BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · YEDİNCİ FASIL · Dördüncü Madde
Dördüncü Madde
Karaları ve denizleri ölçmenin metodunu, bunlarda seyahat etmeyi ve
mesafelerin kısımlarını bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi ve geometri bilginleri görüş birliği
içinde şöyle demişlerdir. Bu arz (yer) unsuru içindeki her şeyiyle birlikte bir
tek küredir; yani yuvarlak bir top şeklinde olup onun boylamına ve
enlemine göre bölünmeleri şöyle olmuştur ki. Gerek batıdan doğuya ve
gerekse güneyden kuzeye doğru ortasında kuşak misali bir dairenin varlığı
farz olunmuş ve bununla üç yüz altmışa bölünmüştür.
Geometri bilginlerinin ölçüsüyle, yeryüzünü dümdüz, dağsız, vâdisiz
olarak farz ederek yerin bir derecesi yirmi iki fersah tan biraz daha fazla
bulunmuştur.
(Eski bir ölçü birimi olan fersah ın açılımı şöyledir): Bir fersah üç mil, her
mil üç bin zira, her zirâ‘ otuz iki parmak ve her parmak altı arpa boyu [547]
olarak takdir edilmiştir. Bu takdirde yukarıda bahsi geçen ölçü birimleri
üzere, yerin bir derecesi altmış altı tam üçte iki mil olarak bilinmiştir.
Zirâ‘ hesabıyla ise bir fersah yer, dokuz bin zirâ‘ olarak bulunmuştur.
Yerin bir derecesi yaya yürüyüşüyle üç merhale kılınmıştır. Ve bir
merhalenin yedi buçuk fersah mesafe olduğu belirlenmiştir. Bir fersah
mesafenin (ortalama) yürüyüş adımı ile bir saatte yürünebildiği tecrübe ile
sabit görülmüştür. Şu halde bir günde alınabilen mesafenin yirmi iki buçuk
mil olduğu görülmüştür. Yerin bir derecesi tam yüz bin adımdır. Ve her
adım dört ayaktır. Her ayak uzunluğu, on altışar parmak olarak
hesaplanmıştır.
Okyanusun kenarlarında ve körfezlerinde ve kara parçaları aralarında
bulunan küçük denizlerde yol alan gemilerle ortalama bir seyirle, bir günde
altmış milden fazla deniz mesafesi yol alınabilir. Denizcilere göre (bu
mesafe) bir mecrâ tabir olunan bir derece yer olarak takdir olunmuştur.
Ancak, kervanların hareketi ve askerî yürüyüş gibi bir seyir söz konusu
olunca, bir yer derecesi üç merhaleye bölünmüştür. Mesela bereketli
Erzurum’dan bir günde Nardiban köyüne varmak gibi kabul edilmiştir. Eğer
bir yürüyüş ve hareket bundan daha hızlı olursa, ona orta yürüyüş (seyr-i
mutavassıt) derler ki yerin bir derecesi orta yürüyüşle iki merhale olarak
bulunmuştur. Mesela bir atlının Erzurum’dan bir günde Aşkale’ye varması
gibi kıyas olunmuştur. Eğer bir hareket ve yürüyüş bundan da sür’atli
olursa, yerin bir derecesi onunla bir merhale sayılır. Mesela şehrimiz
Erzurum’dan bir günde Karakulak’a varmak gibi tahmin olunmuştur.
Şu halde birinci yürüyüş tarzında bir günde üçte bir derece, ikincisinde
yarım derece ve üçüncüde ise tam bir derece yol alınır diye bilinmiştir.
Velhasıl top misali yuvarlak olan zeminin bir derece mesafesi, yukarıdaki
hesaplama üzere tam yüz bin adımdır. Bundan fazla değildir. İki yüz bin
zirâ‘dan da ziyade değildir. Çünkü bir zirâ‘ iki ayaktır ki yarım adım eder.
Bu kãideye akıl yoran ilim erbâbına göre, toprak ve sudan ibaret bulunan ve
top gibi yuvarlak olan zeminin -dağları ve denizleri hesaba katmadan- düz
bir hat üzere seyirle ne kadar zamanda yürüyüp dolaşılabileceği ortaya
çıkmış olmaktadır.
Mesela, bir kimse şu bizim güzel şehrimiz saygıdeğer Erzurum’u bir
nişan, bir başlangıç addederek yeryüzünü dolaşmak istese; bu niyetiyle
batıya doğru hareket edip Tokat’dan, Anadolu’dan, İstanbul’dan,
Rumeli’den ve Frengistan’dan geçerek Yeni Dünya’ya varsa, güneşin
seyrine uyarak yürüyüşüne devam ettiği takdirde Çin ve Maçin’e ulaşmış
olur. Buradan hareketle Hint, Sind ve Türkistan’dan geçip Semerkant’a
varabilir. Oradan [90/a] Buhara ve Tûran’dan geçip Şirvan Denizi’nin
güney kıyısını geçip Gence ve Revan eyaletlerinden geçerek yine şehrimiz
Erzurum’a gelir.
Böylece istediğini yapmış olur ve bu kimse bize göre batıdan gidip
doğudan gelmiş olur. Aynen bunun gibi, yerküreyi enlemler doğrultusunda
dolaşmak isteyen bir kimse, yine şehrimiz Erzurum’dan çıkıp kuzeye
hareketle Karadeniz’in doğu sahillerini takip ederek, Faş, Abaza ve Azak’a
varır. Moskova’dan geçip yeni keşfolunan Növözemle diyarına ulaşır.
Güneş kuzey burçlarında iken kuzey kutbu altından geçmiş olur. Bize
(bulunduğumuz şehir Erzurum’a) nisbetle taban tabana yer altından
yürüyerek güneş güney burçlarına vardığında güney kutbuna ulaşmış olur.
Buradan okyanus yolunu takip ederek Habeş memleketinden Yemen’e
ulaşır. Mekke-i Mükerreme’den ve Medine-i Münevvere’den geçerek çölü
kat eder. Musul’dan temiz şehrimiz Erzurum’a ulaşmış olur. Bu isteğini de
böylece (yukarıda tarif edilen güzergâhı takip ederek) gerçekleştirmiş olur
ve bu kimse de, kuzeye doğru gidip güneyden gelmiş olur.
(Yukarıda anlatıldığı üzere) bu şekilde yerküreyi boylamları veya
enlemleri doğrultusunda dolaşmak isteyen kimse, ortalama bir yürüyüşle
yol alırsa bir dolaşmanın tam devri sırasınca konakların toplamı bin seksen
(1080) olur. Atlı yürüyüşü gibi, yaya yürüyüşüne göre seri bir vasıta ile
seyahat ederse, konakların toplamı bu kez yedi yüz yirmi olur. Âcil
haberleri götüren ulak gibi çok hızlı bir yürüyüşle seyrederse -düz bir hat
üzere gitmek kaydıyla- üç yüz altmış günde yerküreyi tamamen dolaşması
mümkündür denilmiştir. Doğrusunu ancak Allah teâlâ bilir.

