Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Dördüncü Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Dördüncü Madde Dördüncü Madde Madenlerden taşların oluşumlarını ve renklerini özetle bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir. Bütün şeffaf taşlar, yağmur …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Dördüncü Madde

Dördüncü Madde

Madenlerden taşların oluşumlarını ve renklerini özetle bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir. Bütün şeffaf taşlar,

yağmur sularından, yerin içinde hapsolan rutûbetlerden oluşup meydana

gelir. Şeffaf olmayan taşlar ise, suyun ve yapışkan çamurun güneşin

hararetinin etkisiyle birleşmesinden oluşur. Şeffaf taşların oluşması ve

renklenmesi şu şekildedir: Yağmur suları ile zemin ve taşların rutûbeti

maden ve mağaralar içinde hapsolur; madenler ile karışmadan binlerce yıl

orada kalarak saflık, berraklık ve sertlik kazanırlar. Bunlardan öyle sert ve

katı taşlar oluşur ki su ve ateşten etkilenmez ve kırılmazlar. Kıymetli

mücevherler olup yerde kalmazlar. Madenlerin renklerinin farklılığı,

yıldızların ışıklarının etkisiyle oluşmuştur:

Her yıldız, cevherlerin birçok çeşidine delâlet edip ışıklarını bir dağ

üzerine salarak onun altındaki madenleri etkisi altına alır. Çünkü siyahlık

Zühal‘in, yeşillik Jüpiter’in, kırmızılık Mars’ın, sarılık güneş‘in, mavilik

Venüs’ün, değişken renkler Merkür’ün ve beyaz da Ay‘ın ışıklarının

tesirinden meydana gelmiştir.

Cevherlerin çeşitleri oldukça çoktur. Ancak bunların hepsinin sultanı ve

değerde en pahalı olanı elmas cevheridir ki onun bütün madenlerden daha

sert, daha katı ve daha kavî olduğu gözlenmiştir. O, bütün madenlerden

daha kıymetli, değerli ve saf yaratılmıştır. Elmasın bütün madenlerden

üstün ve hepsine karşı etkili iken kurşuna mağlup olması ve ondan

etkilenmesi, Cenâb-ı Hakk’ın hamiyetinin yüceliğinden bilinmiştir.

Kıymette elmasa en yakın cevher zümrüttür. Ona bakanın gözü nurlanır,

gönlü hoş olur. Işınlarından yılanın gözü kör olur, üzerinde zümrüt

taşıyanlardan yılan uzak durur. Zümrüt cevherinin daha pek çok faydası ve

özellikleri vardır. Ancak burada kısa tutulmuştur. Şeffaf taşların oluşumu, –

yukarıda anlatıldığı üzere- uzun yıllar güneşin hararetinin tesiriyle birbirine

karışan

su

ve

yapışkan

çamurun

bir

arada

bulunup

birbiriyle

kaynaşmasıyladır. Zamanla bu çamur tabakası taşlaşır. Nitekim ateşin

etkisiyle süt, katı yoğurt olmuştur.

Taşların oluşumu, toprağının farklılaşmasıyla çeşitlilik kazanır. Taşın

oluştuğu yer, toprak ve kızgın çamur ise, orada mutlak taş oluşur. Sıcak

yerde ise tuzlar, bevârik/göz kamaştırıcı şeyler ve şaplar meydana gelir.

Kıraç yerlerde söz konusu yapışkan çamurdan kırmızı, sarı ve yeşil zaçlar

olur.

O halde her yerin kendine mahsus bir başka özelliği vardır ki bunların

gerçek mâhiyetini ancak âlemin yaratıcısı Allah teâlâ bilir. Bazen suda taş

meydana gelir; sebebi, o suyun veya o yerin özelliklerindendir. Bazen

havaya yükselen duman zerreciklerinin sıcaklığı, soğuk hava tabakasına

tesadüf ederek soğur ve havada taş oluşur. Bu taşlar yere düşmeye

başlayınca insanlar “Taş yağdı” derler. Yine bazen yıldırım sebebiyle taş,

demir veya bakır olur.

Maden çeşitlerinin [104/a] ikincisi olan taşlarla ilgili bu kadar açıklama

ile yetinilmiştir.

Madenlerin üçüncü çeşidi olan yağlar, yukarıda anlatılan iki çeşide

kıyasla tamamen tayyedilerek burada anlatılmamıştır. Çünkü madenlerin

cinsleri, unsurlarının karışımında (i’tidâl-i mizac-ı anâsır) belirli bir ölçü

olmadığından son derece fazladır. Bitki cinsleri, mizaca uyum yönünden

(i’tidâl-i mizac) madenlerden daha yakın olduğundan bitki çeşitleri,

madenlere göre daha azdır.

Hayvan cinsi ise, mizacın ölçüsüne uyum yönünden bitkilerden daha

yakın olduğu için çeşitleri ondan da az olup on sekiz bin türü vardır. Bu

türlerden her biri bir âlem olarak isimlendirilmiştir. Söz konusu türlerden

biri de insanlık âlemi olarak bilinir.

İnsan cinsi, ölçülülüğün kemâl noktasında bulunduğundan, fertleri diğer

bütün türlerden az olup pek yüce ve nadîr bir varlık kabul edilmiştir.

Yaratıcının yaratma gücünü tefekkür için madenlerin durumlarını bu kadar

açıklamakla yetinilmiştir. Çünkü Allah’ın kudretinin sonsuzluğu mâlumdur.