Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Dördüncü Madde

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Dördüncü Madde Dördüncü Madde Nurlu güneşin tabiatını ve sıfatlarını, faydalarını ve tesirlerini, uzaklığını ve büyüklüğünü bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki müneccimler şöyle …

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Dördüncü Madde

Dördüncü Madde

Nurlu güneşin tabiatını ve sıfatlarını, faydalarını ve tesirlerini, uzaklığını

ve büyüklüğünü bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki müneccimler şöyle demişlerdir: En büyük ışık

kaynağı güneşin tabiatı orta derecede sıcak ve kurudur; olup erkek

özelliklidir ve gündüze nisbet edilmiştir. Orta Kutlu (sa‘d-i evsat) olarak

isimlendirilmiştir. Sıfatları ise kuvvet, şiddet, kahır, gazap, rağbet, his,

incelik, hayâ ve iffet olarak bulunmuştur. Önceki maddelerde açıklandığı

üzere, güneşin bu sıfatları ana rahmine düşen çocuklara talih olduğu

takdirde, aynen tecellî ettiği gözlenmiştir.

Nurlu Güneş, Pazar günü ve Perşembe gecesine hâkimdir. O günün ve söz

konusu gecenin ilk saatleri güneşe nisbet olunmuştur. İşlerinde hikmet

sahibi bulunan Cenâb-ı Hakk’ın takdiriyle esîrî [502] cisimlerin aşağı âleme

ait (süflî) cisimlerde tesirlerinin çeşitleri fazla olup her yıldız (yukarıda

sayılan veya sayamadığımız) nice özellikleriyle (hâdiselere) tesir etmekle,

âlemin yaratıcısı Allah teâlâ, bu büyük nur kaynağı güneşe nihayetsiz

kudretiyle nice hususiyetler vermiştir. Öyle ki; güneşin tesiri, yukarı ve

aşağı âlemlere ait cisimlerde kendisinden daha belirgindir. Diğer

gezegenlerden daha büyüktür. Nitekim yukarı âlemdeki (ulviyât) cisimlerde

tesiri, doğduğu vakit bütün yıldızları görünmez kılmasıdır. Çünkü o, bütün

yıldızlardan daha parlaktır. Aya nur ve fer verir.

Aşağı âlemdeki (süfliyât) cisimlerdeki tesirine gelince o, denizleri ısıtır.

Ve bunun etkisiyle buharlar çıkar, göğün soğuk tabakalarında yağmur

bulutları oluşur. Onun tesiriyle yağmurlar yağar; yeryüzüne hayat verir.

Bitkiler yeşerir, ağaçlara su yürür, meyveler olgunlaşır. Kar ve yağmur

suları, kurumaya yüz tutan nehirleri ihyâ eder. (Ve büyük ölçüde güneşin

tesiriyle sürüp giden bu deverân) bitkilere ve hayvanlara hayat bahşeder.

Dağlarda ve ovalarda dilediğince yayılırlar. Güneşin tesiriyle madenler

oluşur, hararetiyle bitkiler gelişir, meyveler olgunlaşır. Onun doğup ışık

saçması ile hayvanlar ve insanlar kuvvet bulur. Sıcaklığından ve ışığından

faydalanırlar. Ve onun batması ile hepsi çaresiz kalarak ölüler misali

yerlerinde uyuyup kalırlar. Yine güneşin tesiriyle birinci iklim kuşağında

yaşayan ahâli siyah tenli olurlar. Şiddetli sıcağın etkisiyle nefsânî arzulara

düşkün olurlar. Zenit noktasına Güneş yakın olduğundan cüsseleri hafif ve

anlayışları zayıf, meşrepleri sert ve keskin olur. Bunların tabiatı, yırtıcı

hayvanlar misali saldırganlık ve şiddet yanlısı olmaktır.

Yedinci iklim kuşağında yaşayanlara gelince; bunların zenit noktasından

Güneş uzak olup ve harareti de zayıf olduğu için, güneşin onlar üzerindeki

etkisi az olur. O bölgede yaşayanlar beyaz tenli ya da sarı benizli olurlar.

Onların huylarında, güneşin o bölgede tesirinin zayıf olmasının etkisi

hemen görülür. O iklimin insanları ebleh ve eksik olurlar. Yaratılışları

çirkin, huyları kötüdür.

Nurlu güneşin pek çok faydalarından biri de şudur ki; yeröte noktası

kuzey burçlarında oldukça, yeryüzünün kuzey yarımküresi mâmur olur.

Güney yarımküre ise denizlerin (taşması ile) harap olur. güneşin yeröte

noktası güney burçlarına geçince; bu sefer güney yarımküre mâmur olur,

kuzey yarımküre deniz suları ile kaplı ve harap olur.

Şu halde, yeröte noktasının yukarıda açıklanan hareketiyle, yirmi beş bin

iki yüz Güneş senesinde bir kere yeryüzündeki karalar ve denizler tamamen

yer değiştirir; bu âlem Allah’ın hikmetiyle yeniden nizam bulur. Belki

güneşin tesiriyle günler ve geceler, sıcaklık oranları ve gölgeli alanlar, nur

ve ışık, yaz ve kış mevsimleri, kar ve yağmur, madenler ve taşlar oluşup

tabiatların ve asılların karışımı, insan ve hayvanların hayatı, zaman ve

asırların hesaplanması, ayların ve günlerin sayısı bilinir. Daha binlerce

fayda ve nimeti, her şeyi hakkı ile bilen sonsuz kudret sahibi Allah’ın

takdiriyle, şu âlemin kandili güneşin sıcaklık, hareket ve ışık gibi tesirlerine

bağlı olmuştur.

Güneşin büyüklüğü ve miktarı ile Ortakmermezli küresinin uzaklığı

konusunda gözlemciler, [48/a] matematik bilginleri ve geometri âlimleri söz

birliği ederek demişlerdir ki:

Güneşin

Ortakmermezli

küresinin

dışbükey

yüzeyinin,

âlemin

merkezinden uzaklığı, takrîben iki bin kere bin ve yirmi dokuz bin iki yüz

altı (2 029 206) fersah olarak hesap edilmiştir. Söz konusu feleğin içbükey

yüzeyinin âlemin merkezinden uzaklığı ise, yaklaşık olarak bin kere bin ve

sekiz yüz elli bin yüz elli dört (1 850 154) fersah olarak hesaplanmıştır. Bu

feleğin Ortakmermezli küresinin kalınlığı ise, yaklaşık olarak yüz yetmiş

dokuz bin elli iki (179 052) fersah olarak ölçülmüştür. Güneş küresinin

cirmi ise, takrîben yerkürenin yüz altmış altı misli kadar bulunmuştur. Ve

bütün bunlar, çeşitli geometrik delillerle isbat edilmiştir. Ancak yine de, her

şeyin en doğrusunu Allah teâlâ bilir.

Bizim burada söz konusu bilgileri özetle vermekten maksadımız şudur ki;

bu muazzam ısı ve ışık kaynağını her gün, günde bir kere etrafımızda

deverân ettirip başımızda bir kandil gibi ışık verdiren, kudret sahibi ve

daima diri olan Allah teâlânın sonsuz kudretine değinip emsalsiz

büyüklüğüne dikkat çekmiş olalım. Tâ ki akıl ve insaf sahiplerinin,

efendilerin efendisi Allah teâlânın yaratmasındaki ve sanatındaki incelikleri

düşünüp

fikir

sahibi

olmalarını

kolaylaştırmış

olalım.

İnsanlar,

yaratılanların var edilmesindeki sanatın hikmetinden hareketle yaratıcıyı

bulsunlar; her şeyi bir yana koyup sadece O’na yönelsinler. Sadece O’nunla

kalsınlar.

[497] . Daha sonraları eflâk-ı ulviye beş gezegen olarak kabul edilmiştir.

Bunlar, Merih, Müşteri, Zühal, Uranüs ve Neptün’dür. Bkz. Muhtasar

Kozmoğrafya , Mütercimi; Sâlih Zeki, Matbaa-i Âmire, İstanbul 1332, s. 35.

[498] . Mukãrene: Yaklaşım. 1-Gezegenlerin birbirine yaklaşması;

gökcisimlerinin aynı burç veya aynı ekliptikel boylamda olması. 2- Satürn

(Zühal) ve Mars’ın Yengeç (Seretân) burcunda bir araya gelmesi.

[499] . Mukãbele: Vaz’ı istikbâl, karşılaşma konumu, karşı konum. 1-

Güneş ile Ay arasındaki açısal uzaklığın 180 derece olması. 2-Güneşle bir

dış gezegenin Yer’e göre uzanımının 180 derece olduğu konum.

[500] . Yazma nüshada sehven Nev‘-i Sâlis yazılmıştır.

[501] . Nokta-i itidal: Ekinoks noktaları, ılım, ılım noktaları (equinoctial

points). Gece ve gündüzün eşit olması ve gece ve gündüzün eşit olduğu

noktalar. Güneşin ekliptikle ekvatorun kesişme noktalarından birine geldiği

an.

[502] . Esîr: Kâinâtı dolduran ve bütün cisimlere nüfuz eden, fizikçilerce

ışık, hararet ve elektrik gibi şeylere nakil vasıtası hizmeti gördüğü farz

olunan, tartısız, elâstiki, ve akıcı hafif bir cisim. Kelime Rumcadan

Arapça’ya geçmiştir.

. Mukãbele: Vaz’ı istikbâl, karşılaşma konumu, karşı konum. 1-Güneş ile

Ay arasındaki açısal uzaklığın 180 derece olması. 2-Güneşle bir dış

gezegenin Yer’e göre uzanımının 180 derece olduğu konum.

. Yazma nüshada sehven Nev‘-i Sâlis yazılmıştır.

. Nokta-i itidal: Ekinoks noktaları, ılım, ılım noktaları (equinoctial

points). Gece ve gündüzün eşit olması ve gece ve gündüzün eşit olduğu

noktalar. Güneşin ekliptikle ekvatorun kesişme noktalarından birine geldiği

an.

. Esîr: Kâinâtı dolduran ve bütün cisimlere nüfuz eden, fizikçilerce ışık,

hararet ve elektrik gibi şeylere nakil vasıtası hizmeti gördüğü farz olunan,

tartısız, elâstiki, ve akıcı hafif bir cisim. Kelime Rumcadan Arapça’ya

geçmiştir.

Nurlu Güneş, Pazar günü ve Perşembe gecesine hâkimdir. O günün ve söz

konusu gecenin ilk saatleri güneşe nisbet olunmuştur. İşlerinde hikmet

sahibi bulunan Cenâb-ı Hakk’ın takdiriyle esîrî cisimlerin aşağı âleme ait

(süflî) cisimlerde tesirlerinin çeşitleri fazla olup her yıldız (yukarıda sayılan

veya sayamadığımız) nice özellikleriyle (hâdiselere) tesir etmekle, âlemin

yaratıcısı Allah teâlâ, bu büyük nur kaynağı güneşe nihayetsiz kudretiyle

nice hususiyetler vermiştir. Öyle ki; güneşin tesiri, yukarı ve aşağı âlemlere

ait cisimlerde kendisinden daha belirgindir. Diğer gezegenlerden daha

büyüktür. Nitekim yukarı âlemdeki (ulviyât) cisimlerde tesiri, doğduğu

vakit bütün yıldızları görünmez kılmasıdır. Çünkü o, bütün yıldızlardan

daha parlaktır. Aya nur ve fer verir.

Bu durumda Mars yıldızı da onlar gibi, Episikl’in ortalama apoje

noktasında bulunduğu sırada, daima güneşe ortalama bir yaklaşımla

(mukãrene-i vasatî) yaklaşmış olur. Çünkü güneşin merkezi, Episikl’in

merkezinden uzak olduğu müddetçe, yıldızın merkezi de Episikl’in

ortalama apoje noktasından güneşin uzaklığı kadar uzak olur. Tâ ki Güneş,

Episikl’in merkezine karşı gelinceye (mukãbele) kadar yıldız da Episikl’in

Yerberi, noktasına inmiş bulunur. Güneş ile karşılaşması, Episikl’in Yerberi

noktasında olduğu anda olur. Bu Mars’ın Güneş ile yakın olduğu andaki

mesafesi, karşı karşıya olduğu zamandaki mesafeden daha uzak ve fazla

olarak gözlemlenmiştir. Çünkü karşılıklı yaklaşma sırasında Güneş ile Mars

arasında bulunan Episikl’in çapı, karşı karşıya bulunma ânında oluşan

güneşin Ortakmermezli küresinin çapından daha büyük ve daha uzun olarak

hesaplanmıştır.

Bu durumda Mars yıldızı da onlar gibi, Episikl’in ortalama apoje

noktasında bulunduğu sırada, daima güneşe ortalama bir yaklaşımla

(mukãrene-i vasatî) yaklaşmış olur. Çünkü güneşin merkezi, Episikl’in

merkezinden uzak olduğu müddetçe, yıldızın merkezi de Episikl’in

ortalama apoje noktasından güneşin uzaklığı kadar uzak olur. Tâ ki Güneş,

Episikl’in merkezine karşı gelinceye (mukãbele) kadar yıldız da Episikl’in

Yerberi, noktasına inmiş bulunur. Güneş ile karşılaşması, Episikl’in Yerberi

noktasında olduğu anda olur. Bu Mars’ın Güneş ile yakın olduğu andaki

mesafesi, karşı karşıya olduğu zamandaki mesafeden daha uzak ve fazla

olarak gözlemlenmiştir. Çünkü karşılıklı yaklaşma sırasında Güneş ile Mars

arasında bulunan Episikl’in çapı, karşı karşıya bulunma ânında oluşan

güneşin Ortakmermezli küresinin çapından daha büyük ve daha uzun olarak

hesaplanmıştır.

. Daha sonraları eflâk-ı ulviye beş gezegen olarak kabul edilmiştir. Bunlar,

Merih,

Müşteri,

Zühal,

Uranüs

ve

Neptün’dür.

Bkz.

Muhtasar

Kozmoğrafya , Mütercimi; Sâlih Zeki, Matbaa-i Âmire, İstanbul 1332, s. 35.

.

Mukãrene:

Yaklaşım.

1-Gezegenlerin

birbirine

yaklaşması;

gökcisimlerinin aynı burç veya aynı ekliptikel boylamda olması. 2- Satürn

(Zühal) ve Mars’ın Yengeç (Seretân) burcunda bir araya gelmesi.

Nurlu güneşin yeröte ve yerberi, noktalarını, ekinoks noktaları (nokta-i

itidal) olan düğüm noktalarını, yavaş ve sür’atli seyrini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri şöyle demişlerdir: Gökteki

yedi yıldızdan biri sayılan [44/b] Mars, Ay feleğine nispetle beşinci felektir

ve Güneş feleğinin üstünde bulunup “Yüksek felekler” (eflâk-ı ulviye) namı

ile şöhret bulan üç feleğin en aşağıda olanı ve yeryüzüne en yakın

bulunanıdır. Mars yıldızında sadece kırmızı hâkim olup “Küçük uğursuz”

(nahs-ı asgar) adı ile bilinir.