Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Üçüncü Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Katı madenlerin [103/a] meydana gelmesini, tabiatlarını ve sıfatlarını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Üç maden …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Katı madenlerin [103/a] meydana gelmesini, tabiatlarını ve sıfatlarını

bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Üç maden çeşidinden

birincisi katı olanlardır ki bunlar -önceki maddede bahsi geçen- yedi

meşhur cisimdir. Bunların hepsi sadece kükürt ve civadan meydana gelir.

Eğer kükürt ve civa saf halde bulunup birbirine tamamıyla kaynaşır, yerin

suyu çekmesi gibi kükürt civanın suyunu emer ve kükürdün boyama

kuvveti civa ile uygun bir oranda buluşursa ve madeni hararetiyle binlerce

yıl pişerek yaktığında sözkonusu maden oluşur ve sarı altın meydana gelir.

Eğer kükürt ve civa saf olup tamamen birbirine karışmadıysa, bu

karışmadaki ölçüleri de birbirine uygun olup uzun zaman zarfında yanarak

piştilerse ve bu esnada kükürt beyazlaşıp rutûbeti gitti ise, bu madenden

beyaz gümüş olur. Eğer pişmeden evvel bu karışıma soğuk isâbet ederse,

ikisi kaynaşıp tunç meydana gelir. Civa saf, kükürt katışıklı olduğu takdirde

ikisi pişerse, bakır meydana gelir. Eğer bu karışımda su maddesi fazla olup

aşırı bir hararetle karşı karşıya kalırsa, demir meydana gelir. Eğer katışıklı

olan kükürt yanmadıysa, kalay meydana gelir. Kükürt ve civanın ikisi de

katışıklı olursa kurşun meydana gelir. Bu durumda yukarıda bahsedilen katı

maddelerde görülen farklılıkların, kükürt ve civanın nicelik ve

niteliklerinden kaynaklandığı tecrübeyle bilinmiştir.

Katı maddelerin sultanı sayılan altının tabiatı sıcak (hâr), yumuşak

(leyyin) ve latîftir; ateşle yanmaz. Su zerreciklerinin toprak zerrecikleriyle

kuvvetli bir şekilde kaynaşmasından dolayı (elementlerine) ayrışmaz; bu

ayrıştırma ateşle bile mümkün değildir. Altın, toprağın altında bin yıl kalsa

çürüyüp paslanmaz. Rengi sarı ve berraktır. Altının tabiatı tatlı, kokusu hoş

ve cismi paktır, paslanmaz. Kütlesi yoğundur. Yapısı itibarıyla güzeldir,

kıymeti yüksektir. Şu halde altının tabiatındaki hararet ve rengindeki sarılık,

nârî (ateş tabiatlı) olmasındandır. Yumuşaklığı, yağ oranın fazlalığındandır.

Berrak oluşu, suyunun saf olarak kaldığındandır. Tadının ve kokusunun

hoşluğu, kükürt oranın saf kalmasındandır. Letâfet ve nezâfeti, civasının saf

ve pâk olmasındandır. Kütle ağırlığının fazlalığı, toprak (hâkî) mizaclı

olduğundandır. Güzel ve değerli olması, nefs-i tabiînin ona ışık

vermesindendir. Sarı altın, ruhun naktidir ve iki cihanın sermayesidir.

Eşyanın en kıymetlisidir. Allah’ın verdiği nimetlerin en şereflisidir. Çünkü

bu sarı altın din ve dünyanın kıvamıdır. Âlemdeki yaratılmışların düzenini

sağlar. Altın, hemen her bölge ve coğrafyada revaç bulmuştur. Herkes ona

bir şekilde muhtaçtır. Erkeklerin dünyada güç ve kuvvet elde etmesi onun

sâyesindedir. Kadınlar için de zînet ve hoşnutluk vesilesidir. Nitekim şöyle

denilmiştir:

Rubâî

Ey zer tûy ânki câmi‘ü’l-lezzâti

Mahbûb-ı cihâniyân beher evkâtî

Bî-şübhe Hudâ ne’î velîken be-hudâ

Settâr-ı uyûb u kâdî-i hâcâti

Rubâî (nin tercümesi)

Ey altın! Bütün lezzetleri toplayan maden! Makbulsün her zaman,

insanlar tarafından sevilensin. Mevlâ değilsin lâkin, yemin olsun ki Hakka;

ayıpları gizleyensin, her işi görensin.

Gümüş, gönüllerde sevgisi yer eden altına en yakın karışımdır.

Madeninde maddesi olan kibrit-i ebyaz (kükürt) olmayıp cüzlerinin karışımı

eksik kalmasaydı, sarı altın olurdu. Bu gümüş sürekli ateş ile yanar, toprak

içinde uzun zaman kalarak çürür ve beyaz nesneyi simsiyah eder. Çünkü

lekesi, en yakınında bulunan cisme geçer. Eğer civa onun yakınında olursa,

çekiç kabul etmeyip kırılır. Şayet kükürt isâbet ederse, gümüş beyaz iken

simsiyah olur. Bakır, gümüşe yakın bir maddedir. Farkı, renginin

kırmızılığı, kirliliği, tabiatının kuruluğu, tadının ve kokusunun çirkinliğidir.

Renginin kırmızılığı, kükürdünün aşırı hararetli olmasına bağlıdır. Kirinin

çokluğu ile tabiatının kuruluğu ise, karışımı meydana getiren sıvının

yoğunluğundandır. [103/b] Bu özelliklerine rağmen onu beyazlatmaya ve

yumuşatmaya muktedir olan kimse, her istediğini elde eder. Demirin

siyahlığı, hararetinin çokluğundan bilinmiştir. Diğer karışımlardan daha

fazla su ağırlıklı (mâî) bulunmuştur. Kalay, beyaz gümüş cinsinden bir

madendir. Ana karnındaki cenine herhangi bir âfet erişince telef olduğu

gibi, yerin içinde bulunan gümüşe üç âfetten biri erişince kalaya dönüşür.

Söz konusu üç âfet değişken su, kötü koku ve gevşekliktir. Kurşun, kalayın

bozulmuş sınıfıdır. Meydana gelmesi ve bozulması onun gibidir. Tunç’un

tabiatı, bunların hepsinden daha soğuk ve kurudur. Kokusu da hepsinden

daha kötüdür.

Allah teâlânın azametini tefekküre vesile olur ümidiyle, karışımların

durumunun açıklanmasında bu kadarla yetinilmiştir.