Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Üçüncü Madde

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Nurlu güneşin yeröte ve yerberi, noktalarını, ekinoks noktaları (nokta-i itidal) [501] olan düğüm noktalarını, yavaş ve sür’atli seyrini bildirir. Ey …

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Nurlu güneşin yeröte ve yerberi, noktalarını, ekinoks noktaları (nokta-i

itidal) [501] olan düğüm noktalarını, yavaş ve sür’atli seyrini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri şöyle demişlerdir: Âlemin

kandili güneşin yeröte noktasının burçlar feleğindeki mekânı, Rûmî tarihin

[Ğasîr] senesinde İkizler burcunun yirmi yedinci derecesinde tespit

edilmiştir. Aynı tarihte yerberinin yeri ise, Yay burcunun yirmi yedinci

derecesinde belirlenmiştir.

Hâlen [Ma’rifetnâme’nin telif edildiği yılda] Rûmî tarih 2069 senesinde,

Hicrî tarih ise 1170 yılına ulaşmıştır. Şu halde, yukarıda açıklanan minval

üzere yeröte ve yerberi noktalarından her biri, söz konusu tarihe kadar

takrîben sekizer derece ilerlemiştir. Şu halde güneşin yeröte noktası Yengeç

burcunun dördüncü derecesine, yerberi ise Oğlak burcunun aynı şekilde

dördüncü derecesine gelmiştir.

Çünkü nurlu güneşin dışmerkezli küresi burçlar kuşağının yüzeyinde

bulunmuştur. Onun için çıkış ve iniş düğümleri ancak burçlar kuşağı ile

ekvatorun iki kesişme noktası sayılmıştır ki bunlardan biri Koç burcudur,

diğeri Terâzi burcudur. Şu halde Güneş Koç burcunun başlangıcında iken,

Çıkış düğümü noktasına gelmiş olur. Terâzi burcunun başlangıcında ise, iniş

düğümü noktasına gelmiş olur.

Diğer gezegenlere gelince; bunların yeröte noktaları, kendi taşıyıcı

felekleri ile burçlar kuşağının kesişmesinde meydana gelen iki karşılıklı

noktada bulunmuştur. Söz konusu kuşaktan itibaren, taşıyıcı feleklerin

kuzey cihetine eğimli bulundukları yer çıkış düğümü noktası; güney

istikãmetine eğimli bulundukları yer ise iniş düğümü olarak adlandırılmıştı.

Nitekim bu konu, yukarıda ayrıntıları ile anlatılmıştır. Bu sebepledir ki

güneşte aslâ enlem farkı bulunmaz, diğer gezegenlerin hareketlerinde ise,

enlem farkı olduğu gözlenmiştir. Güneşte ise sadece boylam farkı olduğu

gözlenmiştir. Şöyle ki; Güneş, kuzey yarımkürede bulunan Koç, Boğa,

İkizler, Yengeç, Aslan ve Başak burçlarında yavaş hareket eder. Güney

yarımkürede bulunan Terâzi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık burçlarında

ise hızlı hareket eder bulunmuştur.

Esasen diğer bütün feleklerin hareketleri birbirine benzerlik arz ettiği ve

hatta bunlar bazı zamanlarda birbirine eşit görülen bir yeknesaklık içinde

bulundukları halde, güneşin hareketlerinde gözlenen hızlanma ve

yavaşlamanın sebepleri şunlardır ki: güneşin yeröte noktası, burçlar

feleğinden Yengeç burcunun evvelinde, yerberi ise Oğlak burcunun

evvelinde iken, güney yarımküredeki burçları geçme süresi, kuzey

yarımküredeki burçları geçme zamanından bir hafta fazla sürer. Bu

gecikmenin sebebi şudur; güneşin merkezi öyle bir dairenin etrafında dönüp

hareket eder ki; söz konusu dairenin merkezi, âlemin merkezinin dışındadır.

Bu sebeple Güneş, burçlar feleğinin bir yarısında, dışmerkezli kürenin

yarısında bulunduğundan daha fazla bulunmuş olur. Ve bu öyle yarımdır ki

güneşin yeröte noktası onda hesap olunmuştur. Bu takdirde burçlar

feleğinin diğer yarısında ise, dışmerkezli kürenin yarısından daha azı

kalmıştır. Bu da öyle yarımdır ki güneşin yerberisi ona gelmiştir. Çünkü

Güneş, kendi dairesinden itibaren orada bulunan yarımı geçmedikçe, kendi

hareketiyle burçlar feleğinin yarısını geçemez.

Şu halde güneşin burçlar feleğinin bir yarısını geçme zamanı, ikinci

yarısını geçme zamanına muhâlif olması lâzım gelir. Bu durumda zorunlu

olarak güneşin, burçlar feleğinin yerberisi olan yarısından yeröte olan diğer

yarısına doğru olan hareketi, daha yavaş görünür. Çünkü yeröte olan

yarısını geçme vakti, yerberi olan diğer yarısını geçme zamanından sekiz

gün daha uzun olur. Halbuki güneşin hareketi dışmerkezli küresinde farklı

olmayıp dairesel, sürekli ve birbirine benzerdir. Bütün bu hâdiseler “hakiki

mânâda güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiriyle olmaktadır.” (Bk.

Yâsin 36/38, En’âm 6/96)

“Yarattıklarını hikmetle, san’atkârâne yaratan Allah’ı tesbih ederiz.

O’nun şânı yücedir.” [47/b]