BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Dördüncü Madde
Dördüncü Madde
Nurlu güneşin tabiatını ve sıfatlarını, faydalarını ve tesirlerini, uzaklığını
ve büyüklüğünü bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki müneccimler şöyle demişlerdir: En büyük ışık
kaynağı güneşin tabiatı orta derecede sıcak ve kurudur; olup erkek
özelliklidir ve gündüze nisbet edilmiştir. Orta Kutlu (sa‘d-i evsat) olarak
isimlendirilmiştir. Sıfatları ise kuvvet, şiddet, kahır, gazap, rağbet, his,
incelik, hayâ ve iffet olarak bulunmuştur. Önceki maddelerde açıklandığı
üzere, güneşin bu sıfatları ana rahmine düşen çocuklara talih olduğu
takdirde, aynen tecellî ettiği gözlenmiştir.
Nurlu Güneş, Pazar günü ve Perşembe gecesine hâkimdir. O günün ve söz
konusu gecenin ilk saatleri güneşe nisbet olunmuştur. İşlerinde hikmet
sahibi bulunan Cenâb-ı Hakk’ın takdiriyle esîrî [502] cisimlerin aşağı âleme
ait (süflî) cisimlerde tesirlerinin çeşitleri fazla olup her yıldız (yukarıda
sayılan veya sayamadığımız) nice özellikleriyle (hâdiselere) tesir etmekle,
âlemin yaratıcısı Allah teâlâ, bu büyük nur kaynağı güneşe nihayetsiz
kudretiyle nice hususiyetler vermiştir. Öyle ki; güneşin tesiri, yukarı ve
aşağı âlemlere ait cisimlerde kendisinden daha belirgindir. Diğer
gezegenlerden daha büyüktür. Nitekim yukarı âlemdeki (ulviyât) cisimlerde
tesiri, doğduğu vakit bütün yıldızları görünmez kılmasıdır. Çünkü o, bütün
yıldızlardan daha parlaktır. Aya nur ve fer verir.
Aşağı âlemdeki (süfliyât) cisimlerdeki tesirine gelince o, denizleri ısıtır.
Ve bunun etkisiyle buharlar çıkar, göğün soğuk tabakalarında yağmur
bulutları oluşur. Onun tesiriyle yağmurlar yağar; yeryüzüne hayat verir.
Bitkiler yeşerir, ağaçlara su yürür, meyveler olgunlaşır. Kar ve yağmur
suları, kurumaya yüz tutan nehirleri ihyâ eder. (Ve büyük ölçüde güneşin
tesiriyle sürüp giden bu deverân) bitkilere ve hayvanlara hayat bahşeder.
Dağlarda ve ovalarda dilediğince yayılırlar. Güneşin tesiriyle madenler
oluşur, hararetiyle bitkiler gelişir, meyveler olgunlaşır. Onun doğup ışık
saçması ile hayvanlar ve insanlar kuvvet bulur. Sıcaklığından ve ışığından
faydalanırlar. Ve onun batması ile hepsi çaresiz kalarak ölüler misali
yerlerinde uyuyup kalırlar. Yine güneşin tesiriyle birinci iklim kuşağında
yaşayan ahâli siyah tenli olurlar. Şiddetli sıcağın etkisiyle nefsânî arzulara
düşkün olurlar. Zenit noktasına Güneş yakın olduğundan cüsseleri hafif ve
anlayışları zayıf, meşrepleri sert ve keskin olur. Bunların tabiatı, yırtıcı
hayvanlar misali saldırganlık ve şiddet yanlısı olmaktır.
Yedinci iklim kuşağında yaşayanlara gelince; bunların zenit noktasından
Güneş uzak olup ve harareti de zayıf olduğu için, güneşin onlar üzerindeki
etkisi az olur. O bölgede yaşayanlar beyaz tenli ya da sarı benizli olurlar.
Onların huylarında, güneşin o bölgede tesirinin zayıf olmasının etkisi
hemen görülür. O iklimin insanları ebleh ve eksik olurlar. Yaratılışları
çirkin, huyları kötüdür.
Nurlu güneşin pek çok faydalarından biri de şudur ki; yeröte noktası
kuzey burçlarında oldukça, yeryüzünün kuzey yarımküresi mâmur olur.
Güney yarımküre ise denizlerin (taşması ile) harap olur. güneşin yeröte
noktası güney burçlarına geçince; bu sefer güney yarımküre mâmur olur,
kuzey yarımküre deniz suları ile kaplı ve harap olur.
Şu halde, yeröte noktasının yukarıda açıklanan hareketiyle, yirmi beş bin
iki yüz Güneş senesinde bir kere yeryüzündeki karalar ve denizler tamamen
yer değiştirir; bu âlem Allah’ın hikmetiyle yeniden nizam bulur. Belki
güneşin tesiriyle günler ve geceler, sıcaklık oranları ve gölgeli alanlar, nur
ve ışık, yaz ve kış mevsimleri, kar ve yağmur, madenler ve taşlar oluşup
tabiatların ve asılların karışımı, insan ve hayvanların hayatı, zaman ve
asırların hesaplanması, ayların ve günlerin sayısı bilinir. Daha binlerce
fayda ve nimeti, her şeyi hakkı ile bilen sonsuz kudret sahibi Allah’ın
takdiriyle, şu âlemin kandili güneşin sıcaklık, hareket ve ışık gibi tesirlerine
bağlı olmuştur.
Güneşin büyüklüğü ve miktarı ile Ortakmermezli küresinin uzaklığı
konusunda gözlemciler, [48/a] matematik bilginleri ve geometri âlimleri söz
birliği ederek demişlerdir ki:
Güneşin
Ortakmermezli
küresinin
dışbükey
yüzeyinin,
âlemin
merkezinden uzaklığı, takrîben iki bin kere bin ve yirmi dokuz bin iki yüz
altı (2 029 206) fersah olarak hesap edilmiştir. Söz konusu feleğin içbükey
yüzeyinin âlemin merkezinden uzaklığı ise, yaklaşık olarak bin kere bin ve
sekiz yüz elli bin yüz elli dört (1 850 154) fersah olarak hesaplanmıştır. Bu
feleğin Ortakmermezli küresinin kalınlığı ise, yaklaşık olarak yüz yetmiş
dokuz bin elli iki (179 052) fersah olarak ölçülmüştür. Güneş küresinin
cirmi ise, takrîben yerkürenin yüz altmış altı misli kadar bulunmuştur. Ve
bütün bunlar, çeşitli geometrik delillerle isbat edilmiştir. Ancak yine de, her
şeyin en doğrusunu Allah teâlâ bilir.
Bizim burada söz konusu bilgileri özetle vermekten maksadımız şudur ki;
bu muazzam ısı ve ışık kaynağını her gün, günde bir kere etrafımızda
deverân ettirip başımızda bir kandil gibi ışık verdiren, kudret sahibi ve
daima diri olan Allah teâlânın sonsuz kudretine değinip emsalsiz
büyüklüğüne dikkat çekmiş olalım. Tâ ki akıl ve insaf sahiplerinin,
efendilerin efendisi Allah teâlânın yaratmasındaki ve sanatındaki incelikleri
düşünüp
fikir
sahibi
olmalarını
kolaylaştırmış
olalım.
İnsanlar,
yaratılanların var edilmesindeki sanatın hikmetinden hareketle yaratıcıyı
bulsunlar; her şeyi bir yana koyup sadece O’na yönelsinler. Sadece O’nunla
kalsınlar.
[497] . Daha sonraları eflâk-ı ulviye beş gezegen olarak kabul edilmiştir.
Bunlar, Merih, Müşteri, Zühal, Uranüs ve Neptün’dür. Bkz. Muhtasar
Kozmoğrafya , Mütercimi; Sâlih Zeki, Matbaa-i Âmire, İstanbul 1332, s. 35.
[498] . Mukãrene: Yaklaşım. 1-Gezegenlerin birbirine yaklaşması;
gökcisimlerinin aynı burç veya aynı ekliptikel boylamda olması. 2- Satürn
(Zühal) ve Mars’ın Yengeç (Seretân) burcunda bir araya gelmesi.
[499] . Mukãbele: Vaz’ı istikbâl, karşılaşma konumu, karşı konum. 1-
Güneş ile Ay arasındaki açısal uzaklığın 180 derece olması. 2-Güneşle bir
dış gezegenin Yer’e göre uzanımının 180 derece olduğu konum.
[500] . Yazma nüshada sehven Nev‘-i Sâlis yazılmıştır.
[501] . Nokta-i itidal: Ekinoks noktaları, ılım, ılım noktaları (equinoctial
points). Gece ve gündüzün eşit olması ve gece ve gündüzün eşit olduğu
noktalar. Güneşin ekliptikle ekvatorun kesişme noktalarından birine geldiği
an.
[502] . Esîr: Kâinâtı dolduran ve bütün cisimlere nüfuz eden, fizikçilerce
ışık, hararet ve elektrik gibi şeylere nakil vasıtası hizmeti gördüğü farz
olunan, tartısız, elâstiki, ve akıcı hafif bir cisim. Kelime Rumcadan
Arapça’ya geçmiştir.
. Mukãbele: Vaz’ı istikbâl, karşılaşma konumu, karşı konum. 1-Güneş ile
Ay arasındaki açısal uzaklığın 180 derece olması. 2-Güneşle bir dış
gezegenin Yer’e göre uzanımının 180 derece olduğu konum.
. Yazma nüshada sehven Nev‘-i Sâlis yazılmıştır.
. Nokta-i itidal: Ekinoks noktaları, ılım, ılım noktaları (equinoctial
points). Gece ve gündüzün eşit olması ve gece ve gündüzün eşit olduğu
noktalar. Güneşin ekliptikle ekvatorun kesişme noktalarından birine geldiği
an.
. Esîr: Kâinâtı dolduran ve bütün cisimlere nüfuz eden, fizikçilerce ışık,
hararet ve elektrik gibi şeylere nakil vasıtası hizmeti gördüğü farz olunan,
tartısız, elâstiki, ve akıcı hafif bir cisim. Kelime Rumcadan Arapça’ya
geçmiştir.
Nurlu Güneş, Pazar günü ve Perşembe gecesine hâkimdir. O günün ve söz
konusu gecenin ilk saatleri güneşe nisbet olunmuştur. İşlerinde hikmet
sahibi bulunan Cenâb-ı Hakk’ın takdiriyle esîrî cisimlerin aşağı âleme ait
(süflî) cisimlerde tesirlerinin çeşitleri fazla olup her yıldız (yukarıda sayılan
veya sayamadığımız) nice özellikleriyle (hâdiselere) tesir etmekle, âlemin
yaratıcısı Allah teâlâ, bu büyük nur kaynağı güneşe nihayetsiz kudretiyle
nice hususiyetler vermiştir. Öyle ki; güneşin tesiri, yukarı ve aşağı âlemlere
ait cisimlerde kendisinden daha belirgindir. Diğer gezegenlerden daha
büyüktür. Nitekim yukarı âlemdeki (ulviyât) cisimlerde tesiri, doğduğu
vakit bütün yıldızları görünmez kılmasıdır. Çünkü o, bütün yıldızlardan
daha parlaktır. Aya nur ve fer verir.
Bu durumda Mars yıldızı da onlar gibi, Episikl’in ortalama apoje
noktasında bulunduğu sırada, daima güneşe ortalama bir yaklaşımla
(mukãrene-i vasatî) yaklaşmış olur. Çünkü güneşin merkezi, Episikl’in
merkezinden uzak olduğu müddetçe, yıldızın merkezi de Episikl’in
ortalama apoje noktasından güneşin uzaklığı kadar uzak olur. Tâ ki Güneş,
Episikl’in merkezine karşı gelinceye (mukãbele) kadar yıldız da Episikl’in
Yerberi, noktasına inmiş bulunur. Güneş ile karşılaşması, Episikl’in Yerberi
noktasında olduğu anda olur. Bu Mars’ın Güneş ile yakın olduğu andaki
mesafesi, karşı karşıya olduğu zamandaki mesafeden daha uzak ve fazla
olarak gözlemlenmiştir. Çünkü karşılıklı yaklaşma sırasında Güneş ile Mars
arasında bulunan Episikl’in çapı, karşı karşıya bulunma ânında oluşan
güneşin Ortakmermezli küresinin çapından daha büyük ve daha uzun olarak
hesaplanmıştır.
Bu durumda Mars yıldızı da onlar gibi, Episikl’in ortalama apoje
noktasında bulunduğu sırada, daima güneşe ortalama bir yaklaşımla
(mukãrene-i vasatî) yaklaşmış olur. Çünkü güneşin merkezi, Episikl’in
merkezinden uzak olduğu müddetçe, yıldızın merkezi de Episikl’in
ortalama apoje noktasından güneşin uzaklığı kadar uzak olur. Tâ ki Güneş,
Episikl’in merkezine karşı gelinceye (mukãbele) kadar yıldız da Episikl’in
Yerberi, noktasına inmiş bulunur. Güneş ile karşılaşması, Episikl’in Yerberi
noktasında olduğu anda olur. Bu Mars’ın Güneş ile yakın olduğu andaki
mesafesi, karşı karşıya olduğu zamandaki mesafeden daha uzak ve fazla
olarak gözlemlenmiştir. Çünkü karşılıklı yaklaşma sırasında Güneş ile Mars
arasında bulunan Episikl’in çapı, karşı karşıya bulunma ânında oluşan
güneşin Ortakmermezli küresinin çapından daha büyük ve daha uzun olarak
hesaplanmıştır.
. Daha sonraları eflâk-ı ulviye beş gezegen olarak kabul edilmiştir. Bunlar,
Merih,
Müşteri,
Zühal,
Uranüs
ve
Neptün’dür.
Bkz.
Muhtasar
Kozmoğrafya , Mütercimi; Sâlih Zeki, Matbaa-i Âmire, İstanbul 1332, s. 35.
.
Mukãrene:
Yaklaşım.
1-Gezegenlerin
birbirine
yaklaşması;
gökcisimlerinin aynı burç veya aynı ekliptikel boylamda olması. 2- Satürn
(Zühal) ve Mars’ın Yengeç (Seretân) burcunda bir araya gelmesi.
Nurlu güneşin yeröte ve yerberi, noktalarını, ekinoks noktaları (nokta-i
itidal) olan düğüm noktalarını, yavaş ve sür’atli seyrini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri şöyle demişlerdir: Gökteki
yedi yıldızdan biri sayılan [44/b] Mars, Ay feleğine nispetle beşinci felektir
ve Güneş feleğinin üstünde bulunup “Yüksek felekler” (eflâk-ı ulviye) namı
ile şöhret bulan üç feleğin en aşağıda olanı ve yeryüzüne en yakın
bulunanıdır. Mars yıldızında sadece kırmızı hâkim olup “Küçük uğursuz”
(nahs-ı asgar) adı ile bilinir.

