Marifetnâme · Haziran 27, 2026

Muhafazası lâzım olan temel organlarda ruhun mâhiyetini, yerlerini ve faydalarını bildirir

BEŞİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Birinci Madde Birinci Madde Muhafazası lâzım olan temel organlarda ruhun mâhiyetini, yerlerini ve faydalarını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki tıp uzmanları şöyle demişlerdir: İnsan …

BEŞİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Birinci Madde

Birinci Madde

Muhafazası lâzım olan temel organlarda ruhun mâhiyetini, yerlerini ve

faydalarını bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki tıp uzmanları şöyle demişlerdir: İnsan bedeninde

bulunan canın mürekkeb organları şu aşağıda saydıklarımızdır ki beyin, iki

göz, iki kulak, dil, akciğer, kalb, hicâb [44] , göğüs, mide, bağırsaklar,

karaciğer, safra, dalak, böbrekler, mesane, testisler, zeker ile kadında rahim

ve göğüslerdir. Bunların hepsinin muhafazası vâcip ve lâzımdır.

Beyin yumuşak, boğumlu bir cevherdir ki rengi beyazdır. Beyin,

atardamarların iliği ve toplardamarlardan ve (ümmü’d-dimağ) [45] olan

zardan (gışâ) [46] ve kafatası kemiğine [47] bitişik zardan meydana gelir.

Beynin biçimi üçgen gibidir. Tabanı başın ön tarafında ve iki kenarı ile

çevrili köşesi başın arka kısmındadır. Bedenin his ve hareketi beyin ile

mükemmelliğe ulaşır ki bedenin his organları yumuşak sinirler ile âzâların

hareketleri sert sinirler vasıtayla elde edilmiştir; hikmetleri daha önce

anlatılmıştır.

Gözlerin her biri yedişer tabakadan ve üçer sıvıdan oluşmuştur. Toplam

on tabaka olarak bilinir. Birinci tabaka, mültehimedir [48] ki, havaya

muhatap olan tabakadır. İkinci tabaka, karinedir [49] ki mültehimeden

sonradır. O renksiz yaratılmıştır ki kendi altında olan tabakanın rengiyle

renklenmiştir. Üçüncü tabaka, ayniyedir ki ya siyah veya elâ (şehlâ)dır.

Yahut yeşilimsi sarı (safra) veya gök mavisi (zerkâ)dır. Mültehimenin

altındaki tabaka renksiz yaratılmıştır ve altındaki tabakanın rengiyle

renklenmiştir. Ayniye tabakasından sonra beyaz rütûbettir ki yumurta

beyazı gibi sâfîdir. Dördüncüsü, ankebûtiyyedir ki örümcek yuvasına

benzer. Bundan sonra rütûbet-i celdiyyedir ki kar gibi şeffaf ve sâfîdir.

Daha sonra rütûbet-i zücâciyyedir ki erimiş cama benzer. Beşinci tabaka

şebekiyye (retina)dır ki rütûbet-i zücâciyeden sonradır. Altıncı tabaka

meşimiyyedır ki ona benzer. Yedinci tabaka sulbiyyedir ki hepsinden sert ve

göz kemiğine bitişmiştir. Bu tabakaların faydaları ve görevleri çok uzun

olduğundan anlatmadan geçiyoruz. Kulakların her biri et, kıkırdak ve hassas

sinirlerden oluşmuştur. Faydaları ve görevleri sesi işitmeleridir. Dil et, atar

ve toplardamarlar ile hassas sinirlerden ve yemek borusu zarına bitişen

zardan oluşmuştur. Faydası ve görevi yiyeceklerin tadını tatmak, lokmaları

değiştirmek, konuşmak ve yutmaya yardımcı olmaktır. Akciğer (riye),

kırmızı gül renginde olan etten ve nefes borusunun kıkırdaklarından ve

kalpten doğan atardamarlardan meydana gelir. Rîye ki akciğerdir, kendi

zâtında hissi yoktur. Ancak zarının az bir hissi vardır. Bunun faydası ve

görevi, yürekte ortaya çıkan yüksek ateşi serinletmektir.

Yürek, kozalak şeklinde konik bir cisimdir ki tabanı göğsün ortasında ve

başı, sol tarafta yerleşmiştir. Rengi, narçiçeği kırmızısıdır. Kalp, lif et ile

gışâ-i sulbden meydana gelmiştir. Kalp, vücudun hararet merkezidir. Onun

iki boşluğu (karnı) vardır ki sağ karıncığı az bir ruh ve çok kan ile doludur.

Onun akış yerleri vardır. Onlarla yürekten akciğer tarafına gıda gidip

akciğerden kalbe temiz hava gelir. Onun sol karıncığı az bir kan ve çok ruh

ile doludur. Ayrıca kalp, [156/a] atardamarların doğuş yeridir. Hicâb-ı sadr

(diyafram), sağlam etten, hassas ve hareketli sinirlerden meydana gelmiştir.

Bunun faydası ve görevi, kalbin çekmesi ve genişletilmesidir.

Mide dairevî şekilli bir organdır ki et, sinir ve atardamarlardan

oluşmuştur. Mide üç parçaya bölünmüştür. Birinci kısmına yemek borusu,

ikinci kısmına mide ağzı, üçüncüsüne midenin dip kısmı denilir. Yemek

borusu, ağzın sonundan gelip göğüs kemiği sınırında son bulur. Mide ağzı

bahsedilen sınırdadır ki etten mahrum kalmıştır, yani etsizdir. Midenin dip

kısmı etli yaratılmıştır. Yeri göbeğin üstüdür. Midenin faydası ve görevi,

yiyecekleri hazmetmektir. Bağırsaklar kat kat hassas sinirler şeklindedir ki

sinir, yağ, toplardamarlar ve atardamarlardan oluşmuştur. Bunlar yedi

tanedir: Birincisine “bevvâm” [50] , ikincisine “oniki parmak bağırsağı”,

üçüncüsüne “sâim” (tutucu), dördüncüsüne “dekkâk”, beşincisine “A’ver”

(körbağırsak), altıncısına “kolon”, yedincisine “müstakîm” (düzbağırsak)

denilmiştir. Düzbağırsak makat halkasına bitişiktir. Bunların faydaları ve

görevleri, gıdaların atıklarını ve fazlalıklarını vücuttan uzaklaştırmaktır.

Karaciğer (kebed), toplardamarlar ve atardamarlar ile kendini örten bir

zardan meydana gelmiştir. Bunun kendisinde his yoktur fakat zarı çok

hassastır. Rengi donmuş kana benzer. Kebed ki karaciğerdir, kan

damarlarının başlangıç yeridir. Karaciğerin yeri, sağ taraftadır. Dışı son

kaburgaya bitişik, karnı mide hizasında, üst tarafı göğüs ile karnı ayıran

zara bitişik ve alt tarafı böğüre ulaşmış vaziyettedir. Bunun faydası ve

görevi, âzâlara beslenmeleri için kan üretmektir. Öd kesesi (merâre),

karaciğere bitişiktir ki, safrayı (ödü) saklayan bir kesedir. Faydası ve görevi

bu safrayı, karaciğerden çekip almaktır. Dalak (tıhal), et ve damarlardan

meydana gelmiştir. Rengi karaciğerin rengine benzer. Kendisinin hissi

olmamakla birlikte, üzerindeki zarı hassas yaratılmıştır. Yeri, sol tarafta

arka kaburga kemikleri ile midenin arasıdır. Öd kesesindeki kara safrayı

(sevdâ) toplayan bir kap gibidir. Faydası ve görevi, bu safrayı karaciğerden

kendine çekmektir.

Böbrekler (kilyetân), her ikisi de kırmızılığı az olan sağlam et ile çok

yağdan ve atardamarlardan meydana gelmiştir. Kilye ki böbrektir, kendi

nefsinde hissi olmamakla birlikte üzerindeki zarının hissi çoktur. Yeri, sırtın

alt tarafıdır. Faydası ve görevi, karaciğer yumrusundan idrarı (bevl) alıp

mesaneye göndermektir. Mesane damarlar ile kat kat sinirleri olan bir

cisimden ve atardamarlardan meydana gelmiştir. Bunun yeri makat ile kasık

arasındadır. Faydası ve görevi, idrarı toplamak ve dışarı atmaktır.

Şu halde böyle yaratılmış bir binayı türlü imar biçimleriyle imar edip

güzelleştirmek, içini ve dışını kemâlât ve olgunluğun her türlüsü ile

süsleyip güzelleştirmek her şeyden daha mühim ve lüzumlu bulunmuştur.

[156/b] Bu sanatların bilgi ve tecrübesinden yüzlerce ibret alınmıştır.

İnsanı en güzel bir biçimde yaratan Hakîm, Musavvir, Bâri ve Hâlık olan

Allah’ı her türlü noksanlıktan tenzih ederiz. Yaratıcıların en güzeli Allah’ın

şânı yücedir.