ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · BİRİNCİ FASIL · İkinci Madde
İkinci Madde
Kur’ân-ı Kerîm ile hidâyete ermeyi ve Kur’ân-ı Azîmü’ş-Şân’a uymayı
âyet-i kerimeler ve hadîs-i şerifler ile bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Hak teâlâ kendi Kitâb-ı Mübîn’ine başvurmayı ve
ona sımsıkı yapışmayı teşvik edip ona muhâlif gitmekten sakındırmıştır.
Kelâm-ı Kadîm’inde, muhtelif âyetlerde şöyle buyurmuştur:
“Elif, Lâm, Mîm. O kitap (Kur’ân ) ki onda aslâ şüphe yoktur. O,
müttakîler (günahlardan sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol
göstericidir.” (Bakara, 2/ 1-2) “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın;
parçalanmayın.” (Âl-i İmrân, 3/103) “Gerçekten size Allah’tan bir nur,
apaçık bir kitap geldi. Rızasını arayanı Allah onunla kurtuluş yollarına
götürür ve onları irâdesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır, dosdoğru bir
yola iletir.” (Mâide, 5/ 15-16) “İşte bu (Kur’ân), bizim indirdiğimiz
mübarek bir kitaptır. Buna uyun ve Allah’tan korkun ki size merhamet
edilsin.” (En’âm, 6/155). “Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt,
gönüllerdekine bir şifâ, mü’minler için bir hidâyet ve rahmet gelmiştir.”
(Yûnus, 10/57) [176/b] “Ayrıca bu Kitab’ı da sana, her şey için bir
açıklama, bir hidâyet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için bir müjde
olarak indirdik.” (Nahl, 16/ 89) “Şüphesiz ki bu Kur’ân en doğru yola
iletir.” (İsrâ, 17/9)
“Biz, Kur’ân’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, mü’minler için şifâ ve
rahmettir; zâlimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.” (İsrâ, 17/ 82)
“Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmez mi?
Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır.” (Ankebût,
29/51) “(Rasûlüm!) sana bu mübarek Kitab’ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı
olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.” (Sâd, 38/ 29) “Allah sözün en güzelini,
birbiriyle uyumlu ve bıkmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi.
Rablerinden korkanların, bu Kitab’ın etkisinden tüyleri ürperir; derken hem
bedenleri ve hem de gönülleri Allah’ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu
Kitap, Allah’ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidâyet rehberidir.
Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.” (Zümer, 39/23) “Ona
önünden de ardından da bâtıl gelemez. O, hikmet sahibi ve çok övülen
Allah katından indirilmiştir.” (Fussilet, 41/42)
Hazret-i Habîb-i Ekrem (s.a.v.) bazı hadîs-i şeriflerinde buyurmuştur ki:
“ Ey ümmet ve ashâbım! Siz şehâdet etmez misiniz ki Allah teâlâdan başka
ibadete lâyık kimse yoktur ve ben onun hak peygamberiyim? Evet, şehâdet
ederiz, ey Allah’ın Rasûlü dediler. Bunun üzerine buyurmuştur ki:
“Muhakkak ki Kur’ân’ın bir ucu Allâh’ın (kudret) elinde, bir ucu sizin
elinizdedir. Ona sağlam yapışınız. Şüphesiz ki siz Kur’ân-ı Kerîm’e göre
yaşadıktan sonra şaşırıp helâk olmazsınız. ” [100] Ve buyurmuştur ki: “ Bu
Kur’ân, kıyamet gününde şefaati kabul olunan bir şefaatçidir. Şikâyeti
önemsenen etkili bir şikâyetçidir. Kendisine yapışarak, içindekilere uygun
yaşayanları alıp Cennet tarafına gider. Kendisine uygun yaşamaktan yüz
çevirenleri ise cehennem ateşine sevk eder. ” [101] Ve buyurmuştur ki: “ Kim
Kur’ân’ı okuyup gereğince yaşarsa, kıyamet günü o kimsenin anne ve
babasına bir taç giydirilir ki ışığı dünyadaki evlerde bulunan güneş
ışığından daha güzel görünür. (Anne ve babasının durumu böyle olursa) ya
bu Kur’ân’a göre yaşayanın derecesi nice olur? ” [102]
Ve buyurmuştur ki: “ Şüphesiz ki bu Kur’ân, Allah’ın ziyafetidir. Şu halde
gücünüz yettiğince Allah’ın ziyafetinden istifade ediniz. Muhakkak ki bu
Kur’ân, Hak teâlânın sapasağlam bir ipi ve apaçık bir nûrudur. Fayda ve
şifâ kaynağıdır. Kendisine yönelenleri koruyucudur. Ona uyanı (her türlü
kötülükten) kurtarıcıdır. Kur’ân, doğru yol üzeredir; onda hiçbir eğrilik
yoktur ki düzeltilmeye ihtiyacı olmuş olsun. Kur’ân’ın mûcizeleri tükenmez,
tekrar tekrar okumakla eskimez. Onu (çok) okuyunuz ki Allah teâlâ her
harfine on sevap ihsan eder. Dikkat ediniz! Ben demedim ki (Elif-Lâm-
Mîm) bir harftir. Lâkin Elif bir harf, Lam bir harf ve Mîm bir harftir. ” [103]
Ve buyurmuştur ki: “ Şüphesiz ki yakında bir kargaşa (fitne) çıkacaktır. O
fitneden çıkış yeri Allah’ın kitabıdır ki ona göre yaşayan kurtulur. Çünkü
sizden öncekilerin eserleri (ve başlarına gelenler) ile sizden geriye kalacak
haberler ve aranızdaki (olayların) hükümleri onda vardır. Kur’ân, hak ile
bâtılı birbirinden ayırır. O, bir oyun ve eğlence değildir . Kur’ân’ı terkeden
zorbaları Allah teâlâ mahveder. Ondan başkasından doğru yol uman şaşırıp
gider. Çünkü Allah teâlâ Kur’ân’ı sapasağlam bir ip hikmetli bir zikir ve
dosdoğru yol eylemiştir. Ancak Kur’ân’dır ki nefsanî arzu ve isteklerle
haktan bâtıla kaymaz. Değişik dillerde (okunmakla) başka şekillere girmez.
Âlimler onu (okumaya) doymaz. Tekrar tekrar okunmakla eskimez.
Mûcizeleri tükenmez. Ve Kur’ân’dır ki cinler onu duyduğunda hükmünden
yüz çevirmezler. Hatta demişlerdir ki: “Gerçekten biz, doğru yola ileten
hârikulâde güzel bir Kur’ân dinledik de ona iman ettik.” (Cin, 72/1) Şu
halde her kim ki Kur’ân’a uygun konuşursa tasdik olunur, kim de Kur’ân’ın
emirlerine göre davranırsa büyük sevap ile mükafatlandırılır. Kim ki onun
hükümleriyle hüküm verirse, adâletli olur. Ve kim ki insanları onunla bir
yola çağırırsa, dosdoğru yola çağırmış olur. ” [104]
[177/a] Ve buyurmuştur ki: “ Şeytan sizin bu memleketinizde kendisine
kulluk edilip perestij edilmesinden ümidini kesmiştir. Fakat ona kulluk
edilmesinin dışında sizin önemsemediğiniz, küçük gördüğünüz hatalarınıza
râzı olur. O halde onun memnun olduğu işleri yapmaktan kaçınınız. Çünkü
ben size öyle bir şey bıraktım ki ona sımsıkı tutunursanız elbette, ebedî
olarak şaşırmayıp doğru yol üzere bulunursunuz. (Bahsettiğim) o şey,
Allah’ın Kitabı ve Rasûlü’nün sünnetidir .” [105] Ve buyurmuştur ki: “ Kim ki
Kur’ân-ı Kerîm’i okuyup ezberlerse, onun helâlini helâl, haramını haram
bilip buna göre amel işlerse, Hak teâlâ Kur’ân-ı Kerîm ile onu Cennete
koyar. Kendi ev halkından cehenneme müstehak olan on kişiye şefaatçi
kılar .” [106]
Allah’ın Rasûlü muhakkak doğru söylemiştir.
Burada hatim duası yazılması uygun görülmüştür.
“Bismillâhirrahmânirrahîm. Sadakallâhu’l-azîm ve belleğa Rasûluhu’n-
nebiyyü’l-kerîm. Ve nahnu alâ mâ kale Rabbunâ ve Hâlıkunâ ve Râzikunâ
ve Mevlânâ mine’ş-şâhidîne bi’t-tasdîki ve’l-ikrâri ve’l-yakîn.
Allâhumme Rabbenâ tekabbel minnâ hatme’l-Kur’âni. Ve tecâvez ammâ
kâne minnâ fî-tilâvetihî min-hata’in ev nisyânin ev tahrîfin kelimeten an-
mevzi‘ihâ ev tağayyüri harfin ev takdîmin ev te’hîrin ev ziyâdetin ev
nuksânin ev te’vîlin alâ ğayri mâ enzeltehû ev raybin ev şekkin ev ta‘cîlin
inde tilâvetihî ev keselin ev sür‘atin ev zeyğin li’l-lisâni ev vukûfin bi-ğayri
vakfin ev idğâmin bi-ğayri müdğamin ev izhârin bi-ğayri beyanin ev
meddin ev teşdîdin ev hemzin ev cezmin ev i‘râbin bi-ğayri mekânin.
Fe’ktubhu minnâ ale’t-temâmi ve’l-kemâli ve’l-mühezzebi min külli
elhânin. Fağfir lenâ yâ Rabbâhu ve yâ seyyidâhu ve lâ tü’âhiznâ yâ
Mevlânâ ve’rzuknâ fadla min kırâ’eti mü’eddiyen hakkahû mine’l-a‘zâ-i
ve’l-kalbi ve’l-lisân.
Ve heb lenâ bihi’l-hayre ve’s-se‘âdete ve’l-beşârete ve’l-emâne ve lâ
tahtim lenâ bi’ş-şerri ve’ş-şekaveti ve’d-dalâleti ve’t-tuğyâni. Ve nebbihnâ
kable’l-menâyâ min nevmeti’l-gafleti ve’l-keslâni ve âminnâ min azâbi’l-
kabri ve min su’âli münkerin ve nekirin ve min ekli’d –dîdâni. Ve beyyiz
vücûhenâ yevme’l-ba‘si ve a‘tık rikâbenâ mine’n-nîrâni ve yemmin
kitâbenâ ve yessir hisâbenâ ve sakkil mîzânenâ bi’l-hasenâti ve sebbit
akdâmenâ ala’s-sırâtı ve eskinnâ fî-vasati’l-cinâni ve’rzuknâ civâre
Muhammedin aleyhi’s-salâtu ve’s-selâm. Ve ekrimnâ bi-likâ’ike yâ Deyyân,
istecib dü‘â’enâ bi-hakki’t-Tevrâti ve’l-İncîli ve’z-Zebûri ve’l-Furkan. Ve
a‘tinâ cemî‘a mâ se’elnâke bihî fi’s-sırri ve’l-i‘lâni ve zidnâ min fadlike’l-
vâsi‘i bi-cûdike ve keramike yâ Rahîmu yâ Rahmân.
Allâhumme salli alâ Muhammedin sahib e’ş-şeri‘ati ve’l-bürhâni bi-
rahmetike yâ erhame’r-râhimîn. Allâhumme zeyyinnâ bi-zîneti’l-Kur’âni ve
eksinâ bi-hıl‘ati’l-Kur’âni ve’hdinâ bi-hidâyeti’l-Kur’âni va’htim lenâ bi-
tilâveti’l-Kur’âni va’hşurnâ ma‘a ehli’l-Kur’âni ve neccinâ mine’n-nîrâni
bi-şefâ‘ati’l-Kur’âni ve edhilnâ’l-cennete bi-kerâmeti’l-Kur’âni ve’rfa‘
derecetenâ bi-fazîleti’l-Kur’âni ve âfinâ min külli belâ’i’d-dunya ve azâbi’l-
ahireti bi-hurmeti’l-Kur’âni yâ ze’l-fadli ve’l-ihsân.
Allâhumme’c‘ali’l-Kur’âne lenâ fî’d-dunya karînen ve fî’l-kabri mûnisen
ve fî’l-kıyameti şefî‘an ve ale’s-sırâtı nûran ve ile’l-cenneti refîkan ve
beynenâ ve beyne’n-nâri sitren ve hicâben ve ile’l-hayrâti küllihâ delîlen ve
imâmen bi-fadlike ve cûdike ve keramike yâ ekrame’l-ekramîn.
Allâhumme’rzuknâ bi-külli harfin mine’l-Kur’âni halâveh ve bi-külli
kelimetin kerâmeh ve bi-külli âyetin inâbeh ve bi-külli sûretin sa‘âdeh
[177/b] ve bi-külli cüz’in cezâ’en.
Allâhumme’rzuknâ bi’l-elifi ülfeten ve bi’l-bâ’i beraketen ve bi’t-tâ’i
tevbeten ve bi’s-sâ’i sevâben ve bi’l-cîmi cemâlen ve bi’l-hâ’i hikmeten ve
bi’l-hâ’i hulleten ve bi’d-dâli dünüvven ve bi’z-zâli zekâ’en ve bi’r-râ’i
rahmeten ve bi’z-zâi ziyâdeten ve bi’s-sîni selâmeten ve bi’ş-şîni şifâ’en ve
bi’s-sâdi sıdkan ve bi’z-zâdi zıyâ’en ve bi’t-tâ’i tarâveten ve bi’z-zâi zaferen
ve bi’l-ayni ilmen ve bi’l-ğayni ğınen ve bi’l-fâ’i felâhen ve bi’l-kafi
kurbeten ve bi’l-kêfi kifâyeten ve bi’l-lâmi lutfen ve bi’l-mîmi mev‘izeten
ve bi’n-nûni nuren ve bi’l-vâvi velâyeten ve bi’l-hê’i hidâyeten ve bi’l-lâmi
ve’l-elifi likâ’en ve bi’l-yâ’i yüsran sallallâhu ale’n-nebiyyi Muhammedin
ve âlihi ve sahbihi ecma‘în.
Allâhumme belliğ ve evsıl sevâbe mâ kara’nâhu ve nure mâ televnâhu
mine’l-Kur’âni’l-mübîni ilâ ruhi ve darîhi Hazret-i Seyyidi’l-mürselîn ve ilâ
ervâhi âlihi ve evlâdihi ve ashâbihi ve’t-tâbi‘în rıdvânu’llâhi Te‘âlâ aleyhim
ecma‘în ve ilâ ervâhi âbâ’inâ ve ümmehâtinâ ve ihvâninâ ve ahavâtinâ ve
a‘mâminâ ve ammâtinâ ve ahvâlinâ ve hâlâtinâ ve ilâ ervâhi men allemenâ
ve ahsin ileynâ hâsseten ve ilâ ervâhi cemî‘i’l-mü’minîne ve’l-mü’minâti
âmmeten ecma‘în bi-hurmeti’l-Fâtiha.
Mânâsı
“Rahmân ve rahim olan Allah’ın adıyla.
Şânı yüce Allah’ın buyruğu doğrudur ve onu bize tebliğ eden kerem
sahibi Nebî aleyhisselâm söylediklerinde sâdıktır. Yaratıcımız, rızık
verenimiz ve dostumuz olan Rabbimiz’in kelâmının doğruluğunu kalp ile
ikrar ve lisanen tasdik ederek her halükarda yakînen şahitlik ederiz.
Allah’ım! Ey Rabbimiz! Okunan hatm-i şerifi bizden -kusurlarıyla
birlikte- kabul eyle. Okuma esnasında lisanımızdan sâdır olan kusurları;
harf ve kelime hatalarını, yanlış telaffuz veya kelimelerin takdim ve tehiri
şeklinde zuhûr eden kusurlarımızı, noksan veya ziyade okumalarımızı veya
nüzûlü maksadından yanlış yorumlamalarımızı, şüphelendiklerimizi,
tembelliğimizi, sür’atle okurken yaptığımız hataları, dil sürçmelerini yahut
da vakfe yapılmayacak yerlerde duraklamamızı, idğam gerekmeyen
yerlerde idğam yapmamızı, gereksiz yerde ızhar yapmamızı, lüzumsuz yere
uzatmalarımızı, şeddeli olmayan yeri şeddeli okumamızı, cezm olmayan
yeri cezimle okumamızı veya bunlardan başka hatalı irâb ile
okuyuşlarımızı, bizden tam ve mükemmel olarak kabul eyle ve her vechile
kusursuz olarak okunmuş gibi ecrini bağışla, öylece sevap yaz.
Ey Rabbimiz! Ey seyyidimiz! Bizleri bağışla. Ey Mevlâmız hatalarımızla
bizi muaheze etme. Bütün uzuvlarımızı, kalbimizi ve lisanımızı hakkıyla
kırâat edenler cümlesine katıp Kur’ân-ı Kerîm’in bereketiyle bizi
rızıklandır.
Bize hayır ve saâdetler bahşeyle ve bizi emn u emân ile müjdele.
Ömrümüz şer ve şekavetle, dalâlet ve azgınlık içinde hitam bulmasın.
Ömrümüz tembellikle ve gaflet içinde geçip gitmeden bizi uyandır ve bizi
kabir azâbından emin eyle. Münker ve Nekir’in gadapla sorgulamasından
ve tenimizi kurtçukların yemesinden muhafaza eyle. Yeniden dirildiğimiz
gün, yüzümü ak eyle. Boynumuzu cehennem azâbından âzâd eyle ve bizi
kitabını sağından alıp, hesabı kolay olanlardan eyle. Mîzânımızın sevap
kefesini ağır eyle. Sıratta ayaklarımızı kaydırma, tesbit eyle. Bizi cennet
bahçelerinin ortasında iskân eyle. Muhammed aleyhisselâmın civarına
komşu eyle.
Ey Deyyân olan Allah’ım, bizi senin yüce zâtına kavuşmakla ikram eyle.
Dualarımızı Tevrat, İncil, Zebur ve Furkan hakkına kabul eyle. Gizli ve açık
muradlarımızı ihsan eyle. Fazlın ve kereminle ziyadesini bağışla, ey rahmân
ve rahîm! Bu yüce dini tebliğ eden Muhammed aleyhisselâma rahmetinle
salât eyle, ey merhametlilerin en merhametlisi!
Allah’ım! Bizi Kur’ân’ınla zînetlendir. Bize Kur’ân hil’atini giydir ve bizi
Kur’ân’ın hidâyetiyle doğru yola ulaştır. Ve ömrümüzü Kur’ân kırâatıyla
hitama erdir. Bizi Kur’ân ehli ile birlikte haşret ve bizi Kur’ân’ın şefaatiyle
cehennem azâbından âzâd eyle. Kur’ân’ın keremiyle bizi cennetine girdir
ve Kur’ân’ın fazîletiyle bizim derecelerimizi âlî eyle. Bizi dünya
belâlarından ve âhiretin azâbından Kur’ân’ın hürmetine kurtar ey fazl u
ihsan sahibi Rabbimiz!
Ey Rabbimiz! Kur’ân-ı Kerîm’i bize dünyada yakın, kabirde yoldaş,
kıyamette şefaatçi, sıratta önümüzü aydınlatan nur, cennette arkadaş eyle.
Yüce Kitabını cehennemle bizim aramızda örtü ve perde eyle. Ve Kur’ân’ı
bütün hayırlı amelleri işlemekte bize önder ve delil eyle; fazlın ve
kereminle ey merhametlilerin merhametlisi!
Allah’ım! Bize okuduğumuz Kur’ân’ın her bir harfinden ayrı bir tad, her
kelimesinden bir kerâmet, her âyetinden ilâhî inâyet ve her sûresinden bir
saâdet bahşeyle. Okuduğumuz her cüzün ecrini ihsan eyle. Allah’ım! Bize
“elif”e ülfet etmeyi nasip eyle, “be” ile bereket ihsan eyle, “te” vesilesiyle
tövbe etmeyi nasip eyle, “se” ile sevaplarımızı artır, “cim” ile güzellikler
nasip eyle. “Ha” ile hikmet, “hı” ile dostluk, “dal” ile yakınlık, “zel” ile
zeka, “rı” ile rahmet, “ze” ile ziyadelik, “sin” ile selâmet, “şın” ile şifâ,
“sad” ile doğruluk, “dat” ile ziya, “tı” ile tarâvet, “zı” ile zafer, “ayın” ile
ilim, “ğayn” ile zenginlik, “fe” ile kurtuluş, “kaf” ile yakınlık, “kef” ile
yeterlilik, “lam”ile lutuf, “mim” ile mev’ıza, “nun” ile nur, “vav” ile
velâyet, “he” ile hidâyet, “lam ve elif” ile sana kavuşma, “ye” ile kolaylık
ver. Muhammed aleyhisselâma, âline ve ashâbına salât u selâm olsun.
Allah’ım, okunan hatm-i şerifin sevabını ve Kur’ân-ı Kerîm’in nûrunu
Rasullerin seyyidi Muhammed aleyhisselâmın ruhuna vâsıl eyle. Âline,
evlâdına, ashâbına, tabiîn ve tebe-i tabiînin ruhlarına vâsıl eyle.
Babalarımızın, dedelerimizin, annelerimizin ve din kardeşlerimizden vefat
edenlerin ruhlarını cemiyetimizden haberdar eyle. Kur’ân-ı Kerîm’i bize
öğretenlerin ruhlarına ihsân eyle.
Allah rızası için ve hassaten bütün mü’min ve mü’minâtın ruhları için el-
Fâtiha.”

