BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Dördüncü Madde
Dördüncü Madde
Madenlerden taşların oluşumlarını ve renklerini özetle bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir. Bütün şeffaf taşlar,
yağmur sularından, yerin içinde hapsolan rutûbetlerden oluşup meydana
gelir. Şeffaf olmayan taşlar ise, suyun ve yapışkan çamurun güneşin
hararetinin etkisiyle birleşmesinden oluşur. Şeffaf taşların oluşması ve
renklenmesi şu şekildedir: Yağmur suları ile zemin ve taşların rutûbeti
maden ve mağaralar içinde hapsolur; madenler ile karışmadan binlerce yıl
orada kalarak saflık, berraklık ve sertlik kazanırlar. Bunlardan öyle sert ve
katı taşlar oluşur ki su ve ateşten etkilenmez ve kırılmazlar. Kıymetli
mücevherler olup yerde kalmazlar. Madenlerin renklerinin farklılığı,
yıldızların ışıklarının etkisiyle oluşmuştur:
Her yıldız, cevherlerin birçok çeşidine delâlet edip ışıklarını bir dağ
üzerine salarak onun altındaki madenleri etkisi altına alır. Çünkü siyahlık
Zühal‘in, yeşillik Jüpiter’in, kırmızılık Mars’ın, sarılık güneş‘in, mavilik
Venüs’ün, değişken renkler Merkür’ün ve beyaz da Ay‘ın ışıklarının
tesirinden meydana gelmiştir.
Cevherlerin çeşitleri oldukça çoktur. Ancak bunların hepsinin sultanı ve
değerde en pahalı olanı elmas cevheridir ki onun bütün madenlerden daha
sert, daha katı ve daha kavî olduğu gözlenmiştir. O, bütün madenlerden
daha kıymetli, değerli ve saf yaratılmıştır. Elmasın bütün madenlerden
üstün ve hepsine karşı etkili iken kurşuna mağlup olması ve ondan
etkilenmesi, Cenâb-ı Hakk’ın hamiyetinin yüceliğinden bilinmiştir.
Kıymette elmasa en yakın cevher zümrüttür. Ona bakanın gözü nurlanır,
gönlü hoş olur. Işınlarından yılanın gözü kör olur, üzerinde zümrüt
taşıyanlardan yılan uzak durur. Zümrüt cevherinin daha pek çok faydası ve
özellikleri vardır. Ancak burada kısa tutulmuştur. Şeffaf taşların oluşumu, –
yukarıda anlatıldığı üzere- uzun yıllar güneşin hararetinin tesiriyle birbirine
karışan
su
ve
yapışkan
çamurun
bir
arada
bulunup
birbiriyle
kaynaşmasıyladır. Zamanla bu çamur tabakası taşlaşır. Nitekim ateşin
etkisiyle süt, katı yoğurt olmuştur.
Taşların oluşumu, toprağının farklılaşmasıyla çeşitlilik kazanır. Taşın
oluştuğu yer, toprak ve kızgın çamur ise, orada mutlak taş oluşur. Sıcak
yerde ise tuzlar, bevârik/göz kamaştırıcı şeyler ve şaplar meydana gelir.
Kıraç yerlerde söz konusu yapışkan çamurdan kırmızı, sarı ve yeşil zaçlar
olur.
O halde her yerin kendine mahsus bir başka özelliği vardır ki bunların
gerçek mâhiyetini ancak âlemin yaratıcısı Allah teâlâ bilir. Bazen suda taş
meydana gelir; sebebi, o suyun veya o yerin özelliklerindendir. Bazen
havaya yükselen duman zerreciklerinin sıcaklığı, soğuk hava tabakasına
tesadüf ederek soğur ve havada taş oluşur. Bu taşlar yere düşmeye
başlayınca insanlar “Taş yağdı” derler. Yine bazen yıldırım sebebiyle taş,
demir veya bakır olur.
Maden çeşitlerinin [104/a] ikincisi olan taşlarla ilgili bu kadar açıklama
ile yetinilmiştir.
Madenlerin üçüncü çeşidi olan yağlar, yukarıda anlatılan iki çeşide
kıyasla tamamen tayyedilerek burada anlatılmamıştır. Çünkü madenlerin
cinsleri, unsurlarının karışımında (i’tidâl-i mizac-ı anâsır) belirli bir ölçü
olmadığından son derece fazladır. Bitki cinsleri, mizaca uyum yönünden
(i’tidâl-i mizac) madenlerden daha yakın olduğundan bitki çeşitleri,
madenlere göre daha azdır.
Hayvan cinsi ise, mizacın ölçüsüne uyum yönünden bitkilerden daha
yakın olduğu için çeşitleri ondan da az olup on sekiz bin türü vardır. Bu
türlerden her biri bir âlem olarak isimlendirilmiştir. Söz konusu türlerden
biri de insanlık âlemi olarak bilinir.
İnsan cinsi, ölçülülüğün kemâl noktasında bulunduğundan, fertleri diğer
bütün türlerden az olup pek yüce ve nadîr bir varlık kabul edilmiştir.
Yaratıcının yaratma gücünü tefekkür için madenlerin durumlarını bu kadar
açıklamakla yetinilmiştir. Çünkü Allah’ın kudretinin sonsuzluğu mâlumdur.

