BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Üçüncü Madde
Üçüncü Madde
Katı madenlerin [103/a] meydana gelmesini, tabiatlarını ve sıfatlarını
bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Üç maden çeşidinden
birincisi katı olanlardır ki bunlar -önceki maddede bahsi geçen- yedi
meşhur cisimdir. Bunların hepsi sadece kükürt ve civadan meydana gelir.
Eğer kükürt ve civa saf halde bulunup birbirine tamamıyla kaynaşır, yerin
suyu çekmesi gibi kükürt civanın suyunu emer ve kükürdün boyama
kuvveti civa ile uygun bir oranda buluşursa ve madeni hararetiyle binlerce
yıl pişerek yaktığında sözkonusu maden oluşur ve sarı altın meydana gelir.
Eğer kükürt ve civa saf olup tamamen birbirine karışmadıysa, bu
karışmadaki ölçüleri de birbirine uygun olup uzun zaman zarfında yanarak
piştilerse ve bu esnada kükürt beyazlaşıp rutûbeti gitti ise, bu madenden
beyaz gümüş olur. Eğer pişmeden evvel bu karışıma soğuk isâbet ederse,
ikisi kaynaşıp tunç meydana gelir. Civa saf, kükürt katışıklı olduğu takdirde
ikisi pişerse, bakır meydana gelir. Eğer bu karışımda su maddesi fazla olup
aşırı bir hararetle karşı karşıya kalırsa, demir meydana gelir. Eğer katışıklı
olan kükürt yanmadıysa, kalay meydana gelir. Kükürt ve civanın ikisi de
katışıklı olursa kurşun meydana gelir. Bu durumda yukarıda bahsedilen katı
maddelerde görülen farklılıkların, kükürt ve civanın nicelik ve
niteliklerinden kaynaklandığı tecrübeyle bilinmiştir.
Katı maddelerin sultanı sayılan altının tabiatı sıcak (hâr), yumuşak
(leyyin) ve latîftir; ateşle yanmaz. Su zerreciklerinin toprak zerrecikleriyle
kuvvetli bir şekilde kaynaşmasından dolayı (elementlerine) ayrışmaz; bu
ayrıştırma ateşle bile mümkün değildir. Altın, toprağın altında bin yıl kalsa
çürüyüp paslanmaz. Rengi sarı ve berraktır. Altının tabiatı tatlı, kokusu hoş
ve cismi paktır, paslanmaz. Kütlesi yoğundur. Yapısı itibarıyla güzeldir,
kıymeti yüksektir. Şu halde altının tabiatındaki hararet ve rengindeki sarılık,
nârî (ateş tabiatlı) olmasındandır. Yumuşaklığı, yağ oranın fazlalığındandır.
Berrak oluşu, suyunun saf olarak kaldığındandır. Tadının ve kokusunun
hoşluğu, kükürt oranın saf kalmasındandır. Letâfet ve nezâfeti, civasının saf
ve pâk olmasındandır. Kütle ağırlığının fazlalığı, toprak (hâkî) mizaclı
olduğundandır. Güzel ve değerli olması, nefs-i tabiînin ona ışık
vermesindendir. Sarı altın, ruhun naktidir ve iki cihanın sermayesidir.
Eşyanın en kıymetlisidir. Allah’ın verdiği nimetlerin en şereflisidir. Çünkü
bu sarı altın din ve dünyanın kıvamıdır. Âlemdeki yaratılmışların düzenini
sağlar. Altın, hemen her bölge ve coğrafyada revaç bulmuştur. Herkes ona
bir şekilde muhtaçtır. Erkeklerin dünyada güç ve kuvvet elde etmesi onun
sâyesindedir. Kadınlar için de zînet ve hoşnutluk vesilesidir. Nitekim şöyle
denilmiştir:
Rubâî
Ey zer tûy ânki câmi‘ü’l-lezzâti
Mahbûb-ı cihâniyân beher evkâtî
Bî-şübhe Hudâ ne’î velîken be-hudâ
Settâr-ı uyûb u kâdî-i hâcâti
Rubâî (nin tercümesi)
Ey altın! Bütün lezzetleri toplayan maden! Makbulsün her zaman,
insanlar tarafından sevilensin. Mevlâ değilsin lâkin, yemin olsun ki Hakka;
ayıpları gizleyensin, her işi görensin.
Gümüş, gönüllerde sevgisi yer eden altına en yakın karışımdır.
Madeninde maddesi olan kibrit-i ebyaz (kükürt) olmayıp cüzlerinin karışımı
eksik kalmasaydı, sarı altın olurdu. Bu gümüş sürekli ateş ile yanar, toprak
içinde uzun zaman kalarak çürür ve beyaz nesneyi simsiyah eder. Çünkü
lekesi, en yakınında bulunan cisme geçer. Eğer civa onun yakınında olursa,
çekiç kabul etmeyip kırılır. Şayet kükürt isâbet ederse, gümüş beyaz iken
simsiyah olur. Bakır, gümüşe yakın bir maddedir. Farkı, renginin
kırmızılığı, kirliliği, tabiatının kuruluğu, tadının ve kokusunun çirkinliğidir.
Renginin kırmızılığı, kükürdünün aşırı hararetli olmasına bağlıdır. Kirinin
çokluğu ile tabiatının kuruluğu ise, karışımı meydana getiren sıvının
yoğunluğundandır. [103/b] Bu özelliklerine rağmen onu beyazlatmaya ve
yumuşatmaya muktedir olan kimse, her istediğini elde eder. Demirin
siyahlığı, hararetinin çokluğundan bilinmiştir. Diğer karışımlardan daha
fazla su ağırlıklı (mâî) bulunmuştur. Kalay, beyaz gümüş cinsinden bir
madendir. Ana karnındaki cenine herhangi bir âfet erişince telef olduğu
gibi, yerin içinde bulunan gümüşe üç âfetten biri erişince kalaya dönüşür.
Söz konusu üç âfet değişken su, kötü koku ve gevşekliktir. Kurşun, kalayın
bozulmuş sınıfıdır. Meydana gelmesi ve bozulması onun gibidir. Tunç’un
tabiatı, bunların hepsinden daha soğuk ve kurudur. Kokusu da hepsinden
daha kötüdür.
Allah teâlânın azametini tefekküre vesile olur ümidiyle, karışımların
durumunun açıklanmasında bu kadarla yetinilmiştir.

