BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · YEDİNCİ FASIL · Altıncı Madde
Altıncı Madde
Meskûn yerlerin ve şehirlerin mizacını bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir. Su ve havanın,
bulunduğu yerin arazi şartlarıyla olan yakın ilgisi sebebiyle, hatta bu
ikisinin araziye karışmış olmasına binâen, şehirlerin özellikleri birbirinden
farklı olmuştur. Allah’ın hikmetiyle çeşitli etkilerden dolayı yerin mizacı
aynı olmakta ve su ile hava kısa sürede toprağa uyum sağlamaktadır. Esasen
her yerin mizacı başka başka olduğu için, sanki her şehir kendi halkını,
kendi mizacına göre eğitmiştir.
Sıcak bölgeler halkının mizacı: Buraların sâkinleri genellikle esmer
tenli, ve kıvırcık saçlı olurlar. Hazmı zayıf, bozuşması kuvvetli ve çabuk,
rutûbeti az, ürkek, bedeni naif, çöküşü ve ihtiyarlığa ermesi çabuk olurlar.
Habeşistan gibi. Çünkü o bölgenin sâkinlerinin ortalama ömrü ancak otuz
beş sene kadardır. Yaşı kırka varanların pek nâdir olduğu görülür.
Soğuk bölgelerde oturanların mizacı: Buraların sâkinleri genellikle
şecaatli ve kuvvetli olurlar. Hazımları kolay ve rahat olur. Soğuk bölgeler
rütûbetli olsa da, buralarda yaşayan ahâli etli butlu, iri cüsseli ve geniş
bedenli (yapılı) olurlar. Bedenleri teravet ve rahat içindedir; genellikle
beyaz tenli ve berrak olurlar. Yazları mutedil ve fakat kışları şiddetli soğuk
olur.
Rutûbetli bölgelerin mizacı: Buraların sâkinleri genellikle güzel yüzlü
ve yumuşak sözlü olurlar. İklim, buraların halkına gevşeklik verir; yaz ve
kış mevsimleri mutedil geçer. Humma, bâsur ve cilt hastalıkları sık görülür.
Kuru yerlerin mizacı: Buraların sâkinlerinin genellikle derileri, mizac ve
dimağları kuru olur. Yazları sıcak ve kışları soğuk olur.
Yüksek yerlerin mizacı: Buraların sâkinleri genellikle sıhhatli ve
kuvvetli olurlar. Halkın çoğu güzel ahlâk ile mesrûr, ilim ve olgunluk ile
mâmur, güzellikle hoş görünüşlü ve nurlu, sıhhatli uzun ömürle bahtiyâr
olurlar.
Çukur mevkilerin ve alçak bölgelerin mizacı: Buraların mahpusları
genellikle gamlı ve kederli olurlar. Suları sıcak ve durgun olur. Havası,
sâkinlerini hummaya maruz bırakır; yoğunluğu sebebiyle sıkıntılı kılar.
Çukur bölgelerin ahâlisinin anlayışları kıt ve mizacları illetli olur.
Açık
arazi
ve
taşlı
olan
yerlerin
mizacı:
[85/b]
Buralar,
çevresindekilerin bedenlerini kuvvetli, saçlarını gür ve boylarını kısa eyler.
Çoğu zekî ve reşit olur. Bu tip yerlerde yazlar sıcak ve şiddetli geçer.
Buraların insanı tabiatında kuruluk hâkim olduğu için sabahları gayet erken
uyanırlar. Bu sebeple harp etmeye ve kavgaya istekli olurlar.
Karlı dağların mizacı: Buraların iklim şartları, diğer şehirlerde olduğu
gibi kendi ahâlisini âdetâ terbiye eder. Bölgede kar kaldığı sürece esen
temiz rüzgarlar sâkinlerini de temizler.
Deniz kıyısındaki yerlerin mizacı: Buralar, kendi sâkinlerine sıcağı ve
soğuğu mutedil kılar. Buralarda rütûbet, kuruluğa üstün gelmiştir.
Kuzey bölgelerin mizacı: Soğuk memleketler ve soğuk mevsimler
gibidir. Buraların ahâlisinde zamanın hastalıkları sık görülür. Karınlarında
safra toplanması pek nâdir görülür. Hazımları kuvvetli, ömürleri uzun olur.
Nitekim onların çoğu yüz yıldan fazla yaşarlar. Onlarda bozuşma az olur.
Ancak damarları dolu ve geniş olduğundan burun kanaması sık görülür.
(Metânetleri sebebiyle) yaralanmaları daha az olur ve olduğunda çabuk şifâ
bulurlar. Bedenleri kuvvetli, kanları temiz ve yürekleri ateşli olur. Mizacları
yırtıcı hayvanların vasıflarına benzer.
Güney bölgelerin mizacı: Sıcak şehirler ve mevsimler gibi olup sularının
ekserisi tuzlu ve acıdır. Halkının genizleri rutûbet sebebiyle doludur. Duyu
organları hastalıklıdır. Vücut âzâları gevşek ve iştahları azdır. Mideleri ve
şehvânî arzuları zayıf görülmüştür. Yaraları zor iyileşir. Kadınları hastalık
sebebiyle sık sık çocuk düşürür; doğurganlıkları az ve hayız müddetleri çok
olur. Çoğuna sara ve humma hastalıklarının çeşitleri isâbet eder. Rutûbet
sebebiyle bu bölgelerde bâsur yaygın olur. Hatta otuz yaşını geçebilenler,
felçli olup giderler.
Doğu bölgesindeki meskûn mahallerin mizacı: Doğusu açık olan
bölgelerin mizacı sağlam ve hoş olur. Çünkü âlemin kandili mesâbesinde
bulunan güneş; öncelikle o şehirlerin halkı üzerine doğar. Havasını her
yerden önce ılımlı ve temiz kılar.
Batı bölgelerindekilerin mizacı: Buraların mizacı doğudakilerin
aksinedir. Buralarda yaşayan halkın mizacı genellikle rutûbetli olduğundan,
kaba ve soğuk olurlar. Çünkü güneş, batı bölgelerindeki ahâli üzerine günün
ilk saatlerinde ışıklarını salmaz. Tâ iyice yükselip de etrafı ısıtmadıkça
batıdakilerin üzerlerine gelmez. Oralarda geçen soğuk gecelerin ardından,
güneş ansızın üzerlerine doğar. Olanca hararetiyle bir anda onları istîlâ eder.
Bu sebeple söz konusu bölgleer ahâlisinin ekserisi balgamlı olur.
Özellikle Sonbahar’da sesleri kısılır; boğuk olur. Yukarıda özelliklerini
kısaca açıkladığımız bölgelerden birini seçip vatan tutmak isteyen
seyyahlara gereken odur ki, önce o yerin yükseklik ve alçaklığını
araştırsınlar. Sonra etrafının açık ya da kapalı olmasıyla ortaya çıkabilecek
özelliklerine dikkat etsinler. Nihayet yerleşmeyi düşündükleri şehrin
komşusu bulunan dağları, yakınında bulunan madenleri, varsa gaz
yataklarını ve bunların yönlerini araştırsınlar.
Bütün bu bulgulardan hareketle o şehir halkının mizacını tahmine
çalışsınlar. Hastalık ve sıhhat durumlarını, hazım ve sair kuvvetlerini,
görünüşlerini, ahlâk ve gidişâtlarını, meşreplerini, âdetlerini, mezheplerini
ve iffet duygularını tecrübe edip öğrenmeye çalışsınlar. Bundan sonra
binâlarına baksınlar; binâların dışları geniş midir ve içleri yüksek midir,
gözlesinler. Kapıları ve pencereleri doğuya açık mıdır, kuzeye mi dönüktür,
baksınlar.
Çünkü binâların (sıhhatli oluşunun) şartlarındandır ki evin içi geniş ve
yüksek olsun. Kapıları ve pencereleri ya doğuya ya da kuzeye doğru açık
olsun. Tâ ki sabah rüzgarı ve kuzey rüzgarı o eve girebilsin. Onunla ev
mâmur olsun, evdekiler hayat ve can bulsunlar. Gönülleri hoş olsun,
bedenleri sıhhat ve âfiyette kalsın.
Bina işlerinde en lüzumlu şey şudur ki, seher yeli ve kuzey rüzgarı hâneye
girebilsin. Güneşin ışığı evin tabanını bulsun, [86/a] havasının düzelmesi
doğu güneşi ile mümkün olsun. Gerçek şu ki (konumu bu şekilde bilinçle
seçilen bir evin halkı) temiz, latîf, akıcı, soğuk ve tatlı nehirleri dolaşıp
gelen seher yeli ile dost olur. Ve onlar, her nefes alıp vermede havayı
iştiyakla içlerine çekerler; nefesleri cana safâ, cisme şifâ ve kalbe cilâ olur.
Yukarıdaki maddelerde açıkladığımız konuları resmeden dairelerin burada
topluca verilmesi uygun görülmüştür.
[544] . Ekvatorun her derecesinden bir gün yarısı dairesinin geçtiği farz
olunmuştur ki bunların toplamı üç yüz atmış eder.
[545] . “Fe-sübhâne’s-sâni‘i’l-hakîm.”
. “Fe-sübhâne’s-sâni‘i’l-hakîm.”
. Ekvatorun her derecesinden bir gün yarısı dairesinin geçtiği farz
olunmuştur ki bunların toplamı üç yüz atmış eder.
“Bu işleyişi mükemmel bir san’atla yoktan var edip yürüten ve
yaptıklarında hikmet sahibi olan Allah teâlâ, her türlü noksan sıfatlardan
münezzehtir.”
“Görünür ya da hissedilir ufkun çapının mesafesi, yeryüzünde yirmi iki
bin beş yüz adımdan fazla değildir” denilmiştir. Ekvator dairesine gelince;
hareketli, büyük bir dairedir ki âlemin iki kutbundan ve belirlenmiş bulunan
başucu noktasından geçerek, ekvator dairesi ile kesişir. Felekleri ve yer
küreyi ikiye böler; bir kısmına doğu, diğer tarafına batı denilir. Gece yarısı
ve gün ortası vakitleri bununla bilinerek tayin olunmuştur. Gün eşitleyicinin
ve ekvatorun her parçasından her birine bir gün yarısı dairesi itibar etmek
mümkün görülmüştür.
[86/b]
[87/a]
SEKİZİNCİ FASIL
[87/b]
Boylam ve enlem daireleri ile yerkürenin satranç bölümleri gibi bölünmüş
bulunduğunu, enlem ve boylamların belirlenmesiyle yeryüzünde bulunan
şehirlerin ve bazı noktaların bulundukları yerlerin bilinmesini, yönleri ve
birbirlerine olan mesafeleri bakımından nisbetlerini, Hint dairesi yle zevâl
ve itidal çizgilerinin bilinmesini ve kıble nin tesbit edilmesini; âlemin kutbu
tarafında bulunan kutup yıldızı nın yüksekliğini, meridyen dereceleri nin
mesafelerini ve miktarlarını, bunların bilinmesi sâyesinde yerkürenin
çapının, çevresinin ve yüzölçümünün bulunabilmesini, karada ve denizlerde
ölçerek ve seyirle çeşitli noktaların uzaklığının bulunmasını, yeryüzünün
dörtte birini teşkil eden meskûn mahallerin burçlar üçgeni yle, yedi
gezegene mensup bulunan şehirlerin ve yönlerinin bulunmasını ve zamanın
on iki hayvan üzerinde deverânını, ve (burçların) yeryüzünde olan
tesirlerini altı madde ile hakîmâne beyân edip açıklar.

