kısmına inip

aşağı ağzında olan kapakçıklar kısmında yayılmıştır ki ondan besin çekip

gıdalanmıştır.

Yukarıda bahsi geçen altı damardan biri, midenin dış yüzeyine gelmiştir

ki mide dış yüzey gıdasını ondan alır.

Çünkü midenin içi kendi içinde olan şeylerle beslenir olmuştur. Altı

damardan ikincisi, dalağa ulaşmıştır ki dalak gıdasını ondan almıştır.

Dalağa varmadan önce ondan şubelere ayrılıp pankreasa gelmiştir ki

pankreasa gıda vermiştir. Dalağa vardıktan sonra da ondan bir dal geri

dönüp midenin sol tarafında yayılmıştır ki midenin sol tarafı gıdasını ondan

alır. Dalağa nüfuz eden şube, dalağa girdikten sonra iki bölüme

ayrıldığında, bir bölümü yukarı doğru bir bölümü aşağı doğru gitmiştir.

Yukarı giden kısmı ikiye ayrılıp bir kısmında dalağın yukarısında yani

yarısında şubeler ortaya çıkar ki o yarıya onlardan gıda gelmiştir. İkinci

kısmı dışa gelip midenin tümsek kısmı nihayetine erip orada ikiye ayrılıp

biri midenin sol dış tarafına yayılmıştır ki midenin o tarafı gıdasını ondan

almıştır; bir kısmı da midenin ağız kısmına dağılmıştır ki kara safranın

(melanik asit) bir kısmını mideye göndermiştir. Fazlalıktan çıkıp mide

ağzını çevirerek tahrik etmiştir. Midenin iştihasını uyandırmış ve artırmıştır.

Dalağı ortalayan şubeden inen kısım da ikiye bölünmüştür. Birinin

şubeleri dalağın aşağı yarısına yayılmıştır ki dalağın o yarısı gıdasını ondan

almıştır. İkinci kısmı iç yağından ortaya çıkıp onda yayılmıştır ki ondan iç

yağına gıda gelmiştir. Altı kısımdan üçüncüsü, sol tarafa varıp

“düzbağırsaklar” etrafında olan damarların ince kanallarında yayılmıştır ki

organın alt kısmında bulunan şeylerden gıdasını almıştır. Altı kısımdan

dördüncüsü, saç kılı gibi bir sürü şubelere ayrılıp bazısı mide tümseğinin

sağ dışında dalak tarafında, midenin sol tarafına gelen parçaya mukabil

olduğu halde dağılmıştır. Bazısı da iç yağının sağ tarafına yönelip dalak

damarının şubelerinden ve midenin solundan sağına gelen kısma mukabil

olduğu halde yayılmıştır. Altı kısmın beşincisi, kalınbağırsak etrafında olan

ince damarlara yayılmıştır ki gıdasını ondan alagelmiştir. Altıncı kısmın

çoğunluğu etrafında bir kısmı da bitişmiş olan ince lifler etrafında

yayılmıştır ki gıdasını onlardan almışlardır.

“Mahlukatı yaratıp bolca rızık veren, azameti celâlle, kudreti kemâlle

ifade edilen Allah’ı her türlü noksandan tenzih ederiz.” [1]