Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · BİRİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · İkinci Madde

BİRİNCİ FEN · BİRİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · İkinci Madde İkinci Madde Mümkinü’l- vücud (mümkün varlıklar) olan cevherin beş türünü özetle bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Mümkinü’l- vücud, …

BİRİNCİ FEN · BİRİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · İkinci Madde

İkinci Madde

Mümkinü’l- vücud (mümkün varlıklar) olan cevherin beş türünü özetle

bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Mümkinü’l- vücud,

varlığı mümkün olan bir nesne, eğer varlığının devamı süresince değişikliğe

uğramazsa ona cevher [öz] denir. Şayet değişikliğe uğrarsa ona da arâz

[sonradan olma varlık] denir. Çünkü varlık başka, varlığın kalıcılığı

başkadır. Nitekim, dıştan baktığınızda iki kişi varlık itibarıyla ortaktır.

Ancak bunlardan birinin varlığı yüz yıl, diğerinin varlığı on yıldan fazla

sürmez. O halde bir varlığın kalıcılığı, varlığın kendisinden başka bir şeydir,

aynı değildir. Mümkin olan bütün varlıklar (Allah dışında her şey) ya

cevherdir ya da arâzdır. Çünkü bir nesne bir başka nesneye ya ihtiyaç duyar

ve ona geçer, veya geçmez. Eğer muhtaç olup geçerse, bu geçişe hal (sıfat),

geçişin gerçekleştiği yere de mahal (madde) denir. Eğer bunlar (hal ve

mahal) birbirlerine muhtaç olurlarsa o takdirde maha le heyûlâ (kaos), hale

sûret-i cismiyye veya sûret-i nev’iyye denir. Eğer ihtiyaç bir taraflı olup hal

mahale muhtaç olursa, o mahale mevzû, o hale arâz denir. Bu durumda

arâz, mevzuda var olan nesnedir; renkler gibi.

Şayet hal ve mahal olmayıp ikisinden mürekkep bir şey ise, buna, cism-i

tabiî denir. Hal, mahal ve mürekkep olmayıp cisimlere tedbir ve

tasarrufuyla bağlı bulunursa ona, nefs-i insânî yye veya nefs-i felekiyye denir.

Ve eğer cisimlere tedbir ve tasarufuyla dahi bağlı bulunmazsa, ona akıl

denir. Dînî ıstılahta onun adı melek tir.

Cevherler beş kısımdır ki bunlardan biri heyûlâ (kaos), biri sûret-i

cismiyye ve biri cism-i tabiî dir. Bu üçü yakın cevherlerdir. Diğer ikisi farklı

cevherler olup biri nefs , diğeri akıl dır. Akıl [426] eğer, kendisiyle zorunlu

varlık arasında bir vasıta olmamışsa ona, akl-ı evvel ya da akl-ı küll de

denir . Şayet aklın arka planında başka bir akıl yoksa, o takdirde ona akl-ı

âşir yahut akl-ı fa‘al dahi denir. Ve eğer aklın iki tarafında akıllar varsa

buna, akl-ı mutavassıt denir. Aklın en şereflisi ve en latîf olanı, akl-ı

külldür. Bundan sonra sırasıyla ona yakın olan akıllar gelir.

Eğer nefs, basit cisimlerde tasarruf sahibiyse ona, nefs-i felekî

(atmosferik) nefs-i unsurî (öğesel) denir. Şayet nefis mürekkep cisimlerde

tasarruf sahibi olup [17/a] söz konusu cisimleri büyütüp geliştirmemişse, bu

takdirde o cisimlere madenler denir. Altın, gümüş, kırmızı yâkut ve taş gibi.

Ve eğer nefis mürekkep cisimlere büyüme ve gelişme sağlayıp da, his ve

hareket vermediyse o cisme nebât (bitki) denir; otlar, çiçekler, ağaçlar ve

meyveler gibi. Şayet nefis, mürekkep cisme büyüme ve gelişme ile birlikte

his ve hareket sağlayıp konuşma melekesi vermemişse bu takdirde ona,

hayvan-ı gayr-ı nâtık (konuşmayan canlı) denir; evcil ve vahşi hayvanlar ile

atlar ve kuşlar gibi. Eğer (yukarıda bahsedilen özelliklere ek olarak)

konuşma melekesi de sağlamışsa, ona insan derler ki varlığın özü ve bütün

yaratılmışların

özeti

odur.

Cihan

ağacının

meyvesi,

kâinâttaki

mükemmelliğin tamamlayıcı unsuru yine odur. Yukarıda sözü edilen bu

nefis her mertebede başka bir isimle adlandırılır. Bitkilerde nefs-i nebâtî ,

cansız varlıklarda nefs-i tabiî, h ayvanlarda nefs-i hayvanî, insanda ise, nefs-

i insânî ve nefs-i nâtık denir. Ve nefis artık bu aşamada her şeye bütünüyle

hâkim olup en iyi bir şekilde yönetici olur.

Cism-i

tabiî;

cisimlerin

bizzat

kendinde

miktarları

belirlenmiş

boyutlarıyla yani uzunluk, genişlik ve derinlik gibi ölçülendirilebilmesi

mümkün olan bir cevherdir. Bir cisim ya basit olur ya da mürekkep. Basit

cisim, kendisinin parçalarıyla tabiatı (özellikleri) birbirine benzeyen

cisimdir. Yani şekil ve özellikleri birbirinden farklı olan cisimlere

bölünemeyip tabiatı aynı kalan ve o tabiattan meydana gelerek tek bir tarz

üzere ortaya çıkan cisimdir. Bölündüğü takdirde, asıl unsurdan farklı

parçalar ortaya çıkmaz. Onun tabiatı şudur ki; ondan sâdır olan her şey bir

olur.

Cisim basit ise, ya ulvîdir ya da süflî. Ulvî olan ya parlak veya parlak

değildir. Parlak olan yıldızlardır. Parlak olmayan ise, ecrâm-ı esîrî ve âlem-i

ulvî de denilen feleklerdir. Basit, süflî cisimler, anâsır-ı erba’a (dört esas

unsur) olup bunlara erkân-ı erba’a da denir. Bunlar ; ateş, hava, su ve

toprak tır. Bu dört unsura ve bunların içinde bulunan mürekkep cisimlere

ise, âlem-i süflî ve âlem-i kevn ü fesâd da (oluş ve bozuluş âlemi) denir.

Mürekkeb (bileşik) cisim şudur: parçalarıyla (cüzleri) tabiatı benzeşmeyip

görünüşü ve tabiatları farklı olan cisimlere, bölünebilen dört temel unsurdan

meydana gelmiştir. Madenler, bitkiler ve hayvanlar gibi. Bunlara mevâlîd-i

selâse (doğurulmuş üç bileşik cisim) denir ki; babaları esîrî cisimler, anaları

ise unsurlardır. Mürekkeb (bileşik) cisimler de iki kısımdır; biri tamdır,

diğeri tam olmayandır.

Tam bileşik cisim, geçici bir zaman içinde, kendi bileşiminin sûretini

koruyan cisimdir; mevâlîd-i selâse üç bileşik (madenler, bitkiler ve

hayvanlar) gibi. Tam olmayan bileşik cisimler ise, bunun aksine kendi

terkibinin şeklini koruyamaz. Duman, bulutlar ve ateş saçan yıldızlar/gök

taşları gibi. Bütün basit cisimler kendi tabiatları üzere kalsalar şekilleri

küreye benzer, yani daire şeklinde yuvarlak bir top görünümündedir.

Şu halde bütün felekler, yıldızlar ve unsurlar küre şeklindedirler. Yukarıda

anlatılan akıl, nefs, heyûlâ (kaos), sûret ve beş cevherin kısımlarıyla

cisimden ibaret olan bunların hepsi aşağıdaki rubâîmizde yer almaktadır. İki

âlem bu cevherlerle ayakta durmakta ve devam etmektedir.

Rubâî

Bil evvelâ kâinâtı akıl ve candır

Pes hiss olunan, nüh felek-i gerdândır

Pes nâr u hevâ vü âb u hâk erkândır

Ma’denle nebât u hayvân ü insandır

Günümüz Türkçesiyle

Önce bil ki kâinât akıl ve candan ibarettir. Hissedilen, dönen şey değildir.

Ateş, hava, su ve toprak esas unsurlardır. Madenle, bitkiler, hayvanlar ve

insandır.