Marifetnâme · Haziran 27, 2026

Karaciğerden biten ecvef damarın göğüs ve kürek kemikleri, alt ve üst

ÜÇÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Karaciğerden biten ecvef damarın göğüs ve kürek kemikleri, alt ve üst çeneler, boyun, baş ve şakaklarına çıkan kılcal damarlarını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi …

ÜÇÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Karaciğerden biten ecvef damarın göğüs ve kürek kemikleri, alt ve üst

çeneler, boyun, baş ve şakaklarına çıkan kılcal damarlarını bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Göğüs ve

kürek kemikleri kaslarına dağılmış olan iki şubenin geri kalanı bir çift

şubedir ki bunların her bir teki beşer şube olmuştur. Ancak şubeden her

birinin birer şubesi göğüste dağılmıştır ki göğüs kaburgalarından dört

kaburgaya onlardan gıda gelmiştir. İkinci şubeleri, kürek kemikleri

bölgesinde dağılmıştır ki o iki bölgede olan kaslar oradan gıdalarını

almışlardır. Üçüncü şubeleri, iki taraftan boyunda dağılmış olan kaslara

yayılmıştır ki o kaslar oradan gıda bulmuştur. Dördüncü şubeleri, boyun

omurlarının üstten altı omurunun deliklerine dağılmıştır. İki taraftan onlara

girip başa kadar çıkarlar. Başta olan kaslara bunlardan gıda gelmiştir.

Beşinci şubeleri hepsinden büyük olup iki yönden iki koltuk altına

dağılmıştır. Her biri orada dört kısma ayrılıp bu şubelerden her bir şubenin

bir kısmı göğüs üzerinde yayılarak kürek kemiğini hareket ettiren kaslara

dağılmıştır. İkinci kısımları, yumuşak ete, atardamarlara ve koltuk altına

yayılmıştır. Üçüncü kısımları, göğüs üzerinde uzayıp giderek öd kesesine

kadar inmiştir. Dördüncü kısımları büyükleridir ki bunlar üçe ayrılıp ikişer

parçaları kürek kemiğinin derinliklerine kadar gelmiştir. Oradaki büyük ve

küçük kaslara ve koltuk altlarında olan büyük kaslara dağılmışlardır.

Üçüncü kısımları en büyükleri olup her biri ikişer şubeye ayrılmıştır. Göğüs

üzerinde uzayıp giderek iki ellere ulaşarak oradaki kaslara dağılırlar. Tıp

uzmanları onlara koltuk altı derler.

Yukarı doğru çıkan damarın, üçüncü şubesi boyun bölgesine çıkarken iki

kısma ayrılmıştır ki bunlardan biri dış taraftaki boyun damarı, diğeri iç

taraftaki boyun damarı (şah damarı), şeklini almıştır. Dış boyun damarı

köprücük kemiğine yükseldiğinde iki kısım olmuştur. Biri ön taraftan

ayrıldığında ön tarafa yükselerek gelmiştir. İkinci kısmı ilk önce ön tarafa

inerek gelip oradan yükselerek köprücük kemiği dışına gidip önceki kısma

ulaşarak, orada karışmıştır. İki kısımdan “vidâc-ı ma’rûf” ortaya çıkar ki bu

“şahdamarı” ismini almıştır. Bu ikinci kısım birinci kısma karışmadan önce

kendisinden iki kısım ayrılmıştır ki bir kısmı yatay olarak gidip içeri

gireceği yerde iki köprücük kemiğinin birleşme noktasında (boyun çemberi)

ikisine yapışmıştır. İkinci kısım, boynun dış yüzeyinde sertleşmiş olup

burada iki kısımdan bire inmiştir. Bu iki çift damardan örümcek ağı gibi

ince damarlar çıkıp kürek kemiği üzerinde uzadıkları için her biri ketfî

damar (omuza ait boyun venin üst kısmı) namıyla şöhret bulmuştur ki

“kıfâl; baş damarı” bundan olmuştur. Bu damar, kürek kemiklerinin iki

tarafından [135/b] iki damar omuz üstüne kadar buna arkadaşlık etmiştir.

Lâkin biri orada tutulmuş ve dağıtılmıştır. Biri omuz üstünü geçip pazu

başına giderek, orada yayılmıştır. Ketfî damar (omuza ait boyun venin üst

kısmı) bunların ikisini de geçerek bedenin sonuna kadar gitmiştir.

Dış boyun damarlarının ikisi birbirine karıştıktan sonra iki kısım

olmuşlardır. Biri iç tarafta olup küçük kısmı çok ince dallara ayrılmış ve üst

çenede yayılmıştır. Büyük kısım da dallara ayrılarak alt çenede yayılır. Bu

iki şubeden pek çok damar dilin etrafına gelerek, yayılmıştır. Bunlardan

ikinci kısım dışta olup iki kulak ve başa yakın olan bölgeye dağılmıştır. İç

taraftaki boyun damarının (şah damarı) yemek borusuna arkadaşlık edip

onunla doğruca üst bölgeye gidip oraya dallar göndermiştir ki dış boyun

damarından gelen şubelerle karışmıştır. Hepsi yemek borusuna, gırtlağa ve

içeride olan kaslara karışmış olup sonunda en son derz-i lâmî’ye gelmiştir.

Oradan pek çok şubelere ayrılmıştır ki o şubeler birinci ve ikinci omurdan

çıkan sinirlere dağılmıştır. Oradan kıl gibi ince damarlar baş ve boyun

mafsalına gelmiştir. Oradan tekrar dallar ortaya çıkıp kafatasının zarlarına

ulaşmıştır. Kafatasının iki yarısının birleşme noktasına çıkıp orada

kafatasının içine dağılmıştır. Bahsi geçen dalları gönderdikten sonra kalan

damarlar derz-i lâmînin sonunda kafa kemiği içine girmiştir. Ve oradan

beyin zarlarına (membran) şubeler dağıtmıştır. İşte o zarlar gıdalarını bu

şubelerden almıştır. Zarlar etrafında bulunan parçalar ile bu şubeler

bağlanıp ondan ayrılmıştır. Ve bunlardan kafatasının örtülü kısmına gıda

gelmiştir.

Daha sonra “gışâ-i rakîk”ten beyine inip atardamarların dağıldığı gibi

orada dağılmıştır. Bütün atardamarları sağlam bağlayıp geniş bölümde

karşılamıştır ki ağızlarına kan dökülüp onlarda toplanıp pişsin. Sonra

beynin iki yarı küresi arasına dağılmıştır ki o “ma’sıra” adını almıştır. Orada

şubelere ayrılan kanallardan kanı alıp “orta karıncık”tan iki ön karıncığa

(batn-ı mukaddemîn denilen beynin iki karıncığı) uzanıp oradan yukarıya

çıkan atardamarlarla karşılaşmıştır. Buradaki damarlar, beyin zarı “şebeke-i

meşîmiyye” ile benzeşmişlerdir.

İşte bunların hepsi Allah teâlânın kudretinin yüceliğine birer işarettir. şânı

yüce, nimetleri herkese şâmil ve yaratması mükemmel olan Allah’ı her türlü

noksanlıktan tenzih ederiz. O’nun şânı yücedir.