Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · YEDİNCİ FASIL · Dördüncü Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · YEDİNCİ FASIL · Dördüncü Madde Dördüncü Madde Karaları ve denizleri ölçmenin metodunu, bunlarda seyahat etmeyi ve mesafelerin kısımlarını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi ve …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · YEDİNCİ FASIL · Dördüncü Madde

Dördüncü Madde

Karaları ve denizleri ölçmenin metodunu, bunlarda seyahat etmeyi ve

mesafelerin kısımlarını bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi ve geometri bilginleri görüş birliği

içinde şöyle demişlerdir. Bu arz (yer) unsuru içindeki her şeyiyle birlikte bir

tek küredir; yani yuvarlak bir top şeklinde olup onun boylamına ve

enlemine göre bölünmeleri şöyle olmuştur ki. Gerek batıdan doğuya ve

gerekse güneyden kuzeye doğru ortasında kuşak misali bir dairenin varlığı

farz olunmuş ve bununla üç yüz altmışa bölünmüştür.

Geometri bilginlerinin ölçüsüyle, yeryüzünü dümdüz, dağsız, vâdisiz

olarak farz ederek yerin bir derecesi yirmi iki fersah tan biraz daha fazla

bulunmuştur.

(Eski bir ölçü birimi olan fersah ın açılımı şöyledir): Bir fersah üç mil, her

mil üç bin zira, her zirâ‘ otuz iki parmak ve her parmak altı arpa boyu [547]

olarak takdir edilmiştir. Bu takdirde yukarıda bahsi geçen ölçü birimleri

üzere, yerin bir derecesi altmış altı tam üçte iki mil olarak bilinmiştir.

Zirâ‘ hesabıyla ise bir fersah yer, dokuz bin zirâ‘ olarak bulunmuştur.

Yerin bir derecesi yaya yürüyüşüyle üç merhale kılınmıştır. Ve bir

merhalenin yedi buçuk fersah mesafe olduğu belirlenmiştir. Bir fersah

mesafenin (ortalama) yürüyüş adımı ile bir saatte yürünebildiği tecrübe ile

sabit görülmüştür. Şu halde bir günde alınabilen mesafenin yirmi iki buçuk

mil olduğu görülmüştür. Yerin bir derecesi tam yüz bin adımdır. Ve her

adım dört ayaktır. Her ayak uzunluğu, on altışar parmak olarak

hesaplanmıştır.

Okyanusun kenarlarında ve körfezlerinde ve kara parçaları aralarında

bulunan küçük denizlerde yol alan gemilerle ortalama bir seyirle, bir günde

altmış milden fazla deniz mesafesi yol alınabilir. Denizcilere göre (bu

mesafe) bir mecrâ tabir olunan bir derece yer olarak takdir olunmuştur.

Ancak, kervanların hareketi ve askerî yürüyüş gibi bir seyir söz konusu

olunca, bir yer derecesi üç merhaleye bölünmüştür. Mesela bereketli

Erzurum’dan bir günde Nardiban köyüne varmak gibi kabul edilmiştir. Eğer

bir yürüyüş ve hareket bundan daha hızlı olursa, ona orta yürüyüş (seyr-i

mutavassıt) derler ki yerin bir derecesi orta yürüyüşle iki merhale olarak

bulunmuştur. Mesela bir atlının Erzurum’dan bir günde Aşkale’ye varması

gibi kıyas olunmuştur. Eğer bir hareket ve yürüyüş bundan da sür’atli

olursa, yerin bir derecesi onunla bir merhale sayılır. Mesela şehrimiz

Erzurum’dan bir günde Karakulak’a varmak gibi tahmin olunmuştur.

Şu halde birinci yürüyüş tarzında bir günde üçte bir derece, ikincisinde

yarım derece ve üçüncüde ise tam bir derece yol alınır diye bilinmiştir.

Velhasıl top misali yuvarlak olan zeminin bir derece mesafesi, yukarıdaki

hesaplama üzere tam yüz bin adımdır. Bundan fazla değildir. İki yüz bin

zirâ‘dan da ziyade değildir. Çünkü bir zirâ‘ iki ayaktır ki yarım adım eder.

Bu kãideye akıl yoran ilim erbâbına göre, toprak ve sudan ibaret bulunan ve

top gibi yuvarlak olan zeminin -dağları ve denizleri hesaba katmadan- düz

bir hat üzere seyirle ne kadar zamanda yürüyüp dolaşılabileceği ortaya

çıkmış olmaktadır.

Mesela, bir kimse şu bizim güzel şehrimiz saygıdeğer Erzurum’u bir

nişan, bir başlangıç addederek yeryüzünü dolaşmak istese; bu niyetiyle

batıya doğru hareket edip Tokat’dan, Anadolu’dan, İstanbul’dan,

Rumeli’den ve Frengistan’dan geçerek Yeni Dünya’ya varsa, güneşin

seyrine uyarak yürüyüşüne devam ettiği takdirde Çin ve Maçin’e ulaşmış

olur. Buradan hareketle Hint, Sind ve Türkistan’dan geçip Semerkant’a

varabilir. Oradan [90/a] Buhara ve Tûran’dan geçip Şirvan Denizi’nin

güney kıyısını geçip Gence ve Revan eyaletlerinden geçerek yine şehrimiz

Erzurum’a gelir.

Böylece istediğini yapmış olur ve bu kimse bize göre batıdan gidip

doğudan gelmiş olur. Aynen bunun gibi, yerküreyi enlemler doğrultusunda

dolaşmak isteyen bir kimse, yine şehrimiz Erzurum’dan çıkıp kuzeye

hareketle Karadeniz’in doğu sahillerini takip ederek, Faş, Abaza ve Azak’a

varır. Moskova’dan geçip yeni keşfolunan Növözemle diyarına ulaşır.

Güneş kuzey burçlarında iken kuzey kutbu altından geçmiş olur. Bize

(bulunduğumuz şehir Erzurum’a) nisbetle taban tabana yer altından

yürüyerek güneş güney burçlarına vardığında güney kutbuna ulaşmış olur.

Buradan okyanus yolunu takip ederek Habeş memleketinden Yemen’e

ulaşır. Mekke-i Mükerreme’den ve Medine-i Münevvere’den geçerek çölü

kat eder. Musul’dan temiz şehrimiz Erzurum’a ulaşmış olur. Bu isteğini de

böylece (yukarıda tarif edilen güzergâhı takip ederek) gerçekleştirmiş olur

ve bu kimse de, kuzeye doğru gidip güneyden gelmiş olur.

(Yukarıda anlatıldığı üzere) bu şekilde yerküreyi boylamları veya

enlemleri doğrultusunda dolaşmak isteyen kimse, ortalama bir yürüyüşle

yol alırsa bir dolaşmanın tam devri sırasınca konakların toplamı bin seksen

(1080) olur. Atlı yürüyüşü gibi, yaya yürüyüşüne göre seri bir vasıta ile

seyahat ederse, konakların toplamı bu kez yedi yüz yirmi olur. Âcil

haberleri götüren ulak gibi çok hızlı bir yürüyüşle seyrederse -düz bir hat

üzere gitmek kaydıyla- üç yüz altmış günde yerküreyi tamamen dolaşması

mümkündür denilmiştir. Doğrusunu ancak Allah teâlâ bilir.