ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde
Dördüncü Madde
Mârifetin yeri olan insan kalbinin mahiyetini anlatır.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Kulların
kalpleri [203] Allah’ın nazargâhı olduğu için, kalbi mâsivâdan (Allah’tan
başka her şey) temizlemek her ibadetten daha önemlidir. Kalbinden fetvâ
isteyen, pişmanlık duymaktan uzak kalır. Kalbinin fetvâsının ve isteğinin
zıddına gidenin işi ise hatadır. İnsanın kalbi [195/a] Rahmân’ın kapısıdır ki
kulun Mevlâsı huzurunda duracağı mekânıdır.
Gönül, bedenin hükümdarıdır ve iyilikler sahibi Yüce Allah’ın esiridir.
Gönül, Hakk’ın kudret levhasıdır. Gönül, akıl ve marifet nakışlarıdır.
Gönül, surette siyah nokta (süveydâ) [204] ; mânâda ruhun kaynağı ve
Hakk’ın nazargâhıdır. Gönül, Rabbânî bir latîfedir, kaynağı da bu cismânî
noktadır. Gönül, âhireti düşünen aklın (akl-ı meâd) zâhiridir. İnsan ruhu,
onun bir adıdır. Gönül acayip bir şeydir, akıl onu anlamaktan âcizdir.
Kalp düzelirse, vücut da düzelir. Çünkü hükümdar rahat ve huzur içinde
olursa halk da rahat ve esenlik bulur. Gönül, yaratılışın aslıdır ve ona
yakışan sevgidir.
Çünkü iş ve davranışlar kalpten olursa, âzâ ve organlar da rahat olur.
Allah dostlarının yükselmesi sanma ki sözleri ve ibadetleriyledir. Onların
yükselmesi, kalpleri ve davranışlarıyladır. Bir kâmil demiştir ki “İki sene
kalbimi korumakla meşgul oldum. Sonra da korunanlardan olup rahat
buldum.” Kalp, imanın kaynağıdır. Gönül (Fuâd) [205] , tevhid [206] ve irfânın
ocağıdır. Kalp, huzur [207] makãmıdır. Gönül (Fuâd), nûr şehridir.
Kıta
1-Mihrün furûğı sînedeki ke’n-nûri fi’l-basar
Aşkın hevâsı rûhda ke’r-rûhi fi’l-cesed
2-Olmuş nüfûr nûr-ı huzûrundan ehl-i cehl
Hakkâ ki, şemsden kaçar ol sâhib-i remed
Günümüz Türkçesiyle
1-Gönüldeki sevgi aydınlığı, gözdeki nûr gibidir. Ruhtaki aşk, bedende
ruh gibidir.
2-Cahiller, onun varlığının nurundan nefret etmiş; zaten göz ağrısı olan
güneşten kaçar.
Beden tabaklanmaya (işlenmeye) muhtaç deridir. Nefis ölmeyecek kadar
yiyeceğe muhtaç binek hayvanıdır. Gönül, tamire muhtaç bir camidir.
Gönül, ilâhî emirleri kabûlün sermayesidir. Fakat zanlarla meşgul
olmaktadır. Kalbindeki tehlikelere çok dikkatli bir bekçi gibi gözcülük
yapan kişi, organlarının yaptığı işlerde masumdur. Vahdet [208] ehlinin
kalpleri, marifet ve muhabbet fânuslarıdır. Görme gözler, müşâhade [209]
kalpler ve mükâşefe [210] sırlarla (esrâr) [211] ilgilidir.
Beyt
Hâb-ı gaflet bağlamış halkın basîret çeşmini
Yohsa ol hurşîd dâ’im dilde doğmuş bî-sehâb
Günümüz Türkçesiyle
Gaflet uykusu bağlamış halkın basîret gözünü. Yoksa o güneş gönülde,
bulut engeli olmadan daima doğar.
Gönül Hakk’ın huzurunda olursa, hisler ve duyular, mesrûr ve mamur
olur. Dünyadaki mesafeler binek vasıtalarıyla geçilir. Mânâ âleminin
mesafeleri ise kalplerle geçilir. Selîm (sağduyu sahibi ve temiz) kalbin
kıblesi Hak tealadır, âdeti Hakk’ın kazâsına [212] rızadır.
Kalpler üçtür ki biri iyilik ve ihsanı bekleyen kalptir (kalb-i muntazır-ı
atâ), diğeri rızayı bekleyen kalptir (kalb-i muntazır-ı rıza), üçüncüsü ise
Hakk’a kavuşmayı bekleyen kalptir (kalb-i muntazır-ı likã). Gönül
gülistânında irfân güllerini koklayıp vahdet bahçesinde aşkın şarabını içip
aşk nağmelerini dinlemek, bütün her şeyden daha lezzetli ve daha çekicidir.
Kıta
1- Nazargâh-ı Hudâ’dır dil
Anı sen benliğinden sil
Çün oldı sâfî kalbin bil
Gerek mestânelik itmek
2- Dil olsa aşk ile rûşen
Olur ma‘şûka hoş mesken
Cemâliyle olur gülşen
Bilür peymânelik itmek
Günümüz Türkçesiyle
1-Hudâ’nın nazargâhıdır gönül, onu sen benliğinden sil. Kalbin tertemiz
olunca sana kendinden geçmek gerekir.
2-Gönül aşk ile şen şakrak olsa, mâşuka hoş mesken olur. Onun cemâliyle
gül bahçesine döner; aşk kadehi olmayı öğrenir.
Dünya ile ilgili olan gönül, aldanır. Âhiret ile olan gönül erir. Mevlâ ile
olan gönül, tertemizdir. Gâfilin kalbi dünyaya bağlıdır. Zâhidin kalbi âhirete
bağlıdır. Ârifin kalbi Mevlâ’ya bağlıdır. [213] Gönül, şefkatli ve şerefli bir
arkadaştır. Korku ve tehlike (havf u hatar) ona zor gelir. Çünkü az bir
üzüntü onun katında çoktur.
Kalbin Hak ile olsun, kalıbın halk ile kalsın. Kimin kalbini Hak kuşatırsa,
bütün varlıklar onun nazarından düşer. İnsan kalbinin hayatı, Hazret-i
Rahmân’ın sıfatlarıdır. Mesela bunlar rahmet, adalet ve ihsandır.
Kalbin acayip halleri, hislerin idrakinden ötedir. Ömür artıran nağmeleri,
eşyanın
hayatıdır.
Kulağa
hoş
gelen
terennümleri,
oyun-eğlence
sadalarından daha tatlı ve yücedir. Muhabbetinin hamuru, her nimetten daha
lezzetli ve hazmı kolaydır. Her zevk ve safânın lezzetlerinin toplamından
daha yüce ve önceliklidir.
Çünkü kalp, her mânânın toplandığı yerdir. Hakk’ın isimlerini kendinde
toplayandır. Mevlâ’nın nazargâhıdır.
Nazm
1-Gönül bu nağme-i pestinledir bülend-i vücûd
Ya nefh-i sûr onu sen yâ kıyâmet-i mev‘ûd
2-İşitmişem ki, nice halkın aldı canlarını
O zevk-i lezzet-i âvâz-ı nağme-i Dâvûd [195/b]
3-Senin demin eseri aksidir onun nefesi
Onunla meyyit olur hay demekle her mevcûd
4-İrer cihâna dem-â-dem, deminle bûy-ı hayât
Bu demle ıtr-ı cihansın abîrsin yâ ûd
5-Değil nevâların ey dil bu halk u bu tenden
Nevâlarınla döner mihr ü mâh-ı çarh-ı kebûd
6-Terennümünle anınçün cihân olur pür-zevk
Ki nefh ider nefehâtın Hudâ-yı Hayy ü Vedûd
7-Cihânı tutdu çü enfâs-ı tayyibin ey dil
Bu bahr-ı zevke dalıp Hakkı oldı hoş nâ-bûd
Günümüz Türkçesiyle
1-Gönül, bu yüce varlık, güzel nağmelerinledir. Ya sen ona ansızın bir
nefhasın ya va›dedilmiş kıyamet.
2-İşittim ki nice halkın canlarını aldı. Davud’un nağmesi avazındaki
lezzetin zevki.
3-Senin nefesin eserinin yansıması(dır), onun nefesi. Onunla «meyyit»
olur, “hay” demekle her varlık.
4-Cihana her zaman nefesinle erer hayat kokusu. Bu nefesle ya cihanın en
güzel kokusu ya amber ya da öd ağacısın.
5-Ey gönül, inleyişlerin bu halk ve tenden değil. İnleyişlerinle döner bu
ay, güneş ve gök kubbe.
6-Onun için terennümünle cihan zevkle dolar ki üfler nefhalarını, her
zaman diri olup (kullarını) çok seven Hudâ.
7-O tertemiz nefeslerin cihanı tuttu, ey gönül! Bu zevk deryasına dalıp
Hakkı hoşça yok oldu.

