BEŞİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Birinci Madde
Birinci Madde
Muhafazası lâzım olan temel organlarda ruhun mâhiyetini, yerlerini ve
faydalarını bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki tıp uzmanları şöyle demişlerdir: İnsan bedeninde
bulunan canın mürekkeb organları şu aşağıda saydıklarımızdır ki beyin, iki
göz, iki kulak, dil, akciğer, kalb, hicâb [44] , göğüs, mide, bağırsaklar,
karaciğer, safra, dalak, böbrekler, mesane, testisler, zeker ile kadında rahim
ve göğüslerdir. Bunların hepsinin muhafazası vâcip ve lâzımdır.
Beyin yumuşak, boğumlu bir cevherdir ki rengi beyazdır. Beyin,
atardamarların iliği ve toplardamarlardan ve (ümmü’d-dimağ) [45] olan
zardan (gışâ) [46] ve kafatası kemiğine [47] bitişik zardan meydana gelir.
Beynin biçimi üçgen gibidir. Tabanı başın ön tarafında ve iki kenarı ile
çevrili köşesi başın arka kısmındadır. Bedenin his ve hareketi beyin ile
mükemmelliğe ulaşır ki bedenin his organları yumuşak sinirler ile âzâların
hareketleri sert sinirler vasıtayla elde edilmiştir; hikmetleri daha önce
anlatılmıştır.
Gözlerin her biri yedişer tabakadan ve üçer sıvıdan oluşmuştur. Toplam
on tabaka olarak bilinir. Birinci tabaka, mültehimedir [48] ki, havaya
muhatap olan tabakadır. İkinci tabaka, karinedir [49] ki mültehimeden
sonradır. O renksiz yaratılmıştır ki kendi altında olan tabakanın rengiyle
renklenmiştir. Üçüncü tabaka, ayniyedir ki ya siyah veya elâ (şehlâ)dır.
Yahut yeşilimsi sarı (safra) veya gök mavisi (zerkâ)dır. Mültehimenin
altındaki tabaka renksiz yaratılmıştır ve altındaki tabakanın rengiyle
renklenmiştir. Ayniye tabakasından sonra beyaz rütûbettir ki yumurta
beyazı gibi sâfîdir. Dördüncüsü, ankebûtiyyedir ki örümcek yuvasına
benzer. Bundan sonra rütûbet-i celdiyyedir ki kar gibi şeffaf ve sâfîdir.
Daha sonra rütûbet-i zücâciyyedir ki erimiş cama benzer. Beşinci tabaka
şebekiyye (retina)dır ki rütûbet-i zücâciyeden sonradır. Altıncı tabaka
meşimiyyedır ki ona benzer. Yedinci tabaka sulbiyyedir ki hepsinden sert ve
göz kemiğine bitişmiştir. Bu tabakaların faydaları ve görevleri çok uzun
olduğundan anlatmadan geçiyoruz. Kulakların her biri et, kıkırdak ve hassas
sinirlerden oluşmuştur. Faydaları ve görevleri sesi işitmeleridir. Dil et, atar
ve toplardamarlar ile hassas sinirlerden ve yemek borusu zarına bitişen
zardan oluşmuştur. Faydası ve görevi yiyeceklerin tadını tatmak, lokmaları
değiştirmek, konuşmak ve yutmaya yardımcı olmaktır. Akciğer (riye),
kırmızı gül renginde olan etten ve nefes borusunun kıkırdaklarından ve
kalpten doğan atardamarlardan meydana gelir. Rîye ki akciğerdir, kendi
zâtında hissi yoktur. Ancak zarının az bir hissi vardır. Bunun faydası ve
görevi, yürekte ortaya çıkan yüksek ateşi serinletmektir.
Yürek, kozalak şeklinde konik bir cisimdir ki tabanı göğsün ortasında ve
başı, sol tarafta yerleşmiştir. Rengi, narçiçeği kırmızısıdır. Kalp, lif et ile
gışâ-i sulbden meydana gelmiştir. Kalp, vücudun hararet merkezidir. Onun
iki boşluğu (karnı) vardır ki sağ karıncığı az bir ruh ve çok kan ile doludur.
Onun akış yerleri vardır. Onlarla yürekten akciğer tarafına gıda gidip
akciğerden kalbe temiz hava gelir. Onun sol karıncığı az bir kan ve çok ruh
ile doludur. Ayrıca kalp, [156/a] atardamarların doğuş yeridir. Hicâb-ı sadr
(diyafram), sağlam etten, hassas ve hareketli sinirlerden meydana gelmiştir.
Bunun faydası ve görevi, kalbin çekmesi ve genişletilmesidir.
Mide dairevî şekilli bir organdır ki et, sinir ve atardamarlardan
oluşmuştur. Mide üç parçaya bölünmüştür. Birinci kısmına yemek borusu,
ikinci kısmına mide ağzı, üçüncüsüne midenin dip kısmı denilir. Yemek
borusu, ağzın sonundan gelip göğüs kemiği sınırında son bulur. Mide ağzı
bahsedilen sınırdadır ki etten mahrum kalmıştır, yani etsizdir. Midenin dip
kısmı etli yaratılmıştır. Yeri göbeğin üstüdür. Midenin faydası ve görevi,
yiyecekleri hazmetmektir. Bağırsaklar kat kat hassas sinirler şeklindedir ki
sinir, yağ, toplardamarlar ve atardamarlardan oluşmuştur. Bunlar yedi
tanedir: Birincisine “bevvâm” [50] , ikincisine “oniki parmak bağırsağı”,
üçüncüsüne “sâim” (tutucu), dördüncüsüne “dekkâk”, beşincisine “A’ver”
(körbağırsak), altıncısına “kolon”, yedincisine “müstakîm” (düzbağırsak)
denilmiştir. Düzbağırsak makat halkasına bitişiktir. Bunların faydaları ve
görevleri, gıdaların atıklarını ve fazlalıklarını vücuttan uzaklaştırmaktır.
Karaciğer (kebed), toplardamarlar ve atardamarlar ile kendini örten bir
zardan meydana gelmiştir. Bunun kendisinde his yoktur fakat zarı çok
hassastır. Rengi donmuş kana benzer. Kebed ki karaciğerdir, kan
damarlarının başlangıç yeridir. Karaciğerin yeri, sağ taraftadır. Dışı son
kaburgaya bitişik, karnı mide hizasında, üst tarafı göğüs ile karnı ayıran
zara bitişik ve alt tarafı böğüre ulaşmış vaziyettedir. Bunun faydası ve
görevi, âzâlara beslenmeleri için kan üretmektir. Öd kesesi (merâre),
karaciğere bitişiktir ki, safrayı (ödü) saklayan bir kesedir. Faydası ve görevi
bu safrayı, karaciğerden çekip almaktır. Dalak (tıhal), et ve damarlardan
meydana gelmiştir. Rengi karaciğerin rengine benzer. Kendisinin hissi
olmamakla birlikte, üzerindeki zarı hassas yaratılmıştır. Yeri, sol tarafta
arka kaburga kemikleri ile midenin arasıdır. Öd kesesindeki kara safrayı
(sevdâ) toplayan bir kap gibidir. Faydası ve görevi, bu safrayı karaciğerden
kendine çekmektir.
Böbrekler (kilyetân), her ikisi de kırmızılığı az olan sağlam et ile çok
yağdan ve atardamarlardan meydana gelmiştir. Kilye ki böbrektir, kendi
nefsinde hissi olmamakla birlikte üzerindeki zarının hissi çoktur. Yeri, sırtın
alt tarafıdır. Faydası ve görevi, karaciğer yumrusundan idrarı (bevl) alıp
mesaneye göndermektir. Mesane damarlar ile kat kat sinirleri olan bir
cisimden ve atardamarlardan meydana gelmiştir. Bunun yeri makat ile kasık
arasındadır. Faydası ve görevi, idrarı toplamak ve dışarı atmaktır.
Şu halde böyle yaratılmış bir binayı türlü imar biçimleriyle imar edip
güzelleştirmek, içini ve dışını kemâlât ve olgunluğun her türlüsü ile
süsleyip güzelleştirmek her şeyden daha mühim ve lüzumlu bulunmuştur.
[156/b] Bu sanatların bilgi ve tecrübesinden yüzlerce ibret alınmıştır.
İnsanı en güzel bir biçimde yaratan Hakîm, Musavvir, Bâri ve Hâlık olan
Allah’ı her türlü noksanlıktan tenzih ederiz. Yaratıcıların en güzeli Allah’ın
şânı yücedir.

