BEŞİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Beşinci Madde
Beşinci Madde
Mecburî altı sebepten geri kalan üçünün dengesini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki tıp uzmanları şöyle demişlerdir: Bedenin sağlığını
korumaya gayret eden kimse altı mecburî sebebin kalan üçünü de tedbir ile
dengeli yapsın ve ömrünün sonuna kadar sıhhat ve âfiyetle yaşasın.
Uyku ve uyanıklığın dengesi
Uykunun en iyisi, süresi ve zamanı dengeli olanıdır. Yani uyku, dört saati
geçecek kadar kesintisiz ve derin olmalıdır. Uykuya, yemek midede hazm
olunduktan sonra başlamalıdır. Yani yeme ve içmeden iki üç saat geçtikten
sonra uyku bastırdığında ikinci hazımda uyumalıdır. Midesi zayıf olan
kimse yiyeceklerin hazmına uyku ile yardım etmek isterse, ilk önce yarım
saat kadar sağ tarafı üzerine yatması lâzımdır. Böylece sağ tarafa meyilli
olan mide ağzından gıdayı karaciğerin çekip alması kolay olsun ve
karaciğerin harareti onu ısıtsın. Bundan sonra sol taraf üzerine yatıp
uyumak gerekir. Böylece karaciğer mide üzerine yorgan gibi yayılarak onu
ısıtsın ve hazm işinde mideye yardımcı olsun. Bundan sonra yine iki saat
kadar sağ taraf üzerine yatıp uyumak gerekir. Bu hareket, ikinci hazım için
gıdanın karaciğer tarafına gitmesine yardımcı olur.
Yenilen şeylerin karakterini ele geçirme yönünden uykunun bedene
sağladığı katkı, uyanıklık durumundan daha çoktur. Çünkü uyku halinde
vücudun iç ısısı fazla olduğu için, vücut maddeyi çok fazla etkisi altına alır.
Yenilen maddeyi akışkan hale getirme yönünden uyanıklığın bedene
sağladığı katkı uyku halinden daha çoktur.
Çünkü uyanıklık halinde vücut ısısı dış tarafa yönelerek, maddeyi
ayrıştırıp, akışkan hale getirir. Uykusunda sebepsiz yere çok terleyen, gıda
ya da karışım ile dolu demektir. Kimin uykusu ağır ve uzun olursa, yani
sekiz saatten fazla olursa, onun beyninde fazla nem varıdır. O, hafif gıdalar
yiyerek uykusunu hafifletmeli ve dengeyi bulmalıdır. Kim uykusuzluğa
müptela olursa, yani yirmi dört saatten fazla uykusuz kalırsa; banyo yaparak
rahatlar. Süt, arpa suyu [159/b] ve benzeri içecekleri içerse uykusu gelir.
Kişinin uykusu esnasında üzerine ağır bir eşya düşerek kendisini sıktığını,
hareketini engellediğini, canını daralttığını hayal etmesine boğucu kâbus
denir. İşte bu boğucu kâbus, buharı ayrıştıran uyanıklığın ve hareketin
olmaması sebebiyle kan buharının veya balgam buharının ya da sevda
buhârının beyne ulaşmasından ortaya çıkar. Bunun çaresi kusma (istifrağ)
ile beynin temizlenmesidir.
Yiyeceklerde Denge
Sağlık üzere devam etmesi istenen bedene, keyfiyetinde benzerini vermek
gerekir. Eğer bozulmuş bir sıhhat, kendisinden üstün bir sıhhate nakletmek
istenirse ona zıddını vermek gerekir. Şu halde vücudunun sıhhatini olduğu
gibi korumak isteyene şunlar lâzımdır: Temel gıdalar olarak, siyah taneler
gibi lekelerden temizlenmiş buğday ekmeği, orta tatlılar, koyun eti ve tavuk
gibi kümes hayvanları yemelidir. Lokmaları küçük alarak çok çiğnemelidir.
Meyvelerden ancak incir ve üzümün kuru ve yaşını tercih etmelidir. İlaç
yapılan meyvelere yönelmemelidir. Bunlardan ancak mizacı düzenlemek
için yemeli veya o anda hazır yiyecek olduğu için almalıdır. Asla, iştahsız
yemek yenmemelidir. Kişi iştahını giderip tehir etmemelidir. Yaz günlerinde
soğuk besinler, kış günlerinde sıcak gıdalar almalıdır. Hazmolunmuş yemek
üzerine başka bir yiyecek yememelidir. Yemek zamanı uzatılmamalıdır.
Böylece önce yenilenler ile sonra yenilenlerin hazmında farklı olmasın.
Yemekte çeşidi çoğaltmamak lâzımdır ki hazımda tabiata şaşkınlık
gelmesin. Aşırı gidilmedikçe lezzetli gıdalar en faydalısıdır. Yeme isteği
çok sür’atlidir, buharına mülâzemet olmasa.
Sıcak gıdalar bedene zararlıdır, ihtiyarlığı çabuklaştırıcı ve vücut
organlarını yorucudur. Tatlı gıdalar almak, mideyi gevşetir, bedeni korur ve
safrayı harekete geçirir. Tuzlu gıdalar bedeni kurutur, safra çıkartır.
Uzuvları ve kuvvetleri zayıflatır. Tatlının zararlarını ekşi giderir; ekşinin
zararları tatlı ile gider. Lezzetsiz yemek tuzluyu, tuzlu da lezzetsizi
dengeler. Yemeğe iştahın varken yemekten el çekmek lâzımdır.
Âdet olmuş yemek vakitlerini ve gereklerini gözetmek elbette lâzımdır.
Fakat iyi olmayan gıdalara alışmış olanlar bunlara devam etmemeli,
tedrîcen bırakmalıdır. Alışkanlık edindiği yemek vakitlerini azaltarak bir
öğüne kadar indirmelidir. Çünkü gündüzün aydınlığında bir kere yemek ve
bir kere de gece yemek, vücuda sıhhat ve ruha hafifliktir.
Çeşitli hastalıkların çoğalması fazla yemektendir. Şu halde tokluktan
korunan kimse ömrü oldukça afiyet bulur.
Mizacı kanlı olan kimsenin gıdası, sümmâki [55] gibi soğuk ve muharrik,
mizacı balgamlı olan kimsenin gıdası sıcak ve latîf, mizacı safralı olan
kimsenin gıdası nar gibi soğuk ve nemli, mizacı sevdalı olan kimsenin
gıdası, rütûbetli olmalıdır.
Balık yerken süt içmek bedene zarar verir. Cüzzam ve yarım inme gibi
müzmin hastalıklara sebep olur. Süt ile ekşiyi birlikte almak da pek
tehlikelidir. Sütlü üzerine kavrulmuş un (sevîk), paça üzerine üzüm, keşkek
(herîse) üzerine nar yemek, pirinç –pilavı- (erz) ile sirkeyi (hall)
birleştirmek bedene zarar ve mideye ziyandır. “Sadece ekmekle kuru üzüm
yiyen ömründe doktora muhtaç olmaz” sözü tıp uzmanları arasında dilden
düşmez.
Zayıf bedenli kimse kilo alabilmek için, besini mide ve bağırsakta tutarak
damarlara nüfuz eden kısımlarından faydalansın. Mesela badem, fıstık,
fındık, leblebi, buğday, pirinç pilavı, kavun-karpuz ve haşhaş çekirdeği gibi
şeyleri [160/a] inek sütü ile kaynatıp kırk sabah aç karına ikişer ölçek alsın.
Eğer ilkbaharda inek sütünü pişirip tuz ile çürüterek suyundan kırk elli
sabah yemekten önce aç karına, üç fincan kadar içip bir saat miktarı arka
üstü yatarsa itidal üzere kilo alır. Fazla kiloları bulunan kimse zayıflamak
için az yeyip çok banyo yapıp aç karna hareket ederek sert yerde yatsın.
Gıdalardan mercimek, arpa ve eski peynir yemekle yetinsin ki eti ve yağı
eriyip gitsin. Bedeni normal olup ruhu rahata ersin.
İçeceklerde denge
Nehir suyu ile kuyu suyunu hazımdan önce karıştırmak tabiata zorluk
verir. Çünkü bu iki su yumuşaklık ve sertlikte birbirine uygun değildir.
Suların en üstünü nehir suyudur. Özellikle temiz yerde akıp her türlü kirden
arınmış sâfî olanı ya da taşlar üzerinde akıp pis kokulardan uzak olanı
güzeldir.
İyi su özellikle kuzeye ya da doğuya akar. Yüksek bir yerden aşağıya
doğru akıp gider. Suyun kaynağı uzak olmalı ki uzun süre akmakla letâfet
kazansın. Bu su, letâfetinden dolayı çok hafif olur. Özellikle miktarı çok
olup şiddetli akanı daha tatlı olur. Bu özelliklere sahip olan bir su en
iyisidir. Mübarek Nil Nehri suyu bahsedilen özelliklerin çoğunu kendinde
toplamıştır. Kaynak suyu az hareketinden dolayı kalın (kaba) kalmıştır.
Toprak altında olan kanallar (gerzler) içinde akan sular sertleşmiştir.
Mağara suları ve kuyu suları onlardan daha serttir. Su içmek, yemeğin
ikinci hazmına başlamasından sonra yani yemekten iki üç saat geçtikten
sonra faydalı kabul edilmiştir. Yemek arasında su içmek, hastalığı körükler.
Yemeğin hemen arkasından su içmek, zararlı ve çok fenâdır.
Lâkin midesi sıcak olan kimsenin, yemek arasında ve sonunda su içmesi
faydalı olur. Yemek yeme arzusu zayıf olana kuvvet verir. Çünkü o zayıflık
hararetin çokluğundan gelir. Bundan dolayı su içerek hararet dengelenmiş
olur.
Mide boş iken yani aç karnına ve terletici hareketin arkasından, bilhassa
cinsî münasebette bulunduktan ve banyodan sonra, müshil içtikten sonra,
meyve üzerine özellikle de kavun karpuz yedikten sonra su içmek ve
bilhassa soğuk su içmek oldukça zararlıdır. Lâkin söylenilen zamanlarda
susuzluğa dayanılamazsa, çocuğun meme emmesi gibi, dudakları ile bardak
arasında emerek içmeli ve üç nefesi geçirmemelidir. Her nefeste üç
yudumdan fazla içmemelidir.
Çünkü çoğu zaman susuzluk ya kopmadan uzayan balgamdan veya tuzlu
olan balgamdan meydana gelir. Hâlbuki su içtikçe, hararet artar. Eğer o
hararete sabredebilirse tabiat o hararet maddesini pişirip eritir, hararet de
kendiliğinden gider. Çoğu zaman olur ki hararet maddesini bal gibi tatlılar
teskin eder. Ayakta su içmek her zaman hatalı ve tehlikelidir. Ancak
zemzem suyunu ayakta içmek şifâdır.
Nazm
Tevakki şurbe’l-mâ’i fî-hamsetin
Fe-innehâ câlibetun li’s-sekâmi
Akîbe hammâmin kezâ bâ’etin
Ve’n-nevmi ve’l-i‘yâ ve ekli’t-ta‘âmi
Nazm (ın tercümesi)
Beş yerde su içmekten sakın, çünkü onlar hastalık getirir. Banyodan,
cimâdan, uykudan, yorgunluktan sonra ve yemek üzerine.
Boşaltma ve tutmada denge
Bedenin sıhhatini korumak isteyene şu lâzımdır ki her zaman kendi
tabiatına sahip olup gözetmelidir. Eğer tabiatı kabız olursa, onu incir ve
sinameki [56] gibi sıvı içeceklerle yumuşatsın. Özellikle yaşlıların tabiatına
yumuşaklık, rahatlık ve selâmettir. Eğer tabiatında çok yumuşaklık (ishal)
bulursa, onu sumak ve husrum gibi (kabızlık verici) şeylerle kabız etsin.
Eğer şişkinlik olursa, bu çok yemekten dolayı midede hâsıl olup [160/b]
geğirmekle çıkan gaz ile ya da tadın bozulmasıyla (ekşime) yahut sadece
ağırlık ile yediği şeyin bozukluğundan olursa, hiç vakit kaybetmeden
kusmaya can atsın.
Eğer kusmak ona zor geliyorsa veya vakti değilse mastikalı [57] buğday ile
kaynamış sıcak su içip sağ yanı üzerine yatsın. Yahut bir parmak bala ince
tuz katsın ve pamuk ile makadında yarım saat kadar taşımaya katlansın.
Böylece yumuşaklık bulur, rahatlıkla o bozuk gıda kendinden gider. Sonra
elma gibi mideye kuvvet veren şeyleri yiyip hamamda yatsın.
İshal olursa gül yaprağı, ezilip yumuşatılmış mazı, nohut ezmesi, Ermeni
çamuru, fesleğen tohumu, tebeşir ve kimyon gibi kuru gıdalardan yesin.
Veya elma, ayva (sefercel) ve ekşi nar (rummân) gibi meyvelerden yesin ki
tabiatı yine dengeye itidale kavuşsun. İdrarı ve büyük abdesti tutmak çok
zararlıdır. Titreme verir ve ihtiyarlığı çabuklaştırır. Alışılmış olan boşalma
yollarının en kolayı cimâ ve hamamdır.
Nazm
1-Mâye-i ‘îş-i âdemî şikem est
Tâ be-tedrîc mî-reved çi gam est
2-Ger be-bended çunân ki ne-guşâyed
Ger dil ez-omr ber konî şâyed
3-V’er guşâyed çunân ki ne-tevân best
Gû be-şûy ez-hayat-i dunyâ dest
4-Çâr tab’-i muhâlif u serkeş
Çend rûzî şodend bâ-hem hoş
5-Ger yekî z’în çehâr şod gâlib
Cân-ı şîrîn ber âred ez-kâlib
6-Lâ cerem merd-i ârif u kâmil
Ne-nehed ber hayât-i dunyâ dil
Nazm (ın tercümesi):
1- Mide insan hayatının temeli; tedrîcen gitmeli, üzülmemeli.
2-Bağlanırsa açılmayacak kadar; kalbe elem verir, bedene zarar.
3-Bağlanmayacak kadar açılırsa; ölüme götürür, vermesin tasa.
4-Dört değişik, serkeş tabiatlar var; buluşmuş insanda ve kaynaşmışlar.
5-Gâlip olursa bu dörtten biri; kalıbdan can söker, bırakmaz diri.
6-İşte ârif, kâmil olan insanlar; bu fânî dünyaya bel bağlamazlar.

