Marifetnâme · Haziran 27, 2026

Mecburî altı sebepten geri kalan üçünün dengesini bildirir

BEŞİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Beşinci Madde Beşinci Madde Mecburî altı sebepten geri kalan üçünün dengesini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki tıp uzmanları şöyle demişlerdir: Bedenin sağlığını korumaya gayret eden kimse …

BEŞİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Beşinci Madde

Beşinci Madde

Mecburî altı sebepten geri kalan üçünün dengesini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki tıp uzmanları şöyle demişlerdir: Bedenin sağlığını

korumaya gayret eden kimse altı mecburî sebebin kalan üçünü de tedbir ile

dengeli yapsın ve ömrünün sonuna kadar sıhhat ve âfiyetle yaşasın.

Uyku ve uyanıklığın dengesi

Uykunun en iyisi, süresi ve zamanı dengeli olanıdır. Yani uyku, dört saati

geçecek kadar kesintisiz ve derin olmalıdır. Uykuya, yemek midede hazm

olunduktan sonra başlamalıdır. Yani yeme ve içmeden iki üç saat geçtikten

sonra uyku bastırdığında ikinci hazımda uyumalıdır. Midesi zayıf olan

kimse yiyeceklerin hazmına uyku ile yardım etmek isterse, ilk önce yarım

saat kadar sağ tarafı üzerine yatması lâzımdır. Böylece sağ tarafa meyilli

olan mide ağzından gıdayı karaciğerin çekip alması kolay olsun ve

karaciğerin harareti onu ısıtsın. Bundan sonra sol taraf üzerine yatıp

uyumak gerekir. Böylece karaciğer mide üzerine yorgan gibi yayılarak onu

ısıtsın ve hazm işinde mideye yardımcı olsun. Bundan sonra yine iki saat

kadar sağ taraf üzerine yatıp uyumak gerekir. Bu hareket, ikinci hazım için

gıdanın karaciğer tarafına gitmesine yardımcı olur.

Yenilen şeylerin karakterini ele geçirme yönünden uykunun bedene

sağladığı katkı, uyanıklık durumundan daha çoktur. Çünkü uyku halinde

vücudun iç ısısı fazla olduğu için, vücut maddeyi çok fazla etkisi altına alır.

Yenilen maddeyi akışkan hale getirme yönünden uyanıklığın bedene

sağladığı katkı uyku halinden daha çoktur.

Çünkü uyanıklık halinde vücut ısısı dış tarafa yönelerek, maddeyi

ayrıştırıp, akışkan hale getirir. Uykusunda sebepsiz yere çok terleyen, gıda

ya da karışım ile dolu demektir. Kimin uykusu ağır ve uzun olursa, yani

sekiz saatten fazla olursa, onun beyninde fazla nem varıdır. O, hafif gıdalar

yiyerek uykusunu hafifletmeli ve dengeyi bulmalıdır. Kim uykusuzluğa

müptela olursa, yani yirmi dört saatten fazla uykusuz kalırsa; banyo yaparak

rahatlar. Süt, arpa suyu [159/b] ve benzeri içecekleri içerse uykusu gelir.

Kişinin uykusu esnasında üzerine ağır bir eşya düşerek kendisini sıktığını,

hareketini engellediğini, canını daralttığını hayal etmesine boğucu kâbus

denir. İşte bu boğucu kâbus, buharı ayrıştıran uyanıklığın ve hareketin

olmaması sebebiyle kan buharının veya balgam buharının ya da sevda

buhârının beyne ulaşmasından ortaya çıkar. Bunun çaresi kusma (istifrağ)

ile beynin temizlenmesidir.

Yiyeceklerde Denge

Sağlık üzere devam etmesi istenen bedene, keyfiyetinde benzerini vermek

gerekir. Eğer bozulmuş bir sıhhat, kendisinden üstün bir sıhhate nakletmek

istenirse ona zıddını vermek gerekir. Şu halde vücudunun sıhhatini olduğu

gibi korumak isteyene şunlar lâzımdır: Temel gıdalar olarak, siyah taneler

gibi lekelerden temizlenmiş buğday ekmeği, orta tatlılar, koyun eti ve tavuk

gibi kümes hayvanları yemelidir. Lokmaları küçük alarak çok çiğnemelidir.

Meyvelerden ancak incir ve üzümün kuru ve yaşını tercih etmelidir. İlaç

yapılan meyvelere yönelmemelidir. Bunlardan ancak mizacı düzenlemek

için yemeli veya o anda hazır yiyecek olduğu için almalıdır. Asla, iştahsız

yemek yenmemelidir. Kişi iştahını giderip tehir etmemelidir. Yaz günlerinde

soğuk besinler, kış günlerinde sıcak gıdalar almalıdır. Hazmolunmuş yemek

üzerine başka bir yiyecek yememelidir. Yemek zamanı uzatılmamalıdır.

Böylece önce yenilenler ile sonra yenilenlerin hazmında farklı olmasın.

Yemekte çeşidi çoğaltmamak lâzımdır ki hazımda tabiata şaşkınlık

gelmesin. Aşırı gidilmedikçe lezzetli gıdalar en faydalısıdır. Yeme isteği

çok sür’atlidir, buharına mülâzemet olmasa.

Sıcak gıdalar bedene zararlıdır, ihtiyarlığı çabuklaştırıcı ve vücut

organlarını yorucudur. Tatlı gıdalar almak, mideyi gevşetir, bedeni korur ve

safrayı harekete geçirir. Tuzlu gıdalar bedeni kurutur, safra çıkartır.

Uzuvları ve kuvvetleri zayıflatır. Tatlının zararlarını ekşi giderir; ekşinin

zararları tatlı ile gider. Lezzetsiz yemek tuzluyu, tuzlu da lezzetsizi

dengeler. Yemeğe iştahın varken yemekten el çekmek lâzımdır.

Âdet olmuş yemek vakitlerini ve gereklerini gözetmek elbette lâzımdır.

Fakat iyi olmayan gıdalara alışmış olanlar bunlara devam etmemeli,

tedrîcen bırakmalıdır. Alışkanlık edindiği yemek vakitlerini azaltarak bir

öğüne kadar indirmelidir. Çünkü gündüzün aydınlığında bir kere yemek ve

bir kere de gece yemek, vücuda sıhhat ve ruha hafifliktir.

Çeşitli hastalıkların çoğalması fazla yemektendir. Şu halde tokluktan

korunan kimse ömrü oldukça afiyet bulur.

Mizacı kanlı olan kimsenin gıdası, sümmâki [55] gibi soğuk ve muharrik,

mizacı balgamlı olan kimsenin gıdası sıcak ve latîf, mizacı safralı olan

kimsenin gıdası nar gibi soğuk ve nemli, mizacı sevdalı olan kimsenin

gıdası, rütûbetli olmalıdır.

Balık yerken süt içmek bedene zarar verir. Cüzzam ve yarım inme gibi

müzmin hastalıklara sebep olur. Süt ile ekşiyi birlikte almak da pek

tehlikelidir. Sütlü üzerine kavrulmuş un (sevîk), paça üzerine üzüm, keşkek

(herîse) üzerine nar yemek, pirinç –pilavı- (erz) ile sirkeyi (hall)

birleştirmek bedene zarar ve mideye ziyandır. “Sadece ekmekle kuru üzüm

yiyen ömründe doktora muhtaç olmaz” sözü tıp uzmanları arasında dilden

düşmez.

Zayıf bedenli kimse kilo alabilmek için, besini mide ve bağırsakta tutarak

damarlara nüfuz eden kısımlarından faydalansın. Mesela badem, fıstık,

fındık, leblebi, buğday, pirinç pilavı, kavun-karpuz ve haşhaş çekirdeği gibi

şeyleri [160/a] inek sütü ile kaynatıp kırk sabah aç karına ikişer ölçek alsın.

Eğer ilkbaharda inek sütünü pişirip tuz ile çürüterek suyundan kırk elli

sabah yemekten önce aç karına, üç fincan kadar içip bir saat miktarı arka

üstü yatarsa itidal üzere kilo alır. Fazla kiloları bulunan kimse zayıflamak

için az yeyip çok banyo yapıp aç karna hareket ederek sert yerde yatsın.

Gıdalardan mercimek, arpa ve eski peynir yemekle yetinsin ki eti ve yağı

eriyip gitsin. Bedeni normal olup ruhu rahata ersin.

İçeceklerde denge

Nehir suyu ile kuyu suyunu hazımdan önce karıştırmak tabiata zorluk

verir. Çünkü bu iki su yumuşaklık ve sertlikte birbirine uygun değildir.

Suların en üstünü nehir suyudur. Özellikle temiz yerde akıp her türlü kirden

arınmış sâfî olanı ya da taşlar üzerinde akıp pis kokulardan uzak olanı

güzeldir.

İyi su özellikle kuzeye ya da doğuya akar. Yüksek bir yerden aşağıya

doğru akıp gider. Suyun kaynağı uzak olmalı ki uzun süre akmakla letâfet

kazansın. Bu su, letâfetinden dolayı çok hafif olur. Özellikle miktarı çok

olup şiddetli akanı daha tatlı olur. Bu özelliklere sahip olan bir su en

iyisidir. Mübarek Nil Nehri suyu bahsedilen özelliklerin çoğunu kendinde

toplamıştır. Kaynak suyu az hareketinden dolayı kalın (kaba) kalmıştır.

Toprak altında olan kanallar (gerzler) içinde akan sular sertleşmiştir.

Mağara suları ve kuyu suları onlardan daha serttir. Su içmek, yemeğin

ikinci hazmına başlamasından sonra yani yemekten iki üç saat geçtikten

sonra faydalı kabul edilmiştir. Yemek arasında su içmek, hastalığı körükler.

Yemeğin hemen arkasından su içmek, zararlı ve çok fenâdır.

Lâkin midesi sıcak olan kimsenin, yemek arasında ve sonunda su içmesi

faydalı olur. Yemek yeme arzusu zayıf olana kuvvet verir. Çünkü o zayıflık

hararetin çokluğundan gelir. Bundan dolayı su içerek hararet dengelenmiş

olur.

Mide boş iken yani aç karnına ve terletici hareketin arkasından, bilhassa

cinsî münasebette bulunduktan ve banyodan sonra, müshil içtikten sonra,

meyve üzerine özellikle de kavun karpuz yedikten sonra su içmek ve

bilhassa soğuk su içmek oldukça zararlıdır. Lâkin söylenilen zamanlarda

susuzluğa dayanılamazsa, çocuğun meme emmesi gibi, dudakları ile bardak

arasında emerek içmeli ve üç nefesi geçirmemelidir. Her nefeste üç

yudumdan fazla içmemelidir.

Çünkü çoğu zaman susuzluk ya kopmadan uzayan balgamdan veya tuzlu

olan balgamdan meydana gelir. Hâlbuki su içtikçe, hararet artar. Eğer o

hararete sabredebilirse tabiat o hararet maddesini pişirip eritir, hararet de

kendiliğinden gider. Çoğu zaman olur ki hararet maddesini bal gibi tatlılar

teskin eder. Ayakta su içmek her zaman hatalı ve tehlikelidir. Ancak

zemzem suyunu ayakta içmek şifâdır.

Nazm

Tevakki şurbe’l-mâ’i fî-hamsetin

Fe-innehâ câlibetun li’s-sekâmi

Akîbe hammâmin kezâ bâ’etin

Ve’n-nevmi ve’l-i‘yâ ve ekli’t-ta‘âmi

Nazm (ın tercümesi)

Beş yerde su içmekten sakın, çünkü onlar hastalık getirir. Banyodan,

cimâdan, uykudan, yorgunluktan sonra ve yemek üzerine.

Boşaltma ve tutmada denge

Bedenin sıhhatini korumak isteyene şu lâzımdır ki her zaman kendi

tabiatına sahip olup gözetmelidir. Eğer tabiatı kabız olursa, onu incir ve

sinameki [56] gibi sıvı içeceklerle yumuşatsın. Özellikle yaşlıların tabiatına

yumuşaklık, rahatlık ve selâmettir. Eğer tabiatında çok yumuşaklık (ishal)

bulursa, onu sumak ve husrum gibi (kabızlık verici) şeylerle kabız etsin.

Eğer şişkinlik olursa, bu çok yemekten dolayı midede hâsıl olup [160/b]

geğirmekle çıkan gaz ile ya da tadın bozulmasıyla (ekşime) yahut sadece

ağırlık ile yediği şeyin bozukluğundan olursa, hiç vakit kaybetmeden

kusmaya can atsın.

Eğer kusmak ona zor geliyorsa veya vakti değilse mastikalı [57] buğday ile

kaynamış sıcak su içip sağ yanı üzerine yatsın. Yahut bir parmak bala ince

tuz katsın ve pamuk ile makadında yarım saat kadar taşımaya katlansın.

Böylece yumuşaklık bulur, rahatlıkla o bozuk gıda kendinden gider. Sonra

elma gibi mideye kuvvet veren şeyleri yiyip hamamda yatsın.

İshal olursa gül yaprağı, ezilip yumuşatılmış mazı, nohut ezmesi, Ermeni

çamuru, fesleğen tohumu, tebeşir ve kimyon gibi kuru gıdalardan yesin.

Veya elma, ayva (sefercel) ve ekşi nar (rummân) gibi meyvelerden yesin ki

tabiatı yine dengeye itidale kavuşsun. İdrarı ve büyük abdesti tutmak çok

zararlıdır. Titreme verir ve ihtiyarlığı çabuklaştırır. Alışılmış olan boşalma

yollarının en kolayı cimâ ve hamamdır.

Nazm

1-Mâye-i ‘îş-i âdemî şikem est

Tâ be-tedrîc mî-reved çi gam est

2-Ger be-bended çunân ki ne-guşâyed

Ger dil ez-omr ber konî şâyed

3-V’er guşâyed çunân ki ne-tevân best

Gû be-şûy ez-hayat-i dunyâ dest

4-Çâr tab’-i muhâlif u serkeş

Çend rûzî şodend bâ-hem hoş

5-Ger yekî z’în çehâr şod gâlib

Cân-ı şîrîn ber âred ez-kâlib

6-Lâ cerem merd-i ârif u kâmil

Ne-nehed ber hayât-i dunyâ dil

Nazm (ın tercümesi):

1- Mide insan hayatının temeli; tedrîcen gitmeli, üzülmemeli.

2-Bağlanırsa açılmayacak kadar; kalbe elem verir, bedene zarar.

3-Bağlanmayacak kadar açılırsa; ölüme götürür, vermesin tasa.

4-Dört değişik, serkeş tabiatlar var; buluşmuş insanda ve kaynaşmışlar.

5-Gâlip olursa bu dörtten biri; kalıbdan can söker, bırakmaz diri.

6-İşte ârif, kâmil olan insanlar; bu fânî dünyaya bel bağlamazlar.