Marifetnâme · Haziran 27, 2026

Mârifetin yeri olan insan kalbinin mahiyetini anlatır

ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde Dördüncü Madde Mârifetin yeri olan insan kalbinin mahiyetini anlatır. Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Kulların kalpleri [203] Allah’ın …

ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde

Dördüncü Madde

Mârifetin yeri olan insan kalbinin mahiyetini anlatır.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Kulların

kalpleri [203] Allah’ın nazargâhı olduğu için, kalbi mâsivâdan (Allah’tan

başka her şey) temizlemek her ibadetten daha önemlidir. Kalbinden fetvâ

isteyen, pişmanlık duymaktan uzak kalır. Kalbinin fetvâsının ve isteğinin

zıddına gidenin işi ise hatadır. İnsanın kalbi [195/a] Rahmân’ın kapısıdır ki

kulun Mevlâsı huzurunda duracağı mekânıdır.

Gönül, bedenin hükümdarıdır ve iyilikler sahibi Yüce Allah’ın esiridir.

Gönül, Hakk’ın kudret levhasıdır. Gönül, akıl ve marifet nakışlarıdır.

Gönül, surette siyah nokta (süveydâ) [204] ; mânâda ruhun kaynağı ve

Hakk’ın nazargâhıdır. Gönül, Rabbânî bir latîfedir, kaynağı da bu cismânî

noktadır. Gönül, âhireti düşünen aklın (akl-ı meâd) zâhiridir. İnsan ruhu,

onun bir adıdır. Gönül acayip bir şeydir, akıl onu anlamaktan âcizdir.

Kalp düzelirse, vücut da düzelir. Çünkü hükümdar rahat ve huzur içinde

olursa halk da rahat ve esenlik bulur. Gönül, yaratılışın aslıdır ve ona

yakışan sevgidir.

Çünkü iş ve davranışlar kalpten olursa, âzâ ve organlar da rahat olur.

Allah dostlarının yükselmesi sanma ki sözleri ve ibadetleriyledir. Onların

yükselmesi, kalpleri ve davranışlarıyladır. Bir kâmil demiştir ki “İki sene

kalbimi korumakla meşgul oldum. Sonra da korunanlardan olup rahat

buldum.” Kalp, imanın kaynağıdır. Gönül (Fuâd) [205] , tevhid [206] ve irfânın

ocağıdır. Kalp, huzur [207] makãmıdır. Gönül (Fuâd), nûr şehridir.

Kıta

1-Mihrün furûğı sînedeki ke’n-nûri fi’l-basar

Aşkın hevâsı rûhda ke’r-rûhi fi’l-cesed

2-Olmuş nüfûr nûr-ı huzûrundan ehl-i cehl

Hakkâ ki, şemsden kaçar ol sâhib-i remed

Günümüz Türkçesiyle

1-Gönüldeki sevgi aydınlığı, gözdeki nûr gibidir. Ruhtaki aşk, bedende

ruh gibidir.

2-Cahiller, onun varlığının nurundan nefret etmiş; zaten göz ağrısı olan

güneşten kaçar.

Beden tabaklanmaya (işlenmeye) muhtaç deridir. Nefis ölmeyecek kadar

yiyeceğe muhtaç binek hayvanıdır. Gönül, tamire muhtaç bir camidir.

Gönül, ilâhî emirleri kabûlün sermayesidir. Fakat zanlarla meşgul

olmaktadır. Kalbindeki tehlikelere çok dikkatli bir bekçi gibi gözcülük

yapan kişi, organlarının yaptığı işlerde masumdur. Vahdet [208] ehlinin

kalpleri, marifet ve muhabbet fânuslarıdır. Görme gözler, müşâhade [209]

kalpler ve mükâşefe [210] sırlarla (esrâr) [211] ilgilidir.

Beyt

Hâb-ı gaflet bağlamış halkın basîret çeşmini

Yohsa ol hurşîd dâ’im dilde doğmuş bî-sehâb

Günümüz Türkçesiyle

Gaflet uykusu bağlamış halkın basîret gözünü. Yoksa o güneş gönülde,

bulut engeli olmadan daima doğar.

Gönül Hakk’ın huzurunda olursa, hisler ve duyular, mesrûr ve mamur

olur. Dünyadaki mesafeler binek vasıtalarıyla geçilir. Mânâ âleminin

mesafeleri ise kalplerle geçilir. Selîm (sağduyu sahibi ve temiz) kalbin

kıblesi Hak tealadır, âdeti Hakk’ın kazâsına [212] rızadır.

Kalpler üçtür ki biri iyilik ve ihsanı bekleyen kalptir (kalb-i muntazır-ı

atâ), diğeri rızayı bekleyen kalptir (kalb-i muntazır-ı rıza), üçüncüsü ise

Hakk’a kavuşmayı bekleyen kalptir (kalb-i muntazır-ı likã). Gönül

gülistânında irfân güllerini koklayıp vahdet bahçesinde aşkın şarabını içip

aşk nağmelerini dinlemek, bütün her şeyden daha lezzetli ve daha çekicidir.

Kıta

1- Nazargâh-ı Hudâ’dır dil

Anı sen benliğinden sil

Çün oldı sâfî kalbin bil

Gerek mestânelik itmek

2- Dil olsa aşk ile rûşen

Olur ma‘şûka hoş mesken

Cemâliyle olur gülşen

Bilür peymânelik itmek

Günümüz Türkçesiyle

1-Hudâ’nın nazargâhıdır gönül, onu sen benliğinden sil. Kalbin tertemiz

olunca sana kendinden geçmek gerekir.

2-Gönül aşk ile şen şakrak olsa, mâşuka hoş mesken olur. Onun cemâliyle

gül bahçesine döner; aşk kadehi olmayı öğrenir.

Dünya ile ilgili olan gönül, aldanır. Âhiret ile olan gönül erir. Mevlâ ile

olan gönül, tertemizdir. Gâfilin kalbi dünyaya bağlıdır. Zâhidin kalbi âhirete

bağlıdır. Ârifin kalbi Mevlâ’ya bağlıdır. [213] Gönül, şefkatli ve şerefli bir

arkadaştır. Korku ve tehlike (havf u hatar) ona zor gelir. Çünkü az bir

üzüntü onun katında çoktur.

Kalbin Hak ile olsun, kalıbın halk ile kalsın. Kimin kalbini Hak kuşatırsa,

bütün varlıklar onun nazarından düşer. İnsan kalbinin hayatı, Hazret-i

Rahmân’ın sıfatlarıdır. Mesela bunlar rahmet, adalet ve ihsandır.

Kalbin acayip halleri, hislerin idrakinden ötedir. Ömür artıran nağmeleri,

eşyanın

hayatıdır.

Kulağa

hoş

gelen

terennümleri,

oyun-eğlence

sadalarından daha tatlı ve yücedir. Muhabbetinin hamuru, her nimetten daha

lezzetli ve hazmı kolaydır. Her zevk ve safânın lezzetlerinin toplamından

daha yüce ve önceliklidir.

Çünkü kalp, her mânânın toplandığı yerdir. Hakk’ın isimlerini kendinde

toplayandır. Mevlâ’nın nazargâhıdır.

Nazm

1-Gönül bu nağme-i pestinledir bülend-i vücûd

Ya nefh-i sûr onu sen yâ kıyâmet-i mev‘ûd

2-İşitmişem ki, nice halkın aldı canlarını

O zevk-i lezzet-i âvâz-ı nağme-i Dâvûd [195/b]

3-Senin demin eseri aksidir onun nefesi

Onunla meyyit olur hay demekle her mevcûd

4-İrer cihâna dem-â-dem, deminle bûy-ı hayât

Bu demle ıtr-ı cihansın abîrsin yâ ûd

5-Değil nevâların ey dil bu halk u bu tenden

Nevâlarınla döner mihr ü mâh-ı çarh-ı kebûd

6-Terennümünle anınçün cihân olur pür-zevk

Ki nefh ider nefehâtın Hudâ-yı Hayy ü Vedûd

7-Cihânı tutdu çü enfâs-ı tayyibin ey dil

Bu bahr-ı zevke dalıp Hakkı oldı hoş nâ-bûd

Günümüz Türkçesiyle

1-Gönül, bu yüce varlık, güzel nağmelerinledir. Ya sen ona ansızın bir

nefhasın ya va›dedilmiş kıyamet.

2-İşittim ki nice halkın canlarını aldı. Davud’un nağmesi avazındaki

lezzetin zevki.

3-Senin nefesin eserinin yansıması(dır), onun nefesi. Onunla «meyyit»

olur, “hay” demekle her varlık.

4-Cihana her zaman nefesinle erer hayat kokusu. Bu nefesle ya cihanın en

güzel kokusu ya amber ya da öd ağacısın.

5-Ey gönül, inleyişlerin bu halk ve tenden değil. İnleyişlerinle döner bu

ay, güneş ve gök kubbe.

6-Onun için terennümünle cihan zevkle dolar ki üfler nefhalarını, her

zaman diri olup (kullarını) çok seven Hudâ.

7-O tertemiz nefeslerin cihanı tuttu, ey gönül! Bu zevk deryasına dalıp

Hakkı hoşça yok oldu.